ARALIK SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Bağımlı Beyin

Fran Smith

Max Aguilera–Hellweg

28.8.2017

Bağımlı Beyin

Bağımlılık beyindeki sinir yolaklarını ele geçiriyor. Bağımlılığın ahlaki bir çöküş olduğu görüşüne karşı çıkan biliminsanları, on milyonlarca kişiyi esir alan arzu, aşırı tüketim ve bırakma döngüsünden çıkış sağlayacak tedaviler bul- maya çalışıyor. Janna Raine, 20 yıl önce işte yaralandığında kullanmaya baş- ladığı reçeteyle satılan ağrı kesicilere alışmasının ardından eroinman olmuş. Geçen yıl Seattle’daki bir otoyolun altındaki evsizler kampında yaşıyordu.

Bilim, gerek zararlı alışkanlıklarımızı tetikleyen arzular gerekse bu arzularla mücadele yöntemleri üzerine giderek daha çok bilinmeze ışık tutuyor…

Perotti, annesi uyuşturucu bağımlılığını elektromanyetik dalgalarla tedavi eden bir doktordan ilk kez söz ettiğinde gülüp geçmiş. “O doktorun bir üçkağıtçı olduğunu düşünmüştüm,” diyor.

İtalya’da, Cenova kentinde yaşayan 38 yaşındaki Perotti, zengin bir ailenin eğlence düşkünü oğlu olarak 17 yaşında kokain kullanmaya başlamış. Ve kokain zaman içinde gündelik alışkanlığa ve sonra da saplantılı bir dürtüye dönüşmüş onda. Aşkı bulmuş, oğlu olmuş, restoran açmış. Ama ailesi de işi de kendisinin uyuşturucu alışkanlığının rüzgârına dayanamayarak dağılıp gitmiş.

Bir rehabilitasyon merkezinde üç ay kalmış; merkezden çıkmasının üzerinden sadece 36 saat geçtikten sonra yeniden uyuşturucuya başlamış. Bir başka programda sekiz ay geçirmiş ama eve döndüğü gün uyuşturucu satıcısını görmüş, yeniden kafayı bulmuş. “Deli gibi kokain kullanıyordum,” diyor. “Paranoyak, takıntılı ve çılgın birine dönüşmüştüm. Çıkış yolu göremiyordum.”

Annesi doktoru araması için baskı yapınca razı olmuş. Yapması gereken yegâne şeyin, dişçi koltuğuna benzer bir koltukta oturmak ve Doktor Luigi Gallimberti’nin, kokain açlığını baskılayacağı teorisiyle, kafasının sol yanına doğru bir cihaz tutmasına izin vermek olduğunu öğrenmiş. “Ya uçurum ya da Dr. Gallimberti noktasındaydım,” diye anlatıyor.

Otuz yıldır bağımlılık tedavisi üzerine çalışan ak saçlı, gözlüklü psikiyatr ve toksikolog Gallimberti’nin Padova’da bir kliniği var. Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) adıyla anılan tekniği denemeye karar vermesinin nedeni, bağımlılık bilimindeki önemli gelişmeler ve geleneksel tedaviler konusunda yaşadığı hayal kırıklıkları. İlaçlar içki, sigara ve eroinin bırakılmasına yardımcı oluyor ama geri dönüşler yaygın. Ayrıca kokain gibi uyarıcılar için etkin bir tıbbi çare yok. “Bu tür hastaları tedavi etmek çok, çok zor,” diyor.


Kokainden kurtulmaya çalışan bağımlıların beynini analiz eden Pennsylvania Üniversitesi profesörlerinden klinik nörobilimci Anna Rose Childress, bilinçdışı uyuşturucu sembollerinin beynin ödül sisteminde yarattığı heyecanı ve uyuşturucuya geri dönüşteki etkisini araştırıyor. Hastalarına soldaki ekranda görülen kokain gibi görselleri 33 milisaniye boyunca gösterdiğinde ödül devreleri uyarılmış. Bu hareketlenmenin önüne geçen ve insanların “görünmez” tetikleyicilerin tuzağına düşmesine engel olan ilaçlar bulmaya çalışıyor.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin verilerine göre, dünya genelinde her yıl 200 bin kişi aşırı doz uyuşturucu almaktan ve HIV gibi uyuşturucu kaynaklı hastalıklardan ölürken, çok daha fazla sayıda kişi de sigara ve içki nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bir milyar kişi tütün kullanıyor ve en büyük beş ölüm nedeni (kalp hastalıkları, felç, solunum yolu enfeksiyonları, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve akciğer kanseri) tütünle ilişkilendiriliyor. Tüm dünyada yaklaşık olarak her 20 yetişkinden biri alkol bağımlısı. Bağımlılık olarak kabul edilmeye başlanan kumar ve diğer dürtüsel aktivitelere alışkanlık geliştiren kişilerin sayısı ise henüz bilinmiyor.

ABD’de yaşanan opioit salgını giderek daha kötü bir hâl alıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2015’te, reçeteyle satılan ağrı kesiciler ve eroin dahil aşırı dozda opioit kullanımı sonucu 33 bin 91 gibi rekor sayıda ölüm yaşandığını açıkladı. Bu, aynı zamanda, bir yıl öncesine ait rekorun yüzde 16 üzerinde bir oran anlamına gelmekteydi. ABD Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı ilk bağımlılık raporu Kasım 2016’da yayımlandı. 21 milyon Amerikalının uyuşturucu veya alkol bağımlısı olduğunu bildiren rapor, bağımlılığın kanserden daha yaygın olduğunu ortaya koydu.

Avrupa Uyuşturucu İzleme Merkezine’nin raporuna göre Türkiye’de, 2015 yılında 590 kişi doz aşımına bağlı olarak yaşamını yitirdi. Uyuşturucu bağlantılı ölüm sayısı bir milyon kişide 10,1 iken (burada dikkati çeken ayrıntı bunların bir bölümünün 15 yaş altında olmasıydı), uyuşturucu bağlantılı suç sayısı da 73 bini aştı.

Onlarca yıldır “uyuşturucu müptelası” laboratuvar hayvanlarının beynini derinlemesine inceleyen ve gönüllülerin beyinlerini tarayan biliminsanları, bağımlılığın arzu, alışkanlık oluşumu, zevk, öğrenme, duygusal denetim ve bilişi belirleyen yolakları ve süreci nasıl aksattığına dair ayrıntılı bir tablo oluşturdular. Bağımlılık, öğrenmenin moleküler makinesi niteliğindeki nöronlar arasındaki sinaps denilen açıklıklar da dahil olmak üzere, beyin anatomisi, kimyası ve hücreler arası sinyallerde yüzlerce değişikliğe yol açıyor. Beynin muhteşem esnekliğinden faydalanan bağımlılık, nöron devrelerini yeniden şekillendiriyor; sağlık, iş, aile ve bizzat yaşamın kendisi gibi alanları yok sayma pahasına kokain, eroin ve içkiye en yüksek değeri biçiyor.

ABD Ulusal Madde Bağımlılığı Enstitüsü sinir bilimcilerinden Antonello Bonci, “Bağımlılık bir tür patolojik öğrenme biçimi,” diye konuşuyor.


Tedavi gördükten sonra birkaç kez uyuşturucuya geri dönüş yapan ağır kokain bağımlısı Patrick Perotti en sonunda İtalya, Padova’da deneysel bir tedaviye –prefrontal kortekse elektromanyetik sinyaller uygulanması– başvurmuş. İşe yaramış. Psikiyatr Luigi Gallimberti, transkraniyal manyetik stimülasyon yöntemini başka hastalarda da başarıyla uyguluyor. Meslektaşlarıyla birlikte geniş kapsamlı bir deney yapmayı planlıyor. Teknik, şu sıralarda dünyanın çeşitli yerlerindeki araştırmacılar tarafından farklı bağımlılıkların tedavisinde deneniyor.

Gallimberti, Bonci ile meslektaşlarının Nida’da ve Kaliforniya Üniversitesi’nin San Fransisko kampüsünde yaptıkları deneyi ele alan bir makaleyi okuduğunda çok etkilenmiş.

Makale, kokain peşindeki farelerin nöronlarındaki elektrik aktivitesini ölçen araştırmacıların, beynin davranış kontrolüyle ilgili bölgesinin anormal biçimde sakin kaldığını keşfettiklerine işaret ediyormuş. Fiber optik ile genetik mühendisliğini bir araya getiren optogenetik uygulayan araştırmacılar, hayvan beynini daha önce hayal dahi edilemeyecek hızda ve hassasiyette uyararak bu suskun hücreleri sıçanlarda etkin kılmışlar.

“Kokaine ilgileri tamamen yok oldu,” diyor Bonci. Araştırmacılar, beynimizin prefrontal korteksinde yer alan, davranış kontrolünden sorumlu bölümünü uyarmanın, bağımlı kişinin kafa bulmaya yönelik doyumsuz isteğini bastırdığını ortaya koymuşlar.


Kollu kumar makinesi simülasyonunda kullanılan bu sıçan, insanların kumarhanelerde kalmasını sağlayan parıltılı ışıklar ve tempolu seslerin çekimine kapılıyor. Şeker ödülü veren kapak seçeneklerinde, sürekli olarak kazanma şansı en düşük, ödülü en büyük olana yöneliyor. Benzer araştırmalar yapan İngiliz Kolumbiyası Üniversitesi nörobilimcilerinden Catharine Winstanley, dopamin reseptörünü bloke eden bir ilacın dürtüsel kumar oynamaya yol açan riskli kararları azalttığını keşfetti.

Gallimberti, TMS’nin bu amaçla kullanılabilecek kolay bir yol sunduğunu düşünmüş. Beynimiz, her düşünce ve hareketle birlikte nöronlar arasında hızla ilerleyen elektrik uyarıları yoluyla çalışıyor. Depresyon ve migren tedavisinde yıllardan beri kullanılan beyin uyarılma işlemi bu devreye uygulanıyor. Cihaz, bir çubuk içine koyulmuş sarmal kablodan oluşuyor. İçinden elektrik akımı geçen çubuk, beyindeki elektrik akımını değiştiren manyetik bir uyarı oluşturuyor. Gallimberti, yinelenen uyarıların, donan bir bilgisayarın yeniden başlatılmasına benzer biçimde uyuşturucudan zarar gören sinir yolaklarını etkinleştireceğini düşünmüş.

Tekniği denemek üzere, çalışma arkadaşı nörobilişsel psikolog Alberto Terraneo ile birlikte Bonci’yi de aralarına alarak bir ekip oluşturmuş ve bir grup kokain bağımlısını bir araya getirmişler. Bunların 16’sına bir ay boyunca beyin uyarılma işlemi yapılırken, 13’üne anksiyete ve depresyon amaçlı ilaçlar dahil standart tedavi uygulanmış. Deney sona erdiğinde uyarılma grubunda 11 kişi uyuşturucudan kurtulurken, diğer grupta kurtulanların sayısı sadece üç kişi olmuş.

Araştırmacılar, elde ettikleri sonuçları European Neuropsychopharmacology dergisinin Ocak 2016 sayısında yayımladılar. Ve bu makale bir tanıtım dalgası başlatarak yüzlerce kokain bağımlısının kliniğe akın etmesine yol açtı.

Perotti kliniğe geldiğinde stresli ve gerginmiş. İlk seansın ardından sakinleştiğini söylüyor. Bir süre sonra kokain arzusu kalmamış. Altı ayın ardından hâlâ yok. “Tam bir değişim oldu,” diyor. “Çok uzun bir süredir hissetmediğim bir şevk ve yaşama arzusu içindeyim.”


Güvenlik güçleri, Seattle kent merkezinde eroin kullandığı şüphesiyle tutukladıkları bu adamı, cezaevine koymak yerine düşük dozlarda uyuşturucu kullanan bazı kişilere uygulanan bir tedavi programına yolladılar. Beş yıldır devam eden bu yenilikçi program, uyuşturucu kullanım alışkanlığının bağımlılıktan kaynaklandığına ve bir suç değil hastalık olarak algılanması gerektiğine dair giderek artan farkındalığı yansıtıyor. Program, yargı sistemi dışı tutulan zanlılar arasında tekrarları azalttı.

Tedavinin işe yaradığını ve faydalarının uzun süreli olduğunu kanıtlamak için plasebo kontrollü kapsamlı deneylerin yapılması gerekiyor. Ekip daha başka araştırmalar gerçekleştirmeyi planlıyor, ayrıca dünyanın dört bir yanında araştırmacılar sigara, içki, kumar, aşırı yeme ve opioit bağımlılıklarına karşı beyni uyarma yöntemini deniyor. “Fazlasıyla umut vaat edici,” diye özetliyor Bonci ve ekliyor:

“Hastalar, ‘Kokain beni ben yapan şeylerden biriydi. Oysa artık beni kontrolünde bulundurmayan uzak bir şey,’ diyor.”

Bağımlılıkla mücadele etmek için beyin ağını onarma fikri, kısa süre öncesine dek olasılık dışı bir durumdu. Ancak nörobilimde yaşanan gelişmeler, bağımlılık nedir, neyle tetiklenir ve bırakmak neden bu kadar zor gibi sorular konusunda genel geçer anlayışı altüst etti. 30 yıl öncesinin tıp kitaplarına göz attığınızda, bağımlılığın bir maddeye giderek artan toleransla bağlı olmak anlamına geldiğini, etkisini hissetmek için giderek daha fazla miktarda kullanma gereksinimi duyulduğunu ve bırakma sürecinde zorlu bir deneyim yaşandığını okurdunuz. Bu tanım alkol, nikotin ve eroini iyi açıklıyor. Ancak bırakma sürecinde eroindeki gibi titreme, mide bulantısı ve kusmaya yol açmayan marihuana ve kokaini dikkate almıyor.

Eski model, bağımlılığın belki de en sinsi özelliğine açıklama getirmiyor: Geri dönüş. Beden fiziksel olarak bağımlılıktan kurtulduğu hâlde insanlar neden viskinin gırtlağı yakarak geçişini ya da eroinin yarattığı “sıcak” mutluluğu arıyor?

ABD Sağlık Bakanlığı’nın raporu, bilimsel kurumların yıllardır söylediği şeyi doğruluyor: Bağımlılık ahlaki zayıflık değil, bir hastalık. Karakterini belirleyen özellik ise, fiziksel bağımlılık veya bırakılması sırasında yaşanan zorluklardan daha çok, hayatı olumsuz etkilemesine rağmen bir davranışın dürtüsel olarak tekrarlanması. Bu görüş, bir zamanlar aykırı kabul edilen uyuşturucu olmadan da bağımlılık olabileceği fikrinin birçok biliminsanı tarafından kabul edilmesine yol açtı.


Sylvie Imbert ve Yves Brasey, kas spazmlarının tedavisinde kullanılan baclofen’in kendilerini içkiden uzaklaştırdığını söylüyor. Baclofen üzerinde yapılan araştırmalar, alkol bağımlılığının tedavisinde umut verici olduğunu ortaya koydu. Paris’te, Luxembourg Parc Oteli’nde birasını yudumlayan Brasey, artık üst üste olsa olsa birkaç içki içiyor. Imbert ise baclofen’e başlayana kadar günde altı ila dokuz kadeh içiyormuş. Artık sadece arada sırada içiyor. Her ikisi de ilacın savunucuları olarak seslerini duyuruyor.

Amerikan psikiyatri dünyasının el kitabı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı’nın en son baskısı, ilk kez bir davranışsal bağımlılığı tanıyor: Kumar. Kimi bilimciler, temel arzu devresi niteliğindeki beynin ödül sistemi üzerinde güçlü bir etki oluşturan modern dünya zevklerinin çoğunun –abur cubur, alışveriş, akıllı telefonlar– potansiyel olarak bağımlılık yaratıcı olduğu görüşünde. Pennsylvania Üniversitesi Bağımlılık Araştırmaları Merkezi’nden klinik nörobilimci Anna Rose Childress, “Hepimiz özel birer ödül dedektörüyüz,” diyor. “Bu bizim evrimsel mirasımız.”

Childress ve diğer bazı isimler bağımlılığın gizemini çözmek için yıllardır ödül sistemini inceliyor. Childress, beyin kan dolaşımını izleyen manyetik rezonans görüntüleme (MR) makinesine uyuşturucu bağımlısı kişileri sokup, sinirsel aktiviteyi analiz ederek yürütüyor araştırmasını.

Karmaşık algoritmalar ve çeşitli renk kodları sayesinde görsellere dönüştürülen beyin taramaları, beyin istek duyduğunda son hızla çalışmaya geçen devreleri saptıyor.

Childress, bilgisayar başında oturmuş, bazı beyin görsellerinden oluşan birtakım fotoğraflar arasında geziniyor. Gri şekillerde bir Disney filmindeki kadar canlı kimi renkler öne çıkıyor. “Size tuhaf geliyor olabilir ama bu fotoğraflara saatler boyunca bakabilirim ve bakıyorum da,” diyor. “Bunlar küçük armağanlar. Beynin bu kadar güçlü ve o oranda da tehlikeli bir durumunu görebilmek inanılmaz. Kahve falına bakmak gibi. Tek gördüğünüz şey, bilgisayarın pembe, mor ve yeşile dönüştürdüğü noktalar. Peki bunlar bize ne anlatmaya çalışıyor?”

Ödül sistemi, beynin farelerde de pek farklı olmayan ilkel bir bölümü ve varlığının nedeni, ihtiyacımız olan şeyleri bulmamızı sağlamak. Bizi görüntü, ses ve kokulara karşı duyarlı kılarak gitmemiz gereken yere yönlendiriyor. Hayatta kalmanın, gıdaya ve cinselliğe rakiplerden önce ulaşmaya bağlı olduğu zamanlarda oluşan içgüdü ve refleks evreninde çalışıyor.

Ama isteklerimizi günün 24 saati karşılayabildiğimiz bir dünyada bizi yanıltabiliyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Eylül sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA