NİSAN SAYISI BAYİDE!

ABONE OL SATIN AL

Akıntıya Karşı

Kennedy Warne

Kadir Van Lohuizen

30.10.2015

Akıntıya Karşı

Çocuklar, Tarawa atolündeki dalgakıranın üzerinde yaklaşan fırtınayı izliyor. Isınan atmosferin Kiribati’ye ve Orta Pasifik’teki diğer ada devletlerine daha da şiddetli yağmurlar getireceği tahmin ediliyor.

Yükselen denizler Kiribati’yi sular altında kalmakla tehdit etse de adalılar morallerini yükseklerde tutuyor.

Şafak vaktinin alacakaranlığı. İtingaaro saati. Ada yeni yeni uyanıyor. Horozlar birbirinin sesini bastırmak için yarışıyor. Ekmek ağaçlarında cıvıldayan peri sumruları ilan–ı aşk ediyor. Yıkanmak üzere lagüne giden uykulu insanlar önce yüzlerine su vuruyor, sonra da düşmesin diye saronglarını iyice sıkıştırıp hemen ardından suya dalıyor.

Su yükselmiş. Yüzeyi, hamile bir kadının karnı gibi gergin. Lagünün ilerisinde ufka doğru uzanıp gidiyor okyanus. Marawa, karawa, tarawa... Deniz, gökyüzü, kara... Kiribati halkı olan I–Kiribatilerin antik zamanlardan kalma üçlüsü. Ama bu üçlünün dengesi bozuluyor. Okyanus Ana insanların hep bildiği koruyucu güç değil artık. Farklı bir yüzünü gösteriyor. Mütecaviz kabarmalar ve şiddetli dalgalarıyla tehditkâr bir yüz bu.

I–Kiribatiler yükselen marawa gerçeğiyle yaşıyor şimdilerde. Bibitakin kanoan boong. Kiribati dilindeki karşılığıyla “çok günler içinde havanın değişimi”, yani iklim değişikliği zamanı bu. İnsanlar bu kelimelerin korkusu ve belirsizliği içinde yaşıyor.

Tüm dünya, onlarınki gibi sığ ada ülkelerinin kısa süre içinde sular altında kalacağını söylerken nasıl korkmasınlar ki? Kendi liderleri bile Kiribati’nin –Orta Pasifik’in Hindistan büyüklüğündeki bir kesiminde yer alan 33 mercan adasından oluşuyor– “hassasın da hassasları arasında” yer aldığını söylediler. Öngörüleri arasında ülke başkenti Tarawa atolünün, bir kuşak içinde yaşanmaz bir yer haline geleceği de vardı.

Ama I–Kiribatilerin çoğu, akıbeti şimdiden kontrollerinden çıkan anavatanlarının “yok olan bir ada ülkesi” olduğu düşüncesini reddediyor. Kendilerini “suya gömülen adalılar” olarak değil, bir zamanların gezginlerinin torunları, güçlü durma ve ayakta kalmaya dayalı bir geleneğin mirasçıları olarak görüyorlar. Yaşadıkları dünyanın bir kayıp cennet haline gelmek üzere olduğuna inanmıyorlar.

Ancak zor durumda olduğu kesin. Deniz şimdilerde davetsiz bir misafire dönüşüyor. Kıyıları aşındırıp toprağa sızıyor. Kuyuların suyunu acılaştırıp, topraktan alınan mahsulü ve ağaçları öldürüyor. Tarawa gibi atollerin, verim için tuzlu su akiferinin üzerini bir film tabakası gibi kaplayan ve yağmur tarafından yenilenen tatlı suya ihtiyacı var. Deniz seviyesi yükseldikçe –halihazırda yılda birkaç milimetre ama hızlanması muhtemel– alttaki tuzlu su da yükseliyor ve böylece üstteki optimum tatlı su miktarı azalıyor.

“Artık denizden nefret ediyoruz,” diyor Henry Kaake. Yeri geldiğinde gecelemek, yeri geldiğinde de arkadaşlarla sohbet etmekte kullandıkları kiakia denilen yanları açık kulübesinde oturuyoruz. “Doğru, deniz yiyecek vererek bize iyi davranıyor ama gün gelecek toprağımızı elimizden alacak.”

Kadir Van Lohuizen

Su ürünleri yetiştiriciliği yapılan göletler, Kiribati’nin başkenti ve en kalabalık atolü Tarawa’daki havaalanının yanında yer alan yeniden kazanılmış alanı dolduruyor. Tarawa’nın büyük bölümü deniz seviyesinden olsa olsa 2,5 metre kadar yukarıda ve okyanusların yükselmesiyle birlikte sular altında kalma riski taşıyor.

Kadir Van Lohuizen

Gelin Teiti Kiroon ve damat Iannang Komi, iklim değişikliğinin Kiribati’yi nasıl etkilediğine dair endişelere rağmen Tarawa’da yaşamayı seçmiş. Birçok adalı güvenli ülkelere göç etmeyi düşünüyor ama aynı zamanda kendilerini ülkelerine ve yaşam tarzlarına bağlı hissediyorlar.

Kadir Van Lohuizen

Güney Tarawa’nın tehlikeye açık Temwaiku köyünde kum torbaları okyanusu engellemekte pek etkili olmuyor. Şubat ayında dalgalar siperi aşıp karanın içlerine dolmuş; geride su basmış evler, tuzlu bir toprak ve deniz suyu karışmış kuyular bırakmış.

Kadir Van Lohuizen

Karaya oturmuş bir balıkçı teknesi, okyanusun içinde, dışında, görüş ve ses alanında büyüyen Tarawalı gençler için dalış platformu işlevi görüyor. Gerek bugünün kuşağı gerekse gelecek kuşaklar, ısınan, yükselen, asit oranı artan denizin adalarındaki yaşamı tehdit etmesi nedeniyle iklim sorunlarıyla karşı karşıyalar.



Ürkütücü bir şekilde yaklaşan tuzlanmanın ilk kurbanlarından biri, Kiribati kültürünün prestijli yiyeceği, şölen yemeği, olgunlaşması beş yıl alan dev bataklık gölevezi bwabwai olmuş. Bazı çeşitleri neredeyse insan boyunda. Yetiştirildiği çukurları işgal eden tuzlu suya karşı hassas bwabwai artık birçok yerde yetiştirilemiyor. Öyle ki gelecekte ada mutfağından silinip gidebilir. Hükümet ve yardım kuruluşları, ekim yapanlara nişastalı diğer sebzelere ve tahıllara geçiş yapmaları konusunda yardımcı oluyor. Tarawa’nın komşu atollerinden Abaiang’daki bir ortak bahçede, Makurita Teakin’in yaprakları kıyarak malç yapışını ve bataklık ortamına gerek duymayan sığ kök yapılı gölevez fidelerinin etrafına yayışını izliyorum. Biraz ileride bir başka kadın, üzerinde çiviyle delikler açılmış bir teneke kutudan döktüğü balık gübresiyle fidelerini besliyor.

Tarawa lagününün dev kum düzlüklerinden çekilen su, hayalet yengeçler tarafından inşa edilen bir sürü minyatür kum dağcığı ortaya çıkarıyor. Ellerine naylon torbalar ve kovalar almış yetişkinler ve çocuklar parmaklarıyla kumu karıştırıyor, çay kaşıklarıyla kaya oyuklarını kazıyarak midye –koikoi deniliyor– ve deniz salyangozu arıyor. Hasatçılar suyun çekilme sınırının en ucuna kadar gitmiş, birkaç parça deniz ürünü için iki büklüm halde kumu karıştırıp kazıyor.

Yeterince midye bulurlarsa hindistancevizi sütüyle yemek yapacaklar; hindistancevizi yapraklarıyla yaktıkları isli ateş üzerinde hindistancevizi kabuğu içinde pişirecekler midyeleri. Hindistancevizi palmiyesinin –nii– sağlamadığı bir şey var mı? Sepet, fırça, ahşap, saman, yağ, fermente ağaç özü, çorba, kamwaimwai denilen koyu renk tatlı bir şurup. Cennet ağacı diyor bazıları ona. Henüz suyu oluşmamış genç bir yemişten, içi kokuşmuş bir yaşlı haline kadar sadece meyvesinin aşamaları için 10’dan fazla kelime kullanıyor I–Kiribatiler.

Geleneklere bağlılık çoğu I–Kiribati açısından önemli. Mwairin Timon kendisiyle görüştüğümde hindistancevizinden sicim büküyor. Lagün kıyısındaki barakasının önünde eski bir hasır örgünün üzerine oturmuş, denizin sürüklediği bir dal parçası üzerinde hindistancevizi lif tutamlarını avuç içiyle yuvarlıyor. Bir yıl kadar önce hindistancevizi kabuklarını lagüne gömerek yerini taşla işaretlemiş. Binlerce gelgit görevini yapmış, üzerindeki lifleri işleyip yumuşatmış. Şimdi de o, daha önce kendi büyükannesinin ve onun da büyükannesinin ve hatta, atollerin 3 bin yıl önce burada karaya çıkan ilk yerleşimcilerinin yaptığı gibi, sicimler halinde büküyor.


Mangrovlar sinsice yaklaşan okyanusu durdurmaya yetmiyor ama yetişkin ağaçların gövdeleri ve kökleri toprağın aşınmasını azaltıyor ve fırtınada oluşan kabarmaları bastırıyor. Lagünün sahilini güçlendirmek için Tarawa havaalanı civarına fidanlar dikilmiş.

Kararan yağmur bulutları lagün üzerinde ilerliyor, balık kılçığı biçimli Tarawa atolünün diğer yanındaki Kuzey Tarawa adacıklarını gizliyor. Birazdan bu yana, ülke nüfusunun yarısının yaşadığı 16 kilometrekarelik Güney Tarawa’ya da gelecekler. Sağanakların aşırı özellik kazanıp taşkınlara yol açması olasılığına rağmen, gelecek yıllarda yağmurların artacağına dair tahminler bir lütuf. Yeraltı tatlı su kaynakları yükselen denizlerin –ve Tarawa örneğinde artan nüfus baskısının– tehdidiyle yüz yüze. Dolayısıyla çatılardan yağmur suyu toplamak bir alternatif olabilir. Abaiang’da, dış yardımlar sayesinde bazı yerleşimlere yağmur suyu toplamak, filtrelemek, işlemek ve saklamak için basit bir sistem kurulmuş. Tatlı su olduğu sürece diğer değişimlerle başa çıkabilirsiniz. En azından bir süreliğine. Peki ne kadar bir süreliğine? Kimse bilmiyor.

Yeniden yükselip yeşil bir cam tabakası gibi kıyıya yayılan su, şimdi de hasatçıları önüne katmış kovalıyor. Gelgitler Kiribati yaşamının ekseni. Güneş, Ay ve yıldızların hareketleri, rüzgâr ve deniz kabarmasının yönü de öyle. Geçmiş günlerde bu eksenleri anladığınızda ne zaman ekim yapmak, ne zaman balık tutmak, baurua denilen 30 metrelik uskundralarla ne zaman denize açılmak gerektiğini hesaplayabilirdiniz. Pasifik’te cebir böyle bir şeydi.

Balıkçılar tek tek her balığın tercih ettiği yemi, gündüz mü gece mi avlanması gerektiğini ve en iyi çekme taktiğini –kanca, kement, ağ– bilirlerdi. Ama o dünyanın kesinlikleri bugün değişiyor. Eskinin güvenilir balık alanları şimdilerde misinaları ve ağları geriye boş gönderiyor. Isınan okyanusun, bazı balıkları soğuk sulara sürdüğü düşünülüyor.

Mercan resifleri de etkileniyor ama en kötü durum henüz gelip çatmamış. Denizler bu yüzyıl içinde daha da ısınıp asit oranı arttıkça resiflerin büyümesinin yavaşlayacağı ve hatta duracağı öngörülüyor. Mercan ağarması –stres altındaki mercanların kendilerine renk ve besin sağlayan simbiyotik algleri dışarı atması– yaklaşık her on yılda bir yaşanıyordu. Ancak bu aralar sıklaşıyor. Ve ileride her yıl yaşanır hale gelebilir, mercanları tehdit ederek resiflerin canlı gökkuşağı renklerini bir karartıya dönüştürebilir.

Resifler adaları peşlerinden sürüklüyor. Atol adaları, nefes alabilmek için mercanların ve diğer deniz organizmalarının tortularına –genelde fırtınalar tarafından kıyılara atılıyor– ihtiyaç duyuyor. İnşaat alanı gibiler: Malzeme biterse inşaat da duruyor. Ölü bir resif, kendi inşa ettiği adaları ayakta tutamıyor. Denizin kendi yarattığı şeyi yok ettiği bu dünya nasıl bir yer?

Devamını National Geographic Türkiye'nin Kasım sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Kadir Van Lohuizen

Su ürünleri yetiştiriciliği yapılan göletler, Kiribati’nin başkenti ve en kalabalık atolü Tarawa’daki havaalanının yanında yer alan yeniden kazanılmış alanı dolduruyor. Tarawa’nın büyük bölümü deniz seviyesinden olsa olsa 2,5 metre kadar yukarıda ve okyanusların yükselmesiyle birlikte sular altında kalma riski taşıyor.

Kadir Van Lohuizen

Gelin Teiti Kiroon ve damat Iannang Komi, iklim değişikliğinin Kiribati’yi nasıl etkilediğine dair endişelere rağmen Tarawa’da yaşamayı seçmiş. Birçok adalı güvenli ülkelere göç etmeyi düşünüyor ama aynı zamanda kendilerini ülkelerine ve yaşam tarzlarına bağlı hissediyorlar.

Kadir Van Lohuizen

Güney Tarawa’nın tehlikeye açık Temwaiku köyünde kum torbaları okyanusu engellemekte pek etkili olmuyor. Şubat ayında dalgalar siperi aşıp karanın içlerine dolmuş; geride su basmış evler, tuzlu bir toprak ve deniz suyu karışmış kuyular bırakmış.

Kadir Van Lohuizen

Karaya oturmuş bir balıkçı teknesi, okyanusun içinde, dışında, görüş ve ses alanında büyüyen Tarawalı gençler için dalış platformu işlevi görüyor. Gerek bugünün kuşağı gerekse gelecek kuşaklar, ısınan, yükselen, asit oranı artan denizin adalarındaki yaşamı tehdit etmesi nedeniyle iklim sorunlarıyla karşı karşıyalar.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA