AĞUSTOS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Kahraman Kadınlar

Lindsay N. Smith

Brent Stirton

29.5.2019

 

Kahraman Kadınlar

Kaçak avla mücadele birimi Akaşinga üyesi Petronella Chigumbura, Zimbabve’de keşif tekniklerini geliştiriyor. Kâr amacı gütmeyen Akaşinga’nın tamamı kadınlardan oluşuyor.

Yasadışı yaban hayvanı avının önlenmesi mücadelesine yerel halkı dahil etmek için çalışan kadın korucuların çevresinde yepyeni bir strateji şekilleniyor.

Çavuş Vimbai Kumire telefonundan ölü parsın fotoğrafını gösteriyor. Sürdüğü kamyonet tekerlek izleriyle yarılmış yolda hoplaya zıplaya ilerlerken gözleri fotoğrafta. Hayvanın boynu kesilmiş; kanlı pençeleri aşağı sarkmış. “Bu işe başlamadan önce hayvanlar üzerinde pek düşünmezdim,” diyor çavuş.

Şimdilerdeyse gerek 33 yaşındaki Kumire, gerekse tamamı kadın koruculardan oluşan Akaşinga yaban hayatı koruma ekibi, hayvanların en yılmaz savunucuları arasında. Bu korucular, kâr amacı gütmeyen Uluslararası Kaçak Avlanmayı Önleme Vakfı’nın bir kolunu oluşturuyor. Zimbabve’de, Zambezi Vadisi ekosisteminde yer alan ve geçmişte trofe avcılığı sahası olarak kullanılan 300 kilometrekarelik Phundundu Yaban Hayatı Alanı’nı da yine bu vakıf yönetiyor. Bölgede son yirmi yılda binlerce fil kaçak av kurbanı olmuş.

Akaşinga (Şona dilinde “Kahramanlar”) ekibi, toplamda 29 yerleşime komşu olan Phundundu’da devriye geziyor. İnsan ve hayvanların iç içeliği bölgede çatışma nedeni. Kumire’nin müdahale ettiği bu son olay ise bir parsla ilgili.

Olay yerine ulaştığı anda öfkeli kalabalığın içine dalıyor Kumire. 1,60 boylarındaki bu kadın rahatlıkla o karmaşada kaynayıp gidebilecekken, yumuşak ama kesin bir dille konuşarak hararetli grubun ortasında sakin ve kendinden emin bir duruş sergiliyor. Yaralı on adam yavaş yavaş öne çıkıyor. Birinin yanağında bandaj var, bir başkasının kolunda kanlı bir bez sarılı. Diğer sekiz adam da Kumire’nin çevresine toplanmış, sıyrıkları ve yaralarını sarıyor.


On yıldan uzun süre Afrika’da yaban hayatı korucularına eğitim vermiş olan Avustralyalı eski özel kuvvetler subayı Mander, kadınlara yakın dövüş çalıştırıyor. Yıllarca erkekleri eğittikten sonra kadınların genellikle bu işe daha uygun olduğu sonucuna varmış. Mander’a göre kadınlar hem şiddetin baş gösterdiği durumları yatıştırma konusunda daha başarılı, hem de rüşvet karşısında daha dirençli.

Parsın cesedini alan koruma görevlileri adamları hatalı bulmuş, bu da onları öfkelendirmiş. Yaralılar ilk saldıranın pars olduğunu söylüyor ama koruculara göre, hafif yaralanmış olmalarına bakılırsa meşru müdafaa gerektirecek bir durum olduğu konusu kuşkulu. Yaban hayvanlarının yasadışı avı suç teşkil ediyor. Ama av sürüyor; çünkü parsın karaborsada yüzlerce dolar eden deri, diş, pençe ve kemikleri Zimbabve’nin yoksul koşullarında bir aylık maaşa denk geliyor.

Ekibin, hayvanın cesedini alıp ölümüyle ilişkili olayları gereğince kayıt altına aldıktan sonraki işi, halka, yaban hayvanlarıyla insanlar arasındaki ilişkiler konusunda yardımcı olmak için orada olduklarını hatırlatmak.

Kadınlar, yaralı adamları kamyonete bindirip bölgedeki sağlık merkezine götürüyor.

Akaşinga’ların misyonu tam da böylesi durumlarla ilgili ve kurucuları Damien Mander’ın da alışık olduğu senaryolar bunlar. Vücudu dövmelerle kaplı olan Mander, Avustralyalı; eski bir özel kuvvetler subayı ve on yıldan uzun süre Zimbabve’de yaban hayatı korucularını eğitmiş. Gerek Irak’ta görev yaptığı sırada, gerekse Afrika’nın kaçak avlanmaya karşı verdiği savaşın ön saflarında geçirdiği dönemde edindiği deneyim, halkın desteği olmadan değişimin gerçekleşemeyeceğini öğretmiş ona. “Köklerinin bulunduğu, yaşamlarını sürdükleri yer üzerindeki hak, orada yaşayan halka ait,” diyor. “Yabancılara değil.”

Brent Stirton

Korucular tüfek eğitimi sırasında... Bazı korumacılar kadın korucuları silahlandırmanın şiddet tehlikesini artırdığı görüşünde. Akaşinga’nın kurucusu Damien Mander ise aynı fikirde değil. “Kadınların elinde silah sadece bir araç. Erkeklerin elindeyse daha çok oyuncağa dönüşüyor,” diyor.

Brent Stirton

Korucular, Kuzeydoğu Zimbabve’deki üslerinin yakınlarında, çamurun içinde eğitim alıyor. Kadınlar arazideyken ağır silahlar kullanan kaçak avcılara karşı hazırlıklı olmak zorunda. Ama tabii ki kimse Rambo değil. Temel ilkenin, disiplinli bir birim olarak hareket etmek olduğunu söylüyor Mander: “Birimiz hepimiz için.”

Brent Stirton

Akaşinga eğitimi, güç kazandıran ve ekip çalışmasını teşvik eden çalışmalar içeriyor. Burada, korucuları rutin egzersizleri kapsamında kütük taşırken görüyoruz. Kaçak avlanmayla mücadele ekibini, Phundundu Yaban Hayatı Alanı’nı çevreleyen köylerde yaşayan kadınlar oluşturuyor.

Brent Stirton

Primrose Mazuru, evinde kızıyla birlikte oynuyor. Mazuru da çoğu Akaşinga gibi korucu olmadan önce eşinden şiddet görmüş. Ve artık o da diğer korucularla birlikte özgüven geliştirme gibi konularda yardım alıyor.

Brent Stirton

Arama yaptıkları ve pars derisi buldukları evde, iki korucu yasadışı avlandığından şüphelenilen kişiyi (ayaktaki) sorgularken, bir Akaşinga eğitmeni de (soldaki) konuşmayı kaydediyor. Meraklı bir komşu ise yanlarına oturmuş olayı izliyor. Bu, şüphelinin ilk vukuatıymış ve 300 dolar, yani yaklaşık bir aylık maaşına denk gelen bir ceza ödemesi gerekmiş.

Brent Stirton

Korucular, Phundundu Yaban Hayatı Alanı’nın yakınlarındaki uğrak mekânlarında. Ekip olduklarından beri güçlü bağlar kurmuşlar. “Biz bir aileyiz,” diyor Chigumbura. “Bir derdim olduğunda, kardeşimden önce [korucu arkadaşıma] anlatırım.”

Brent Stirton

Kamp alanında korucular yemekte bir araya geliyor. Tüm ekip vegan besleniyor; hayvanlara yönelik zulme ortak olmamak ve sürdürülebilir gıda seçeneklerini desteklemek üzere Mander’ın koyduğu bir kural bu. “Gıda, bu programın önemli bir parçası,” diyor. Akaşinga ekibi oluşturulurken Mander, besleyici ve yüksek kalorili bitkisel kaynaklı yemekler hazırlaması için Nicola Kagoro’yu da (sağda, ortada, gözlüklü olan) ekibe katmış. Kagoro’nun ifadesiyle, “Arazide işlerini yapabilecek enerjiye sahip olmalarını sağlamak,” onun işi.

Mander, önceliği halka veren bu yaklaşımla, Akaşinga saflarına Phundundu’yu çevreleyen köyleri –özellikle de kadınları– katmak istemiş. Yıllarca erkek korucuları eğittikten sonra, kadınların bazı açılardan bu işe daha uygun oldukları sonucuna varmış. Kadınların kaçak avcıların rüşvet tekliflerine daha dirençli ve şiddetin yükseldiği olayları yatıştırmakta daha başarılı olduklarını fark etmiş. Ona göre, korucular temel bir korumacılık ilkesini sergiliyor: Yaban hayvanları, kaçak avcılar tarafından öldürüldüklerinde değil, canlıyken halk için daha değerli.

Mander, öncelikle travma yaşamış kadınlarayönelmiş: AIDS yetimleri, cinsel saldırı veya aile içi şiddet mağdurları. (Kumire de, kocası onu ve iki kızlarını terk ettikten sonra ekibe katılmış.) Mander’in yaklaşımının temelinde, “ İstismara uğramış hayvanları koruma işini, kendileri de istismar mağduru kadınlardan daha iyi kim yapabilir?” sorusu yatıyor. Özel kuvvetler eğitimini model aldığı denemelerde, kadınların ıslanmış, üşümüş, aç ve yorgunken gösterdikleri ekip çalışması becerilerini test etmek üzere tasarlanmış olan ve üç gün aralıksız devam eden egzersizlere tâbi tutmuş onları. Denemelere katılan 37 adaydan 16’sı eğitim programına kabul edilirken yalnızca üçü pes edip bırakmış. Mander yıllar önce 189 erkeği de benzer bir sınavdan geçirmiş ve birinci günün sonunda üçü hariç hepsi vazgeçmiş. “Biz [kadınları] çok ağır bir sınavdan geçirdiğimizi sanıyorduk,” diyor Mander. “Bu yollardan zaten geçmişler meğer.”

Ertesi sabah. Akaşinga kampında gün doğuyor. Kadınlar kahvaltı ederken Mander, o gece yapılacak iki baskın hakkında bilgi veriyor –biri yaban hayvanlarını öldürdüğü ruhsatsız bir silahı olduğu söylenen adamın arazisine, diğeri de pars postu sattığından şüphelenilen olası bir kaçak avcının evine yapılacak.


Wadzanai Munemo ve diğer bir korucu, bir zamanlar trofe avcılığı sahasına dahil olan koruma alanındaki devriyeleri sırasında bir file rastlıyor. Bu işe başladıklarında hayvanlarla haftada ancak bir kez karşılaşıyorlarmış; şimdilerdeyse bu tip kesişmeler her gün yaşanıyor.

O akşamı prova yaparak geçiriyor ve her korucunun ne yapacağını bildiğinden emin oluyorlar. Ardından Mander direksiyona geçiyor, baskını yönetecek olan yerel bir polis memuruyla dört korucu da arkaya atlıyor ve ekip olarak yola koyuluyorlar. Ruhsatsız silah taşıdığından kuşkulanılan adamın evine yaklaştıklarında saat geceyarısını geçiyor. Mander, hızla araziye girip frene asılıyor. Korucular araçtan atlayıp prova ettikleri gibi yerlerini alıyor. Biri ön kapıya vuruyor. Bir noktada şüpheli içeri girmelerine izin veriyor ve çok sayıda kurutulmuş orman antilobu derisi buluyorlar. Adam kelepçelenip araca bindiriliyor.

Gökyüzünde Samanyolu’nun boylu boyunca uzandığı bir gece. Korucular neredeyse 24 saattir ayakta. Ama dışarıda elini kolunu sallayarak gezen bir pars derisi satıcısı var. “Yorulmadık,” diyor Kumire. “İşimiz bitene kadar yorulmayız biz.”

Sabah, yasadışı pars avladığından kuşkulanılan adamın peşine düşüp onu yakalayacaklar. Ertesi gece de yasadışı fil avladığından kuşkulanılan birini. O arada, devriye sürecek, kaçak avcıların kurduğu çok sayıda kapan bertaraf edilecek. İşte bu gibi sonuçlar Mander’a içgüdülerinde yanılmadığını kanıtlıyor. “Kadınlar her şeyi değiştirebilir.”

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Brent Stirton

Korucular tüfek eğitimi sırasında... Bazı korumacılar kadın korucuları silahlandırmanın şiddet tehlikesini artırdığı görüşünde. Akaşinga’nın kurucusu Damien Mander ise aynı fikirde değil. “Kadınların elinde silah sadece bir araç. Erkeklerin elindeyse daha çok oyuncağa dönüşüyor,” diyor.

Brent Stirton

Korucular, Kuzeydoğu Zimbabve’deki üslerinin yakınlarında, çamurun içinde eğitim alıyor. Kadınlar arazideyken ağır silahlar kullanan kaçak avcılara karşı hazırlıklı olmak zorunda. Ama tabii ki kimse Rambo değil. Temel ilkenin, disiplinli bir birim olarak hareket etmek olduğunu söylüyor Mander: “Birimiz hepimiz için.”

Brent Stirton

Akaşinga eğitimi, güç kazandıran ve ekip çalışmasını teşvik eden çalışmalar içeriyor. Burada, korucuları rutin egzersizleri kapsamında kütük taşırken görüyoruz. Kaçak avlanmayla mücadele ekibini, Phundundu Yaban Hayatı Alanı’nı çevreleyen köylerde yaşayan kadınlar oluşturuyor.

Brent Stirton

Primrose Mazuru, evinde kızıyla birlikte oynuyor. Mazuru da çoğu Akaşinga gibi korucu olmadan önce eşinden şiddet görmüş. Ve artık o da diğer korucularla birlikte özgüven geliştirme gibi konularda yardım alıyor.

Brent Stirton

Arama yaptıkları ve pars derisi buldukları evde, iki korucu yasadışı avlandığından şüphelenilen kişiyi (ayaktaki) sorgularken, bir Akaşinga eğitmeni de (soldaki) konuşmayı kaydediyor. Meraklı bir komşu ise yanlarına oturmuş olayı izliyor. Bu, şüphelinin ilk vukuatıymış ve 300 dolar, yani yaklaşık bir aylık maaşına denk gelen bir ceza ödemesi gerekmiş.

Brent Stirton

Korucular, Phundundu Yaban Hayatı Alanı’nın yakınlarındaki uğrak mekânlarında. Ekip olduklarından beri güçlü bağlar kurmuşlar. “Biz bir aileyiz,” diyor Chigumbura. “Bir derdim olduğunda, kardeşimden önce [korucu arkadaşıma] anlatırım.”

Brent Stirton

Kamp alanında korucular yemekte bir araya geliyor. Tüm ekip vegan besleniyor; hayvanlara yönelik zulme ortak olmamak ve sürdürülebilir gıda seçeneklerini desteklemek üzere Mander’ın koyduğu bir kural bu. “Gıda, bu programın önemli bir parçası,” diyor. Akaşinga ekibi oluşturulurken Mander, besleyici ve yüksek kalorili bitkisel kaynaklı yemekler hazırlaması için Nicola Kagoro’yu da (sağda, ortada, gözlüklü olan) ekibe katmış. Kagoro’nun ifadesiyle, “Arazide işlerini yapabilecek enerjiye sahip olmalarını sağlamak,” onun işi.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA