KASIM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Katie'nin Yeni Yüzü

Joanna Connors

Maggie Steber ve Lynn Johnson

3.9.2018

 

Katie'nin Yeni Yüzü

Ohio’daki Cleveland Kliniği’nde yapılan nakil ameliyatının on altıncı saatinde cerrahlar, zorlu bir operasyonun ardından donörün yüzünü çıkarma işlemini tamamlıyor. Görüntünün ve yaptıkları işin ağırlığının etkisi altındaki ekip, iki yaşam arasında olan yüzün personel tarafından belgelendiği sırada birdenbire sessizliğe bürünüyor. Cerrahlar, yüzü Katie Stubblefield’a takmak için 15 saat daha çalışacak.

Bakması zor bir öykü bu. Ama yine de genç bir kadının yüz nakline tanıklık etmek üzere muhteşem bir yolculuğa çıkarmak istiyoruz sizi. Çünkü insanlığa dair derin bir konuya açıklık getiriyor bu öykü. Rengârenk duygular aktaran yüzümüz benliğimizin aynası, duyular dünyasına açılan kapımız. Görmemizi, koklamamızı, tatmamızı, işitmemizi, rüzgârı duyumsamamızı sağlıyor. Peki ama yalnızca bir yüzden mi ibaretiz biz? Katie Stubblefield 18 yaşında yüzünü yitirdi. Ve 21 yaşına geldiğinde doktorlar ona yeni bir yüz verdi. İzleyen sayfalarda travma, kimlik, direnç, özveri ve muhteşem tıbbi mucizelere dair bir öykü bekliyor sizi…

Yüz, ameliyat tepsisinde duruyor. Görmeyen gözlerinin yerleri boş, ağzı hayret içinde “Aaa!” dermiş gibi aralık.

Cleveland Kliniği’nin 19 numaralı ameliyathanesindeki cerrahlar, üç gün önce tıbbi –ve yasal– olarak ölü ilan edilen 31 yaşındaki bir kadının yüzünü çıkarmak için 16 saat önce zorlu bir ameliyata başladılar. Birazdan bu yüzü, üç yıldır yeni bir yüz bekleyen 21 yaşındaki bir diğer kadına götürecekler.

Bir anlığına şaşkın yalnızlığı içinde öylece duruyor yüz...

Klinik görevlileri bu anı belgelemek üzere olağandışı bir kibarlıkla hareket eden birer paparazzi gibi fotoğraf makineleriyle sokulurken, aniden sessizliğe bürünen cerrahlar da, asistan doktorlar ve hemşirelerle birlikte yüze saygı ve hayranlık içinde bakıyor. Kansız kalan yüz giderek solgunlaşıyor. Daha önce ait olduğu bedenden ayrı geçirdiği her bir saniyeyle, 19. yüzyıldan kalma bir ölüm maskesine daha çok benziyor.

Deneyimli estetik cerrah Frank Papay eldivenli elleriyle dikkatli bir şekilde tepsiyi alıp, Katie Stubblefield’ın beklediği 20 numaralı ameliyathaneye doğru yürüyor.

Katie, ABD’de yüz nakli yapılan en genç isim olacak. Kliniğin üçüncü, dünyanın bilinen kırkıncı yüz nakli ameliyatı bu –ve o ana kadar yapılan nakil ameliyatlarının en kapsamlılarından biri. Ve bu operasyonla Katie, yaşamı boyunca, henüz deney aşamasındaki yüz nakil ameliyatları üzerinde yapılan araştırmaların öznelerinden biri durumuna gelecek.

Papay’ın elindeki tepsinin üzerinde büyük bir dikkatle taşıdığı yüze baktığında hissettiği şey ise derin bir hürmet. İnsanların diğer insanlar için yaptıklarının –onlara kalp veya karaciğer ve hatta yeni bir yüz vermenin– ne kadar harika bir şey olduğunu düşünüyor.

İçinden şükranlarını sunarak yüzü kendisini bekleyen yeni yaşama taşıyor.


Asistan cerrahlardan biri, 31 saat süren işlemin ardından yoğun bakım ünitesinde yatan Katie’nin kafasını dikkatle sabit tutuyor. Gözlerini korumak için gözkapakları dikilerek kapatılmış. Nakli tamamlanan Katie’nin, ek ameliyatlara ve aylar boyunca sürecek rehabilitasyona ihtiyacı olacak.

Kendi yüzünü aynada tanıyan canlılar olarak bizler ayrıcalıklı bir grubun üyesiyiz. Bizim dışımızda büyük maymunlar, Asya filleri, saksağanlar ve afalinalar kendilerini tanıdığı bilinen diğer canlılar. Henüz yedi aylık yavru yunuslar dahi ayna karşısında poz veriyor, dönüyor ve yüzlerine yakından bakmak için gözlerini aynaya dayıyor. Ve yalnızca insanların kendi yansımalarına bakıp hoşnutsuzluk gösterdikleri biliniyor.

Yüzümüze dikkatle bakıp kırışıklıklar ve hatalar aradığımızda, onun ne kadar muhteşem bir yapı olduğunu gözden kaçırabiliyoruz. Bedenimizin görünür bölümlerinin en kendine özgü olanı yüzümüz, fiziksel ve ruhsal özelliklerin gizemli bir mozaiği. Yüzlerimizin işi saymakla bitmiyor: Kimlik veriyor ve belirliyor, duyguları ifade ediyor, anlam aktarıyor, yaşam için gerekli temel fonksiyonları yerine getiriyor ve duyularımız yoluyla dünyayı keşfetmemizi sağlıyor.

Doğar doğmaz bir yüz arayışı içine giriyoruz. Yeni doğan bebekler, anne karnından çıktıkları andan itibaren yüzlere doğru dönüyor. Bebekler yüz ifadelerimizi gözlemlemeyi, taklit etmeyi ve onlara karşılık vermeyi kendilerine iş ediniyor. Bir bakıma işleri de bu zaten. İnsan olmak denen ilginç uğraş, yüzleri yakından incelememizle başlıyor. Evrimsel açıdan bakıldığında, bizi sosyal hayvanlar hâline getiren şey yüzümüz.

Bir dakikanızı ayırıp aynaya bakın. Ne görüyorsunuz? Çoğumuz, “Kendimi görüyorum,” diye yanıtlayacaktır bu soruyu.

Kendimi. Özümü. İçsel benlik algımıza, kim olduğumuza ve dünyaya hangi noktada değdiğimize dair bir dış görüntü yüzümüz. Kültürümüzün, kendimizi nasıl gösterdiğimiz ve başkalarını nasıl gördüğümüze dair ritüellerin ve kuralların kökeninde o var. Bazı kültürlerde peçelerin ardına gizleniyor. Bazı kültürler dövmeler, piercing ve yaralamalarla dikkati ona çekiyor. Günümüz dünyasında estetik ameliyatlar, enjeksiyonlar ve YouTube’dan öğrenilmiş karmaşık makyaj teknikleriyle manipüle edilen boş bir tuval yüzümüz. Yaşlanmasına izin verirsek yaşam öykümüzü anlatıyor. Atalarımızla bizi geçmişe, çocuklarımızla geleceğe bağlıyor.


Katie’nin yüz naklinden 1 yıl 1 gün önce. Güneşli bir ilkbahar gününün keyfini çıkaran Katie, babası Robb ve annesi Alesia Stubblefield, Cleveland Kliniği civarındaki bir parkta şekerleme yapıyor. Tekerlekli sandalyedeki Katie ile birlikte parkı turlamış, tomurcuklanan ağaçlar ve kuş sesleri arasında dolaşmışlar. Katie’nin hastanede bir ay geçirmesinin ardından yapmışlar bu geziyi. Katie, gözlerini aynı hizaya getirecek distraksiyon cihazı denen bir implant yerleştirilmesi için ameliyat olmuş, nakil ameliyatına kadar geçtiğimiz üç yılda da onu aşkın kez hastaneye yatmış.

Kimliğin en basit düzeyinde yüzümüz, pasaport fotoğrafımız olarak tüm dünyada işlev görüyor. Ama aynı zamanda bizim dışımızdaki insanların bizi daha derinlemesine tanıma, bu fotoğrafın ardında yatan kişiyi keşfetme yolu da yüzden geçiyor. Harvard Tıp Fakültesi psikologlarından Nancy Etcoff, Survival of the Prettiest (En Güzel Olanın Hayatta Kalması) adlı kitabında, “Görüntü benliğin en dışa açık bölümüdür. Kutsal varlığımızdır; tüm dünya tarafından görünmez içsel benliğimizin aynası olarak kabul edilen şey görünür benliktir,” diye yazıyor.

Yüzümüzle ifade ettiğimiz duyguların evrimsel adaptasyonlar mı olduğu, yoksa öğrenilmiş sosyal davranışlardan mı oluştuğu sorusu, sosyal bilimciler arasında hararetle tartışılan bir konu. Charles Darwin 1872’de, duygu yansıtan kimi yüz ifadelerinin evrensel adaptasyonlar olduğu görüşünü ortaya attı. Psikolog Paul Ekman, 1960’ların sonunda Darwin’in haklı olduğu sonucuna vardı. Kızgınlık, nefret, korku, mutluluk, hüzün ve şaşkınlık… Temel duyguları gösteren yüz ifadeleri tüm kültürlerde anlaşılıyor.

Aynaya tekrar bakın. Yüzünüzle neler yapabileceğinizi bir düşünün. Sevdiklerinizi öpebilir, bir elmayı ısırabilir, şarkı söyleyebilir ve iç geçirebilirsiniz. Yeni kesilmiş çim kokusunu içinize çekebilirsiniz. Yeni doğan bebeğinize bakıp yanağınızı onunkine dayayabilirsiniz. Duygularımızı göstermenin (ya da göstermemenin) haricinde yüz, dilsel iletişim yetimizi de güçlendiriyor. Gülüyoruz, burnumuzu kıvırıyoruz, göz kırpıyoruz, sırıtıyoruz, konuştuğumuz sırada çoğu zaman farkında bile olmadan sayısız ifade takınıyoruz.

Şimdi de bu muhteşem yüzün altında neler olup bittiğini canlandırın gözünüzde. Duygularımızı ifade etmemizi ve akıcı konuşmamızı sağlayan 43 mimik kasımız var. Yüzümüzün iki yanında yer alan dört kas, yutkunmayı ve konuşmayı olanaklı kılan karmaşık dil kaslarını ve çene kemiğini hareket ettirmeye yarıyor. Yüz aynı zamanda damarlar, duyu ve motor sinirler, kıkırdak, kemik ve yağ katmanlarından meydana geliyor. Kafatası sinirleri motor kasları kontrol ediyor ve duyu bilgisini beyne taşıyarak görmemizi, koku ve tat almamızı, işitmemizi ve deride duyu hissetmemizi sağlıyor.

Şimdi bir kez daha aynaya gidin. Muhteşem yüzünüze bakın.

Ve onu yitirmenin nasıl bir şey olabileceğini gözünüzde canlandırın.

Lynn Johnson

Zarar gören yüzü onarılan Katie, yeni bir yüze sahip olacağı için duyduğu heyecanı ameliyattan bir gece önce jestleriyle gösteriyor. Bu neşeli anı, Ronald McDonald Evi’nde tanıştığı arkadaşı Diana Donnarumma ve asistan hemşire Karnyia Wade ile paylaşıyor.

Lynn Johnson

Boyundan başlayıp yukarı doğru çıkan ve kan damarları, kemikler ve sinirleri birleştiren cerrahlar, donörün yüzünün neredeyse tamamını Katie’ye takmış durumda. Fotoğrafta, derisine çizilen çizgileri izleyerek alnını kesip çıkarmaya hazırlanıyorlar. Mikrocerrahlar, kan damarları ve sinirleri dikmek için insan saçı inceliğinde ameliyat ipliği kullanıyor.

Lynn Jonhson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 9 ay, 21 gün önce. Katie’ye öğle yemeğinde çorba içiriliyor. İyi göremediği için ağzını bulmakta zorlanıyor. Henüz ameliyat olduğu için o gün katı gıda almasına izin yokmuş. Gözlerinin pozisyonunu daha iyi konuma getiren distraksiyon cihazı çıkarılmış.

Lynn Johnson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 6 ay, 4 gün önce. Muayenehanede oturan Katie’nin elinde gözlerinin keskinliğini ölçen bir cihaz var. Cleveland Kliniği’nde optometrist olarak görev yapan Robert Engel, korneasını inceliyor. Ayrıca bir gözündeki kaymış kontakt lensi de değiştirmiş. Lensler, içe dönmüş kirpiklerin korneayı aşındırmasını engelliyor.

Lynn Johnson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 6 ay, 3 gün önce. Katie kliniğin yüz nakli yapılan ilk iki hastası Shaun Fiddler ve Connie Culp ile tanışıyor. Onu rahatlatmanın yanı sıra eğlendiriyorlar da. “Korkman normal,” diyor Fiddler. “Çok daha iyi olacak. Yalnızca biraz zaman istiyor.” Culp şaka yapıyor: “Hiç üzülme. Kırışıklıkların olmasın yeter!”

Maggie Steber

Katie organ nakli listesinde bir yılı aşkın süre bekledikten sonra bir donör bulunmuş: Adrea Schneider. Sandra Bennington, torunu Adrea’dan söz ederken ağlıyor. Aşırı dozda uyuşturucu aldıktan sonra bir daha uyanmayan Adrea’nın yüzünü bağışlamaya karar veren Sandra, torununun zor bir yaşamı olduğunu söylüyor. Sandra’nın kızı –Adrea’nın annesi– uyuşturucu kullanıyormuş ve Adrea bünyesinde uyuşturucu ile dünyaya gelmiş. Ölmeden önce uyuşturucu rehabilitasyonuna katılmış ve Sandra ile bağları güçlenmiş. “Gelip beni ziyaret ederdi, abla kardeş gibi gülüp eğlenirdik.”

Lynn Johnson

Katie’nin iki doktoru Brian Gastman (arkada) ve Frank Papay (ortada), Katie’nin elmacık kemikleri, kaşları ve alnını koruyacakları kısmi bir ameliyat yapmayı planlıyordu. Ancak donörün yüzü daha büyük ve ten rengi daha koyu olduğu için ameliyat sürdüğü sırada tam nakil olursa daha iyi duracağına karar verdiler. Katie’nin anne–babasına nasıl duracağını göstermek için yeni yüzün yerine oturtulmuş fotoğraflarını çekmişler.

Lynn Johnson

Alesia’nın yanında oturan Papay ile Robb’un yanında oturan Gastman, Katie’nin az önce çektikleri fotoğraflarını göstermek için ameliyathaneden çıkmış, donörün tüm yüzünü kullanmanın avantajları ve risklerini tartışıyorlar. Daha iyi görünecek olan tam nakil, Katie’nin sosyal ortamlarda kendini rahat hissetmesini sağlayacaktı. Ancak bu kadar fazla deriyi nakletmek rejeksiyon riskini artırıyordu. Robb ve Alesia, Katie’nin olası en iyi şekilde görünmek isteyeceğine karar verdi.

Lynn Johnson

Ameliyattan kısa bir süre sonra Robb, Alesia ve Katie’nin ağabeyi Robert, yoğun bakım ünitesinde uyutulmuş olarak yatan Katie’nin yeni yüzünü ilk kez görüyor. Yatağının yanında durmuş, görünüşü konusunda fısıltıyla konuşuyorlar. Robb kızını yaşamındaki üçüncü bir yüzle görmeyi gerçeküstü bulduğunu söylüyor daha sonra. Alesia, beklediği kadar şişmemiş olduğu için yüzün iyi durduğunu düşünmüş ama aynı zamanda “Katie nerede?” diye geçirmiş aklından. Robert yeni bir özelliğin farkına varmış: çenede bir gamze.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 19 gün sonra. Katie odasında tek başına. Doktorlar ve çalışanlar sık sık gidişatını kontrol etmek için uğradığından, eşine az rastlanır bir an bu. Henüz dikişleri alınmamış yeni yüzü oldukça şiş.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 20 gün sonra. Katie koridorlardaki gündelik yürüyüşlerinden biri sırasında, fizik terapi uzmanı Becky Vano (soldaki) ve fizik tedavi öğrencisi Nicole Bliss ile egzersiz yaparken şarkı söylüyor. Yüz nakli olmadan önce, beynindeki sarsıntı yüzünden kol ve bacaklarında meydana gelen spastisiteden kurtulmak için yürümeyi yeniden öğrenmişti. Nakilden sonra bacaklarını güçlendirmek için yine işe koyuluyor.

Lynn Johnson

Katie’nin yüz ameliyatından 7 ay 16 gün sonra. Katie, Cleveland Kliniği ve Ronald McDonald Evi’nden ayrılıp ilk uzun gezisine çıkarak Illinois, Peoria’da yaşayan ablası Olivia McCay’i ziyaret ediyor. Yeğeni Luke’u kucağına almış. Olivia, Luke’u Katie’nin yüz naklinden altı ay kadar sonra doğurmuş. “Umarım düzelmeye devam ederim de beni görünce korkmaz,” diyor Katie. Gözleri sık sık kuruduğu ve ağrıdığı için, nemli tutmak amacıyla kimi zaman üzerlerine koruyucu bir plastik film takıyor.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 8 ay 22 gün sonra. Katie ile ilk kez karşılaşan Sandra, eskiden torununa ait olan yüzü inceliyor. “Çok güzel görünüyorsun,” diyor. Katie, torunu Adrea’ya tam anlamıyla benzemiyor olsa da Sandra burun ve ağızda onu görebiliyor. Buluşma öncesinde endişe duyan Katie ağlamış. Sonrasında, “Sanki benim anneannem gibiydi. Çok sevildiğimi hissettim,” diyor. Sandra ise buluşmanın ardından, Katie’ye kendisine Adrea gibi Amma diye hitap etmesini söylemek istediğini belirtiyor.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 8 ay 23 gün sonra. Katie’nin olabildiğince normal ve değerli bir yaşam sürmesini sağlamak isteyen Robb ile Alesia, dört yılı aşkın bir süre boyunca kendi yaşamlarına ara vermiş. Tanrıya inançlarından aldıkları güçle yorgunluğa meydan okuyarak kızlarını sayısız randevu ve terapi seansında yalnız bırakmamışlar. Daha şimdiden –olası bir göz nakli dahil– Katie’nin görme yetisini iyileştirmenin yollarını arıyorlar. Kliniğin ve Katie’nin doktorlarının yakınında olmak için yakın gelecekte Cleveland’da yaşamayı sürdürecekler.

Katie yüzünü yitirdiğinde henüz 18 yaşındaydı. O yüz artık yalnızca fotoğraflarda var olacak. Televizyondaki realite şovları ve Instagram’daki “baştan yaratmanın öncesi ve sonrası” görüntülerinin tam aksine, onun “öncesi” fotoğraflarında kocaman tebessümü, hoş yüz hatları ve pürüzsüz bir teni olan, Seventeen dergisinin kapağındakiler kadar güzel bir genç kız görülüyor.

Ama Katie öyle düşünmüyormuş. Tanışmamızdan birkaç ay sonra bir gün, “Kendimi hiç güzel bulmuyordum,” diyor. Annesi Alesia şaşırmıyor buna. Katie’nin mükemmeliyetçi olduğunu söylüyor: “Katie başkalarına karşı çok iyi kalpliydi ama kendine karşı acımasızdı.” Fotoğraflarına bakınca yüzünde kırılganlığa dair bir ipucu, kusursuzluk uğruna ödediği bedelin yansımasını görüyorum.

Katie’nin ele avuca sığmaz bir çocuk olduğunu söylüyor ablası Olivia McCay. “Korkusuzdu, hatta çok korkusuzdu; çok da eğlenceli biriydi.” Ağabeyi Robert gibi onunda da zeki ve alaycı bir espri anlayışı varmış. Ancak büyüdükçe, başarılı olmak için kendine büyük bir baskı uyguladığını gözlemlemiş Olivia. “Daha önce hiç denemediği sporlarda dahi en iyi olmak istiyordu,” diyor Olivia. “Okuldaki en iyi öğrenci olmak istiyordu. Hiç durmadan, saatler boyunca ders çalışıyordu.”

Katie’nin lise yıllarında ailesi iki kez şehir değiştirmiş. Onuncu sınıftayken, çocukluğunu geçirdiği Lakeland’dan (Florida), Owensboro’ya (Kentucky) taşınmışlar. Bir yıl sonra, henüz oraya yeni yeni alışmaya çalışırken, bir kez daha taşınıp bu kez de Oxford’a (Mississippi) yerleşmişler. Papaz ve eğitmen olan babası Robb ile annesi Alesia, küçük bir Hıristiyan akademisinde öğretmen olarak çalışmaya başlamışlar. Burada on birinci sınıfa başlayan Katie sınıf arkadaşlarından birine âşık olmuş. Evlenmekten söz etmeye başlamışlar. “O yaştaki biri için fazla ciddi bir şeydi bu,” diyor Olivia.

“O yıl hızla büyüdü,” diye devam ediyor sözlerine. “Taşınmaların ardından sabit bir yaşam istiyordu sanırım.”

Ancak Katie’nin istekleri gerçekleşmemiş. On ikinci sınıftayken dünyası altüst olmuş. Kronik sindirim sistemi sorunları ve ameliyatlarla mücadele etmiş. Bir önceki yıl apandisit ameliyatı olmuş ve lise son sınıftayken de komplikasyonlar nedeniyle safra kesesi alınmış. Stubblefield’ların ifadesine göre bundan yalnızca iki ay sonra okul müdürü kontratlarını yenilemeyeceğini açıklamış ve ani bir kararla Alesia’yı işten çıkarmış. Okul müdürüne güven duyan Katie, ihanete uğradığı duygusuna kapılmış.

Sonra 25 Mart 2014’te erkek arkadaşının telefonuna bakan Katie, sevgilisinin bir başka kıza mesajlar gönderdiğini görmüş. Aile, Katie kendisiyle yüzleştiğinde erkek arkadaşının ilişkiyi bitirdiğini söylüyor.

İncinmiş ve kızgın bir hâlde ağabeyi Robert’ın Oxford’daki evine giden Katie, öfkeli bir şekilde volta atarken mesajlar yollamaya başlamış. Robert annesini aramış; evin dışında Katie’nin ne kadar üzgün olduğunu anlatırken Katie banyoya girmiş, Robert’ın 0.308 kalibre av tüfeğini çenesinin altına dayayıp tetiği çekmiş. Robert kilitli kapıyı kırıp açtığında kız kardeşi kanlar içindeymiş. “Yüzü gitmişti,” diyor, olayın etkisiyle halen sarsılırken.


Katie’nin yüz naklinden 6 ay, 1 gün önce. Katie’nin 21. doğum günü kutlaması sırasında annesi bir dilek tutup mumu üflemesini söylüyor. Ailece gittikleri restoranda Katie ara sıra insanların fısıldaştıklarını duymuş. Üzülse de duymazlıktan gelmiş. “Yaralandım ama iyiye gidiyorum,” demek istemiş.

O kurşun kötücül bir hırsızdı. Katie’den neler çaldığını anlamak için ellerinizi yüzünüze götürüp avuç içleriniz dışa gelecek biçimde tutun ve başparmaklarınızı çenenizin altında, işaret parmaklarınızı ise kaşlarınızın arasında birleştirin. Parmaklarınız, Katie’nin yüzünü kaybettiği bölümü çerçeve içine alıyor olacak. Alnının bir kısmı, burnu ve sinüsleri, dudaklarının köşeleri hariç ağzı, altçene ve üstçene kemikleriyle yüzün ön kısmını oluşturan mandibula ve maksilla kemiklerinin büyük bölümünü kaybetmişti. Gözleri yerindeydi; ama aynı hizada değillerdi ve büyük zarar görmüşlerdi.

Katie, Cleveland’daki (Ohio) kliniğe beş hafta sonra işte bu durumda gelmişti. Memphis’te (Tennessee) Katie’ye ilk ameliyatı yapan doktorlar onun hayatını kurtarmıştı ama karın bölgesinden aldıkları dokularla yüzündeki yarayı kapatma çabaları sonuçsuz kalmıştı.

Klinikte Katie’yi ilk gören doktor ise Brian Gastman’dı ve onu bir sedyeye koyduğunda kurtulup kurtulamayacağından dahi emin olamamıştı. 48 kilo olan Katie fazla ufak tefekti. Yaşasa da, yapılması gereken tüm rekonstrüksiyon işlemleri için yeterli dokuya sahip olup olmadığından emin olamamıştı Gastman. “Durumu pek iyi değildi,” diyor. “Beyni açıktaydı; yani nöbet, enfeksiyon ve daha bir sürü sorun söz konusuydu. Bırakın yüz naklini, hayatta kalıp kalmayacağını bile bilmiyorduk.”

Gastman, bunun 27 yıllık eğitim ve hizmet süresi içinde gördüğü en kötü yüz travması olduğunu söylüyor. Yüzdeki yaranın dışında, kurşunun sarsıcı gücünün ön lob, optik sinir ve hipofiz bezine verdiği zarar nedeniyle beyin travması da söz konusuydu. Hipofizin gördüğü zarar, hormon ve kandaki sodyum düzeyini öylesine altüst etmişti ki ölümle sonuçlanabilirdi. Katie’nin tedavisini üstlenen Gastman, hastasının karşı karşıya olduğu tüm sorunları ele almak için endokronolojiden psikiyatriye, farklı disiplinlerden 15 uzmanı bir araya getirerek bir ekip oluşturdu.

Sürekli geç kalma telaşı içindeymiş izlenimi veren 48 yaşındaki Gastman, dikkat eksikliği bozukluğu olduğunu söylüyor. Şaka yaptığını bilmesek sayısız görevi düşünüldüğünde inanılmayacak gibi de değil aslında. Baş, boyun, cilt ve yüksek riskli yumuşak doku kanserleri konusunda uzman. Estetik cerrah olarak tümörleri alıyor ve ardından rekonstrüksiyon ameliyatları gerçekleştiriyor. Aynı zamanda melanom ve yüksek riskli kanser programının ortak yöneticisi ve kendine ait bir araştırma laboratuvarı var. Robb, Alesia ve Katie, Gastman’ın Katie’yi kızı gibi sevdiğinden söz ediyor. Gastman bu konuyu gündeme getirdiğimde rahatsız oluyor ve konuşmadan önce bir süre duraksıyor. “Ne kendi aile fertlerimle, ne de Katie ile olan ilişkilerimde duygusal hareket eden bir insanım,” diyor kelimeleri dikkatle seçerek. “Ancak kendisine karşı sorumluluk hissediyorum. Bu benim hayatımın misyonu. Ve onun gibi genç biri söz konusu olduğunda da zirve yapıyor. Sahip olduğum tüm bilgiyi adamam gereken şey bu.”

“Katie Dr. Gastman’ı çok seviyor,” diyor Alesia. “Dr. Papay’a da yaşlı bir erkeğe duyulan cinsten bir hayranlık besliyor.” Kliniğin Estetik Cerrahi Enstitüsü’nün müdürü olan 64 yaşındaki Papay, Katie’nin diğer ana doktoru. Gümüşi ak saçları ve keyfine düşkün tavırlarıyla Gastman’ın zıttını, tatlı dilli tipi oynuyor. Ayrıca yüz nakli konusunda uzun yıllardır yaptığı çalışmalar, ona kliniğin yüz nakli ekibinin deneyim sahibi bilge sesi olma özelliğini de kazandırıyor.


Katie’nin yüz naklinden 9 ay, 22 gün önce. Cleveland’daki Tudor Arms Oteli’nde, Katie bir yandan babası ile dans ediyor, bir yandan da “Have I Told You Lately That I Love You?” şarkısını söylüyor. “Bundan önce anne–babamla hiç bu kadar çok zaman geçirmemiştim,” diyen Katie, onların sevgisi ve fedakârlığının hayatının kurtarılmasındaki etkisine minnettar. “Tüm bu olup bitenden dolayı hâlâ üzgün müyüz? Kesinlikle,” diyor Robb. “Bizi paramparça eden şeyler yaşanabiliyor bazen hayatta, ama önemli olan o noktadan sonra ne yaptığımız.”

Papay tıp okumadan önce biyomedikal mühendisiymiş ve aldığı eğitim sayesinde olası sorunları tahmin edip çözümler üretmek üzere “başarısızlıktan başlayarak çalışmayı” öğrenmiş. Estetik cerrahiye yönelme nedeninin, bu alanın biçim kadar fonksiyon ile de ilgili olmasından kaynaklandığını söylüyor. “Herkes bizim kozmetik tipler olduğumuzu, cerrahinin kuaförleri sayıldığımızı, yüz gerip meme büyüttüğümüzü düşünüyor,” diye konuşuyor. “Oysa bizler estetik cerrahide ve artık yüz naklinde yenilikçiyiz, onarıcıyız.”

Gastman ile uzman ekibi, art arda gerçekleştirdikleri ameliyatlarla Katie’yi stabilize edip yüzüne yama yapmışlar. Parçalanan kemikleri çıkarıp onarmışlar. Gastman, bir nazal pasaj inşa etmek ve beyni korumak için Katie’nin baldır dokusundan aldığı parçayı dışa kıvırıp basit bir burun ve üstdudak yapmış. Çene ve altdudak için aşil tendonundan parça kullanmış. Olivia’nın çene taramasından elde edilen üçboyutlu bir modellemeyi rehber olarak kullanarak, titanyum ve üzerinde bir parça et bulunan fibuladan yeni bir altçene yapmışlar. Katie’nin gözlerini hizalamak için kafatasına distraksiyon cihazı takıp her gün ayarlamışlar. Gastman bu zorlu görevi yerine getirmiş olmaktan gurur duyuyor.

Katie bu yüzü hiç görmemiş ama dokunarak tanımış onu: ortasındaki çarpık et borusunu, boğumlu çeneyi... Gözlerinin, sanki biri yanaklarından tutup bir tanesini yukarı, bir tanesini de aşağı doğru çekiştirmiş gibi durduğunu biliyor.

Yaşamındaki bu ikinci yüze Shrek adını vermiş.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Eylül 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Lynn Johnson

Zarar gören yüzü onarılan Katie, yeni bir yüze sahip olacağı için duyduğu heyecanı ameliyattan bir gece önce jestleriyle gösteriyor. Bu neşeli anı, Ronald McDonald Evi’nde tanıştığı arkadaşı Diana Donnarumma ve asistan hemşire Karnyia Wade ile paylaşıyor.

Lynn Johnson

Boyundan başlayıp yukarı doğru çıkan ve kan damarları, kemikler ve sinirleri birleştiren cerrahlar, donörün yüzünün neredeyse tamamını Katie’ye takmış durumda. Fotoğrafta, derisine çizilen çizgileri izleyerek alnını kesip çıkarmaya hazırlanıyorlar. Mikrocerrahlar, kan damarları ve sinirleri dikmek için insan saçı inceliğinde ameliyat ipliği kullanıyor.

Lynn Jonhson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 9 ay, 21 gün önce. Katie’ye öğle yemeğinde çorba içiriliyor. İyi göremediği için ağzını bulmakta zorlanıyor. Henüz ameliyat olduğu için o gün katı gıda almasına izin yokmuş. Gözlerinin pozisyonunu daha iyi konuma getiren distraksiyon cihazı çıkarılmış.

Lynn Johnson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 6 ay, 4 gün önce. Muayenehanede oturan Katie’nin elinde gözlerinin keskinliğini ölçen bir cihaz var. Cleveland Kliniği’nde optometrist olarak görev yapan Robert Engel, korneasını inceliyor. Ayrıca bir gözündeki kaymış kontakt lensi de değiştirmiş. Lensler, içe dönmüş kirpiklerin korneayı aşındırmasını engelliyor.

Lynn Johnson & Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 6 ay, 3 gün önce. Katie kliniğin yüz nakli yapılan ilk iki hastası Shaun Fiddler ve Connie Culp ile tanışıyor. Onu rahatlatmanın yanı sıra eğlendiriyorlar da. “Korkman normal,” diyor Fiddler. “Çok daha iyi olacak. Yalnızca biraz zaman istiyor.” Culp şaka yapıyor: “Hiç üzülme. Kırışıklıkların olmasın yeter!”

Maggie Steber

Katie organ nakli listesinde bir yılı aşkın süre bekledikten sonra bir donör bulunmuş: Adrea Schneider. Sandra Bennington, torunu Adrea’dan söz ederken ağlıyor. Aşırı dozda uyuşturucu aldıktan sonra bir daha uyanmayan Adrea’nın yüzünü bağışlamaya karar veren Sandra, torununun zor bir yaşamı olduğunu söylüyor. Sandra’nın kızı –Adrea’nın annesi– uyuşturucu kullanıyormuş ve Adrea bünyesinde uyuşturucu ile dünyaya gelmiş. Ölmeden önce uyuşturucu rehabilitasyonuna katılmış ve Sandra ile bağları güçlenmiş. “Gelip beni ziyaret ederdi, abla kardeş gibi gülüp eğlenirdik.”

Lynn Johnson

Katie’nin iki doktoru Brian Gastman (arkada) ve Frank Papay (ortada), Katie’nin elmacık kemikleri, kaşları ve alnını koruyacakları kısmi bir ameliyat yapmayı planlıyordu. Ancak donörün yüzü daha büyük ve ten rengi daha koyu olduğu için ameliyat sürdüğü sırada tam nakil olursa daha iyi duracağına karar verdiler. Katie’nin anne–babasına nasıl duracağını göstermek için yeni yüzün yerine oturtulmuş fotoğraflarını çekmişler.

Lynn Johnson

Alesia’nın yanında oturan Papay ile Robb’un yanında oturan Gastman, Katie’nin az önce çektikleri fotoğraflarını göstermek için ameliyathaneden çıkmış, donörün tüm yüzünü kullanmanın avantajları ve risklerini tartışıyorlar. Daha iyi görünecek olan tam nakil, Katie’nin sosyal ortamlarda kendini rahat hissetmesini sağlayacaktı. Ancak bu kadar fazla deriyi nakletmek rejeksiyon riskini artırıyordu. Robb ve Alesia, Katie’nin olası en iyi şekilde görünmek isteyeceğine karar verdi.

Lynn Johnson

Ameliyattan kısa bir süre sonra Robb, Alesia ve Katie’nin ağabeyi Robert, yoğun bakım ünitesinde uyutulmuş olarak yatan Katie’nin yeni yüzünü ilk kez görüyor. Yatağının yanında durmuş, görünüşü konusunda fısıltıyla konuşuyorlar. Robb kızını yaşamındaki üçüncü bir yüzle görmeyi gerçeküstü bulduğunu söylüyor daha sonra. Alesia, beklediği kadar şişmemiş olduğu için yüzün iyi durduğunu düşünmüş ama aynı zamanda “Katie nerede?” diye geçirmiş aklından. Robert yeni bir özelliğin farkına varmış: çenede bir gamze.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 19 gün sonra. Katie odasında tek başına. Doktorlar ve çalışanlar sık sık gidişatını kontrol etmek için uğradığından, eşine az rastlanır bir an bu. Henüz dikişleri alınmamış yeni yüzü oldukça şiş.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 20 gün sonra. Katie koridorlardaki gündelik yürüyüşlerinden biri sırasında, fizik terapi uzmanı Becky Vano (soldaki) ve fizik tedavi öğrencisi Nicole Bliss ile egzersiz yaparken şarkı söylüyor. Yüz nakli olmadan önce, beynindeki sarsıntı yüzünden kol ve bacaklarında meydana gelen spastisiteden kurtulmak için yürümeyi yeniden öğrenmişti. Nakilden sonra bacaklarını güçlendirmek için yine işe koyuluyor.

Lynn Johnson

Katie’nin yüz ameliyatından 7 ay 16 gün sonra. Katie, Cleveland Kliniği ve Ronald McDonald Evi’nden ayrılıp ilk uzun gezisine çıkarak Illinois, Peoria’da yaşayan ablası Olivia McCay’i ziyaret ediyor. Yeğeni Luke’u kucağına almış. Olivia, Luke’u Katie’nin yüz naklinden altı ay kadar sonra doğurmuş. “Umarım düzelmeye devam ederim de beni görünce korkmaz,” diyor Katie. Gözleri sık sık kuruduğu ve ağrıdığı için, nemli tutmak amacıyla kimi zaman üzerlerine koruyucu bir plastik film takıyor.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 8 ay 22 gün sonra. Katie ile ilk kez karşılaşan Sandra, eskiden torununa ait olan yüzü inceliyor. “Çok güzel görünüyorsun,” diyor. Katie, torunu Adrea’ya tam anlamıyla benzemiyor olsa da Sandra burun ve ağızda onu görebiliyor. Buluşma öncesinde endişe duyan Katie ağlamış. Sonrasında, “Sanki benim anneannem gibiydi. Çok sevildiğimi hissettim,” diyor. Sandra ise buluşmanın ardından, Katie’ye kendisine Adrea gibi Amma diye hitap etmesini söylemek istediğini belirtiyor.

Maggie Steber

Katie’nin yüz naklinden 8 ay 23 gün sonra. Katie’nin olabildiğince normal ve değerli bir yaşam sürmesini sağlamak isteyen Robb ile Alesia, dört yılı aşkın bir süre boyunca kendi yaşamlarına ara vermiş. Tanrıya inançlarından aldıkları güçle yorgunluğa meydan okuyarak kızlarını sayısız randevu ve terapi seansında yalnız bırakmamışlar. Daha şimdiden –olası bir göz nakli dahil– Katie’nin görme yetisini iyileştirmenin yollarını arıyorlar. Kliniğin ve Katie’nin doktorlarının yakınında olmak için yakın gelecekte Cleveland’da yaşamayı sürdürecekler.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA