MAYIS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Yağ Meselesi

Hillary Rosner

David Guttenfelder, Pascal Maitre

30.11.2018

 

Yağ Meselesi

Malezya anakarasında elle toplanan yağ palmiyesi demetleri işlenmek üzere kamyonla imalathaneye götürülüyor. Yağ palmiyesi, diğer ürünlere oranla hektar başına daha fazla yağ veriyor. Ancak dünyanın en popüler bitkisel yağına olan talebin artması, en büyük üreticiler olan Endonezya ve Malezya’da büyük orman tahribatına ve yaban hayatı kaybına neden oldu.

Asya’daki palmiye yağına duyulan küresel iştah çevreye ve yaban hayatına zarar veriyor. Ve Afrika ülkelerinden Gabon, bu endüstrinin ormanı koruyarak da inşa edilebileceğini dünyaya göstermek istiyor.

 Güneybatı Gabon’da birincil orman yüzlerce kilometre boyunca uzanıyor. Bir ocak sabahı, Singapur merkezli endüstriyel tarım şirketi Olam’ın birkaç çalışanıyla birlikte daracık bir tekneden Ngounié Nehri kıyısına çıkıyoruz. Fil izleri peşinde ilerlerken çok geçmeden ormanın derinliklerinde buluyoruz kendimizi. Ulu ağaçların, şempanze yuvalarının, bir gün önceden kalma goril dışkısı öbeklerinin yanından geçiyoruz. Tepelerde maymunlar seğirtiyor. Genç bir Olam orman bekçisi botlarını çıkarıp atıyor, yalınayak ağaca tırmanıyor ve bir avuç dolusu erik benzeri pembe meyveyle aşağı iniyor.

Daha da ilerledikçe yabani mangolara, kola cevizlerine, sarmısak gibi kokan ağaç kabuklarına rastlıyoruz. Güneşin gölgeler arasında oynaştığı bir açıklıktaki gölcükte balıklar kol geziyor. Etrafındaki ağaçlarda fillerin dişleriyle yaptığı çizikler var.

Açılı düşen güneş ışınları altında, tüm bunların dümdüz edildiğini düşünmek yürek burkucu. Bir park ya da koruma alanı değil burası, Olam tarafından işletilen Mouila yağ palmiyesi plantasyonu içinde bir alan. Ve eğer dünyanın en büyük iki palmiye yağı üreticisi olan Endonezya ya da Malezya’da yer alsaydı bu alan, düzenli sıralarla dikilmiş yağ palmiyesi ağaçlarına yer açmak için diğer ağaçları kesmeye gelen keresteciler ve buldozerler tarafından kuşatılmış olurdu.


Endonezya: Borneo adasındaki bir turbalıkta büyüyen bu orman, yağ palmiyesine alan açmak için 2015’te yakılmış. O yıl Endonezya’daki yangınlardan –kimi doğal, kimi kasıtlı– kaynaklanan hava kirliliği en az 12 bin erken ölüme yol açtı. Ülke sera gazı salımlarının yaklaşık yarısının kaynağı, karbon zengini turbalardakiler de dahil olmak üzere, orman kesimleri ve kasıtlı çıkarılan yangınlar. [Fotoğraf: Kemal Jufri]

Karmakarışık yapraklarının altında dev kırmızı meyve öbekleri bulunan yağ palmiyeleri, eski çağlardan bu yana tüketilen temel bir gıda maddesi. İnsanlar, binlerce yıldır yemeklik yağ çıkarmak üzere meyvesini haşlayıp eziyor, çekirdeklerinin kabuklarını yakarak ısınıyor, çatıdan sepete farklı birçok kullanım için yapraklarını örüyor. Ancak son 20–30 yıldır palmiye yağı kullanımında bir patlama yaşandı. Bunun nedenlerinden biri, yağın çok yönlülüğü ve kremamsı dokusu; diğeri ise ağaçların verimliliği. Palmiye, aynı miktarda yağ çıkarmak için soya fasulyesi gibi bazı ürünlerin yarısı kadar araziye gereksinim duyuyor.

Palmiye yağı, şu sıralarda dünyanın en popüler bitkisel yağı olarak küresel tüketimin üçte birini karşılıyor. Hindistan’da ve diğer bazı ülkelerde gündelik bir yemeklik yağ olarak kullanılıyor. Bir yiyecek malzemesi olarak görülmediği hemen hiçbir yer yok. Her tür süpermarket ürününün içinde bulunuyor: kurabiye, pizza hamuru, ekmek, ruj, losyon, sabun. Hatta çevre dostu olduğu savunulan biyodizelde dahi var: 2017’de Avrupa Birliği’ndeki palmiye yağı tüketiminin yüzde 51’ini araba ve kamyonlarda kullanılan yakıt oluşturuyordu.

Dünya genelinde palmiye yağına yönelik talep artıyor. Hindistan, küresel toplamın yüzde 17’siyle en yüksek tüketime sahipken onu Endonezya, Avrupa Birliği ve Çin izliyor. Amerika Birleşik Devletleri günümüzde sekizinci sırada. 2018’de küresel tüketimin 65,5 milyon tona, yani kişi başı kabaca 9 kilogram palmiye yağına ulaşması bekleniyor.

Söz konusu talebin karşılanmasının yol açtığı kayıplar ise çok büyük. Malezya ve Endonezya’nın paylaştığı Borneo adasında, 1973’ten bu yana 41 bin kilometrekarelik yağmur ormanı yağ palmiyesine yer açmak için kesildi, yakıldı, buldozerlerle dümdüz edildi. Bu, Borneo’da 1973’ten bu yana gerçekleştirilen toplam ormansızlaştırmanın beşte birine, 2000’den bu yana açılanların da yüzde 47’sine karşılık gelen bir miktar.

Pascal Maitre

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki bir imalathanenin çalışanları, preslenmeye hazır palmiye meyvelerini yumuşadıkları buharlama aletinden çıkarıyor. Yağ palmiyesi ağacı Elaeis guineensis, Batı ve Orta Afrika kökenli; ticari plantasyonlar da bu bölgelerde artış gösteriyor. Sayılarında patlama yaşanması halinde plantasyonlar, büyük maymunlar, orman filleri ve tehdit altındaki diğer türler için önemli olan doğal ortamlara zarar verebilir.

Pascal Maitre

Palmiye yağı, Batı Afrika’da tarihi çok eskilere uzanan bir gıda; ve kökeni de endüstriyel olmaktan çok küçük ölçekli üretime dayanıyor. Benin’de palmiye yağının çoğu hâlâ kadınlar tarafından evde kullanılmak üzere üretiliyor. Meyvesi haşlanıyor ve dövülerek posasından yağ çıkarılıyor. Burada bir kadın, arınması için tekrar kaynatılacak yağlı karışımdan meyvenin lifleriyle kabuklarını ayıklıyor.

Ulet Ifansasti, Greenpeace

Endonezya’da palmiye yağının ön cephesi Yeni Gine adasında yer alıyor. Borneo ile Sumatra’daki ormanlar ve turbalıklar, yağ palmiyesi plantasyonlarına yer açmak için büyük oranda kesildi ve yakıldı. Greenpeace’e göre Papua bölgesindeki bu yeni plantasyonların bazıları Endonezya’nın turbalıkları temizlemek konusundaki moratoryumunu ihlal ediyor.

Pascal Maitre

Borneo adasındaki iki Malezya eyaletinden biri olan Sarawak’ta bir işçi, plantasyonda palmiye meyvesi topluyor. Bu olgun ağaçlar 25 yaş civarında ve bu da kısa bir süre sonra kesilip yerlerine yenilerinin ekileceği anlamına geliyor. Yağ palmiyesi ağacı yaşlandıkça daha az meyve veriyor ve uzun ağaçlardan meyve toplamak zorlaşıyor.

Pascal Maitre

Kazıcı, palmiye meyvelerini toplayıp buharlama makinesine ulaştıran taşıyıcı bant üzerine atıyor. Palmiye yağı üretimi Asya’da Afrika’ya oranla daha mekanik. Malezya’nın Perak eyaletindeki bu imalathanede saatte 40 ton meyve işleniyor ve 2 ton ham palmiye yağı çıkarılıyor. İmalathane günün 24 saati çalışıyor.

David Guttenfelder

Singapur merkezli tarım işletmesi devi Olam, bu Batı–Orta Afrika ülkesinde her biri kendi imalathanesine sahip iki yeni yağ palmiyesi plantasyonu açtı. Gabon’un dörtte üçü ormanlarla kaplı ve ticari tarım neredeyse hiç yok. Devlet, bu sektörü yağ palmiyesi gibi ürünlerle geliştirmeyi amaçlıyor ama bu arada Güneydoğu Asya’daki gibi bir çevre tahribatına yol açmak istemiyor.

David Guttenfelder

İşçilerin palmiye fidanları ekerken görüldüğü Olam’a ait Mouila plantasyonunun yarısından fazlası savandan oluşuyor. Burası daha fazla orman kesimi yapılmaması kararlaştırılan bir alan. Parklar İdaresi müdürü Lee White, Gabon’un “yağ palmiyesi ile, tarım ve orman korumacılığını dengede tutmayı” hedefleyen yeni bir ulusal toprak kullanım planı geliştirdiğini söylüyor.

David Guttenfelder

Olam bahçıvanları Gabon’daki bir yağ palmiyesi ağacı üretim alanında fidelerin bakımını yapıyor. Gabon ekonomisi büyük oranda petrole dayalı ve ülke, gıda ürünlerinin çoğunu ithal ediyor. Devlet, endüstriyel tarımı ulusun geleceğinin önemli bir parçası olarak görüyor.

Tüm bu orman tahribatı yaban hayatı için yıkıcı oldu. 1999 ile 2015 arasında yüksek tehlike altındaki 150 bin civarında Borneo orangutanının yok olmasının temel sorumlusu kerestecilik ve avcılık olsa da, palmiye yağı da önemli bir faktördü. Aynı zamanda iklim değişikliğini –Endonezya’nın sera gazı salımlarının yaklaşık yarısı orman tahribatı ve arazi kullanımındaki diğer değişikliklerden kaynaklanıyor– ve yanı sıra aşırı hava kirliliğini de körüklüyor. Endonezya’da, çoğu yağ palmiyesine arazi açmak için kasıtlı olarak çıkarılan orman yangınlarından kaynaklanan duman, yalnızca 2015 yılında en az 12 bin erken ölüme neden oldu.

Plantasyonlara dönüştürülen topraklar üzerinde yaşayanlar faklı biçimlerde de zarar gördü. Çocuk işçiler ve zorunlu tahliyeler gibi insan hakları ihlalleri belgelendi. Endonezya’nın Sumatra adasındaki palmiye yağı şirketleri kimi zaman Yerli köylerini tamamen yerle bir ederek sakinlerini evsiz barksız ve devletin yardımına muhtaç bıraktı.

Planlarını kısa vadeli yapan bu tür bir ekolojik yağma, tam da Gabon’un kaçınmaya çalıştığı şey. Yani bu gördüğüm cennet yerle bir olmayacak: Olam, imtiyazlı arazinin farklı bir yerinde yağ palmiyesi yetiştirmek için hükümetle yaptığı anlaşma kapsamında burayı koruma altına almış.

Gabon’un parklar idaresini yöneten doğa koruma biyoloğu Lee White, “Gabon’da yapmaya çalıştığımız şey, ormanlarımızı tamamen kesmek yerine yağ palmiyesi, tarım ve orman korumacılığı arasında denge sağlayacak yeni bir gelişme yolu bulmak,” diye konuşuyor. Nüfusu iki milyonu bulmayan ülke endüstriyel ölçekli tarıma geçiş yaparken, devlet geniş ormanlık alanların hangi bölümlerinin korunmaya değer olduğuna, hangilerinin yağ palmiyesine açılabileceğine karar vermek için bilimsel değerlendirmelere başvuruyor.


Endonezya: Borneo Orangutan Yaşatma Vakfı’nın çalışanları, bir orangutanı koruma altındaki adaya salıyor. Ormandaki evini yitirmesinin ardından Nyaru Menteng Sığınağı’nda yetiştirilen bu orangutan –eğer yeterince büyük bir alan bulunabilirse– yağmur ormanına dönebilmesi için rehabilitasyona tabi tutuluyor. 1999 ile 2015 arasında, ormansızlaştırma ve avlanma yüzünden 150 bin civarında orangutan yaşamını kaybetti.

Güneydoğu Asya’da olduğu gibi Afrika’da da palmiyelerin bir yere gideceği yok. Üretici ülkeler gelir gereksinimi içinde. Palmiye yağının boykotu mantıklı değil: Alternatif yağ ürünleri daha da çok araziyi yutabilir. Ayrıca palmiye yağı o kadar yaygın ve tüketicilerin kaynağını bilmediği sodyum dodesil sülfat ve stearik asit gibi malzemelere o kadar sık karıştırılıyor ki, bu boşa bir çaba aynı zamanda. Palmiye yağı tüketiminde radikal bir azaltma yapma olasılığı neredeyse yok. Atılacak en makul adım, üretimi “daha az kötü” hâle getirmek.

Endonezya ve Malezya halihazırda palmiye yağının merkezi olabilir ama Afrika yağ palmiyesi ağacı (Elaeis guineensis) Asya’ya özgü değil. Anavatanı, arkeologların ormanın derinliklerindeki dere yataklarına gömülmüş tohumlarını bulduğu Batı ve Orta Afrika. 1800’ler boyunca Afrika’dan palmiye yağı ithal eden İngiliz tüccarlar, sabundan margarine ve muma kadar giderek artan sayıda üründe bu yağı kullandı. Biliminsanlarının yağdan gliserini ayrıştırmayı keşfetmesiyle birlikte ilaç, fotoğraf filmi, parfüm ve hatta dinamit dahil olmak üzere kullanım yerleri katlanarak arttı.

20. yüzyıla gelindiğinde yağ palmiyesi Endonezya’ya gönderilmiş ve ticari plantasyonlar kök salmıştı. 1930’ların sonlarında ancak 100 bin hektarlık bir alanı kaplıyorlardı. İzleyen yarım yüzyıl ve sonrasında yaşanan tarımsal gelişmeler ise –yaygın bir patojene karşı dayanıklı ağaçlar yetiştirmek, tozlaşma için Afrika buğdaybiti kullanmak– daha fazla randıman alınmasına ve yağ palmiyesine yapılan yatırımın artmasına yol açtı.

Yine de 1970’ler gibi yakın bir tarihe kadar Borneo’nun dörtte üçü sık yağmur ormanlarıyla kaplıydı. Ancak küresel talebin artmasıyla birlikte, bu talebi karşılama yarışına giren şirketler ormanların bir bölümünü yakıp dümdüz ettiler. Trans yağlar hakkındaki sağlık kaygıları kadar –palmiye yağı birçok üründe trans yağların yerine geçti– biyodizele olan talep de patlamayı körükledi. 2000’lerin başlarına gelindiğinde patlama tam kapasitede seyrediyordu ve Borneo’da binlerce kilometrekarelik alanı kaplayan ova yağmur ormanlarına ve turbalık alanlara yağ palmiyesi ekilmişti.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Aralık 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Pascal Maitre

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki bir imalathanenin çalışanları, preslenmeye hazır palmiye meyvelerini yumuşadıkları buharlama aletinden çıkarıyor. Yağ palmiyesi ağacı Elaeis guineensis, Batı ve Orta Afrika kökenli; ticari plantasyonlar da bu bölgelerde artış gösteriyor. Sayılarında patlama yaşanması halinde plantasyonlar, büyük maymunlar, orman filleri ve tehdit altındaki diğer türler için önemli olan doğal ortamlara zarar verebilir.

Pascal Maitre

Palmiye yağı, Batı Afrika’da tarihi çok eskilere uzanan bir gıda; ve kökeni de endüstriyel olmaktan çok küçük ölçekli üretime dayanıyor. Benin’de palmiye yağının çoğu hâlâ kadınlar tarafından evde kullanılmak üzere üretiliyor. Meyvesi haşlanıyor ve dövülerek posasından yağ çıkarılıyor. Burada bir kadın, arınması için tekrar kaynatılacak yağlı karışımdan meyvenin lifleriyle kabuklarını ayıklıyor.

Ulet Ifansasti, Greenpeace

Endonezya’da palmiye yağının ön cephesi Yeni Gine adasında yer alıyor. Borneo ile Sumatra’daki ormanlar ve turbalıklar, yağ palmiyesi plantasyonlarına yer açmak için büyük oranda kesildi ve yakıldı. Greenpeace’e göre Papua bölgesindeki bu yeni plantasyonların bazıları Endonezya’nın turbalıkları temizlemek konusundaki moratoryumunu ihlal ediyor.

Pascal Maitre

Borneo adasındaki iki Malezya eyaletinden biri olan Sarawak’ta bir işçi, plantasyonda palmiye meyvesi topluyor. Bu olgun ağaçlar 25 yaş civarında ve bu da kısa bir süre sonra kesilip yerlerine yenilerinin ekileceği anlamına geliyor. Yağ palmiyesi ağacı yaşlandıkça daha az meyve veriyor ve uzun ağaçlardan meyve toplamak zorlaşıyor.

Pascal Maitre

Kazıcı, palmiye meyvelerini toplayıp buharlama makinesine ulaştıran taşıyıcı bant üzerine atıyor. Palmiye yağı üretimi Asya’da Afrika’ya oranla daha mekanik. Malezya’nın Perak eyaletindeki bu imalathanede saatte 40 ton meyve işleniyor ve 2 ton ham palmiye yağı çıkarılıyor. İmalathane günün 24 saati çalışıyor.

David Guttenfelder

Singapur merkezli tarım işletmesi devi Olam, bu Batı–Orta Afrika ülkesinde her biri kendi imalathanesine sahip iki yeni yağ palmiyesi plantasyonu açtı. Gabon’un dörtte üçü ormanlarla kaplı ve ticari tarım neredeyse hiç yok. Devlet, bu sektörü yağ palmiyesi gibi ürünlerle geliştirmeyi amaçlıyor ama bu arada Güneydoğu Asya’daki gibi bir çevre tahribatına yol açmak istemiyor.

David Guttenfelder

İşçilerin palmiye fidanları ekerken görüldüğü Olam’a ait Mouila plantasyonunun yarısından fazlası savandan oluşuyor. Burası daha fazla orman kesimi yapılmaması kararlaştırılan bir alan. Parklar İdaresi müdürü Lee White, Gabon’un “yağ palmiyesi ile, tarım ve orman korumacılığını dengede tutmayı” hedefleyen yeni bir ulusal toprak kullanım planı geliştirdiğini söylüyor.

David Guttenfelder

Olam bahçıvanları Gabon’daki bir yağ palmiyesi ağacı üretim alanında fidelerin bakımını yapıyor. Gabon ekonomisi büyük oranda petrole dayalı ve ülke, gıda ürünlerinin çoğunu ithal ediyor. Devlet, endüstriyel tarımı ulusun geleceğinin önemli bir parçası olarak görüyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA