KASIM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Zehirlenen Afrika

Edwin Dobb

Charlie Hamilton James

7.8.2018

 

Zehirlenen Afrika

Kenya’nın ünlü Bataklık Sürüsü’nün, 2015’te Maasai çobanlarının karbosülfan adlı böcek ilacını kattığı bir inek ölüsünü yedikten sonra ölen üç üyesinden biri, genç bir erkek aslandı. Bu aslanlar çok sayıda ineği öldürmüştü.

Ucuz, ölümcül pestisitler, Afrika’da birer silaha dönüşüyor ve yaban hayatını mahvediyor.

İki erkek aslan haftalardır sığır ve keçileri öldürüyordu. Kenya’nın Osewan bölgesindeki Maasai çobanlarının artık canına tak etmişti.

Maasailer geçen yıl Aralık sonlarında Kenya Yaban Hayatı İdaresi’ne (KWS) Noel’e kadar bu sorunu çözmelerini, yoksa kendi kendilerine çözeceklerini söyledi. Hararetli bir köy toplantısında “Aslan öldürmeyi biliyoruz,” dedi genç bir Maasai savaşçısı Svahili dilinde; kastettiği yalnızca mızraklar değildi. Aynı zamanda, aslanları yaban hayatı idaresinin korumaya çalıştığı ulusal bir simgeden çok, geçim kaynaklarına yönelik bir tehdit olarak gören çobanların tercih ettikleri bir silaha dönüşmüş olan zehirleri de kastediyordu.

Deneyimli KWS bekçisi Kenneth Ole Nashuu, en iyi çözümün aslanların, otlayan besi hayvanlarıyla karşılaştıkları, Amboseli Ulusal Parkı’nın kuzeyindeki Osewan’dan alınıp, komşu ulusal park Batı Tsavo’ya yerleştirilmesi olduğuna karar verdi. Ama aslanların uyuşturulması gerekiyordu.

Noel gecesi Ole Nashuu ve diğer bekçiler, Lion Guardians (Aslan Koruyucuları) adlı koruma grubundan Luke Maamai’yle buluştu. Cipe atlayıp çalılıklara doğru gittiler. Bir açıklığa park ettiler. Tepelerinde ay ışığı parlarken farlarını kapatıp genç erkek kardeşlerden oluşan yırtıcı çetesinin ortaya çıkmasını beklemeye başladılar.

Bir Maasai olan Maamai aracın tepesine hoparlör yerleştirdikten sonra, önceden kaydedilmiş, ölmekte olan bir bufalonun inlemelerini karanlığın içine doğru yayınladı; aslanların karşı koyamayacağı bir sesti. Yalnızca 15 dakika sonra sağ taraftaki gölgelerin içinden büyük bir hayvan çıkageldi. Dişi bir aslandı bu; erkek kardeşlerle eşleşmiş olan iki kız kardeşten biriydi, ama onlarla akraba değildi. Dişi, aracın yaklaşık 10 metre ötesinde, Maamai’nin yem olarak keçi bağırsağı yerleştirdiği küçük bir ağaca doğru tedbirli adımlarla ilerledi. Ve Ole Nashuu, diğer cipte uyuşturucu iğne atan tüfeğiyle bekleyen veterinere işaret verdi.


Hayvanları zehirle öldürmenin geleneksel yollarından biri de, Acocanthera ağacından elde edilen ölümcül maddeyi taşıyan oklar –tıpkı Kenya’nın Tanzanya sınırında, Olpusi Moru’daki pazarda Maasailerin yaptığı bu oklar gibi.

Adamlarını yönlendirerek baygın dişi aslanı bir kafese taşıtan Ole Nashuu, başarıyla tamamladıkları görev için grubu tebrik etti. Dişinin götürülmesinin sürüyü altüst edeceğini ve erkek kardeşlerin köyün hayvanlarını avlamayı bırakmasını sağlayacağını söyledi –kulağa pek inandırıcı gelmeyen bir iddiaydı bu, çünkü asıl belayı çıkaran genç erkek aslanlar hâlâ oralarda bir yerlerdeydi.

O gece ilerleyen saatlerde, Kenya’daki yırtıcılar konusunda önde gelen uzmanlardan olan rehberim Simon Thomsett ve ben, cipinde uyumaya çalışırken kükremeler işittik –sesler önce uzaktan geldi, sonra giderek yaklaştı. Bunlar o iki erkek aslandı ve muhtemelen dişiyi arıyorlardı. Ekip, kardeşlerden birini iğneyle vurup yakalamayı başardı ama diğeri kaçtı. Yakalanan erkek ve dişi daha sonra Batı Tsavo’ya salındılar. Önceki denemelere bakarsak eğer, olasılıkla hayatta kalamayacaklardı: Hiç alıştırılmadan başka bir sürünün alanına bırakılan aslanlar düşman gibi görülüyordu ve çoğunlukla onları acı dolu bir ölüm bekliyordu.

Kenya genelinde yaban hayatının esenliğinden sorumlu KWS’de veterinerlik hizmetlerinin başında bulunan Francis Gakuya, “Onlara ikinci bir şans vermek istedik,” diyor. (Ancak birçok aslan uzmanı bu tür durumlarda, sorun yaratan aslanları hemen orada öldürmenin bile daha insancıl olacağına inanıyor.) Bu arada, bekçinin sürünün altüst olacağı yönündeki fikrine zıt biçimde, geride kalan erkek aslan besi hayvanlarını avlamaya devam etti. Bu defa hayvancılar –olasılıkla bölgenin yerlisi değillerdi– dışarıdan yardım istemeyecekti. Bir keçi ya da sığır leşine bunları yiyen aslanları öldüren bir kimyasal madde ekleyip erkek ile diğer dişiyi zehirlediler. KWS olayın haberini alıp incelemesi için bir veteriner yollayana kadar aslanların cesetleri çürüyüp gitti. Veteriner aynı zamanda bazı akbabalar ve bir sırtlandan geriye kalan parçalar da buldu ki bunlar, olasılıkla zehirli besi hayvanının leşini yedikten sonra ölen hayvanlardan yalnızca birkaçıydı (“suç mahalinin” zincirleme olarak genişlemesi yabanda yaşanan zehirlenmelerde yaygın bir durum).

Charlie Hamilton James

Bunyala’nın çeltik ekilen bölgesinde fention adlı pestisitin havadan sıkılmasının ardından hastalanan bir gri balıkçıl ve ölen kuşlar korumacıların elinde. Köylüler, zehirlenmiş olmalarına rağmen bu kuşları toplayıp yiyor.

Charlie Hamilton James

Yasal bir böcek ilacı olan Marshal (en sağda) Kenya’da kolaylıkla bulunabiliyor; Amboseli ve Batı Tsavo ulusal parklarının yakınlarındaki bu dükkân da bir istisna değil. Tezgâhtar Faithy Ndungu, yaban hayvanlarını öldürmek isteyen birine bilerek Marshal satışı yapmayacağını söylüyor ama yırtıcılara yem olarak bırakılmış hayvan ölülerinde bu ilaca rastlanmış. Marshal’ı üreten ABD şirketi FMC, zehrin kötüye kullanımına ilişkin bir bilgileri olmadığını ve konunun araştırıldığını söylüyor.

Charlie Hamilton James

Bir Maasai çobanı evinin yakınlarına zulaladığı karbosülfanı gösteriyor. Önceki gece, keçilerini avlayan bir sırtlanı öldürmek için bu zehri kullanmış.

Charlie Hamilton James

Yakın döneme kadar Maasailer on binlerce sığırı Masai Mara Ulusal Koruma Alanı’na sürmüş. Bitişik arazilerin parsellenmesi, nüfus artışı, yerel politikalar ve kuraklık nedeniyle sığır akınlarında dalgalanmalar yaşanıyor.

Charlie Hamilton James

Maasailerin Masai Mara Koruma Alanı’na sürdüğü besi hayvanları, aslan ve sırtlanların avladığı hayvanların besinlerine ortak oluyor. Yırtıcılar besi hayvanlarını öldürüyor, çobanlar da hayvan leşlerine zehir koyup karşılık veriyor.

Charlie Hamilton James

Talek Sürüsü’ndeki aslanlar sık sık Maasailerin sığırlarını avlıyor. Bu saldırıda iki ineği öldürmüş, birini de yaralamışlar. Çobanlar aslanları kovalamış, ama bu genç erkek, olasılıkla zehirli bir ok nedeniyle aylar sonra ölmüş.

Charlie Hamilton James

Masai Mara’nın doğusunda, Empopogi köylüleri yaralı bir keçiyi parlak renkli antiseptik spreyle tedavi ediyor. Önceki gece, sırtlanlar yüzden fazla keçi ve koyunu öldürüp bağırsaklarını deşmiş.

Charlie Hamilton James

Bir Maasai kızı, çiftliklerle kuşatılmış Amboseli Ulusal Parkı yakınlarında, 52 yaşındaki dişi filin ölüsü üzerinde zıplıyor. Bekçiler filin, tahıl ambarını bastığı için zehirlendiğini ve dişlerinin söküldüğünü düşünüyor.

Charlie Hamilton James

Masai Mara’da köylüler, bekçiler, topluluğun ileri gelenleri, veterinerler ve STK çalışanlarıyla birlikte, zehir olaylarına müdahale konusunda Tehlike Altındaki Yaban Hayatı Vakfı’nın desteğiyle yapılan üç günlük bir çalıştaya katılıyor. Buradaki keçi gibi ölü hayvanları kullanarak adli incelemeleri nasıl gerçekleştireceklerini ve zehirden etkilenmiş yaban hayvanlarını nasıl yaşama döndüreceklerini öğreniyorlar.

Charlie Hamilton James

Nairobi'de bir barınakta sevgiyle bakılan bu genç fil, annesi Masai Mara'da zehirli bir okla vurulunca öksüz kalmış.

Kenya’da ve Afrika’nın her yanında, küçük canlıların gıda olarak tüketilmek üzere zehirlenerek öldürülmesine ek olarak (insan sağlığı üzerindeki etkileri bilinmiyor), filler ve gergedanların diş ve boynuzları için izinsiz olarak avlanmasında ve geleneksel şifa yöntemleri için hayvan organlarının elde edilmesinde de zehir kullanılıyor. Bu can yakıcı zehir kullanımının bir başka nedeni de insanlarla yaban hayvanlarının karşı karşıya gelmesi –örneğin bir aslan veya sırtlanın besi hayvanlarını öldürmesi ya da bir filin mala veya mülke zarar vermesi– ve bu yüzleşmeler genellikle pestisit kullanımıyla sonlanıyor. Ne de olsa pestisitler ucuz, kolay ulaşılabilir ve ölümcül zehirler.

“Zehirleme büyük bir sorun,” diyen Gakuya da kabul ediyor bu gerçeği. Ve bu, Osewan’daki olaya bakılırsa, hâlâ çözümden uzak bir sorun.

Misilleme amaçlı zehirleme olayları her an her yerde gerçekleşebiliyor. Buna dair kanıtlar da çoğu zaman kulaktan dolma oluyor ve neredeyse her zaman yetersiz kalıyor. Bu durumda bile, Kenya’da yaban hayatını izleyen neredeyse herkes –biyologlar, KWS çalışanları ve korumacı gruplar– zehirleme olaylarının büyük olasılıkla çoğalacağı konusunda hemfikir, çünkü insanlarla yaban hayatının karşı karşıya kaldığı durumlar artıyor.

Kenya’nın koruma altındaki alanları, buna güneydeki önemli koruma alanları ve parklar dahil, kuşatma altında: Masai Mara, Amboseli, Batı Tsavo ve Doğu Tsavo. Hızla devam eden inşaatlar –otoyollar, tren yolları, enerji santralleri ve elektrik hatlarından tutun, ağır sanayi, yüksek teknoloji merkezleri ve büyüyen kentlere kadar– her yanı sarmış durumda. Kenya’nın yerel kaynakları şimdiden zorlamaya başlamış nüfusunun 2050’de neredeyse iki katına çıkarak 80 milyonu aşması bekleniyor. Bu esnada açık araziler giderek çiftliklere dönüştürülürken hayvanların hareket alanları da kısıtlanıyor. Sonuç olarak parklara komşu araziler –grup çiftlikleri olarak bilinen büyük, ortak mülkiyetli parseller ve diğer ortak araziler– yaban hayatı için barınılamaz hâle geliyor. Bir parktan diğerine göç etmek, yiyecek ve su bulma amacıyla mevsimsel olarak dağılmak ve doğurmak için bu alanlara ihtiyaç duyan filler ve diğer büyük hayvanlar açısından bu taarruz tam bir felaket. “Yaban hayatı için sığınılacak bir liman olan ülkemizin bu niteliğini korumuyoruz artık,” diyor Thomsett, Kenya’nın hız kazanan ekonomik atılımından söz ederken. “Afrika’nın Dubai’si olmaya çalışıyoruz.”

Aslan, Kenya’nın simgesi olan yabanıl bir hayvan ama tüm ülkede, elli yıl önce sayıları tahmini 20 binken, günümüzde 2 binden az birey kalmış durumda ve eski yayılım alanlarının yaklaşık yüzde 90’ında görülmüyorlar artık. Bilinçli şekilde gerçekleştirilen tüm zehirlemeler, Kenya’yı, Afrika yaban hayatı fotoğrafçısı Peter Beard’ın ünlü deyimiyle “oyunun sonu” olarak adlandırılan noktaya bir adım daha yaklaştırıyor.


Kuşbilimci Martin Odino (sağdaki) ile bir yardımcısı, Bunyala çeltik tarlalarında pestisitten zehirlenen gözlüklü kumruları yakıyor. Hayvan leşlerini yakmak, ölülerinden beslenecek kuşlar ve leş yiyicilerin de ölmesini engelliyor. Kenya’da yaban hayvanlarının zehirlenmesi nedeniyle akbaba popülasyonları sert düşüşler görüyor.

İnsanlar uzun zamandır avlanmak ve düşmanlarını öldürmek için zehirden yararlanıyor. Doğu Afrika’da, küçük bir dozu bile büyük bir memelinin kalbini durdurabilecek bir bileşik bulunduran Acocanthera ağacının zehri yüzyıllarca yaygın olarak kullanıldı. Daha yakın zamanlarda ise, striknin denen zehrin, “zararlıların” ilaçlamasında kullanımı öyle yaygındı ki, ünlü korumacı George Adamson gibi bir isim bile zararlı olarak gördüğü sırtlanlardan kurtulmak için bunu kullanmıştı.

Ancak en can alıcı değişim, tarım amaçlı sentetik zehirlerin –böcek ve bitki ilaçlarının– geliştirilmesiydi ve bu, bir nimet olduğu kadar, aralarında Afrika’nın büyük bölümü ve ABD’nin de yer aldığı, diğer ülkelerin başına dert olmayı sürdüren bir illetti de aynı zamanda. 1980’lerde toprak sahipleri ve hayvancılar, pestisitlerin yırtıcıları (aslan, pars, yabanköpeği ve çakallar), leş yiyicileri (sırtlan ve akbabalar) ve mahsule dadanan hayvanları (filler ve bazı kuşlar) öldürmek için de kullanılabileceğini fark etmişti. Bir noktada insanlar bu ölümcül bileşikleri kullanarak ördek ve diğer su kuşlarını izinsiz olarak avlamaya ve öldürdüklerini yiyecek olarak satmaya başladı.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ağustos 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Charlie Hamilton James

Bunyala’nın çeltik ekilen bölgesinde fention adlı pestisitin havadan sıkılmasının ardından hastalanan bir gri balıkçıl ve ölen kuşlar korumacıların elinde. Köylüler, zehirlenmiş olmalarına rağmen bu kuşları toplayıp yiyor.

Charlie Hamilton James

Yasal bir böcek ilacı olan Marshal (en sağda) Kenya’da kolaylıkla bulunabiliyor; Amboseli ve Batı Tsavo ulusal parklarının yakınlarındaki bu dükkân da bir istisna değil. Tezgâhtar Faithy Ndungu, yaban hayvanlarını öldürmek isteyen birine bilerek Marshal satışı yapmayacağını söylüyor ama yırtıcılara yem olarak bırakılmış hayvan ölülerinde bu ilaca rastlanmış. Marshal’ı üreten ABD şirketi FMC, zehrin kötüye kullanımına ilişkin bir bilgileri olmadığını ve konunun araştırıldığını söylüyor.

Charlie Hamilton James

Bir Maasai çobanı evinin yakınlarına zulaladığı karbosülfanı gösteriyor. Önceki gece, keçilerini avlayan bir sırtlanı öldürmek için bu zehri kullanmış.

Charlie Hamilton James

Yakın döneme kadar Maasailer on binlerce sığırı Masai Mara Ulusal Koruma Alanı’na sürmüş. Bitişik arazilerin parsellenmesi, nüfus artışı, yerel politikalar ve kuraklık nedeniyle sığır akınlarında dalgalanmalar yaşanıyor.

Charlie Hamilton James

Maasailerin Masai Mara Koruma Alanı’na sürdüğü besi hayvanları, aslan ve sırtlanların avladığı hayvanların besinlerine ortak oluyor. Yırtıcılar besi hayvanlarını öldürüyor, çobanlar da hayvan leşlerine zehir koyup karşılık veriyor.

Charlie Hamilton James

Talek Sürüsü’ndeki aslanlar sık sık Maasailerin sığırlarını avlıyor. Bu saldırıda iki ineği öldürmüş, birini de yaralamışlar. Çobanlar aslanları kovalamış, ama bu genç erkek, olasılıkla zehirli bir ok nedeniyle aylar sonra ölmüş.

Charlie Hamilton James

Masai Mara’nın doğusunda, Empopogi köylüleri yaralı bir keçiyi parlak renkli antiseptik spreyle tedavi ediyor. Önceki gece, sırtlanlar yüzden fazla keçi ve koyunu öldürüp bağırsaklarını deşmiş.

Charlie Hamilton James

Bir Maasai kızı, çiftliklerle kuşatılmış Amboseli Ulusal Parkı yakınlarında, 52 yaşındaki dişi filin ölüsü üzerinde zıplıyor. Bekçiler filin, tahıl ambarını bastığı için zehirlendiğini ve dişlerinin söküldüğünü düşünüyor.

Charlie Hamilton James

Masai Mara’da köylüler, bekçiler, topluluğun ileri gelenleri, veterinerler ve STK çalışanlarıyla birlikte, zehir olaylarına müdahale konusunda Tehlike Altındaki Yaban Hayatı Vakfı’nın desteğiyle yapılan üç günlük bir çalıştaya katılıyor. Buradaki keçi gibi ölü hayvanları kullanarak adli incelemeleri nasıl gerçekleştireceklerini ve zehirden etkilenmiş yaban hayvanlarını nasıl yaşama döndüreceklerini öğreniyorlar.

Charlie Hamilton James

Nairobi'de bir barınakta sevgiyle bakılan bu genç fil, annesi Masai Mara'da zehirli bir okla vurulunca öksüz kalmış.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA