EYLÜL SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Başka Zamanlara Açılan Kapı

Paul Salopek

Matthieu Paley

3.9.2018

 

Başka Zamanlara Açılan Kapı

Karla, soğukla ve yorgun bir eşekle baş etmeye çalışan Paul Salopek, fotoğrafçı Matthieu Paley’le Pakistan’a açılan İrşad Geçidi’ne doğru ilerlerken Afganistan’ın Vahan Koridoru’ndaki son adımlarını atıyor. Çıkışın üç saat sürmesi gerekiyormuş ama tam dokuz saat almış. Geçidin tepesine vardıklarında, güneş batarken bulutlar aralanmış. “Bitkinliğime rağmen ışık beni büyülemişti,” diyor Salopek. “Doğumla ilişkilendireceğiniz türden bir ışıktı bu –içine doğduğunuz o ışık.”

Yürek burkan ve hayranlık uyandıran bir yürüyüş, barış içindeki bir Afganistan’ı gözler önüne seriyor ve günümüz gerilimlerini yeniden hatırlatıyor.

Kadının saçları mora boyalı. Tayt giymiş.

Asya’nın kalbinde, kuş uçmaz kervan geçmez kayalık bir arazide, Afganistan’ı Tacikistan’dan ayıran Panc Nehri’nin hemen kıyısında park edilmiş bir arabanın tepesine çıkmış, çıplak ayaklarıyla salınarak tek başına dans eden genç bir yabancı. Pamir Dağları’nın güney ucunda, nam salmış bir afyon kaçakçılığı cenneti burası. Arabanın plakası Avrupa Birliği’ne işaret ediyor. Peki ama kim bu kadın? Bu eski hippi rotasında geç kalmış bir gezgin? Bir mistik? Bir bağımlı? Bir turist? Bir maceraperest? Bilmeye olanak yok.

Orta Asya’nın sarp kayalıkları arasında bir aydan uzun süredir kamp yapmaktan çatlamış cildim ve süzülmüş bedenimle yorgun bir yük eşeğinin peşi sıra sürüklenerek yanından geçerken, terden tuz içinde kalmış şapkamı kaldırarak selamlıyorum onu. Dünyayı bir uçtan bir uca yürüyorum. Taş Devri sırasında gezegenimizi keşfe çıkmış ilk atalarımızın ayak izlerini takip ederek anlatılacak öykülerin peşinden gittiğim bu hac yolculuğunda, Cennetten Çıkış Yürüyüşü adındaki proje için beş yıldır Dünya’yı adımlıyorum. Sonuna vardığımda 34 bin kilometreyi bulacak bir yol boyunca, günler nehirleri, aylar kıtaları kovalarken durmaksızın yürümek, her günü hayretler içinde geçirmeye alışmak demek. İşte bu nedenle, yabanıllığın içinde bir dansçı tam anlamıyla sürpriz olmuyor benim için. Ben de onu şaşırtmıyorum. Beni görmüyor bile. Arabasından yükselen tekno müziğin ritmine kapılmış, gözleri kapalı.

Sovyetler tarafından yapılmış toprak yolda güçbela atılan adımlarla yanından geçip gittikten sonra, “Onun yüzünden kendimi yaşlı hissediyorum,” diye söyleniyor fotoğrafçı Matthieu Paley.


Vahan Koridoru’nda, Sidol (soldaki), Cumagül (ortadaki) ve Asan Han (sağdaki) düşük rakımlardaki otların ne kadar uzadığını gözlemledikten sonra yaklarına binip geri dönüyor. Sürüler o çayırlardan uzak tutulacak ki, Vahi halkı otları biçip kurutsun ve kış aylarında hayvan yemi olarak kullanabilsin.

Paley, konuşkan ve sözünü sakınmayan bir adam. Zorba’nın Fransız versiyonu. Afganistan’ın, duvar gibi yükselen Hindukuş Dağları’nın ardında yükseklere konuşlanmış, unutulmuş bir kaleyi andıran Vahan Koridoru’nda, kimselerin pek de ayak basmadığı bir rotada bana eşlik ediyor. Yolculuk boyunca, problemli sırtını rahatlatmak için sabahları yoga yapıyor. Benim orta yaşlılığımı açığa vuran da dizüstü bilgisayarımın büyütülmüş metin boyutu ayarları. Ama yaşlı hissetmiyorum kendimi. Hem de hiç. Dünyayı adımlamak insanı yeniden bir çocuğa dönüştürüyor. Altı ya da yedi yıl sonra varacağım yer olan Tierra del Fuego’ya ulaştığımda yeni doğmuş bir bebek olacağım.

Dönüp arkama bakıyorum.

Paley şimdi de –Panc’ın ıssız kıyıları boyunca kollarını çevirip kalçalarını sallayarak– bir Vahi dansı sergiliyor. Afganistan’ın buz gibi akıntılarının öte yakasında, toprak rengi şalvar kamizleriyle birkaç Vahi çobanın da hoşuna gidiyor bu ve toplanıp Paley’in hareketlerini taklit ediyorlar. Afganistan’da herkes dans ediyor. Savaş sırasında, yani 2000’lerin başında, ben de Kabil’e kadar dans etmiştim ama bir T–55 tankının peşi sıra dizilmiş, mayınlara basmamak için iki ileri bir geri giden Kuzey İttifakı birliklerinin yanında. Savaş alanında halaya durmuş gibiydik. Askerlerden birinin yandaki çiftlik evini yağmalamak için sırayı terk ettiğini hatırlıyorum. Bir bubi tuzağı ayağını koparmıştı. Çok uzun zaman önceydi bu. Ben gerçek yürüyüşüme başlamadan önce, henüz bir milyon yaşında, belki daha da yaşlıyken.

Matthieu Paley

Qalah–ye Panjah köyünde çocuklar, Kurban Bayramı için sabah erkenden bir araya toplanmış. Kurbanlık bir koyunun etini bölüşmek için sabırsızlıkla bekliyorlar. Vahiler nadiren et yiyor çünkü taze tutabilmelerine olanak yok.

Matthieu Paley

Emine Begüm, Vuç Urgunt’taki evinin yukarısına kurulmuş barakada dinleniyor. Dal, yaprak ve samanla yapılan bu geçici yapılara kapa deniyor. Yaz aylarında gündüzleri gölgelik, geceleri de rahat bir uyku sağlıyorlar.

Matthieu Paley

Paley, dokuz yaşındaki Aziz Begüm ve erkek kardeşlerinin fotoğrafını çektikten sonra, küçük kız başörtüsünü düzeltiyor. Vahiler, kadınların başlarını örtmesini gerektirmeyen ılımlı İslam mezhebi İsmaililiğe mensup. Ama başörtüsü olağan kıyafetlerinin bir parçası.

Matthieu Paley

Qalah–ye Ust’ta, Bibi Havva ateşin başında, tat vermesi için bir parça tuz atarak süt çayı yapıyor. Vahi mutfaklarında, geleneksel ocakların üzerinde –yemek pişirmek, içmek ya da bulaşık yıkamak için– gün boyunca su kaynatılıyor. Vahiler istisnasız bütün ziyaretçilerine ve yolu köylerinden geçen herkese misafirperverlik gösteriyor.

Matthieu Paley

Kasım Muhammed ve oğlu Ato, Şörk köyünün yukarısındaki sıcak su kaynaklarında az önce yıkanmış. Vahan Koridoru’nda çoğu evin çeşmesi yok; bu nedenle yıkanmak ve çamaşır yıkamak için yıl boyu akan bir sıcak su kaynağına sahip olmak büyük bir lüks.

Matthieu Paley

Vuç Urgunt köyünde Bibi Becod, oğlu Cavid’i kucağına almış. Afganistan, Tacikistan, Pakistan ve Çin’e tepeden bakan bu dağlarda 70 bin civarında Vahi yaşıyor. Hint–Avrupa ailesinden olan Vahi dili, Farsçayla akraba.

Matthieu Paley

Vahan Koridoru’nun yerleşik alanlarının doğu sınırına doğru, yolların patikalara dönüştüğü yerde, bir kız çocuğu ailesinin ineğini kuyruğundan yakalayarak onu Nişthor köyündeki evlerine götürmeye çalışıyor. Dünyayı bir uçtan bir uca gezdiği bu benzersiz öykü anlatıcılığı yolculuğunda Salopek’in yolu, uzaklarda, akşam üzeri güneşinin yıkadığı dağ sıralarına uzanıyor.

Afganistan’ın Vahan Koridoru, dünyanın en ıssızdaki meskûn alanlarından. Bedehşan Vilayeti’nin bir uzantısı. Batı Çin’in buzla örtülü surlarına dokunmak istercesine Tacikistan ile Pakistan arasında 320 kilometre boyunca uzanıyor. 19. yüzyılda Asya’daki imparatorluklarını birbirinden ayrı tutmak için Rusya ve Britanya tarafından çizilmiş bir tampon bölge olan –coğrafyası engebeli, jeopolitik açıdan önemli ve zamanın içine sıkışıp kalmış– bu koridor Afganistan’ın unutulmuş bir uzantısı olmaya devam ediyor. Ortaçağ’dan kalma çayırlarında ve taş duvarlarla çevrili küçük köylerinde hâlâ yaklaşık 17 bin çiftçi ve göçer yaşıyor. Bu koridor benim Güney Asya’ya tırmanış yolum.

Tacikistan sınırını İşkaşim’de aşıyoruz. Savaş muhabiri olarak Afganistan’ı arşınlamamın üzerinden 16 yıl geçmiş. Anılarımdaki ülke bu değildi.

Benim Afganistan anılarım, Toyota kamyonetlere doluşmuş silahlı adamlar ve Amerikan B–52’lerinden bırakılan 230 kilogramlık bombaların şiddetli sarsıntıları arasında dolanıyor. Savaşın içinde yürürken, az önce can vermiş olanların üzerini her zaman örten o sessizlik kubbelerinin farkına varmadan adım attığım zamanlarda. Oysa Hindukuş’un şiddetle arasına bir set çektiği yoksul, dünyadan alabildiğine kopuk bu Vahan Koridoru bir huzur vahası gibi. Erkeklerin daireler çizerek öküzler sürdüğü ve buğday harmanladıkları yerlerden korkmadan geçiyoruz. Unlarını kadim su değirmenlerinde öğütüyorlar. Yerli Vahi çiftçiler ılımlı İsmaililerden oluşuyor, kadınlar başlarını örtmüyor. Çiftçiler kutsal su kaynaklarının başına yabanıl Argali koyunlarının muhteşem boynuzlarını bırakmış. Karlı tepelerde militanlar değil, kar parsları cirit atıyor. Kimse silah taşımıyor. Kırsal Afganistan’ın olması gereken hâli bu. “En görkemli zamanlarımızı yaşıyoruz,” diyor nehir kenarındaki dik yamaçta kırlangıç yuvası gibi iliştirilmiş bir evi olan çoban Derviş Ali. “1990’larda çaya bile paramız yetmiyordu. Şimdi hayat güzel.”

Ali’nin dost canlısı karısı Kaşnamameş bize sıcak, kıtır kıtır nan –tandır ekmeği– pişiriyor. Çiftin yamaçtaki otla kaplı dar sekisine çadırlarımızı kuruyoruz. Sıra sıra kavaklar serin bir esintiyle hışırdıyor. Vahan’ın kıraç toprakları yeşil bir devrim yaşıyor. Bir zamanlar çıplak olan kanyon dipleri yapılan ağaçlandırmalarla gölgeye kavuşmuş ve bazı Vahiler kendi yetiştirdikleri ilk domateslerin ve kabakların tadına bakıyor. İklim değişiyor. Kayısılar iki ay erken çiçeklenmiş, hızla eriyen dağ buzulları sulamayı kolaylaştırmış.

Bu böyle sürmeyecek elbette. Gün gelecek Hindukuş ve Pamirler’in buzulları akıp gidecek ve o eski kıtlıklar geri dönecek. Ama yürüyerek geçirdiğimiz bu güzel günlerde Vahan’ın yolu izi olmayan vadileri sanki yaşamım boyunca farkında olmadan buraya doğru yürümüşüm gibi hissettiriyor bana. Kayrak rengi nehir çakılları ayaklarımızın altında madeni para gibi şıngırdıyor. Kargalar bulutsuz, masmavi gökyüzünde fırıl fırıl dönüyor. Eylülde, Vahan’ın doğusunda, Kırgız göçerlerin yüksek tepelerdeki otlakları güneşin altında kehribar gibi parıldıyor. Çorak dağ yamaçlarında ev büyüklüğünde iri kayalar devasa aynalar gibi ışık saçıyor: Uzun zaman önce yitip gitmiş buz duvarları, kaya yüzeylerini cam gibi pürüzsüzleştirmiş.

Buzul çağları döngüler hâlinde yaşanıyor. Bir sonraki, kentlerimizin enkazlarını daha aşağı enlemlere doğru sürecek. Ali’nin narin koruluğuna dair tüm izleri silip süpürecek bu buzul çağları; ve Sovyet tanklarının neredeyse 40 yıl önce Vahan çayırlıklarına bıraktığı derin izleri bir çırpıda silecek. O palet izleri hâlâ yepyeni. Ve eninde sonunda yine bir Vahi harman dövüp, öküzlerini biçilmiş buğdayların üzerinde sürmek üzere –hesaplamalarıma göre her bir ekmek için 3 bin 600 tur– orada belirecek. Her şey bir döngü, bir daire. Benim yürüyüşüm de yarıçapı dünya olan bir daire.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Eylül 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Matthieu Paley

Qalah–ye Panjah köyünde çocuklar, Kurban Bayramı için sabah erkenden bir araya toplanmış. Kurbanlık bir koyunun etini bölüşmek için sabırsızlıkla bekliyorlar. Vahiler nadiren et yiyor çünkü taze tutabilmelerine olanak yok.

Matthieu Paley

Emine Begüm, Vuç Urgunt’taki evinin yukarısına kurulmuş barakada dinleniyor. Dal, yaprak ve samanla yapılan bu geçici yapılara kapa deniyor. Yaz aylarında gündüzleri gölgelik, geceleri de rahat bir uyku sağlıyorlar.

Matthieu Paley

Paley, dokuz yaşındaki Aziz Begüm ve erkek kardeşlerinin fotoğrafını çektikten sonra, küçük kız başörtüsünü düzeltiyor. Vahiler, kadınların başlarını örtmesini gerektirmeyen ılımlı İslam mezhebi İsmaililiğe mensup. Ama başörtüsü olağan kıyafetlerinin bir parçası.

Matthieu Paley

Qalah–ye Ust’ta, Bibi Havva ateşin başında, tat vermesi için bir parça tuz atarak süt çayı yapıyor. Vahi mutfaklarında, geleneksel ocakların üzerinde –yemek pişirmek, içmek ya da bulaşık yıkamak için– gün boyunca su kaynatılıyor. Vahiler istisnasız bütün ziyaretçilerine ve yolu köylerinden geçen herkese misafirperverlik gösteriyor.

Matthieu Paley

Kasım Muhammed ve oğlu Ato, Şörk köyünün yukarısındaki sıcak su kaynaklarında az önce yıkanmış. Vahan Koridoru’nda çoğu evin çeşmesi yok; bu nedenle yıkanmak ve çamaşır yıkamak için yıl boyu akan bir sıcak su kaynağına sahip olmak büyük bir lüks.

Matthieu Paley

Vuç Urgunt köyünde Bibi Becod, oğlu Cavid’i kucağına almış. Afganistan, Tacikistan, Pakistan ve Çin’e tepeden bakan bu dağlarda 70 bin civarında Vahi yaşıyor. Hint–Avrupa ailesinden olan Vahi dili, Farsçayla akraba.

Matthieu Paley

Vahan Koridoru’nun yerleşik alanlarının doğu sınırına doğru, yolların patikalara dönüştüğü yerde, bir kız çocuğu ailesinin ineğini kuyruğundan yakalayarak onu Nişthor köyündeki evlerine götürmeye çalışıyor. Dünyayı bir uçtan bir uca gezdiği bu benzersiz öykü anlatıcılığı yolculuğunda Salopek’in yolu, uzaklarda, akşam üzeri güneşinin yıkadığı dağ sıralarına uzanıyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA