NİSAN SAYISI BAYİDE!

ABONE OL SATIN AL

Aydınlanan İnsanlar

Michael Edison Hayden

Rubén Salgado Escudero

30.10.2015

Aydınlanan İnsanlar

Hindistan’ın kırsal Uttar Pradeş eyaletindeki bir tuğla ocağında işçiler yollarını aydınlatmak için güneş enerjisiyle çalışan fenerler kullanıyor. Gelişmekte olan ülkeler halka elektrik sağlamakta zorlanıyor. Dünyada 1,1 milyar kişinin elektriğe erişimi yok.

Güneş enerjisi devrimi gelişmekte olan ülkelerde insanların yaşamlarını değiştiriyor.

Praşant Mandal, eşi ve dört çocuğuyla birlikte yaşadığı kulübede gofret büyüklüğünde bir LED lambasının düğmesini çeviriyor. İçinde uyudukları alan, anında, çatı ve duvar olarak kullanılan brandalardan yansıyan renklerle kanarya sarısına ve okyanus mavisine bürünüyor. Elinin bir hareketiyle tüm varlığını gösteriyor Mandal: Eski bir Hindu takviminden koparılmış yaprak, teneke kutulardan oluşan yemek takımı, sandalye olarak kullanılan bir sandık.

Lambaya ışık veren güneş enerjisi ünitesini kapatıyor. Parçalarına ayırıyor. Ve Hindistan’ın kuzey sınırı yakınlarındaki ormanlık Madhotanda kasabasının ıssız yolundan geçenlere sütlü, şekerli çay satan bir chai wallah olarak çalıştığı 20 metre ötedeki çadırına taşıyor. “Yaşadığım hayat acıklı olabilir ama zor zamanda bana yardımcı olan bir akla sahibim,” diyor, beyninin yerini işaret etmek istercesine yıpranmış turuncu sarığına parmağıyla tık tık vururken. “Bu güneş enerjisi lambası sayesinde işyerimi geceleri de açabiliyorum.”

Bir kaplan koruma alanının kıyısındaki hazine arazisine yasadışı olarak kurduğu evde yaşayan Mandal, büyüyen yeni bir ekonomi çarkındaki küçük dişlilerden biri. Kapsamında yer alan yüzlerce şirketin, gelişmekte olan ülkelerdeki elektriği olmayan insanlara, artan enerji gereksinimlerini karşılamak için tüm güçleriyle güneş enerjisi ünitesi satmaya çalıştığı bir çark burada sözü edilen. Dünya genelinde yaklaşık 1,1 milyar kişinin elektriğe erişimi yok ve bunların dörtte biri de, Mandal gibi insanların zehirli gazyağı ve asit saçan dev aküler kullanmak durumunda kaldığı Hindistan’da yaşıyor.


Myanmar’ın Bago bölgesinde bir ağaç kesim kampındaki işçi 11 yaşındaki filin üzerinde oturuyor. Kamplarda elektrik olmadığı için işçiler gün doğmadan önceki saatlerde güneş enerjisiyle çalışan fenerler kullanıyor. Ülkede ağaç kesiminde çalışanların filleri kullanması kökleri oldukça eskilere uzanan bir uygulama.

Mandal’ın iki LED lambayla bir pervaneye güç veren güneş enerjisi ünitesi 40 vatlık bir güneş paneliyle çalışıyor. Panelin üzerine vuran güneş ışınları, turuncu renkli küçük bir güç birimini aşağı yukarı on saatlik sürelerle şarj ediyor. Bu kiti Simpa Networks’ten kiralıyor Mandal. Simpa, düşük gelirli tüketicilerin bütçesine uyacak şekilde yapılandırılmış bir abonelik planı sunuyor. Yine de, ailesini günde 5–6 lirayı bile bulmayan dar bir bütçeyle geçindirmeye çalışan Mandal için günde 1 lira civarında para çok büyük bir gider anlamına geliyor. Yiyecek için para gerekiyor. Ayrıca okul kitapları, ilaç ve çay için de. On beş yaşındaki ortanca oğlu geçen yıl hastalandığında hastane masrafları yüzünden 12 bin lira borca girmişler.

Her şeye rağmen, kazancının yüzde 20’sini Simpa’dan aldığı hizmete vermeyi, hayatının büyük bölümünü zifiri karanlıkta geçirmeye yeğlediğini söylüyor. “Eskiden aynı parayı akü şarjına harcıyordum,” diyor. “Şarj ettirmek için 1 kilometrelik yolu yürüyerek gidip gelmem gerekiyordu. Bazen akünün asidi sıçrayıp yanmama neden oluyordu. Bir defasında pantolonumdan geçip derimi yaktı. Tüm bunlar elektrik için.”

Mandal’ın yüz yüze kaldığı zorluklar, özel şirketlerin halka güneş üniteleri ve panelleri sattığı, güneş çiftlikleri kurduğu Myanmar ve Afrika köylerinde de aynen yaşanıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın varsayımları, Sahra–altı Afrika’da 621 milyon kişinin elektriği olmadığı yönünde. 2011 yılı nüfus sayımında elde edilen verilere göre, Hindistan’daki elektrik şebekesinin yetersizliği nedeniyle Mandal’ın yaşadığı Uttar Pradeş eyaletindeki 200 milyon kişinin ancak yüzde 37’si birincil ışık kaynağı olarak elektrik kullanıyor. Simpa’nın rakamları ise buradaki 20 milyon hanenin büyük bölümünün devlet tarafından sübvanse edilen gazyağı kullandığını ortaya koyuyor. Tarımla uğraşan küçük kasabaların tamamında ceptelefonları traktör aküleriyle şarj ediliyor, sıcaklığın 45 dereceye çıktığı yaz aylarında yüzlerce insan sıcak çarpması nedeniyle yaşamını yitiriyor, gazyağının çıkardığı is insanların ciğerlerine zarar veriyor. Mandal’ın elektriğe erişimi olan komşuları da, elektriğin günde ancak iki–üç saat geldiğini, kesintilerin ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceği konusunda ise devletin hiçbir uyarı yapmadığını söylüyor. Bu arada Mandal’ın, derme çatma evinden ötürü, güneş enerjisi dışında bir başka enerji kaynağı seçeneği zaten yok.

Rubén Salgado Escudero

Ellerinde güneş enerjisiyle çalışan lamba tutan Soni Sureş (20) ve Sureş Kaşyap (22), 20 milyon hanenin elektrikten yoksun olduğu Uttar Pradeş’teki düğünleri sırasında.

Rubén Salgado Escudero

Uganda, Sango Körfezi’ndeki Jubilee Revival Kilisesi’nin korosu ayinden bir gece önce güneş enerjisi lambasının ışığında prova yapıyor. Sango, sadece 120 haneye sahip küçük bir balıkçı köyü.

Rubén Salgado Escudero

Elektrik Uganda’da nadir rastlanan bir lüks. Denis Okiror (30) Kayunga’daki berber dükkânında güneş enerjisi lambası kullanmaya iki yıl önce başlamış. Çoğu müşterisinin dükkâna gece gelmeyi tercih ettiğini söylüyor.

Rubén Salgado Escudero

Hindistan’ın Odişa eyaletinde köylüler koni biçimli sepetler ve güneş enerjisinin sağladığı ışıkla balık avlıyor. Odişa’nın 42 milyon sakininin şebeke elektriğine sahip olan kesimi nüfusun yarısından az.

Simpa’nın CEO’su Paul Needham’ın Hindistan’da sürdüğü hayat, Mandal’ın hayal dahi edemeyeceği kadar ayrıcalıklı. Evinde şehir şebeke suyu, hemen her an elektrik ve kablosuz internet var. Needham, kendisi gibi insanlarla Mandal arasındaki uçurumun kapanmasına katkıda bulunmak amacıyla 2012 yılında Hindistan’a yerleşmiş. “Aslında Hindistan birçok açıdan bölünmüş bir toplum. Ülkede yıllarca süren hızlı gelişmenin ardından bu gibi kırsal bölgeler hâlâ büyük şehirlerden geride,” diye konuşuyor. “Müşterilerimizin daha iyi bir elektrik şebekesinin kurulmasını bekleme şansları yok. Elektriğe şimdi ihtiyaçları var.” Needham, şirketin verdiği hizmetin esin kaynağının, bir kadın hakları derneğiyle 2010 yılında Tanzanya’ya yaptığı ziyarette yattığını söylüyor. Ziyaret ettiği yerlerden birinde yaşayanların, ceptelefonlarını güneş paneliyle şarj eden komşularına para ödediklerini görmüş. “Gelişmesi çok mümkün bir iş modeli olduğunu anladım,” diyor. “Güneş enerjisi satılabilirdi.”

Hindistan kırsalının pazaryerlerindeki satıcılar, Sampa ve benzeri şirketler Mandal gibi müşterilere hizmet sunmaya başlamadan önce de –üstelik uzun yıllardır– güneş enerjisinden para kazanıyorlardı.

Küçük dükkânlarda, pervane altında dikilmiş serinleyerek şov yapan erkekler ucuz güneş enerjisi üniteleri satıyor. Müşteriler bu gösteriye çekiliyor, satıcılara sorular soruyor; onlar da lambalara, ceptelefonlarına ve pervanelere bağlanabilen kırmızı ve mavi renkli ince kabloları gösteriyor. Rolex, Gucci ve Mercedes gibi marka isimlerinin verildiği bu güneş ünitelerinin fiyatı 14–15 lira civarında. Mandal’ın her ay Simpa’ya ödediği miktarın yanında çok ucuz kalıyor. Needham’a ve Hindistan’ın gelişen güneş enerjisi hizmet sektöründeki daha pek çok insana göre, bu modellerin sorunu kalitesiz olmaları ve sık sık bozulmaları. Minnesota Üniversitesi çevre mühendisliği profesörü Julian Marshall, güneş enerjisi hizmet sektörünün gelişmekte olan ülkelerde büyüme ve insanların yaşamlarını kolaylaştırma potansiyeline sahip olduğunu söylüyor ve bunu “mutluluk öyküsü” olarak adlandırıyor. Gerek şebeke elektriği olan gerekse olmayan evlerdeki hava kirliliğini ölçerek, gazyağı ve diğer kirli enerji kaynaklarının verdiği zararı araştırıyor. Gaz lambalarının çıkardığı is, kömürle çalışan elektrik santrallerinden çıkan kurumla birleşiyor, kalp krizlerini ve akciğer hastalıklarını tetikliyor. Marshall, Hindistan kırsalındaki yaratıcı satış yaklaşımları nedeniyle Simpa dahil beş kadar güneş enerjisi şirketinden övgüyle söz ediyor. “Güneş enerjisi hizmeti alma kararı genelde kişisel maddi nedenlerle veriliyor,” diyor. “Ama sağlık ve çevre açısından toplumsal yararları da beraberinde getiriyor ve bence bu harika.”

Daha fazlasını National Geographic Türkiye'nin Kasım sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Rubén Salgado Escudero

Ellerinde güneş enerjisiyle çalışan lamba tutan Soni Sureş (20) ve Sureş Kaşyap (22), 20 milyon hanenin elektrikten yoksun olduğu Uttar Pradeş’teki düğünleri sırasında.

Rubén Salgado Escudero

Uganda, Sango Körfezi’ndeki Jubilee Revival Kilisesi’nin korosu ayinden bir gece önce güneş enerjisi lambasının ışığında prova yapıyor. Sango, sadece 120 haneye sahip küçük bir balıkçı köyü.

Rubén Salgado Escudero

Elektrik Uganda’da nadir rastlanan bir lüks. Denis Okiror (30) Kayunga’daki berber dükkânında güneş enerjisi lambası kullanmaya iki yıl önce başlamış. Çoğu müşterisinin dükkâna gece gelmeyi tercih ettiğini söylüyor.

Rubén Salgado Escudero

Hindistan’ın Odişa eyaletinde köylüler koni biçimli sepetler ve güneş enerjisinin sağladığı ışıkla balık avlıyor. Odişa’nın 42 milyon sakininin şebeke elektriğine sahip olan kesimi nüfusun yarısından az.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA