MAYIS SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Kayıp Şehrin Cazibesi

Douglas Preston

Dave Yoder

30.9.2015

Kayıp Şehrin Cazibesi

İngiliz Hava Özel Harekat Servisi’nin (SAS) eski subayı Andrew Wood, Honduras’ın La Mosquitia bölgesinde LIDAR teknolojisiyle havadan belirlenen Kolomb öncesi kentin kalıntılarına ulaşmak için palayla yol açıyor.

El Dorado. Atlantis. Kayıp Şehir Z... Mitolojik yerleşimlere dair sayısız efsane çoğunlukla geri eli boş dönülen keşif gezilerine yol açtı. Ancak bazen bir mitin peşinden gitmek de gerçek bir keşfe yol açabilir. Üstelik bugün bile.

Bir askeri helikopter 18 Şubat 2015’te Honduras’ın Catacamas kenti yakınlarındaki toprak pistten hareket etti ve ufkun kuzeydoğusundaki La Mosquitia dağlarına doğru süzüldü. Aşağılarda tarlalar yavaş yavaş yerlerini güneşli sarp yamaçlara bıraktı. Bir bölümü kesintisiz yağmur ormanlarıyla kaplıydı bu yamaçların, bir bölümündeyse arazi, sığır yetiştirmek amacıyla yer yer açılmıştı. Zirveler arasında dikkatle ilerleyen pilotun hedefi, uzak bir sırttaki V biçimli dağ geçidiydi. Bu girintinin de ardında irili ufaklı doruklarla çevrili bir vadi daha vardı. Gökyüzünde sürüklenen bulutların gölgesiyle beneklenmiş, zümrüt ve altın renginde kusursuz bir coğrafyaydı burası. Aşağıda balıkçıl sürüleri uçuşuyor, ağaç tepeleri kendilerini ele vermeyen maymunların hoplayıp zıplamalarıyla sallanıyordu. Burada insanların yaşadığına dair tek bir belirti yoktu. Ne bir yol, ne bir patika, ne de bir duman izi. Yana yatarak alçalan pilotun hedefinde bu kez nehir kıyısındaki düzlük vardı.

Arkeolog Chris Fisher da helikopterden inenler arasındaydı. Vadi, beyaz taştan inşa edilmiş –Maymun Tanrının Kayıp Şehri olarak da bilinen– efsanevi metropol “Ciudad Blanca”yı , yani Beyaz Şehir’i barındırdığına dair söylentilere konu olan bir bölgedeydi. Fisher bu tür efsanelere inanmazdı. Ancak kendisi ve beraberindekiler tarafından T1 olarak bilinen bu vadinin, en az 500 yıl önce terk edilmiş gerçek bir kayıp kentin harabelerini barındırdığına inanıyordu. Hatta emindi. Yapılması gereken tek şey oraya gitmek ve onu ortaya çıkarmaktı.

Honduras ve Nikaragua sınırları içinde kalan Mosquitia bölgesi, sık bitkiler, bataklıklar ve nehirlerden oluşan toplam 50 bin kilometrekarelik bir alanla Orta Amerika’nın en büyük yağmur ormanını barındırıyor. Yukarıdan davetkâr görünebilir. Ama içine girme cesareti gösterenleri burada sayısız tehlike bekliyor: Zehirli yılanlar, aç jaguarlar, kimileri ölümcül hastalıklar taşıma potansiyeline sahip tehlikeli böcekler. Bu topraklarda saklı kalmış Beyaz Şehir mitinin sürekliliği de büyük oranda bu yabanıl doğanın ürkütücü yapısından kaynaklanıyor.

Mitin kökeniyse belirsiz. Kâşifler, altın arayıcıları ve ilk havacılar ormandan yükselen yıkık bir şehrin beyaz surlarını gördüklerinden söz etmiş bir zamanlar. Bazıları da, Honduras’ın iç kesimlerinde saklı kalmış, ilk olarak 1526’da Hernán Cortés tarafından kayda geçirilen, muhteşem zengin kentlere dair öyküleri yinelemiş. Mosquitia’da yaşayan Miskitolar, Pechler ve Tawahka yerlileriyle çalışan antropologlar da, İspanyol tehdidinden kaçan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan yerlilere sığınak sağlayan “Beyaz Ev”e dair öyküler duymuşlar. Mosquitia, Mezoamerika’nın sınırında, Maya dünyasının hemen bitişiğinde. Ancak, Mayalar Amerika kıtasının en çok araştırılan antik uygarlıklarından biriyken, Mosquitia halkı en gizemliler arasında yer alıyor ve halen, Beyaz Şehir efsanesinde cisimleşmiş bir soru işareti olmayı sürdürüyor.

Dave Yoder

Honduras ve Nikaragua sınırları içinde 50 bin kilometrekarelik bir alanı kapsayan Mosquitia, Orta Amerika’daki en büyük yağmur ormanı alanlarından ve yeryüzünün bilim insanları tarafından henüz keşfedilmemiş en son yerlerinden bazılarını içeriyor. Etnobotanikçi Mark Plotkin, “Buranın önemini abartmak diye bir şey söz konusu olamaz,” diyor.

Dave Yoder

Hakkında fazla bir şey bilinmeyen Honduras’taki Kolomb öncesi bir kültüre ait yontu taş kap kazılarak çıkarılmayı bekliyor.

Dave Yoder

Arkeologlar kalıntılarda, olasılıkla sunu olarak bırakılmış taş eserler ortaya çıkardı. Buluntular arasında akbaba ve yılan desenli çömlekler de vardı.

Dave Yoder

Buluntular arasında, yumruk büyüklüğünde yarı jaguar yarı insan bir yüz yontusu da var. Alanda yapılan kazılar, hakkında çok az şey bilinen ve adı dahi olmayan bir antik kültüre dair ipuçları ortaya çıkarabilir.

Dave Yoder

Ormanın yarattığı kirlenmeden dikkatlice temizlenen ön plandaki taşın, meydanı çevreleyen ve alanda keşfedilen ilk mimari ögeler olan 50 düz taştan biri olduğu ortaya çıktı. Bu taşların işleviyse henüz bilinmiyor.

Dave Yoder

Arkeolog Oscar Neil Cruz Mosquitia’daki kalıntılara girdikten hemen sonra bir taşın üzerinde ormanın yarattığı kirlenmeyi dikkatle fırçalayarak temizliyor.

Dave Yoder

Keşfedilen buluntular arasında metate adı verilen yontu taş koltuklar da var. Honduras Devlet Başkanı Orlando Hernández alanı yağmacılardan korumak için askeri birlik yollanmasını sağladı.

Öyle bir efsane ki bu, süreç içinde Honduras ulusal kimliğinin de bir parçası haline gelmiş. Ve Ciudad Blanca 1930’larda Amerikan kamuoyunun da ilgisini çekmeye başlamış, üstelik bazı çevrelerde oldukça ciddiye alınmış. Onu ortaya çıkarmak için çeşitli araştırma gezileri gerçekleştirilmiş. Yerlilere ait tarihi eser koleksiyonu yapan George Gustav Heye desteğiyle New York’taki Amerika Yerlileri Müzesi tarafından düzenlenen üç keşif gezisi de bunlara dahil. Sözü edilen bu üç ekspedisyonun ilk ikisinden kâşifler, içinde dev bir Maymun Tanrı barındıran kayıp kent söylentileri hariç, elleri boş dönmüşler.

Müzenin, sıradışı gazeteci Theodore Morde liderliğinde düzenlediği üçüncü araştırma gezisinin katılımcıları Honduras’a 1940 yılında ulaşmış. Beş ay sonra ormandan yanında buluntu dolu sandıklarla çıkan Morde, “Maymun Tanrının Şehri surlarla çevriliydi,” diye yazmış. “Surlardan birini, bir zamanlar burada görkemli yapılar olduğuna dair belirgin göstergelere sahip höyüklerin altında kaybolana kadar izledik.” Morde, yağmadan çekindiğini söyleyerek şehrin yerini açıklamayı reddetmiş. Ama ertesi yıl kazılara başlamak üzere geri dönme sözü vermiş. Ancak oraya bir daha gitmemiş ve 1954 yılında kendini asmış. Bulduğu kentse, eğer oraya ulaştıysa tabii, halen isimsiz olarak duruyor.

İzleyen yıllarda Mosquitia’da gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar sekteye uğruyor. Bunun nedeni sadece zorlu koşullar değil, aynı zamanda Orta ve Güney Amerika’nın yağmur ormanlarıyla kaplı topraklarının ancak avcı–toplayıcıları beslemeye yeteceğine ve karmaşık hiyerarşik toplumlar için gerekli olan yoğun tarıma olanak vermeyecek kadar verimsiz olduğuna dair genel inanç. Üstelik, arkeologların Mosquitia’yı ilk keşfe başladığı 1930’larda, burada bir zamanlar yaygın ve gelişmiş bir uygarlığın varlık gösterdiğine işaret eden bazı yerleşimler ortaya çıkarılmış olmasına rağmen hakim bir inanç bu. Oysa bölgenin kuzeyde ve batıda Mayalar ve diğer Mezoamerikalılar, güneydeyse Chibcha dilini konuşan güçlü kültürler arasında bir ticaret ve seyahat kavşağı olduğu düşünüldüğünde bu bulgular hiç de şaşırtıcı değil.

Mosquitia halkı Maya kültürünün kimi özelliklerini almış. Kentlerini Mayalarınkini andıran bir tarzda düzenlemiş, olasılıkla insan kurban etmeyi de içeren törensel yarışma niteliğindeki ünlü Mezoamerika top oyununu benimsemişler. Ancak güçlü komşularıyla ilişkilerinin gerçek niteliği bilinmiyor. Bazı arkeologlar Copán’dan bir grup Maya savaşçının Mosquitia’yı ele geçirip seçkin bir tabaka haline gelerek halkı yönetmiş olabileceğini öne sürüyor. Bazıları da bu yerel kültürün komşuları olan görkemli uygarlığın özelliklerini benimsediği görüşünde.

Bu iki kültür arasındaki en önemli farksa, Mosquitia halkının yapı malzemesi seçimi. Bugüne dek yapılarda kesilmiş taş kullandıklarına ilişkin bir kanıt yok. Kamu binalarını nehirden çıkarılan çakıl, toprak, ahşap ve dallarla inşa etmişler. Donatılıp boyandıklarında bu yapılar, Mayaların muhteşem tapınakları kadar olağanüstü bir görüntüye sahipti belki de. Ancak terk edildiklerinde yağmurun etkisiyle çözülüp çürümüş ve geriye, bitki örtüsü tarafından kısa sürede yutulan sıradan bir toprak ve moloz yığınından başka bir şey kalmamış. Transylvania Üniversitesi’nden Christopher Begley de Mosquitia bölgesinde arkeolojik araştırmalar gerçekleştiren isimler arasında ve bu harika mimarinin yok oluşunun, aslında kültürün neden bugün hâlâ bu denli “marjinal” kaldığı sorusunu açıklayabileceği görüşünde. Halen o denli az incelenmiş ki, henüz resmi bir adı bile yok.

Honduras Antropoloji ve Tarih Enstitüsü (IHAH) baş arkeoloğu, Meksika asıllı Oscar Neil Cruz da, “Bu muhteşem kültür hakkında bilmediğimiz çok şey var,” diyor. “Aslına bakılırsa neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.”

Bilinenler az olunca olasılıklar çoğalıyor. Film yapımcısı Steve Elkins de 1990’ların ortalarında Beyaz Şehir efsanesinden büyüleniyor ve onu bulmak üzere kolları sıvıyor. Elkins kâşifler, arkeologlar, altın arayıcıları, uyuşturucu kaçakçıları ve jeologların anlattıklarını inceliyor yıllarca. Mosquitia’nın keşfedilen ve keşfedilmeyen bölgelerini haritalıyor. Landsat uydusundan alınan verileri ve Mosquitia’nın radar görüntülerini analiz edip, antik bir yerleşimin izlerini araştırmak üzere, NASA’nın Kaliforniya, Pasadena’da bulunan Jet İtki Laboratuvarı’ndan (JPL) bilim insanlarını görevlendiriyor. JPL raporu, üç vadide “doğrusal ve eğrisel” yapılar olabileceğini ortaya çıkarıyor ve Elkins de bunları target (hedef) kelimesinden yola çıkarak T1, T2 ve T3 olarak adlandırıyor. Bunların ilki, kendisini çevreleyen yamaçlarla doğal bir çanak oluşturan keşfedilmemiş bir nehir vadisi. “Eğer kral olsaydım buranın krallığımı gizleyeceğim yer olacağını düşündüm,” diyor Elkins. Ancak görüntüler o aşamada yetersiz. Dolayısıyla sık ormanın derinliklerine göz atabilmek için daha iyi bir yöntem bulması gerekiyor.

2010 yılında Archaeology dergisinde Belize’deki Maya kenti Caracol’un LIDAR (ışık tespiti ve ölçümü) adı verilen bir lazer tekniğiyle haritalandırılışına dair bir yazı görüyor Elkins. LIDAR yönteminde, yağmur ormanının derinliklerine kızılötesi yüzbinlerce lazer ışını darbesi yollanıp her bir yansımanın noktasal konumu saptanıyor. Üçboyutlu “nokta bulutu”na yazılım yoluyla müdahale ediliyor; ağaçlara ve otlara çarpan darbeler çıkarılıp sadece alttaki toprağa ve dolayısıyla arkeolojik kalıntılara ulaşanlar bırakılıyor. Ve LIDAR yöntemiyle yapılan beş günlük bir tarama sonucunda Caracol’un, 25 yıldır sürmekte olan zemin araştırmalarında düşünüldüğünden yedi kat büyük olduğu ortaya çıkıyor.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Ekim sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 2

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

599 GÜN ÖNCE

harika..

596 GÜN ÖNCE

İNANILMAZ .BENDE 10 YAŞINDAN BERİ MAYALARI MERAK EDER GİZEMLİ GÜNEY AMERİKA TOPRAKLARINI MERAK EDERİM . SÜPER EKİM SAYISINI ALACAĞIM BİZİM BURADA ATAKÖYDE BİTMİŞ..SAYGILARIMLA


Ghost is Here

Dave Yoder

Honduras ve Nikaragua sınırları içinde 50 bin kilometrekarelik bir alanı kapsayan Mosquitia, Orta Amerika’daki en büyük yağmur ormanı alanlarından ve yeryüzünün bilim insanları tarafından henüz keşfedilmemiş en son yerlerinden bazılarını içeriyor. Etnobotanikçi Mark Plotkin, “Buranın önemini abartmak diye bir şey söz konusu olamaz,” diyor.

Dave Yoder

Hakkında fazla bir şey bilinmeyen Honduras’taki Kolomb öncesi bir kültüre ait yontu taş kap kazılarak çıkarılmayı bekliyor.

Dave Yoder

Arkeologlar kalıntılarda, olasılıkla sunu olarak bırakılmış taş eserler ortaya çıkardı. Buluntular arasında akbaba ve yılan desenli çömlekler de vardı.

Dave Yoder

Buluntular arasında, yumruk büyüklüğünde yarı jaguar yarı insan bir yüz yontusu da var. Alanda yapılan kazılar, hakkında çok az şey bilinen ve adı dahi olmayan bir antik kültüre dair ipuçları ortaya çıkarabilir.

Dave Yoder

Ormanın yarattığı kirlenmeden dikkatlice temizlenen ön plandaki taşın, meydanı çevreleyen ve alanda keşfedilen ilk mimari ögeler olan 50 düz taştan biri olduğu ortaya çıktı. Bu taşların işleviyse henüz bilinmiyor.

Dave Yoder

Arkeolog Oscar Neil Cruz Mosquitia’daki kalıntılara girdikten hemen sonra bir taşın üzerinde ormanın yarattığı kirlenmeyi dikkatle fırçalayarak temizliyor.

Dave Yoder

Keşfedilen buluntular arasında metate adı verilen yontu taş koltuklar da var. Honduras Devlet Başkanı Orlando Hernández alanı yağmacılardan korumak için askeri birlik yollanmasını sağladı.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA