AĞUSTOS SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Değişme Azmi

Robert Kunzig

Luca Locatelli

27.10.2015

Değişme Azmi

Almanya’nın batısında, Garzweiler yakınlarında rüzgâr türbinleri kömürle işleyen bir santrali kuşatmış. Yenilenebilir kaynaklar 10 yıl öncesinde ülke enerjisinin yüzde 9’unu karşılarken bu oran bugün yüzde 27’ye ulaşmış durumda. Sonuçta kömüre yer bırakmayacaklar. Ama Almanya nükleer santrallerini daha önce kapatıyor.

Nükleer santrallerin ve fosil yakıtların kullanımına son vermeyi amaçlayan Almanya, enerji devrimiyle tüm dünyaya örnek olabilir mi?

Bombaların geleceğini biliyordu Hamburg. Savaş tutsakları ve zorunlu işçilerin dev uçaksavar sığınağını inşa etmek için altı ayı vardı. Sığınak Temmuz 1943’te tamamlandı. İki metre kalınlıkta duvarları ve ondan da kalın çatısıyla bu penceresiz betonarme küp, Elbe Nehri yakınlarındaki parkın üzerinde bir ortaçağ kalesi gibi yükseliyordu. “Dört kulesinden çıkan silahlar Müttefik bombardıman uçaklarını gökyüzünden temizlerken,” diye söz vermişti Naziler, “on binlerce yurttaş aşılmaz duvarların ardında güvenlikte olacak.” Sığınağın tamamlanmasından yalnızca birkaç hafta sonra Kuzey Denizi’nden gelen İngiliz bombardıman uçakları, akşam saatlerinde, kent merkezindeki St. Nikolai’nin kulesine doğru yöneldi. Alman radarlarını ve uçaksavarları yanıltmak için metal folyo parçalarından oluşan bir bulut yağdırdılar önce. Ve hemen ardından kalabalık semtleri hedef alarak, Hamburg’un yarısını yok eden –ve 34 bin kişinin ölümüne yol açan– söndürülemez bir alev fırtınası başlattılar. Kule gibi yükselen alev duvarları öyle güçlü bir rüzgâr yarattı ki, insanlar bu alevlere doğru sürüklendi. Kilisenin çılgınca çalan çanlarının sesi dört bir yanda yankılandı.

Şans eseri sağlam kalan St. Nikolai kulesi bugün bir mahnmal, Almanya’ya Nazilerin yaşattığı cehennemi anımsatan bir anıt. Uçaksavar sığınağı da mahnmal. Ama artık yeni bir anlam kazanmış. Almanya’nın yüz kızartıcı geçmişinin dokunaklı bir anısı olmaktan çıkmış ve ülkenin umut vaat eden geleceğinin vizyonu olarak değişim geçirmiş.

İnsanların yangın fırtınası sırasında korku içinde toplandığı sığınağın ortasında bugün iki milyon litrelik –altı katlı– bir sıcak su tankı, civardaki 800 haneye ısıtma ve sıcak su hizmeti sağlıyor. Su, kanalizasyon arıtmasında açığa çıkan gazların yakılması, yakınlardaki bir fabrikadan çıkan atık ısı ve çatısındaki, sığınağın eski silah kulelerine açılı konumda yerleştirilmiş payandalarla desteklenmiş, güneş panelleriyle ısıtılıyor. Sığınakta güneş ışığından elektrik de elde ediliyor. Binanın güney cephesindeki fotovoltaik (PV) panellerden oluşan iskele, elektrik şebekesine bin hanenin gereksinimini karşılamaya yetecek miktarda enerji sağlıyor. Uçaksavarların başındaki askerlerin bir zamanlar kent merkezinden yükselen alevleri izlediği kuzey duvarındaysa şimdilerde bir açık hava kafesi şehrin değişen siluetinin manzarasını sunuyor. Ve bu siluette artık 17 rüzgâr türbini var.


Bir mühendis Kuzey Denizi’nden yaklaşık 90 metre yukarılarda ve Almanya anakarasına 50 kilometre uzaklıkta, Dong Energy idaresindeki rüzgâr türbininde çalışıyor. Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’nin Almanya’ya ait sularında inşa edilen –ve inşası süren– rüzgâr çiftliği sayısı 19.

Almanya, energiewende olarak adlandırdığı çığır açan bir değişime öncülük ediyor. Bilim insanlarına göre, iklim faciası yaşamak istemiyorsak eğer, tüm ülkelerin bir gün tamamlamak zorunda olduğu bir enerji devrimi bu. Sanayileşmiş ülkeler arasında Almanya bu konuda lider konumunda. Geçtiğimiz yıl elektriğinin yüzde 27’sini rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan sağladı. Bu rakam ülkenin 10 yıl öncesindeki yenilebilir enerji kullanımının üç katına karşılık geliyor (ABD’nin bugün yenilenebilir kaynaklardan elde ettiği enerjininse iki katı). Değişim, 2011 yılında Japonya’da, Fukuşima nükleer santralinde yaşanan erimenin ardından hız kazandı. Ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkedeki 17 reaktörün tamamının 2022 yılına kadar kapatılacağını açıkladı. Halihazırda dokuzu kapatılmış durumda. Ortaya çıkan boşluksa yenilenebilir enerjiyle fazlasıyla dolduruldu bile.

Aslında Almanya’yı tüm dünya açısından bu kadar önemli kılan şey, fosil yakıtlardan vazgeçişin öncülüğünü yapıp yapamayacağı sorusu. Bilim insanları, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilerleyen dönemlerinde, gezegenimizde ısınmaya yol açan karbon salımının sıfırlanması gerektiğini söylüyor. Ve dünyanın dördüncü en güçlü ekonomisi olan Almanya, en agresif salım kesintisinin büyük bölümü için söz vermiş durumda. 2020 yılına kadar, 1990’daki düzeyinden yüzde 40’lık ve 2050’ye kadar da en az yüzde 80’lik bir kesinti hedefleniyor.

Luca Locatelli

İşçiler Almanya’nın doğusunda, Greifswald yakınlarındaki bu Sovyet dönemi nükleer santralini 1995’ten bu yana söküyorlar. Metali geri dönüştürmek için de santraldeki radyoaktif yüzeyler çelik tanecikleriyle temizleniyor. Almanya tüm reaktörlerini 2022 yılına kadar kapatmayı planlıyor.

Luca Locatelli

Danimarka’da bir Siemens fabrikasındaki genç işçi rüzgar türbini kanadını boyamaya hazırlanıyor. Yetmiş beş metrelik cam elyafı ve reçineden içi boş kanat neredeyse en büyük jet uçağının kanat açıklığına ulaşıyor. Kuzey Denizi’ndeki tek bir türbin 6 bin Alman hanesine elektrik sağlayabiliyor.

Luca Locatelli

Ren Nehri’nin Hollanda’ya yakın kesimindeki Kalkar nükleer reaktörü 1996’da lunapark olarak hizmete girdi: Wunderland Kalkar (Kalkar Harikalar Diyarı). Almanya, 2050’ye kadar geçmişe oranla yarı yarıya az enerji tüketen ve bunun en az yüzde 80’ini de yenilenebilir enerjiden elde eden yeni bir tür harikalar diyarı olmayı hedefliyor.

Luca Locatelli

Berlin’in 50 kilometre kuzeyindeki Eberswalde-Finow Havaalanı’nın pistini fotovoltaik panellerden oluşan bir deniz çevreliyor. Almanya, Kanada, Labrador ile aynı enlemde yer alsa da dünya genelinde onun kadar güneş enerjisi kapasitesi geliştiren bir başka ülke yok. Panellerin çoğu çatılara yerleştirilmiş.

Luca Locatelli

Leipzig’de rüzgar enerjisinin de kullanıldığı bir fabrikada BMW tarafından karbon elyafından şasili i8 ve i2 elektrikli arabalar üretiliyor. Bu, ilk seri üretim. Alman araba üreticileri elektrikli model seçenekleri sunuyor ama devlet desteğinin olmayışı nedeniyle Almanlar bu araçlardan fazla satın almıyor. BMW’dan Wieland Brúch, “Kaliforniya’yla kıyaslandığında ışık yılı gerideyiz,” diyor.

Luca Locatelli

Baltık’daki Jasmund Ulusal Parkı’nda tebeşir falezler yüzyıllardır turist çekiyor. Bölgenin kayın ormanları bir zamanlar Almanya’yı kaplayan ormanlardan geriye kalanlar. Romantik anlayışa göre orman, Alman kimliğini doğasever olarak biçimlendirmişti. Bu da temiz enerji hareketinde önemli bir esin kaynağı. Orman bekçisi Rico Markmann, 1920’lerde alan taşocağı tehdidine maruz kalınca, “halk bu duruma katlanamamıştı,” diye açıklıyor.

Luca Locatelli

İşçiler Almanya’nın doğusunda, Greifswald yakınlarındaki bu Sovyet dönemi nükleer santralını 1995’ten bu yana söküyorlar. Metali geri dönüştürmek için radyoaktif yüzeyler çelik tanecikleriyle temizleniyor.

Luca Locatelli

Kalkar’daki nükleer reaktör, Ukrayna, Çernobil’de 1986’da yaşanan patlamadan kısa bir süre önce bitirilmiş ve hiç kullanılmamıştı. Şimdiyse, normalde soğutucu kule olarak kullanılacak bölümünde zincirli salıncak kurulmuş bir lunaparka dönüştürülmüş. Almanya’daki değişimi kamçılayan şey, nükleer enerji korkusu.

Luca Locatelli

Alman vatandaşları, yasayla kazançlı duruma getirilen yenilenebilir enerji yatırımlarının yarısını finanse ettiler. Ziyaretçiler Feldheim köyü yakınındaki rüzgar çiftliğini geziyor. Ulusal şebekeye elektrik satan çiftlik, aynı zamanda Feldheim’i kendine yeter kılan yerel bir şebekeye de enerji sağlıyor.

Luca Locatelli

Dong Energy'nin Borkum Riffgrund 1 rüzgâr çiftliği 78 türbiniyle Kuzey Denizi'ne yayılıyor. Çiftlik 320 bin haneye yetecek kadar enerji üretebiliyor. Almanya'nın Baltık ve Kuzey Denizi'ndeki rüzgâr çiftlikleri, ülkenin yenilenebilir enerji konusunda son büyük hamlesi.

Bu vaatlerin geleceği ise henüz belirsizliğini koruyor. Alman devrimi tabandan başlayan bir hareket. Yenilenebilir enerji yatırımlarının yarısı, tek tek yurttaşlar ve yerel, sivil enerji dernekleri –yani genossenschaften– tarafından gerçekleştirildi. Devrimin gelişini göremeyen geleneksel enerji şirketleri ise Merkel hükümetine değişimi yavaşlatması için baskı yapıyor. Ülke, halen, elektriğinin çok büyük bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan değil, kömürden sağlıyor. Ve energiewende, toplamda enerji santrallerinden daha fazla karbon dioksit (CO2) salımına yol açan ulaştırma ve ısıtma sektörlerinde de oldukça uzun bir yol almak zorunda.

Alman siyasetçiler, kimi kez energiewendeyi Apollo’nun Ay’a inmesiyle kıyaslıyor. Ancak söz konusu başarıya ulaşmak 10 yıl bile almamış ve Amerikalılar bunu televizyonlarından izlemişti. Energiewende ise çok daha uzun sürecek ve tek tek tüm Almanlar içinde yer alacak. Günümüzde 1,5 milyon Alman, yani nüfusun yüzde 2’si, şebekeye elektrik satıyor. Berlin düşünce kuruluşu Agora Energiewende’de analist olarak görev yapan eski Der Spiegel muhabiri Gerd Rosenkranz, “Bir kuşak alacak bir proje bu, 2040 ya da 2050’ye kadar sürecek ve zor olacak,” diye konuşuyor. “Elektriğin fiyatını bireysel tüketiciler için artırıyor. Ama buna rağmen bir kamuoyu yoklaması yapıp halka ‘Energiewendeyi istiyor musunuz?’ diye sorduğunuzda yüzde 90 civarında ‘Evet’ yanıtı alıyorsunuz.”

Neden? Geçtiğimiz ilkbaharda Almanya’ya yaptığım yolculuk sırasında kafamdaki soru buydu. Neden enerji geleceği burada, 70 yıl önce bombaların yerle bir ettiği bu ülkede gerçekleşiyor? Ve tabii, bu durumda her yerde gerçekleşebilir mi?


Yenilenebilir enerji patlamasına rağmen Almanya’nın en kirli kömür türü olan linyit kullanımı azalmadı. Vattenfall’daki Welzow–Süd madeninde dünyanın en büyük makinelerinden bazıları 14 metre derinlikteki damardan yılda 20 milyon ton kömür çıkarıyor. Bu daha ne kadar devam edecek? “Umarım uzun süre devam eder,” diyor genç mühendis Jan Domann. “Linyitten yana sıkıntımız yok.”

Almanların bir varoluş efsanesi var. Ormanın girilmesi olanaksız karanlık yüreğinden çıktıklarına dayanıyor. Roma lejyonerlerini katleden Cermenler’den söz eden ve bu yazdıkları, 19. yüzyıl Alman Romantikleri tarafından özenle abartılan Romalı tarihçi Tacitus’a kadar uzanıyor efsane. Etnograf Albrecht Lehmann’a göre, 20. yüzyılda yaşanan değişimler sırasında bu efsane Alman kimliğine güvenilir bir kaynak sağlamıştı. Orman, Almanların benliklerini onarmak için gittikleri bir yer haline gelmiş ve bu alışkanlık da onları çevreye değer vermeye yatkın kişiler yapmıştı.

1970’lerde, fosil yakıtlardan açığa çıkıp asit yağmuruna neden olmaktan ve Almanya’nın ormanlarını yok etmekten sorumlu tutulan salımlara bu nedenle ülke genelinde tepki gösterilmişti. 1973’teki petrol ambargosu, çok az petrol ve doğalgaza sahip olan Almanların enerji konusu üzerinde düşünmesine yol açtı. Waldsterben, yani orman ölümleri tehlikesiyse daha da fazla düşünmelerine neden oldu.

Hükümet ve enerji kurumları nükleer enerjiden yana olsa da halkın büyük çoğunluğu buna karşıydı. Almanlar için yeni bir hareket tarzıydı bu. II. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda yeniden inşa edilmesi gereken ülkede, otoriteyi ya da geçmişi sorgulamak için pek fazla istek yoktu. Ancak 1970’lere gelindiğinde yeniden inşa tamamlanmış ve yeni kuşak, savaşı başlatan ve kaybeden kuşağı sorgulamaya başlamıştı. “II. Dünya Savaşı’nın sonucu olarak ortaya çıkan belli bir isyankârlık var,” diyor 50’li yaşlarındaki Joseg Pesch. “Otorite, gözü kapalı kabul edilmiyor.”

Freiburg yakınlarında, Kara Orman’da, bir dağın tepesine kurulmuş restoranda oturuyor Pesch. Hemen yukarıdaki karlı düzlükte, Pesch’in organize ettiği yatırımcı yurttaşlar tarafından kurulan 98 metrelik iki rüzgâr türbini var. Ancak türbinler hakkında konuşmuyoruz henüz. Mühendis Dieter Seifried ile sohbetimizin konusu, buraya 30 kilometre uzaklıktaki Ren Nehri köylerinden Wyhl yakınlarında yapımı planlanan ama inşa edilemeyen nükleer reaktör.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Kasım sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 1

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

631 GÜN ÖNCE

Dergi çok güzel.


Ghost is Here

Luca Locatelli

İşçiler Almanya’nın doğusunda, Greifswald yakınlarındaki bu Sovyet dönemi nükleer santralini 1995’ten bu yana söküyorlar. Metali geri dönüştürmek için de santraldeki radyoaktif yüzeyler çelik tanecikleriyle temizleniyor. Almanya tüm reaktörlerini 2022 yılına kadar kapatmayı planlıyor.

Luca Locatelli

Danimarka’da bir Siemens fabrikasındaki genç işçi rüzgar türbini kanadını boyamaya hazırlanıyor. Yetmiş beş metrelik cam elyafı ve reçineden içi boş kanat neredeyse en büyük jet uçağının kanat açıklığına ulaşıyor. Kuzey Denizi’ndeki tek bir türbin 6 bin Alman hanesine elektrik sağlayabiliyor.

Luca Locatelli

Ren Nehri’nin Hollanda’ya yakın kesimindeki Kalkar nükleer reaktörü 1996’da lunapark olarak hizmete girdi: Wunderland Kalkar (Kalkar Harikalar Diyarı). Almanya, 2050’ye kadar geçmişe oranla yarı yarıya az enerji tüketen ve bunun en az yüzde 80’ini de yenilenebilir enerjiden elde eden yeni bir tür harikalar diyarı olmayı hedefliyor.

Luca Locatelli

Berlin’in 50 kilometre kuzeyindeki Eberswalde-Finow Havaalanı’nın pistini fotovoltaik panellerden oluşan bir deniz çevreliyor. Almanya, Kanada, Labrador ile aynı enlemde yer alsa da dünya genelinde onun kadar güneş enerjisi kapasitesi geliştiren bir başka ülke yok. Panellerin çoğu çatılara yerleştirilmiş.

Luca Locatelli

Leipzig’de rüzgar enerjisinin de kullanıldığı bir fabrikada BMW tarafından karbon elyafından şasili i8 ve i2 elektrikli arabalar üretiliyor. Bu, ilk seri üretim. Alman araba üreticileri elektrikli model seçenekleri sunuyor ama devlet desteğinin olmayışı nedeniyle Almanlar bu araçlardan fazla satın almıyor. BMW’dan Wieland Brúch, “Kaliforniya’yla kıyaslandığında ışık yılı gerideyiz,” diyor.

Luca Locatelli

Baltık’daki Jasmund Ulusal Parkı’nda tebeşir falezler yüzyıllardır turist çekiyor. Bölgenin kayın ormanları bir zamanlar Almanya’yı kaplayan ormanlardan geriye kalanlar. Romantik anlayışa göre orman, Alman kimliğini doğasever olarak biçimlendirmişti. Bu da temiz enerji hareketinde önemli bir esin kaynağı. Orman bekçisi Rico Markmann, 1920’lerde alan taşocağı tehdidine maruz kalınca, “halk bu duruma katlanamamıştı,” diye açıklıyor.

Luca Locatelli

İşçiler Almanya’nın doğusunda, Greifswald yakınlarındaki bu Sovyet dönemi nükleer santralını 1995’ten bu yana söküyorlar. Metali geri dönüştürmek için radyoaktif yüzeyler çelik tanecikleriyle temizleniyor.

Luca Locatelli

Kalkar’daki nükleer reaktör, Ukrayna, Çernobil’de 1986’da yaşanan patlamadan kısa bir süre önce bitirilmiş ve hiç kullanılmamıştı. Şimdiyse, normalde soğutucu kule olarak kullanılacak bölümünde zincirli salıncak kurulmuş bir lunaparka dönüştürülmüş. Almanya’daki değişimi kamçılayan şey, nükleer enerji korkusu.

Luca Locatelli

Alman vatandaşları, yasayla kazançlı duruma getirilen yenilenebilir enerji yatırımlarının yarısını finanse ettiler. Ziyaretçiler Feldheim köyü yakınındaki rüzgar çiftliğini geziyor. Ulusal şebekeye elektrik satan çiftlik, aynı zamanda Feldheim’i kendine yeter kılan yerel bir şebekeye de enerji sağlıyor.

Luca Locatelli

Dong Energy'nin Borkum Riffgrund 1 rüzgâr çiftliği 78 türbiniyle Kuzey Denizi'ne yayılıyor. Çiftlik 320 bin haneye yetecek kadar enerji üretebiliyor. Almanya'nın Baltık ve Kuzey Denizi'ndeki rüzgâr çiftlikleri, ülkenin yenilenebilir enerji konusunda son büyük hamlesi.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA