MART SAYISI BAYİDE!

ABONE OL SATIN AL

Fildişi Takibi

Bryan Christy

Brent Stirton

31.8.2015

Fildişi Takibi

Emektar bekçi Jean Claude Mambo Marindo’nun yanı başındaki 100 kadar fildişi, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde, Garamba Ulusal Parkı’nda kaçak fil avcılarının elinde yakalanmış. Parktaki gergedanların hepsi boynuzları için kaçak olarak avlanarak yok edilmiş. Park şimdi de fildişi nedeniyle ulusal orduların yozlaşmış askerlerinin ve Tanrının Direniş Ordusu’nun kuşatması altında.

İçlerine küresel konumlandırma cihazı saklanmış sahte fildişleri, Afrika’daki yasadışı fil avcılarının güzergâhını ortaya çıkarıyor.

Amerika Doğa Tarihi Müzesi, Kuzey Amerika Memeli Hayvanlar Salonu’nu yenilemeye karar verdiğinde taksidermist George Dante’yi aramıştı. Galápagos Adası’nın simgesi Yalnız George olarak anılan kaplumbağa öldüğünde de korunma işlemini yine Dante üstlenmişti. Ancak dünyanın en saygın taksidermistlerinden biri olan Dante, benim istediğim şeyi daha önce hiç yapmamış. Aslına bakılırsa hiç kimse yapmamış.

Dante’den istediğim şey, ABD Balık ve Yaban Hayatı Dairesi’nden ödünç aldığım (yasadışı olarak öldürülen hayvanlardan alındıkları için yönetimce el koyulmuş) fildişlerinin görüntüsünü ve hissini veren yapay bir fildişi tasarlaması. İçine de özel yapım bir küresel konumlandırma cihazı (GPS) ve uydu takip sistemi yerleştirmesi. Eğer bir tane yapabilirse birkaç fildişi daha isteyeceğim kendisinden. Suç dünyasında fildişi para işlevi görüyor. Yani bir anlamda Dante’den istediğim şey, izini sürebileceğim sahte paralar basması.

Bu fildişlerini, filleri öldürenleri takip etmekte; yağmaladıkları fildişlerinin hangi yollardan taşındığını, hangi limanlardan ayrıldığını, hangi gemilerde yolculuk yapıp hangi kentlerden ve ülkelerden geçtiğini ve yolculuğun nerede son bulduğunu öğrenmekte kullanacağım. Bir Orta Afrika ülkesinde dolaşıma sokulacak yapay dişler, Asya pazarlarına kolay nakil olanağı veren sahillere ulaşmak için doğuya –yoksa batıya– doğru mu gidecek, Afrika kıtasının en şiddet yüklü fildişi yolundan kuzeye doğru mu ilerleyecek, yoksa yola çıkmadan fark edilip dürüst bir insan tarafından ihbar edilerek olduğu yerde mi kalacak?


Ocak 2014’te kaşu taşıdığı deklare edilen Vietnam yolcusu bir konteyneri x–ray cihazıyla kontrol eden Togolu liman yetkililerinin karşısına fildişi çıkmıştı. Ele geçirilen dört ton fildişi, küresel fildişi ticareti yasağının başladığı 1990’dan bu yana Afrika’da yakalanan en büyük kaçak maldı. DNA bilgileri, fildişlerinin bazılarının Orta Afrika Cumhuriyeti’nde 2013 yılında öldürülen fillere ait olduğunu ortaya koydu.

Nasıl bir tasarıma ihtiyacım olduğunu konuşurken Dante’nin kahverengi gözleri kırmızı bir balon hediye edilmiş küçük bir çocuğun gözleri gibi parlıyor. Fildişini test etmek için satıcılar dişi bıçakla kazıyacaklar veya altına çakmak tutacaklar. Doğal diş erimez. Dolayısıyla benimkilerin de gerçek fildişi gibi tepki vermesi gerekiyor. “Parlaması için de bir yol bulmam gerekecek,” diyor Dante, temiz bir fildişinin üzerindeki perdahı kastederek.

“Schreger çizgilerine de ihtiyacım var George,” diye ekliyorum. Kastettiğim şey, kesilmiş bir fildişinin kökündeki, ağaç gövdesinin büyüme halkalarını andıran çizgiler.

Dünyadaki çoğu insan gibi George Dante de Afrika fillerinin kuşatma altında olduğunun farkında. Doyumsuz bir fildişi merakına sahip gelişen Çin orta sınıfı, Afrika’yı felce uğratan yoksulluk, zayıf ve yozlaşmış emniyet teşkilatı ve fil öldürmek için artık her zamankinden çok daha fazla yol olması, kusursuz bir fırtına kopmasına neden oluyor. Sonuç: Her yıl 30 bin kadar Afrika fili katlediliyor. Ki bu katliamların 100 bin kadarı 2010–2012 arasında gerçekleştirildi ve öldürme olaylarının hızı da azalmıyor. Kaçak fildişlerinin çoğu, fildişinden yapılma bir çift yemek çubuğunun bin dolar getirdiği, yontu dişlerin her birinin yüz binlerce dolara satıldığı Çin’e gidiyor.

Doğu Afrika halihazırda kaçak avın sıfır noktası. Tanzanya hükümeti Haziran ayında yaptığı açıklamada, son beş yıl içinde fillerinin yüzde 60’ını kaybettiğini ve ülkedeki fil sayısının 110 binden 44 binin altına kadar düştüğünü belirtti. Komşu Mozambik de yine aynı dönemde fillerinin yüzde 48’ini yitirdi. Fil öldürenlerin arasında yoksul köylüler ve maaş alamayan park bekçileri de var. Bu riski alıyorlar çünkü yakalansalar dahi bu işin cezası genelde ağır olmuyor. Ancak ben, ilk elden, Orta Afrika’da öldürme olaylarını tetikleyen çok daha sinsi bir şey olduğunu öğreniyorum: Kaynaklarının bir bölümünü fildişinden sağlayan milisler ve terör örgütleri kaçak olarak fil avlıyorlar ve genelde de bu işi ülkeleri dışında, hatta ulusal parklarda saklanarak yapıyorlar. Yerleşim birimlerini yağmalıyor, insanları esir alıyor ve kendilerine engel olmaya çalışan park bekçilerini öldürüyorlar.

Güney Sudan. Orta Afrika Cumhuriyeti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti. Sudan. Çad. Bunlar, Washington merkezli Fund for Peace kuruluşunun sıralamasına göre dünyanın en istikrarsız ülkeleri. Ve bu ülkeler fil öldürmek için diğer ülkelere giden insanlara ev sahipliği yapıyor. En büyük ve en korkunç fil katliamlarının çoğunun izi yıllardır art arda Sudan’a uzanıyor. Fillerinin tamamı tükenmiş olan bu ülke yabancı uyruklu yasadışı avcı–teröristlere rahat bir ortam sağlıyor, janjavitlere (hükümet destekli paramiliter gruplar) ve Sudanlı kıtalararası yağmacılara da ev sahipliği yapıyor.

Parktaki bekçiler genelde katillere karşı duran yegâne kuvvet. Yetersiz sayılarda ve yetersiz donanımdaki bu bekçiler, hepimizi etkileyen şiddet yüklü bir savaşın cephe hattını tutuyor.

Brent Stirton

Tanrının Direniş Ordusu lideri Joseph Kony’yi yakalamaya çalışan Afrika Birliği Bölgesel Görev Kuvveti’ne dahil Ugandalı askerler, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde bir nehirden halatlara tutunarak geçiyor. Kony’nin adamları sınırlardan istedikleri gibi girip çıkıyor, yönetimin zayıf olduğu ülkelerde saklanıyor.

Brent Stirton

Bekçi Dieudonne Kumboyo Kobango, Tanrının Direniş Ordusu tarafından kaçırıldıktan kısa bir süre sonra geri dönen oğlu Genekpio’yla. “Şimdi çıktığım her devriyede Tanrının Direniş Ordusu’nu arıyorum,” diyor Kumboyo.

Brent Stirton

İsyancı Seleka örgütünden yasadışı avcılar, Mayıs 2013’te, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki mineral açısından zengin Dzanga Bai göletinde 26 fil öldürdüler.

Brent Stirton

Kocası Tanrının Direniş Ordusu saldırısında öldürülen Lucienne Lanziwa, çok mütevazı bir tazminat almış.

Brent Stirton

Tanrının Direniş Ordusu’ndan (LRA) Yarbay Vincent “Binany” Okumu’nun tuttuğu günlüğün fotokopisi. Firariler yarbayın Garamba Ulusal Parkı’nda gerçekleştirilen fildişi avlarından sorumlu olduğunu söylüyor. Acholi dilinde yazılmış olan günlükte Kony’nin yüz fildişi siparişinin detayları görülüyor. Binany 2013 yılında Uganda kuvvetleri tarafından öldürülmüş ve günlüğü ele geçirilmişti.

Brent Stirton

Çocukken kaçırılıp zorla asker yapılan Tanrının Direniş Ordusu firarileri, şimdi Uganda ordusu için savaşıyor. LRA ile ormanda ortalama 16 yıl geçirdikleri için, Kony ve adamlarını yakalama çabalarına deneyimleriyle büyük katkıda bulunuyorlar.

Brent Stirton

Uganda Ordusu köpekli takip ekibinin üyeleri, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, Obo’daki Afrika Birliği üssünde ağırlık çalışıyor. Belçika Malinois çoban köpekleri, Orta Afrika’nın ormanlık bölgeleri gibi zorlu ortamlarda düzenlenen askeri operasyonlarda kullanılmalarıyla ünlü.

Brent Stirton

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden askerler, Afrika Parkları'ndan Mathieu Eckel tarafından eğitiliyor. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Afrika Parkları, Garamba Ulusal Parkı'nı Kongo Demokratik Cumhuriyeti parklar müdürlüğü ile birlikte yönetiyor. Bu askerlerin görevi, kaçak avcılar ve Tanrının Direniş Ordusu gibi silahlı örgütlerle mücadelede bekçilere yardım etmek.

Brent Stirton

Bekçiler, Çad’daki Zakouma Ulusal Parkı’nda at binme becerilerini geliştiriyor. Parkta dört atlı bekçi ekibi var. Atlar, fillerin park dışındaki daha kuru alanlara gittiği yağmur mevsimi sırasında devriye gezmek için etkin olabilen yegâne yol.

Brent Stirton

Yavrular, Zakouma’da sevindirici bir manzara oluşturuyor. Güvenlik önlemlerinin artırılması sayesinde parkta 2012 yılından bu yana yasadışı avcılara tek bir fil bile kaybedilmemiş. Avın yarattığı baskı olmayınca filler tekrar çoğalmaya başlamış, 40’tan fazla yavru dünyaya gelmiş.

Brent Stirton

Yasadışı av azalsa bile 450 bireye inen park sürüsünün toparlanması yıllar alacak.

Brent Stirton

Zakouma’da yasadışı avcılara karşı çalışan Mamba Ekibi 1’de şoför İsa Adum da (kahverengi tişörtlü) yer alıyor. Bekçi olan babası Sudanlı yasadışı avcılar tarafından öldürüldükten sonra, geleneklere göre kendisine verilen kan parasını reddetmiş.

Garamba'nın Kurbanları

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin kuzeydoğu köşesinde, Güney Sudan sınırında bulunan Garamba Ulusal Parkı, filleri ve uçsuz bucaksız yeşil alanlarıyla uluslararası üne sahip bir UNESCO Dünya Miras alanı. Ama parkın batı sınırına 50 kilometre uzaklıktaki Kpaika köyünde toplanmış çocuklara ve yaşlılara aralarından kaçının Garamba’yı ziyaret ettiğini sorduğumda elini kaldıran kimse olmuyor. “İçinizden kaç kişi LRA tarafından kaçırıldı?” diye sorunca nedenini anlıyorum.

Köyün papazlığını yapan Peder Ernest Sugule, cemaatindeki çocuklardan çoğunun akrabalarının Tanrının Direniş Ordusu (LRA) tarafından katledilişine tanık olduğunu söylüyor. Ugandalı bu isyancı grup, Afrika’nın en çok aranan teröristlerinden Joseph Kony tarafından yönetiliyor. Sugule, Kony’nin ordusunun kurbanlarına yardımcı olan bir örgüt kurmuş. “Kaçırılan binden fazla çocukla karşılaştım,” diyor yakınlardaki Dungu kasabasında yer alan kilisesinde konuştuğumuz sırada. “Çok küçük yaşta kaçırılıyor ve korkunç şeyler yapmaya zorlanıyorlar. Geri dönenlerin çoğu çok büyük travma içinde oluyor.” Konuşmasını, “Kâbuslar görüyorlar,” diye sürdürüyor Sugule. Çocuklar o kötü anları tekrar tekrar yaşıyor. Aileleri onların şeytana dönüştüğünü düşünüyor ya da sürekli asker olarak kaldıkları için bir gece yarısı kendilerini de öldüreceklerinden korkuyor. Kızlara tecavüz edildiği varsayıldığı için evlenmeleri zorlaşıyor. Köylüler bazen geri gelen çocuklarla Kony’nin adamlarının kullandığı sözlerle alay edebiliyor: “LRA Tongo Tongo (LRA Kes Kes).” Sugule bu sözlerin militanların tüyler ürpertici pala kullanma alışkanlığına gönderme yaptığını söylüyor.

Çocukluk yıllarında Roma Katolik kilisesinde papaz yardımcılığı yapan Kony, amacının kuzey Uganda’daki Acholi halkı adına Uganda hükümetini devirmek ve ülkeyi kendi On Emir yorumuna uygun olarak yönetmek olduğunu açıklıyor. Kony’nin yardakçılarının, 1980’lerden bu yana başta Uganda’da olmak üzere on binlerce kişiyi öldürdükleri; kadınların dudaklarını, kulaklarını ve memelerini kestikleri; kadın ve çocuklara tecavüz ettikleri; bisiklet kullanırken yakaladıkları insanların ayaklarını kestikleri ve küçük erkek çocuklarını kaçırıp çocuk askerlerden ordu kurarak onları birer katile dönüştürdükleri öne sürülüyor.


Tanrının Direniş Ordusu komutanlarından biri çocuk askerlerin eline jilet verip onun dudaklarını, kulaklarını ve burnunu kesmelerini emrettiği sırada Margaret Acino 23 yaşında ve hamileydi. Uganda, Gulu civarında bir tarlada çalışıyordu. Yedi ameliyatın ardından kendisine bunları yaşatanları affetmiş. “Affetmek yaşamanızı kolaylaştırıyor,” diyor.

Kony, 1994 yılında Uganda’yı terk etti ve kanlı çetesiyle birlikte yollara düştü. İlk önce Sudan’a giderek, bugün de kendisini izlemeyi fazlasıyla zorlaştıran, sınırdan gelip geçme alışkanlığını başlattı. Dönem, Güney ve Kuzey Sudan arasında içsavaşın yaşandığı dönemdi.

Kony, Hartum’daki Sudan hükümeti için güneyde karışıklık yaratacak bir yol sundu. Ve Hartum on yıl boyunca Kony’ye gıda, ilaç, otomatik tüfek, uçaksavar, füzesavar bomba ve havan topları dahil silah temin etti.

Kony’nin Batılı ülkelerde tanınan bir yüz haline gelmesiyse Invisible Children adlı kuruluş ve hazırladıkları Kony 2012 adlı video sayesinde gerçekleşti. ABD başkanlarından George W. Bush ve Barack Obama tutuklanması veya öldürülmesi çabalarını destekledi. ABD Dışişleri Bakanlığı 2008 yılında Kony’yi “küresel terörist” olarak tanımladı. Afrika Birliği ise Tanrının Direniş Ordusu’nu terör örgütü ilan etti.

Bu arada, 2005 yılında, Kuzey ve Güney Sudan’ın barış antlaşması imzalamasıyla birlikte Kony hamisini kaybetti. 2006 yılının Mart ayında bu kez Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne kaçarak o sıralarda 4 bin filin yaşadığı Garamba Ulusal Parkı’nda kamp kurdu. Uganda ile barış yapma isteğinin bir göstergesi olarak Uganda yetkilileriyle pazarlığa oturmak üzere Sudan’ın güneyindeki tarafsız Cuba’ya elçiler yolladı. Bu esnada Kony ve adamları ateşkes antlaşmasının koruması altında parkta ve civarında rahatsız edilmeden yaşıyor, burada sebze yetiştiriyordu. Hatta Kony röportaj yapmaları için yabancı basın mensuplarını kampına davet etmişti. Söz konusu süreçte adamları ateşkes antlaşmasını ihlal etmiş, Orta Afrika Cumhuriyeti’ne geçerek yüzlerce çocuk kaçırmış ve parka getirdikleri kadınları seks kölesine dönüştürmüştü. Peder Sugule beni, Tanrının Direniş Ordusu tarafından gerçekleştirilen kaçırma olaylarının yakın geçmişteki kurbanlarından üç genç kızla tanıştırıyor. Kilisedeki ahşap banklardan birinde oturuyorlar. Geli Oh (16), Kony’nin ordusunun yanında diğer iki arkadaşından daha uzun zaman geçirmiş. İki buçuk korkunç yıl. Arkadaşları aralarında fısıldaşır, neşeyle güler ve getirdiğimiz kurabiyelerin tadına bakarken o başını öne eğmiş oturuyor. “Fil” kelimesini duyunca heyecanlanıyor. Tanrının Direniş Ordusu tarafından götürüldüğü Garamba Ulusal Parkı’nda bir sürü fil gördüğünü söylüyor. “Tongo Tongo bir gün iki fil vurmuştu,” diyor.


Hippotrague devriye birliğinin altı adamından beşi yasadışı fildişi avcılarınca öldürüldü. Kayıp olduğu bildirilen altıncı kişinin de öldüğü düşünülüyor. İdris Adum’un (soldan ikinci) ailesi şüphelilerden birini Sudan’a kadar izledi. Birliğin aşçısı Cimet Said de saldırıda vuruldu, en yakındaki köye 18 km boyunca yürüyüp yardım istedi.

“Ne kadar çok fil öldürürlerse o kadar çok fildişi ele geçirdiklerini söylüyorlardı.” Kony’nin kuvvetleri 1999 yılında 2700 kişiyle doruğa ulaştı ve sonra, günümüzde tahmini 150–250 arasında çekirdek savaşçı kalacak şekilde gerileme gösterdi. Aynı şekilde, öldürülen sivillerin sayısı da düştü (2009’da 1252 kişi katledilirken 2014’te yaşamını yitirenlerin sayısı 13’te kaldı). Ancak kaçırılma olayları yeniden yükselişte ve korkunun yerleşimlere yayılması için sadece silahlı birkaç militanın gözükmesi yeterli oluyor. Peder Sugule’nin kilisesiyle günümüzün Güney Sudan’ı arasındaki yol boyunca tek tek tüm köylerde karşılaştığım Kony kurbanları, fil eti yemeye zorlandıklarını ve öldürülen fillerin dişlerinin militanlar tarafından götürüldüğünü anlatıyor.

Peki ama nereye götürülüyorlar?

Devamını National Geographic Türkiye'nin Eylül sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Brent Stirton

Tanrının Direniş Ordusu lideri Joseph Kony’yi yakalamaya çalışan Afrika Birliği Bölgesel Görev Kuvveti’ne dahil Ugandalı askerler, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde bir nehirden halatlara tutunarak geçiyor. Kony’nin adamları sınırlardan istedikleri gibi girip çıkıyor, yönetimin zayıf olduğu ülkelerde saklanıyor.

Brent Stirton

Bekçi Dieudonne Kumboyo Kobango, Tanrının Direniş Ordusu tarafından kaçırıldıktan kısa bir süre sonra geri dönen oğlu Genekpio’yla. “Şimdi çıktığım her devriyede Tanrının Direniş Ordusu’nu arıyorum,” diyor Kumboyo.

Brent Stirton

İsyancı Seleka örgütünden yasadışı avcılar, Mayıs 2013’te, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki mineral açısından zengin Dzanga Bai göletinde 26 fil öldürdüler.

Brent Stirton

Kocası Tanrının Direniş Ordusu saldırısında öldürülen Lucienne Lanziwa, çok mütevazı bir tazminat almış.

Brent Stirton

Tanrının Direniş Ordusu’ndan (LRA) Yarbay Vincent “Binany” Okumu’nun tuttuğu günlüğün fotokopisi. Firariler yarbayın Garamba Ulusal Parkı’nda gerçekleştirilen fildişi avlarından sorumlu olduğunu söylüyor. Acholi dilinde yazılmış olan günlükte Kony’nin yüz fildişi siparişinin detayları görülüyor. Binany 2013 yılında Uganda kuvvetleri tarafından öldürülmüş ve günlüğü ele geçirilmişti.

Brent Stirton

Çocukken kaçırılıp zorla asker yapılan Tanrının Direniş Ordusu firarileri, şimdi Uganda ordusu için savaşıyor. LRA ile ormanda ortalama 16 yıl geçirdikleri için, Kony ve adamlarını yakalama çabalarına deneyimleriyle büyük katkıda bulunuyorlar.

Brent Stirton

Uganda Ordusu köpekli takip ekibinin üyeleri, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, Obo’daki Afrika Birliği üssünde ağırlık çalışıyor. Belçika Malinois çoban köpekleri, Orta Afrika’nın ormanlık bölgeleri gibi zorlu ortamlarda düzenlenen askeri operasyonlarda kullanılmalarıyla ünlü.

Brent Stirton

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden askerler, Afrika Parkları'ndan Mathieu Eckel tarafından eğitiliyor. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Afrika Parkları, Garamba Ulusal Parkı'nı Kongo Demokratik Cumhuriyeti parklar müdürlüğü ile birlikte yönetiyor. Bu askerlerin görevi, kaçak avcılar ve Tanrının Direniş Ordusu gibi silahlı örgütlerle mücadelede bekçilere yardım etmek.

Brent Stirton

Bekçiler, Çad’daki Zakouma Ulusal Parkı’nda at binme becerilerini geliştiriyor. Parkta dört atlı bekçi ekibi var. Atlar, fillerin park dışındaki daha kuru alanlara gittiği yağmur mevsimi sırasında devriye gezmek için etkin olabilen yegâne yol.

Brent Stirton

Yavrular, Zakouma’da sevindirici bir manzara oluşturuyor. Güvenlik önlemlerinin artırılması sayesinde parkta 2012 yılından bu yana yasadışı avcılara tek bir fil bile kaybedilmemiş. Avın yarattığı baskı olmayınca filler tekrar çoğalmaya başlamış, 40’tan fazla yavru dünyaya gelmiş.

Brent Stirton

Yasadışı av azalsa bile 450 bireye inen park sürüsünün toparlanması yıllar alacak.

Brent Stirton

Zakouma’da yasadışı avcılara karşı çalışan Mamba Ekibi 1’de şoför İsa Adum da (kahverengi tişörtlü) yer alıyor. Bekçi olan babası Sudanlı yasadışı avcılar tarafından öldürüldükten sonra, geleneklere göre kendisine verilen kan parasını reddetmiş.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA