KASIM SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Zürafalar

Joshua Foer

Ami Vitale

25.9.2019

 

Zürafalar

Henüz tamamlanmış bir zürafa kafası Teksas’ta (ABD) bir tahnit dükkânında sergileniyor. Üzerindeki mukavva şeritler ve raptiyeler, zürafa biçimindeki köpük üzerine gerilmiş deri kururken onun sabit kalmasını sağlıyor. Yabanıl doğadaki zürafa sayısı son 30 yılda yüzde 40 oranında azaldı ve 110 bin birey civarına kadar düştü.

Gizemli devler Afrika’da giderek artan tehditlerle karşı karşıya. Farklı bir yere nakilleri bazı türlerin kurtulmasına yardımcı olabilir –ama bu çözüm de beraberinde farklı riskler getiriyor.

En streslileri zürafalar diyor, kariyeri boyunca büyük Afrika memelilerini (aslan, Afrika orman fili, genişağızlı gergedan) yakalamak zorunda kalmış yaban hayatı veterineri Pete Morkel. “Diğer hayvanlara yalnızca onları hareketsiz kılmaya yetecek kadar anestezi vermeye çalışıyorsunuz, ama bir zürafanın ayaklarını kimyasal olarak yerden kesebilmek için aşırı doz kullanmak zorundasınız.” Nijer’de, başkent Niamey’nin yaklaşık 100 kilometre doğusunda, çalılıklar arasında iki yaşındaki dişi bir zürafanın izini sürerken eşlik ediyorum Morkel’a. 59 yaşındaki veterinerin başında kamuflaj desenli şapka, üzerinde de son birkaç gündür şort olarak kullandığı yırtık pırtık bir boxer var.

Sakinleştirici tabancasını bir doz etorfinle dolduruyor. Morfinin yaklaşık 6 bin katı güce sahip bir opioit bu. Zürafanın derisine nüfuz ettikten sonra, Morkel ve ekibinin hayvanın peşinden gidip onu yakaladıktan sonra ölmesini engellemek üzere boynuna panzehir enjekte etmek için yalnızca birkaç dakikaları olacak. Eğer zürafa başarıyla yakalanır ve Nijer boyunca yapacağı 800 kilometrelik yer değişikliği yolculuğunu sağ sağlim tamamlayabilirse, dünyanın en nadir görülen yaban hayvanlarından birinden oluşan yeni bir popülasyonun sekiz kurucu “Âdem” ve “Havva”sı arasında yerini alacak.

Bir hafta boyunca kovaladığımız zürafalar, 1980’lerin sonlarında, kuraklık ve savaş yüzünden komşu Mali’deki habitatlarından sürülen ve sonunda Nijer’e ulaşan yaklaşık 50 hayvanın torunları. Bu hayvanlar güney–güneydoğu yönünde Sahil’i boydan boya geçmiş, Nijer Nehri boyunca ilerlemiş ve Niamey’nin eteklerinden dolaşıp Koure bölgesindeki kurak platoya yerleşmişler.

Fulani halkından, 76 yaşındaki çoban Amadu Hama, onlarca yıl önce sığırlarıyla ilgilendiği bir akşam bu zürafalardan biriyle karşılaştığında yaşadığı duyguları şu cümlelerle özetliyor: “Boynu ve boynuzları yüzünden onun şeytan olduğunu sandık. İnsanlar bana aslan gibi tehlikeli hayvanlardan bahsetmişti, ama kimse zürafalardan söz etmemişti. Korkmuştuk. İnekler bile ürkmüştü.” Yeni gelen bu devler, geçtiğimiz yüzyılın başlarında, Senegal kıyılarından Nijerya’ya kadar, Batı Afrika’nın tamamına yayılmış olan geniş bir “beyaz zürafa” popülasyonunun, hayatta kalan son bireyleriydi.


Zürafalar Kenya’nın giderek büyüyen başkentinin merkezinden altı kilometre uzaklıktaki Nairobi Ulusal Parkı’nda dolaşıyor. 117 kilometrekarelik parkta 100’ü aşkın memeli türü yaşıyor, ancak Nairobi’nin genişleyen sınırları habitatlarını tehdit ediyor.

2016 yılında biliminsanlarından oluşan bir ekip, zürafalar hakkında –hâlâ üzerinde tartışılıyor olsa da– bir aydınlanma yaşadı. O döneme dek geçerli olan geleneksel bakış açısı, tüm zürafaların tek bir türe, Giraffa camelopardalis’e ait olduğu görüşüne dayanıyordu. Ama yapılan genetik analizler zürafaların aslında aralarında bozayılar ile kutup ayıları arasındaki farkı dahi geride bırakacak ayrımlar olan dört ayrı türden oluştuğunu gösteriyor. Ayrıca bu dört tür de kendi aralarında, artık yalnızca Nijer’in Koure bölgesinde –ve oldukça nadir– görülebilen açık renkli, benekli Batı Afrika sığıntısı Giraffa camelopardalis peralta da dahil olmak üzere, beş ayrı alttüre ayrılabiliyor. Bu yeni taksonomiden yola çıkılırsa, bu alttürlerin ikisi hariç tümünün hassas, tehlike altında ya da yüksek tehlike altında olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Zürafaların Afrika genelindeki nüfusları 30 yıl içinde yaklaşık yüzde 40 azaldı ve tahminlere göre dünya genelinde yaşayan zürafa sayısı 110 bin civarına indi.

Giraffe Conservation Foundation’ın (GCF, Zürafa Koruma Vakfı) eş yöneticisi Julian Fennessy bunu “sessiz yok oluş” olarak adlandırıyor; çünkü filler ve büyük maymunların yok oluşuna gösterilen aşırı ilginin aksine, çoğu insan, belki de hayvanat bahçelerinde ve oyuncakçılarda fazla sayıda bulundukları için, yabanıl doğada zürafaların keyfinin yerinde olduğunu varsayıyor.

Aslında Afrika’nın bazı bölgelerindeki zürafaların keyfi gerçekten de yerinde. Özel çiftliklerin yaban hayvanı sayısını desteklediği ve zürafaların yasal olarak avlanabildiği Güney Afrika ve Namibya’da, son 20–30 yıl içinde zürafa nüfusu neredeyse ikiye katlandı. Ancak, Doğu Afrika’daki Somali ve Masai zürafa türleri çok daha umutsuz bir gelecekle karşı karşıya. “Güney Kenya’daki zürafaları öldüren şey çitler; yasadışı avcılıktan bile daha büyük bir tehdit oluşturuyorlar. Zürafalar çitlerin üzerinden atlayamıyor, bu da yaşam alanlarının bölünmesi anlamına geliyor,” diyor GCF Doğu Afrika koordinatörü Arthur Muneza. Nüfus artışı, besi hayvanlarının yol açtığı aşırı otlatma ve iklim değişikliği, göçebe çobanlar ile çiftçileri yabanıl alanlara ve zürafa habitatlarına doğru itiyor. Bu arada, çoğunlukla Uganda’da görülen Nübye zürafalarının nüfusunda geçtiğimiz 30 yıl içinde yüzde 97’ye varan bir düşüş yaşanması da bu hayvanları dünyanın en kritik tehlike altındaki büyük memelilerinden biri hâline getirdi.

Nijer zürafalarının nüfusu çok daha az, ama yine de 49 bireyle dibe vurdukları 1996 yılından bu yana Batı Afrika zürafaları toparlanarak yaklaşık 600 bireye ulaşmış durumda. Bu geri dönüş, kıtadaki koruma çabaları arasında en büyük –ve en umulmadık– başarı öykülerinden biri.

Nijer, BM’nin 189 ülke için oluşturduğu İnsani Gelişme Endeksi’nde son sırada ve yaban hayatını korumak geleneksel anlamda öncelikleri arasında değil. 1996 darbesinden sonra yeni başkan İbrahim Baré Maïnassara, Nijerya ve Burkina Faso devlet başkanlarına armağan olarak sunulacak bir grup hayvan yakalaması için orduyu kırsala gönderdi. Yakalanan zürafaların biri dahi operasyondan sağ kurtulamadı ve Batı Afrika zürafalarının nüfusu neredeyse üçte bir oranında azaldı. Üç yıl sonra, bir sonraki başkanın Togo liderine bir armağan göndermeye çalışmasıyla, iki hayvan daha öldü.

Bu vahim durum ve son Batı Afrika zürafalarının çok az kaynağa sahip ülkedeki çok değerli ve ender görülen bir yaban hayatı kaynağı olduğunun anlaşılması sonucu Nijer, 2011 yılında Afrika’da zürafaların korunması için oluşturulan ilk ulusal koruma stratejisini yaşama geçirdi. Yasadışı avcılığın hükümet tarafından tamamen engellenmesi ve doğal yırtıcıların yokluğu, Koure’deki zürafa popülasyonunun büyümesine olanak tanıdı. Nüfus yılda yüzde 11’i aşan oranda patlama yaşarken, çiftçiler ve çobanlarla çekişmeler yaşanması kaçınılmazdı. Nijer’in zürafa nüfusunun artmaya devam edebilmesi ve sağlıklı kalabilmesi için yeni bir konumda ikinci bir uydu popülasyonun oluşturulması gerektiği ise çok açıktı.

Ami Vitale

Öksüz zürafa, Kenya’nın kuzeyinde, Sarara Camp’teki bakıcısına sokuluyor. Bu terk edilmiş yavruyu Samburu sığır çobanları bulmuş ve öksüz hayvanları büyütüp habitatlarına geri göndermesiyle tanınan Sarara’ya haber vermiş. Genç zürafa artık yabanıl bir sürüyle birlikte yaşıyor.

Brent Stirton

Yaban hayatı çalışanları, Amboseli’de (Kenya) ölü bir zürafayı yasadışı avcıların kapanından çıkarıyor. Tek bir hayvandan 300 kilo değerli et elde edilebiliyor. Bazen zürafalar yalnızca, bazı kültürlerde statü sembolü olarak görülen kuyrukları için öldürülüyor.

Ami Vitale

Kenyalı yaban hayatı uzmanları, Loisaba Yaban Hayatı Koruma Alanı’nda, sakinleştirilmiş hâldeki Somali zürafasına yaklaşıyor. Zürafaların ne kadar büyük bir alana gereksinim duyduklarını belirlemek için Afrika’nın çeşitli bölgelerindeki 250 zürafanın izlenmesi planının bir parçası olarak, kafasındaki kemikli yumrulardan (ossikon) birine, bilimcilere onu takip etme olanağı sunacak bir GPS ünitesi yerleştirecekler.

Ami Vitale

İşçiler bir Batı Afrika zürafasını römorka bindiriyor. Bu zürafa, yaklaşık 600 bireye sahip olan alttürün yeni bir popülasyon oluşturabilmesi için Nijer’in 800 kilometre kuzeydoğusundaki Gadabedji Biyosfer Koruma Alanı’na taşınacak.

Ami Vitale

Çad’ın Zakouma Ulusal Parkı’ndaki Kordofan zürafaları boyunlarını birbirine sürtüyor –bu hareket olasılıkla bir kavga hazırlığı ya da çoğunlukla sessiz olan bu hayvanlar arasında farklı bir iletişim yöntemi. Zakouma, Kordofan zürafaları için görece güvenli bir yer; dünyadaki Kordofan zürafası nüfusunun yarıdan fazlası burada bulunuyor.

Ami Vitale

Kenyalı bir öğrenci, görevleri arasında çocukların tehdit altındaki türü korumaya yardım edeceği umuduyla onlara zürafalar hakkında bilgi vermenin de olduğu Twiga Walinzi (Zürafa Muhafızları) adlı koruma ekibinin okula yaptığı ziyaret sırasında maskeyle poz veriyor.

Yerel şef Hamadou Yacouba ile konuşmak üzere Kanaré köyüne gittim. Öğle güneşinden korunmak için bir nim ağacının gür yapraklarından oluşan gölgeliğin altında otururken, “Zürafalar burada evcil hayvan gibi görülüyor. Tanrı zürafaları buraya koymuş, o yüzden biz de onlarla birlikte yaşıyoruz. Diğer ülkelere zürafa verilmemiş. Bize verilmiş,” diye açıklıyor durumu Yacouba.

Kanaré, zürafa turizminin yanı sıra uluslararası korumacılar tarafından oluşturulan yerel bir gelişim fonundan da yararlanıyor. Ama ülkenin doğusunda faaliyet gösteren Boko Haram ile kuzeyi ve batısındaki El Kaide bağlantılı örgütler nedeniyle turizm kaynağı günümüzde neredeyse kurumuş durumda.

Çad’ın kıvrık boynuzlu Afrika antilopları gibi uzun zaman önce bölgeden ayrılmış türleri yeniden eski yaşam alanlarıyla buluşturan korumacılar sayesinde Afrika’nın yaban hayatı son on yılda yeniden canlanmaya başladı. GCF, zürafalar için son iki yıl içinde üç yer değiştirme operasyonu daha düzenledi ve aralarında, Nil Nehri üzerinden gemiyle taşınarak Uganda’nın Murchison Şelaleleri Ulusal Parkı’na yerleştirilen iki zürafa da var.

Nijer’de ülkenin potansiyel habitatları üzerine yapılan bir değerlendirme sonucunda, ikinci bir Batı Afrika zürafa popülasyonunu yerleştirmek için en güvenli yerin Gadabedji’de olduğuna karar verildi; sözü edilen yer, ülkenin tam ortasında koruma altına alınmış bir biyosfer sahasıydı ve 1 milyon hektarlık arazi üzerinde yerleşim yoktu. Bolca akbaba ve ceylan bulunan bölge, 50 yıl önce bu zürafaların atalarına da ev sahipliği yapıyordu.

Nakil çalışmalarını eleştirenler de yok değil. “Zürafalar şimdi bulundukları yerde tehdit altındaysa, sayıları neden çoğalıyor? Hiç mantıklı değil,” diyor, 1990’ların ortasında Koure’de koruma çalışmalarına katılan etolog Isabella Ciofolo. “Gereksinimlerine hangi habitatın yanıt vereceği konusundaki karar, koşullar elverdiği ölçüde, zürafaların kendi doğal eğilimlerine bırakılmalı.”

Morkel hiçbir şeyden haberi olmayan zürafaya gizlice yanaşırken kendi kendine, “Aferin kızıma. Şunun tatlığına bakın,” diye fısıldıyor. Hayvanın yaklaşık 700 kilo olduğuna dair bir tahmin yürüterek, tüfeğinin basıncını 30 metrelik bir atış için 12 bara ayarlıyor ve emniyet mandalını indiriyor. Saat 13.00, hava sıcaklığı 38 dereceye ulaşmış durumda.

“Daha önce, bir zürafaya böyle doğrudan yaklaşılan bir durumda bulunmadım hiç. Normalde bir kamyonette olursunuz ve onları uzaktan vurursunuz,” diyor Morkel bana dönerek. Ama bunlar tuhaf yaratıklar; özellikle de herhangi bir av hayvanı koruma bölgesinden ya da ulusal parktan uzakta, ortak kullanım alanlarını paylaştıkları ve günlerini çiftçiler ve çobanlarla yaşadıkları karşılaşmalarla geçirdikleri için. Geceleri yerel halkın arı kovanı biçimindeki yüksek tahıl ambarlarının pencerelerinden kafalarını sokuyor, köylülerin besi hayvanları için depoladığı börülce yapraklarının yanı sıra mangoları ve balkabaklarını da yiyorlar. Neyse ki, bölge halkının temel gıda maddelerinden biri olan akdarının tadını gizemli bir nedenden ötürü sevmiyorlar.

Morkel silahını omzuna kaldırıyor, tetiği çekerek etorfinle dolu oku hayvanın sol omzuna fırlatıyor. Tam isabet; ama ilacın etkisini göstermesi birkaç dakika sürecek.


Doğa korumacı Ivan Carter, sakinleştici ilaç verilmiş Nübye zürafasını tutuyor. Bu zürafa da, diğer 17 zürafayla birlikte, Uganda’nın –yasadışı avlanma, yeni barajlar ve yolların türü tehdit ettiği– Murchison Şelaleleri Ulusal Parkı’nın kuzeyinden alınmış ve Nil Nehri üzerinden parkın bu güney ucuna getirilmiş.

Doğada yaşayan zürafaların sakinleştirilmesi, son 30 yılda geliştirilen, görece yeni bir uygulama ve büyük riskler taşıyor. Ölümcül dozda opioit verilen hayvanın nefesi durabiliyor. Kafası üzerine düşerse kafatası çatlayabiliyor ya da uzun arka bacakları kırılabiliyor. Yarı sindirilmiş yiyeceklerini kusabiliyor, bu çıkardıklarını nefes yoluyla akciğerlerine çekebiliyor ve bu nedenle de zatürre olabiliyor. Ayrıca, kavurucu sıcakta yerde yatarken bedeni aşırı ısınabiliyor. 2017 yılında Uganda’da yapılan yer değişikliği sırasında üç hayvan, yakalanma stresine bağlı nedenler sonucu ölürken, bir tanesi de nakil sırasında yaşamını yitirdi.

İlaçların etkisini göstermesini beklerken Morkel ile birlikte, korucu ve araştırmacılardan oluşan ekiple dolu kamyonete geri dönüyoruz. Morkel, “Bu türle çalışması zor,” diyor. “Çok yüksek bir mesafeden düşüyorlar ve büyük oranda kendilerine özgü bir anatomileri var.”

Bu yaratığın anatomisine ilişkin her bir ayrıntı gerçekten de kendine özgü biçimde aşırı uzatılmışa benziyor. Bunun bir örneği, elbette ki herkesçe bilinen boynu. Ama boynunun yanı sıra aşırı uzun kirpikleri, bacakları (tüm hayvanlar arasında en uzun bacaklar), gözleri (tüm kara memelileri arasında arasında en geniş), uzun bir kafatası ve yarım metreye kadar uzanabilen ve çıplak elle tutmak istemeyeceğiniz kadar dikenli akasya ağacının gövdesini çevik bir hareketle soyabilen mor–siyah renkli kavrayıcı bir dili de var. Zürafaların diğer tüm kara memelilerinden daha uzun bir dikey düzleme kan pompalayan kalpleri dahi, yedi santimetreyi aşkın kalınlığa ulaşan karıncık duvarlarıyla, 60 santimetreyi aşabiliyor.

Zürafalar hayvanlar arasında bilinen en yüksek kan basıncına sahip, ama yine de baygınlık geçirmeden kafalarını hızlıca beş metre aşağıya eğebiliyorlar. Oturup kalkmalarının bu kadar güç olması nedeniyle bir defada yalnızca birkaç dakika uyuyorlar (yabanıl doğada bu olayı gözlemlemek çok güç). Yalnızca yapraklardan emdikleri nemle idare ederek haftalarca susuz yaşayabiliyorlar. Dünyanın belki de en önde gelen zürafa uzmanı olan, GFC’den Fennessy’nin, bir zürafanın bacaklarını iki yana açıp hantalca boynunu eğerek yerdeki bir birikintiden su içtiğini görmesi için, Namibya çöllerinde beş yıl boyunca zürafaları gözlemlemesi gerekmiş. En temel yaşamsal maddeye ulaşabilmek için harcadıkları bu sakarca çabaya tanıklık edince, zürafalar hakkında neden böylesine uzun boyunlu oldukları değil, aksine neden böylesine uzun bacaklara oranla bu kadar kısa boyunlu olduklarının sorulması gerektiği anlaşılıyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ekim sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Ami Vitale

Öksüz zürafa, Kenya’nın kuzeyinde, Sarara Camp’teki bakıcısına sokuluyor. Bu terk edilmiş yavruyu Samburu sığır çobanları bulmuş ve öksüz hayvanları büyütüp habitatlarına geri göndermesiyle tanınan Sarara’ya haber vermiş. Genç zürafa artık yabanıl bir sürüyle birlikte yaşıyor.

Brent Stirton

Yaban hayatı çalışanları, Amboseli’de (Kenya) ölü bir zürafayı yasadışı avcıların kapanından çıkarıyor. Tek bir hayvandan 300 kilo değerli et elde edilebiliyor. Bazen zürafalar yalnızca, bazı kültürlerde statü sembolü olarak görülen kuyrukları için öldürülüyor.

Ami Vitale

Kenyalı yaban hayatı uzmanları, Loisaba Yaban Hayatı Koruma Alanı’nda, sakinleştirilmiş hâldeki Somali zürafasına yaklaşıyor. Zürafaların ne kadar büyük bir alana gereksinim duyduklarını belirlemek için Afrika’nın çeşitli bölgelerindeki 250 zürafanın izlenmesi planının bir parçası olarak, kafasındaki kemikli yumrulardan (ossikon) birine, bilimcilere onu takip etme olanağı sunacak bir GPS ünitesi yerleştirecekler.

Ami Vitale

İşçiler bir Batı Afrika zürafasını römorka bindiriyor. Bu zürafa, yaklaşık 600 bireye sahip olan alttürün yeni bir popülasyon oluşturabilmesi için Nijer’in 800 kilometre kuzeydoğusundaki Gadabedji Biyosfer Koruma Alanı’na taşınacak.

Ami Vitale

Çad’ın Zakouma Ulusal Parkı’ndaki Kordofan zürafaları boyunlarını birbirine sürtüyor –bu hareket olasılıkla bir kavga hazırlığı ya da çoğunlukla sessiz olan bu hayvanlar arasında farklı bir iletişim yöntemi. Zakouma, Kordofan zürafaları için görece güvenli bir yer; dünyadaki Kordofan zürafası nüfusunun yarıdan fazlası burada bulunuyor.

Ami Vitale

Kenyalı bir öğrenci, görevleri arasında çocukların tehdit altındaki türü korumaya yardım edeceği umuduyla onlara zürafalar hakkında bilgi vermenin de olduğu Twiga Walinzi (Zürafa Muhafızları) adlı koruma ekibinin okula yaptığı ziyaret sırasında maskeyle poz veriyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA