ARALIK SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Beyinsiz, Kemiksiz, Korkutucu, Büyüleyici

Elizabeth Kolbert

David Liittschwager

27.9.2018

 

Beyinsiz, Kemiksiz, Korkutucu, Büyüleyici

Pasifik denizısırganları geceleri dinlenmek üzere aşağı doğru, gündüzleriyse planktonlarla beslenmek için yukarı doğru yüzüyorlar. Denizlerin jelatinimsi hayvan cümbüşü içinde onlara “gerçek denizanası” deniyor: Plajlarda karşılaşma olasılığımızın yüksek olduğu sınıfta yer alıyorlar.

Denizanalarını bu kadar büyüleyici kılan nedir? Suda yaşıyorlar ama balık değiller. Kendilerini kopyalayabiliyorlar. Ve yaşlananların bazıları yeniden gençleşebiliyor.

Dünyanın her yerindeki sığ koylarda bulunabilen ay denizanaları, pek de dost canlısı sayılmayacak küçük hayaletler gibi görünüyor.

Soluk renkli dokunaçları yarısaydam şemsiyelerinin altından püskül gibi sarkıyor ve suyu pompalayarak ilerledikleri sırada sanki suyun kendisi can bulmuş gibi görünüyor. Baltimore’daki (ABD) Ulusal Akvaryum’un ziyaretçilerine ay denizanalarına dokunabilecekleri söylendiğinde ilk tepkileri genellikle korkmak oluyor. Ancak zararsız oldukları konusunda söz aldıktan sonra kollarını sıyırıp, ellerini tereddütle akvaryuma daldırıyorlar.

“Jöle gibiler!” diye şaşkınlıkla bağırdığını duyuyorum bir çocuğun.

Bir kız çocuğuysa “Çok havalılar!” diyor heyecan içinde.

Akvaryumdaki denizanalarının bakımını denetleyen asistan küratör Jennie Janssen, “Bence gerçekten büyüleyici canlılar,” diyor bana. “Beyinleri yok, ama buna rağmen hayatta kalmayı, nesilden nesile büyüyüp gelişmeyi başarıyorlar.”

Korkunç, peltemsi, havalı, beyinsiz ve büyüleyici –denizanaları için tüm bu sıfatlar, hatta daha fazlası kullanılabilir. Anatomik olarak görece basit hayvanlar; bedenlerinde yalnızca beyin değil, kan ve kemik de yok; ve yalnızca basit duyu organlarına sahipler. Denizanaları tabii ki balık değil. İşin aslı tam olarak ne şu, ne de bu oldukları söylenebilir.

Tümüne birden denizanası denen canlıların birçoğunun birbirleriyle akrabalığı, atsineklerinin atlarla akrabalığından fazla değil. Hayvanlar âleminin soy ağacının apayrı dallarında yer almakla kalmıyorlar, habitatları da çok farklı; kimi okyanus yüzeyini seviyor, kimi derinleri, birkaçıysa tatlı suları tercih ediyor. Onları bir araya getiren şey, hepsinin yaşamın içinde süzülmek için benimsedikleri başarılı stratejinin benzerliği: Jelatinimsi bedenlere sahip olmak.


Çiçek şapkalı denizanaları medüzlerin, yani çan biçimli denizanalarının ikiliğine örnek oluşturuyor: Hem narin, hem de tehlikeliler. Deniz tabanında oturuyor, rengârenk dokunaçlarını dalgalandırarak cezbettikleri balıkları sokup yiyorlar. [Olindias formosus; çapı: 10 santimetre]

Farklı evrimsel geçmişlere sahip oldukları düşünülürse biçim, boyut ve davranışlarının gösterdiği akıl almaz çeşitlilik şaşırtıcı sayılmaz. Üreme konusunda, gezegenin en becerikli canlıları arasındalar. Denizanaları yavrularını eşeyli ve eşeysiz olarak dünyaya getirebiliyor; kimi türler ikiye bölünerek, küçük hücre kesecikleri bırakarak ya da strobilasyon denilen yolla kar tanesi biçiminde minik klonlar salarak kendilerini kopyalayabiliyor. En şaşırtıcı olansa, bazı denizanalarının yaşamları sona erdikten sonra bile üreyebiliyor olması.

Ölümsüz denizanası denen bu tür ise ufak, tüylü bir yüksüğü andırıyor ve Akdeniz’de ve Japonya açıklarında yaşıyor. Türün bireyleri yaşlanma sürecini tersine çevirerek, ömürlerini dolduracakları yerde, kendilerini genç bireyler hâline getiriyor yeniden. Ve bu genç birey, denizanasının yaşam döngüsüne en başından tekrar başlıyor. Bu, örneğin bir kurbağanın yeniden iribaşa ya da bir kelebeğin yeniden tırtıla dönüşmesi gibi bir şey. Biliminsanları neredeyse mucizevi olan bu olaya transdiferansiyasyon adını veriyor.

David Liittschwager

Gülle denizanaları insanlar tarafından, daha çok Asya’da, “lastik salatası” gibi yemeklerde kullanılıyor. Nesli tehlikede olan deri sırtlı denizkaplumbağaları da bu denizanalarını mideye indiriyor. Diğer denizanaları gibi gülle denizanaları da şemsiyelerini kasarak yüzüyorlar ve görece kaslı şemsiyelere sahipler. Ancak burada görülen bireyler yaşlanmaya başlamış: Şemsiyeleri biraz içe göçmüş. Kuzey ve Güney Amerika açıklarındaki balıkçı tekneleri de gülle denizanası avlamaya başlamış.

David Liittschwager

Gerçek denizanaları gençken, kayalara yapışmış sıkıcı polipler görünümünde oluyor. Eşeysiz çoğalıyor ve minik klonlar saçıyorlar. Bu klonlar bildiğimiz dokunaçlı medüzlere dönüşüyor –bunlar da suda süzülürken çiftleşerek geleceğin larva poliplerini deniz tabanına yağdırıyor. Buradakiler, ay denizanaları.

David Liittschwager

Benekli denizanaları Güney Pasifik’in koylarıyla lagünlerinde dolaşıyor ve içlerinde yaşayan ve onları besleyen bitki benzeri minik organizmaların güneş görebilmesi için gündüzleri yukarıya doğru yüzüyorlar. Ama denizanaları yaşamlarını yalnızca bu simbiyontlar sayesinde sürdürüyor değil. Tüylü kollarında hayvansal planktonları yalayıp yutmaya yarayan, sıra sıra dizilmiş sokma hücreleri ve minik ağızlar var.

David Liittschwager

Hydrozoa adı verilen canlılar gerçek denizanalarından ayrı bir sınıf oluşturuyor. Fotoğraftaki "Nemalecium lighti" gibi bazı türleri asla büyümüyor; dallanan polip kolonileri hâlinde kalıyorlar.

David Liittschwager

Fotoğraftaki "Vallentinia gabriellae" gibi kimi hydrozoalar ise medüzler oluşturuyor ve gerçek denizanalarına benziyor.

David Liittschwager

Bir su damlası içinde görülen bir hydrozoa türü var ki, ölümsüz denizanası (Turritopsis dohrnii) denen bu canlı, ölümü es geçen bir yaşam döngüsüne sahip: Medüz olduktan sonra tekrar polibe dönüşüyor. Bunun nasıl olabildiğiniyse kimse bilmiyor.

David Liittschwager

Taraklı medüzler yaşayan en eski hayvanlar olabilir. Sinir sistemleri ve biliminsanlarını şoke eden iki ufak anüsleri var. Ağızlarından dışkılayan gerçek denizana- larıyla akraba değiller. Sa-hip oldukları, tarak dişi gibi dizili sekiz sıra sil, kürek işlevi görüyor. 1980’lerde hızla çoğalan bir tür, Karadeniz’de balıkçılığa büyük hasar vermişti.

David Liittschwager

Dünya genelinde insan tüketimi için her yıl 750 bin tondan fazla denizanası toplanıyor. Fotoğraftaki denizanası gibi Rhopilema cinsinden olanlar tüm denizanalarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Yapılı kolları nematosistlerle, yani kurbanlarına –örneğin balıkçılara– zehir taşıyan iğneli spiral tüpler atan hücrelerle dolu. Ama bu denizanalarını kurutulmuş olarak veya pişirdikten sonra yemek güvenli.

Ay denizanaları ve aslanyelesi denizanalarıyla deniz ısırganlarının da dahil olduğu yakın akrabaları, gerçek denizanaları olarak biliniyor. Cnidaria şubesinin mercanları da barındıran Scyphozoa sınıfına dahiller. (Şube çok geniş bir taksonomik kategori. Örneğin insanlar, balıklar, yılanlar, kurbağalar ve diğer tüm omurgalı hayvanlar aynı şubeye, Chordata’ya ait. Zaman zaman denizanalarıyla bir arada gruplanan tunikatlar da bu şubede yer alıyor.) Gerçek denizanaları yetişkinliklerinde ters dönmüş tabak ya da şişmiş paraşüt biçimi alıyor. Şemsiyelerindeki kasları kasarak kendilerini suyun içinde ileri itiyorlar ve dokunaçlarında bulunan sokma hücreleri, suda salınan avlarını vurmak için zıpkın gibi minik dikenli tüpler fırlatıyor. Avlarını ağızlarına yuvarlamak içinse, oral kollar denilen kurdele benzeri uzantılardan yararlanıyorlar. Bazı türlerde oral kolların da kendi ağızları oluyor.

Fizalya (Physalia physalis) gibi denizanaları mercanlarla da akraba, ancak sıradışı bir kolektif yaşam biçimi sürdüren başka bir altgrupta ve aslında aynı embriyodan üremiş birer koloni. Embriyo, büyümek yerine yeni “bedenler” filizlendiriyor ve hepsi farklı işlevler üstleniyorlar. Bazıları örneğin dokunaç oluyor, bazılarıysa üreme organı.

Bir de ktenoforlar var: Öyle tuhaflar ki yalnızca kendilerine ayrılmış bir şubede sınıflandırılmışlar. Taraklı medüz de denilen bu canlılar, yüzmek için yararlandıkları minik küreklerin tarak dişi gibi dizilmiş olması nedeniyle bu adı almış. Çeşitli, tuhaf beden tiplerine sahip olabiliyorlar: Bazıları yassı ve kurdele gibi; bazılarıysa daha çok ceplere ya da küçük taçlara benziyor. Çoğu avlarını yapışkan bir maddeyle yakalıyor. Monterey Koyu Akvaryumu Araştırma Enstitüsü’nden deneyimli biliminsanı Steve Haddock, “Dokunaçlarına yerleşmiş, patlayan yapıştırıcı paketleri gibi şeylere sahipler,” diye açıklıyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ekim 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

David Liittschwager

Gülle denizanaları insanlar tarafından, daha çok Asya’da, “lastik salatası” gibi yemeklerde kullanılıyor. Nesli tehlikede olan deri sırtlı denizkaplumbağaları da bu denizanalarını mideye indiriyor. Diğer denizanaları gibi gülle denizanaları da şemsiyelerini kasarak yüzüyorlar ve görece kaslı şemsiyelere sahipler. Ancak burada görülen bireyler yaşlanmaya başlamış: Şemsiyeleri biraz içe göçmüş. Kuzey ve Güney Amerika açıklarındaki balıkçı tekneleri de gülle denizanası avlamaya başlamış.

David Liittschwager

Gerçek denizanaları gençken, kayalara yapışmış sıkıcı polipler görünümünde oluyor. Eşeysiz çoğalıyor ve minik klonlar saçıyorlar. Bu klonlar bildiğimiz dokunaçlı medüzlere dönüşüyor –bunlar da suda süzülürken çiftleşerek geleceğin larva poliplerini deniz tabanına yağdırıyor. Buradakiler, ay denizanaları.

David Liittschwager

Benekli denizanaları Güney Pasifik’in koylarıyla lagünlerinde dolaşıyor ve içlerinde yaşayan ve onları besleyen bitki benzeri minik organizmaların güneş görebilmesi için gündüzleri yukarıya doğru yüzüyorlar. Ama denizanaları yaşamlarını yalnızca bu simbiyontlar sayesinde sürdürüyor değil. Tüylü kollarında hayvansal planktonları yalayıp yutmaya yarayan, sıra sıra dizilmiş sokma hücreleri ve minik ağızlar var.

David Liittschwager

Hydrozoa adı verilen canlılar gerçek denizanalarından ayrı bir sınıf oluşturuyor. Fotoğraftaki "Nemalecium lighti" gibi bazı türleri asla büyümüyor; dallanan polip kolonileri hâlinde kalıyorlar.

David Liittschwager

Fotoğraftaki "Vallentinia gabriellae" gibi kimi hydrozoalar ise medüzler oluşturuyor ve gerçek denizanalarına benziyor.

David Liittschwager

Bir su damlası içinde görülen bir hydrozoa türü var ki, ölümsüz denizanası (Turritopsis dohrnii) denen bu canlı, ölümü es geçen bir yaşam döngüsüne sahip: Medüz olduktan sonra tekrar polibe dönüşüyor. Bunun nasıl olabildiğiniyse kimse bilmiyor.

David Liittschwager

Taraklı medüzler yaşayan en eski hayvanlar olabilir. Sinir sistemleri ve biliminsanlarını şoke eden iki ufak anüsleri var. Ağızlarından dışkılayan gerçek denizana- larıyla akraba değiller. Sa-hip oldukları, tarak dişi gibi dizili sekiz sıra sil, kürek işlevi görüyor. 1980’lerde hızla çoğalan bir tür, Karadeniz’de balıkçılığa büyük hasar vermişti.

David Liittschwager

Dünya genelinde insan tüketimi için her yıl 750 bin tondan fazla denizanası toplanıyor. Fotoğraftaki denizanası gibi Rhopilema cinsinden olanlar tüm denizanalarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Yapılı kolları nematosistlerle, yani kurbanlarına –örneğin balıkçılara– zehir taşıyan iğneli spiral tüpler atan hücrelerle dolu. Ama bu denizanalarını kurutulmuş olarak veya pişirdikten sonra yemek güvenli.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA