KASIM SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Türkiye'nin Kırmızı Listesi

Prof.Dr. Ahmet Karataş

Prof.Dr. Ahmet Karataş

25.9.2019

 

Türkiye'nin Kırmızı Listesi

12–13 yıl önce Kırıkhan’da (Hatay) keşfedilen dağ ceylanı, Arabistan Yarımadası’nda küçük ve birbirinden kopuk popülasyonlar hâlinde bulunur. Hatay’dakiler, dağılım alanının en kuzeyinde yer alır. 15–20 km kadar genişlikteki yaşam alanının askeri bölgede olması korunması açısından önemlidir. Ancak yörede çimento üretim tesisleriyle ilgili girişimler türün geleceğini tehdit etmektedir. ["Hatay" Dağ Ceylanı, Gazella gazella]

İnsan etkisi, dünyadaki canlı türlerini altıncı bir kitlesel yok oluşa sürüklüyor. Dünya tarihinde gerçekleşmiş önceki beş kitlesel yok oluştan daha etkili olan bu soy tükenmesi, gezegenin dört bir yanındakiler gibi Türkiye’deki canlı türlerini de tehdit ediyor.

541 milyon yılda, günümüzdeki hayvan ve bitki şubelerinin ilk ortaya çıkıp gelişmeye başladığı Kambriyen’den beri çok sayıda soy tükenmesi gerçekleşti. Fosil kayıtları, bunlardan en az 5–20 kadarının çok daha büyük ölçekte olduğunu gösteriyor. En büyük beş kitlesel yok oluşun her birinde o dönemdeki canlı türlerinin yarıdan fazlasının soyu tükendi. En geniş çaplı yok oluş olan üçüncü, Perm–Triyas geçişinde, 252 milyon yıl önce yaşandı ve türlerin % 90–96’sı yok oldu. Öyle ki, bütün dinozorların soyunun tükendiği Kretase (Tebeşir) Devri’nin (66 milyon yıl önce) sonundaki beşinciden bile büyük çaplı bir yok oluştu bu. Yine de hiçbiri içinde bulunduğumuz altıncı kitlesel soy tükenmesi kadar etkili değildi. Her şey insanoğlunun ortaya çıkışı ile değişti ve süreç 1800’lerde sanayileşme ile giderek hızlanan büyük bir ivme kazandı. 1500’lü yıllardan beri soyu tükenen takson sayısı 780’den, 1750’lerden beri tükenen takson sayısı ise 570’ten fazla. Her canlı türünün doğal ömrünün 1–10 milyon yıl kadar olduğu tahmin ediliyor. Yapılan hesaplamalara göre insanın bu doğal döngüye müdahalesi ile soy tükenme hızı 300 ila 1000 kat kadar artmış durumda. Canlı türlerinin tükenme tehlikesi ile ilgili en bilindik kaynak Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) 1964’ten beri sürdürdüğü Kırmızı Liste. Eylül 2019’a kadar 105 bin 732 türün değerlendirmesi tamamlanmış olup, habitat kaybı başta olmak üzere balıkçılık, avcılık gibi insan faaliyetleri sonucu listedeki türlerin %27’si olan 28 bin 338 tür tükenme tehdidi altında gösteriliyor. 873 türün soyu ise şimdiden tükendi. Bu verilere göre Türkiye’ye bakılacak olursa; 6 bin 383 tür (52 önemli tür dahil), 64 alttür/varyete ve 16 altpopulasyon olmak üzere 6 bin 463 takson listede yer alıyor.


Erkekler dikkuyruklar (Oxyura leucocephala) mavi gagalı oluyor. Tarımsal faaliyetler, barajlar, kuraklık, avcılık, kirlilik gibi çok sayıda sebepten sayıları hızla azalıyor. Nüfusunun önemli bir kısmı Burdur Gölü’nde kışlar. Sultan Sazlığı, Akkaya Göleti, Mogan Gölü, Manyas Kuş Cenneti ile Van Gölü ve civar göllerde az sayıda ama düzenli görülebilir.

IUCN tarafından yayınlanan ülkeler tablosunda Türkiye’den 426 tür tehlike (CR, EN ve VU) kategorilerinde gösteriliyor; bunların 19’u memeli, 20’si kuş, 21’i sürüngen, 10’u kurbağa ve semender, 138’i balık, 45’i yumuşakça, 41’i diğer omurgasızlar, 129’u bitki, 3’ü ise mantar ve tek hücreli.

Hayvan türlerine göre yapılan bir diğer ülkeler tablosunda ise Türkiye’den bin 871 tür yer alıyor; bunların 4’ü soyu tükenmiş (EX), 65’i yüksek tehlike altında (CR), 103’ü tehlikede (EN), 126’sı hassas (VU), 105’i tehlike sınırında (NT), bin 277’si tehlikede olmayan (LC), 191’i ise hakkında yetersiz veri var (DD) olarak gösteriliyor. Tehlike kategorilerindeki hayvan türlerinin sayısı ise 294.

Soyu tükenen 4 tür: İznik incibalığı (Alburnus nicaeensis), gökçe balığı (Alburnus akili), Eğirdir yağbalığı (Pseudophoxinus handlirschi) ve Gölcük dişli sazancığı (Aphanius splendens).

IUCN, 2019’da iki yeni kategori oluşturdu. Bunlar soyu tükendiği tartışmalı olanlar için EX ile CR arasında olup; CR (PE) yüksek ihtimalle tükenmiş ve CR (PEW) yüksek ihtimalle doğada tükenmiş taksonlar şeklinde belirlendi. Türkiye’de Amik Gölü’nden bilinen asi çapakbalığı (Acanthobrama centisquama), CR (PE) kategorisinde yer alıyor. Bir ihtimal, Amik’in kalıntısı olan Gölbaşı Gölü’nde bulunabileceği düşünülüyor. Benzer şekilde yumuşakçalardan Hydrobia anatolica salyangozunun en son kaydı 1994 öncesine tarihleniyor.

Türkiye’deki türlerden küresel ölçekte doğada tükenip koruma altında tutulan (EW) hiçbir tür Kırmızı Liste’de yer almıyor. Ancak bölgesel veya küresel ölçekte yalnızca belli alttürünün soyu tükenmiş türlerin sayısı ise 8. Kelaynağın (Geronticus eremita) doğu popülasyonu, en son 1970 başlarında Şırnak yakınlarında vurulan ve bir kaplan alttürü olan Hazar kaplanı (Panthera tigris virgata), 1800’lerin ortalarına kadar Türkiye’nin Suriye sınırına yakın kesimlerinde yaşamış İran aslanı (Panthera leo persica), Hakkâri tarafında 50 yıl öncesine kadar görülen Acem alageyiği (Dama mesopotamica) bu gruba dahil. Ancak kelaynağın doğu popülasyonu Birecik’te kısmen esaret altında varlığını sürdürdüğünden, kategorisinin EW yerine bölgesel tükenmiş olması bilgi eksikliğinden olabilir.


Üç metreye varan kanat açıklığına sahip kara akbaba (Aegypius monachus), uçan halı olarak da tanımlanır. Ölü hayvanları ortadan kaldırması ile doğal dengenin sağlanmasında çok önemli rol oynar. Daha çok tepesi kelleşmiş yaşlı karaçamlarda büyük yuvalar yapar. Ormanlardan yaşlı ağaçların kesilmesi gibi habitat kaybı ve kurtlar vs. için atılan zehirli etleri yiyerek ölmeleri başlıca tehdit unsurlarıdır.

Kırmızı Liste’de Türkiye biyotasından 134 tür, küresel ölçekte yüksek tehlike altında (CR) gösteriliyor. Bunlardan 67’si anapelemir (Cephalaria anatolica) ve Erzurum fiği (Vicia erzurumica) gibi bitki, 67’si de Mersin morinası (Huso huso), yılanbalığı (Anguilla anguilla), Ereğli çöpçübalığı (Oxynoemacheilus eregliensis), Harran taraklı kertenkelesi (Acanthodactylus harranensis) ve sürmeli kızkuşu (Vanellus gregarius) gibi hayvan türleri.

Küresel ölçekte soyu tehlikede (EN) olan türlerimizin sayısı 147. Türk zambağı (Lilium ciliatum), Atif’in kara semenderi (Lyciasalamandra atifi), Fazıla’nın kara semenderi (L. fazilae), Dikkuyruk (Oxyura leucocephala), Mısır akbabası (Neophron percnopterus) ve Iğdır çölfaresi (Meriones dahli) gibi çoğu endemik olan türlerimiz bu grupta yer alıyor.

IUCN, taksonları öncelikle küresel ölçekte, yani o türün bütün dağılım alanındaki durumunu dikkate alarak Kırmızı Liste’ye dahil ediyor. Ancak Avrupa ve Akdeniz Havzası gibi bölgesel ölçeklerde de çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de endemikler dışında kalan canlı türlerinin durumunu öncelikle bölgesel olanlar belirliyor. Örneğin pars (Panthera pardus), bütün dağılım alanına göre VU, bölgesel (Akdeniz Havzası) ölçekte ise CR. Benzer şekilde küresel ölçekte EN olan bozkır kartalı (Aquila nipalensis) ile LC olan balık baykuşu (Ketupa zeylonensis), çöl toygarı (Ammomanes deserti) ve kara toygar (Melanocorypha yeltoniensis) bölgesel ölçekte CR. Bunların çoğu bütün dağılım alanında yaygın olsa da Türkiye’de çok nadir görülüyorlar veya soyları tükenmek üzere olabilir. Ancak bölgesel olanlar bile ülkemizdeki durumu her zaman yansıtmayabilir. En sağlıklı sonuç, Türkiye Kırmızı Listeleri’nin hazırlanmasıyla elde edilebilir. Yayınlanmış kelebeklerimizin kırmızı listesi dışında diğer gruplar için çalışmaların başlamış olması ise sevindirici bir gelişme.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA