EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Mavilerin Efendisi

Glenn Hodges

Brian Skerry

28.7.2017

Mavilerin Efendisi

Davetsiz bir misafirin önünden şimşek gibi geçen sivriburun camgöz, Yeni Zelanda açıklarındaki suların patronu benim mesajı veriyor.

Okyanusun en hızlı köpekbalığı sivriburun camgöz, açgözlülüğümüzden kurtulmayı başarabilecek mi?

Amerika’nın Vahşi Batısı üzerine yazdığı macera romanlarıyla tanınan Zane Grey’in gerçek tutkusu silahşorlar ve kovboylar değil, derin deniz balıkçılığıydı. 1930’da Tahiti’de yakaladığı ve makaralı oltayla avlanan 450 kilogramdan daha ağır ilk rostrumlu balık olma özelliğini taşıyan yelkenbalığı dahil, tuzlu sularda balık tutma dalında 14 dünya rekoru kırmıştı. Ama hiçbiri, 1926’da Yeni Zelanda açıklarında karşılaştığı sivriburun camgözlerle kıyaslanamazdı.

Grey’in oltasına takılan ilk sivriburun camgöz 117 kilogramdı. Hayvan teknenin yedeğine bağlandığında “sivriburun camgözler hakkında yeni bir şey öğrendim,” diye yazmıştı Tales of the Angler’s Eldorado, New Zealand adlı kitabında. “Müthiş bir direniş gösterdi, zıpkınlardan birini kırdı, bizi sırılsıklam bıraktı ve sayısız sorun yarattı.” Tekneye çıkarılan köpekbalığının anatomisine –mermi biçimli kafası ile aerodinamik ve kaslı yapısına– hayran kalmıştı. “Daha önce böyle bir şey görmedim,” diye yazmıştı. “Camgözün tüm çizgileri hızı ve gücü yansıtıyordu.”

Ama efsanevi sıfatların asıl kaynağı, tekne kaptanının mücadele ettiği 540 kilogramlık sivriburun camgöz olmuştu. “Olağanüstü sıçrayışlar ve muhteşem ataklar yaptığı” uzun bir savaşımın ardından köpekbalığı, misinayı ısırarak kopartmış ve kaçmıştı. Kaptan daha sonra Grey’e, “Çok korktum,” demişti. “Camgöz sanki tüm gökyüzünü kaplamış gibiydi. Sadece oltama takılanlar arasında değil, ömrümde gördüğüm en vahşi ve en güçlü yaratıktı.”

Bu olayın yaklaşık yüzyıl ardından bugün de sivriburun camgöz, gösterdiği direnci ve etinin lezzetini eşit oranda seven balıkçılar arasında Herkül gibi kuvvetli olmakla tanınıyor. Ama yüzyıldır devam eden avların kötü etkisi artık kendini gösteriyor. Kısayüzgeçli sivriburun camgöz –daha nadir akrabası uzunyüzgeçli sivriburun camgözden, birçok başka özelliğinin yanı sıra göğüs yüzgeçlerinin kısa oluşuyla da ayrılıyor– hobi balıkçıları tarafından hedef alınıyor ve ticari parakete avcıları tarafından hedef dışı av olarak yakalanıyor. (Bu makalede “sivriburun camgöz” terimi kısayüzgeçli sivriburun camgöz için kullanılıyor.) Sivriburun camgöz etinin lezzeti kılıçbalığı ile yarışır nitelikte ve köpekbalığı yüzgeci çorbasında kullanılan yüzgeci Asya’da çok değerli. Bu özellikleri nedeniyle de ciddi bir baskı altında. Ama baskının düzeyi ve sonuçta ne tür bir etki yaratacağı tam olarak bilinmiyor.


“Dişli torpil.” Fotoğrafçı Brian Skerry sivriburun camgözü böyle tanımlıyor. “Koni şeklindeki burun okyanusu yarıyor.” Yetişkin dişilerinin ağırlığı 600 kiloyu aşan bu köpekbalığı, hızlı orkinosları bile tuzağa düşürecek kadar süratli.

Biliminsanlarının dünya genelinde ne kadar sivriburun camgöz yaşadığına dair net bir fikri yok. Av ve ölüm oranlarına ait verilerin çoğu, avlarını düşük göstermeye eğilimli ticari balıkçılık işletmelerinden geliyor. Bu nedenle de bu büyük bilgi boşluğunu sivriburun camgözleri inceleyen biyologlar doldurmaya çalışıyor.

2015 yazında, bu boşlukların bir bölümünü doldurmaya çalışan biliminsanlarıyla birlikte Maryland kıyılarında sivriburun camgöz markalama operasyonuna davet edildiğimde olayların şöyle gelişeceğini düşünmüştüm: Büyük sivriburun camgözler yakalayacaktık; Zane Grey’in tanık olduğu türde bir direniş göstereceklerdi ve bu makale için renkli malzeme çıkacaktı. Bu saydıklarımın yerine, Mark Twain’in deniz tutması hakkında yazdıklarının (“İlk başta mideniz o kadar bulanıyor ki öleceğinizi düşünüyorsunuz, sonrasında mideniz o kadar bulanıyor ki ‘Ya ölmezsem?’ diye düşünüyorsunuz.”) doğruluğunu bizzat yaşayarak öğrenmiştim ve balıkçılar pek fazla direniş göstermeyen iki küçük sivriburun camgöz çektiklerinde, kafamı kaldıramadığım için umurumda dahi olmamıştı. Bu nedenle, yaz sonuna doğru Rhode Island’da –bu kez deniz tutmasına karşı bant takarak– bir deneme daha yapmaya karar verdim. Ve bu kez görülmesi gereken her şeyi gördüm.

Her iki yolculukta da, temel olarak köpekbalıklarının hareket yollarını incelemek amacıyla 2008’den bu yana Atlas Okyanusu ve Meksika Körfezi’nde sivriburun camgözleri markalayıp izleyen, Guy Harvey Araştırma Enstitüsü’ne bağlı uzmanlara eşlik ettim. Atlas Okyanusu’nun kuzeybatısındaki sivriburun camgözler çok göç ediyor –sıcak aylarda kuzeye, kış yaklaşırken güneye.

Mayısta Maryland açıklarında yapılan seferler başarılı olmuş, iki hafta içinde 12 sivriburun camgöze uydu vericisi takılmıştı. Buna karşılık ağustostaki Rhode Island seferleri tam bir başarısızlık örneğiydi: Bir haftada sıfır sivriburun camgöz. Bu çelişki, Atlas Okyanusu’ndaki sivriburun camgözlerin başına neler geldiği konusunda bir ipucu oldu.

İpucunu anlamak için, sivriburun avına çıkanların ilk öğrendiği şeylerden birini bilmek gerekiyor: Sivriburun camgözler, mavi köpekbalıklarıyla aynı suları paylaşıyor. Bu iki tür, biraz aslanlarla sırtlanlara benziyor; farklı beslenme taktikleri izleyerek aynı bölgelerde yaşıyorlar. Okyanusun en süratli köpekbalığı sivriburun camgöz, lüfer ve orkinos gibi çevik avları takip ederken saatte 56 kilometre hıza ulaşıyor ve hobi balıkçılığı yapanları gücüyle kendisine hayran bırakıyor.

Öte yandan mavi köpekbalığı görece ağır ve mürekkepbalığı gibi daha yavaş avların peşinde koşuyor. Bir balıkçının tarifiyle onları yakalamak, “ambar kapısı çekmek gibi.” Ayrıca etinin lezzeti de sivriburun camgözün yanına bile yaklaşmıyor. Bu benzetmede hangisinin aslan hangisinin sırtlan olduğunu tahmin edersiniz. Ve doğal olarak herkes aslanın peşinden koşuyor.

Rhode Island, Narragansett’ten denize açılışımızın ikinci gününde, teknenin bordasına bir mavi köpekbalığı daha bağladığımızda, bariz bir gerçeğin farkına varıyorum.

“Tüm mavi köpekbalıklarının ağzında olta iğnesi var sanki,” diyorum. Yakaladığımız sivriburun camgözleri markalamakla görevli, Rhode Island Üniversitesi’nden deniz ekoloğu Brad Wetherbee, “Doğru. Şimdiye dek tekneye çektiklerimizin hepsinde olta iğnesi vardı,” diye yanıtlıyor.

Brian Skerry

Yalnız dolaşan ve bazen 10’u aşkın ülkenin karasularından geçerek sürekli göç eden sivriburun camgözlerin üçünü bir arada görmek, kalabalık bir grup görmekle eşanlamlı. Sivriburun camgöz popülasyonunun sağlıklı olduğu Yeni Zelanda yakınlarında markalanan bir köpekbalığı, bir yıl içinde 18 bin 670 kilometre yol yapmıştı.

Brian Skerry

San Diego açıklarında sürüklenen kelp kümesi civarında dolaşan bir sivriburun camgöz. Bu tür yüzer yosun kümeleri, büyük balığın küçük balığı yediği ve sivriburun camgözün besin zincirinin tepesinde oturduğu minyatür bir ekosistem oluşturuyor.

Brian Skerry

Skerry, “şimşek gibi” gelen bu genç sivriburun camgözün kamera kabının bir parçasını kırdığını söylüyor. Sivriburun camgözün insanlara nadiren saldırmasına karşılık, insanlar onlar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Sivriburun camgözler, aşırı avlandıkları için 2007 yılında hassas olarak sınıflandırıldılar.

Brian Skerry

Asalak kopepodlar, sivriburun camgözün yüzgecine tutunmuş. Köpekbalığının bedeninin farklı noktalarında parazitler, mukus, kan ve üstderi katmanı da dahil olmak üzere her şeyle besleniyorlar.

Köpekbalığının ağzından olta iğnesi çıkarmak tehlikeli bir iş olduğu için balıkçılar misinayı kesmekle yetinip iğneyi balığın ağzında paslanmaya terk ediyor. Ve balıkçılar esas olarak sivriburun camgöz peşinde oldukları için de mavi köpekbalıklarını serbest bırakmayı tercih ediyor. Gemideki tayfalardan Lucas Berg, denize açıldığımız gün, “Hiç ağzında olta iğnesi olan sivriburun camgöz görmedim,” diyor. “Onlar geri salınmıyor. Ama ağzında dört olta iğnesi olan mavi köpekbalığı bile yakaladık.”

Sivriburun camgöz üzerindeki av baskısının çok yoğun olduğunu söylüyor Wetherbee. Bizim tutmaya çalıştıklarımız yazın Atlas Okyanusu sahilleri boyunca kuzeye göç ediyor. Günlük hobi balıkçılarının yanı sıra, Maryland ile Rhode Island arasında düzenlenen onlarca köpekbalığı yakalama turnuvası yüzünden bu yolculuk oldukça tehlikeli. Wetherbee, “Hedeflerine vardıklarında içlerinden birçoğu avlanmış oluyor,” diyor.

“Av oranı sürdürülebilir bir noktada mı?” diye soruyorum. Çoğu köpekbalığı gibi sivriburun camgözler de az sayıda yavruladıkları ve cinsel olgunluğa geç eriştikleri için aşırı avlanmaya karşı özellikle savunmasız durumda. (Bir araştırmaya göre dişi sivriburun camgözler 15 yaşını geçene kadar cinsel olgunluğa erişmiyor ama bu bilgi henüz kesin olarak doğrulanmadı. Biyologlar daha çok araştırmaya ihtiyaç olduğu görüşünde.)

“Bilmiyoruz,” diye yanıtlıyor. “Bunlar yayılım alanları geniş, uluslararası köpekbalıkları –markaladığımız sivriburun camgözlerin bazıları en az 17 ülkenin karasularından geçmişti– ve yönetici kurumların, nüfusun azaldığı, çoğaldığı veya yerinde saydığı konusunda iyi bir tahmin yapabilmeleri için yeterli veri yok.”

ABD karasularında balıkçılığı denetleyen Ulusal Deniz Balıkçılığı Dairesi’ne göre, sivriburun camgözler sürdürülebilir bir düzeyde avlanıyor. Bu değerlendirme, genelde ticari parakete avcılarının, Atlas Okyanusu’nda orkinos ve diğer açık deniz balıklarının avlanma oranını denetleyen uluslararası kurumlara bildirdikleri av verilerine dayanıyor. Son yıllarda görece düzenli hasat alındığını gösteren bu rakamlar, sivriburun camgöz popülasyonlarının dengede olduğuna işaret ediyor. Ancak kesin bir ölçü olmaktan uzaklar. Av, kayıtlara metrik ton olarak geçiyor ve kaç adet köpekbalığı yakalandığı, köpekbalıklarının boyutları ve cinsiyetleri gibi temel bilgiler eksik olabiliyor. Bunun dışında avların birçoğunun kayıtlara geçmiyor oluşu, biliminsanlarını bu verilerin ve balık sayısı tahminlerinin doğruluğunu sorgulamaya yöneltiyor.

Wetherbee ve ekibinin bildiği bir şey varsa o da markaladıkları köpekbalıklarının pek iyi durumda olmadığı. Markalar, köpekbalığı yüzeye her çıktığında uyduya sinyal gönderiyor ve böylece araştırmacılara balığın izlediği rotanın ayrıntılı haritasını çıkarma olanağı veriyor. Sinyal karadan gelmeye başlayınca köpekbalığının yakalandığını anlıyorlar. “49 sivriburun camgöz markaladık, bunların 11 tanesi öldürüldü,” diyor Wetherbee. (Bir ay içinde bu rakam 12’ye çıkıyor.) Oldukça yüksek olduğunu söylediğimde bana katılıyor: Örnekleme sayısı küçük olabilir ama avlanma oranı endişe verici.

Karaya döndüğümüzde, markalama projesini yöneten Nova Southeastern Üniversitesi biliminsanlarından Mahmood Shivji’yi arıyorum. “Beni asıl şaşırtan,” diyor, “Bu hayvanların uçsuz bucaksız okyanusun içinde hiç durmadan yer değiştirmesine rağmen markalanan köpekbalıklarının yüzde 25’i oltaya takılıyor. Hiçbir köpekbalığı balıkçılık faaliyeti, yılda yüzde 25’lik bir azalışla sürdürülebilir olamaz.”


Köpekbalıklarının yavruladıkları San Diego açıklarındaki bölgede bir dalgıç, genç sivriburun camgözü yakından izliyor. Yetişkin dişiler, üç yılda bir ancak dört kadar yavru dünyaya getiriyor.

Deniz tutmasından perişan olduğum deniz yolculuğundan sonra, Ocean City’de, Bahia Marina’da yapılan geleneksel köpekbalığı yakalama yarışması Mako (Sivriburun Camgöz) Mania için Maryland sahiline bir kez daha gidiyorum. Bu Mako Mania’yı, New Jersey Point Pleasant’daki Mako Mania’yla karıştırmamak gerek. New Jersey’deki Mako Fever’la, yine New Jersey’deki Mako Rodeo’yla ya da sivriburun camgöz gibi açık deniz köpekbalıkları, sapanbalığı ve kaplan köpekbalığı başına ödüller koyulan yaklaşık 65 farklı Amerikan turnuvasından herhangi biriyle de karıştırmamak gerek.

Marinaya tam da ilk köpekbalıkları rıhtıma çıkarıldığı sırada ulaşıyorum. Etrafta bir şenlik havası var. Yüzlerce kişi bir yandan yiyip içerken, bir yandan da oltayla avlanan balıkçılara ve yakaladıkları balıklara tezahürat yapıyorlar. Sonradan sivriburun camgöz kategorisinde birinci olduğunu öğreneceğimiz 128 kilogramlık bir sivriburun camgöz tartı için yukarı kaldırıldığı sırada yanımdaki kadın ve küçük oğlu seyrediyor. Balıkçılar fotoğraf çekilmesi için hayvanın ağzını açtıklarında kadın oğluna dönerek, “Ne muhteşem, değil mi?” diyor. Köpekbalığının kanlı yüzünden gözünü alamayan çocuk, başıyla sessizce onaylıyor.

Köpekbalıkları getirilmeye devam ederken –66 kilogramlık bir sivriburun camgöz, 211 kilogramlık bir sapanbalığı, 227 kilogramlık bir sapanbalığı, 79 kilogramlık bir sivriburun camgöz– turnuvanın organizatörü Shawn Harman ile konuşuyorum. Tezahürat yapan kalabalığa göz gezdirerek, “Köpekbalığı görmekten daha güzel bir eğlence olabilir mi?” diye soruyor. Daha sonra, karşıtlarının taktıkları isimle “ölüm turnuvaları” (daha az sayıda da olsa “öldürmeye hayır” veya “yakala ve salıver” yarışmaları da var) konusundaki tartışmalara dair çetrefilli sorulara geldiğimizde, kendi turnuvasının, köpekbalıklarının rıhtıma dağ gibi yığıldığı ve daha sonra toptan çöpe atıldığı 1970’ler ve 80’lerdeki yarışmalara benzemediğini söylüyor. Burada rıhtıma getirilen köpekbalıkları, okyanusun en lezzetli köpekbalığı olarak bilinen sivriburun camgöz ve sapanbalığı. Ayrıca minimum boyut ve tekne başına günde bir adet balık kısıtlaması var.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ağustos 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Brian Skerry

Yalnız dolaşan ve bazen 10’u aşkın ülkenin karasularından geçerek sürekli göç eden sivriburun camgözlerin üçünü bir arada görmek, kalabalık bir grup görmekle eşanlamlı. Sivriburun camgöz popülasyonunun sağlıklı olduğu Yeni Zelanda yakınlarında markalanan bir köpekbalığı, bir yıl içinde 18 bin 670 kilometre yol yapmıştı.

Brian Skerry

San Diego açıklarında sürüklenen kelp kümesi civarında dolaşan bir sivriburun camgöz. Bu tür yüzer yosun kümeleri, büyük balığın küçük balığı yediği ve sivriburun camgözün besin zincirinin tepesinde oturduğu minyatür bir ekosistem oluşturuyor.

Brian Skerry

Skerry, “şimşek gibi” gelen bu genç sivriburun camgözün kamera kabının bir parçasını kırdığını söylüyor. Sivriburun camgözün insanlara nadiren saldırmasına karşılık, insanlar onlar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Sivriburun camgözler, aşırı avlandıkları için 2007 yılında hassas olarak sınıflandırıldılar.

Brian Skerry

Asalak kopepodlar, sivriburun camgözün yüzgecine tutunmuş. Köpekbalığının bedeninin farklı noktalarında parazitler, mukus, kan ve üstderi katmanı da dahil olmak üzere her şeyle besleniyorlar.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA