EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Eriyip Gitmek

Tim Folger

Ciril Jazbec

30.10.2015

Eriyip Gitmek

Albert Lukassen’in çevresindeki dünya eriyor. 64 yaşındaki bu İnuit, gençliğinde Grönland’ın batı sahilindeki donmuş Uummannaq Fiyordu’nda haziran ayına kadar köpekli kızakla avlanabiliyormuş. Bu fotoğrafta Lukassen aynı yerde nisan ayında görülüyor. Makalenin tüm fotoğrafları bu fiyortta çekildi.

Deniz buzunun Grönlandlı avcılar açısından farklı bir anlamı var. Yok olan buz kendisiyle birlikte geleneksel yaşam tarzını da alıp gidecek.

Grönland’ın batı sahillerinde, Kuzey Kutup Dairesi’nin de üzerinde kalan Niaqornat köyünde sessiz bir kasım gecesi. Kızak köpekleri birden ulumaya başlıyor. Hiç kimse tam nedenini kestiremiyor ama bazı köylüler köpeklerin narvalların nefeslerini duyduklarını düşünüyor. Tek boynuzlu atınki gibi burgaç biçimli tek bir boynuzu (aslında bu uzamış bir diş!) olan balinalar, yılın bu döneminde güneye göç ederken genelde Uummannaq Fiyordu’ndan geçiyor. Ertesi sabah yerleşimdeki erkeklerin çoğu narval avlamak için küçük teknelerle denize açılıyor. Grönland’da yaşayan İnuitlerin yüzyıllardır sürdürdüğü bir gelenek bu. Ama artık bu bölgede narvallar, geleneksel yöntemlerle değil, 30 deniz mili hızla giden motorlu teknelerden atılan zıpkın ve peşi sıra gelen tüfek atışıyla avlanıyor.

Öğleden sonra yağacakmış gibi duran gri gökyüzü altında geri dönen avcılar tekneleri kıyıya çekiyor. Niaqornat’ın 50 sakininden birkaçı rengârenk boyanmış ahşap evlerinden çıkıp teknelerin ne getirmiş olabileceğini görmek için taşlık sahile iniyor. Aralarında köyün elektrik santralinin 41 yaşındaki yöneticisi Ilannguaq Egede de var. İnternetteki arkadaşlık sitesinde tanıştığı Niaqornatlı kız arkadaşıyla birlikte olabilmek için, koyun yetiştiricilerinin sayısının balina avcılarını büyük farkla aştığı güney Grönland’dan gelmiş buraya. “Henüz tek bir narval bile yakalamış değilim,” diyor. “Ama bu sezondan umutluyum.”

Belki narvallar avcıları atlatmıştı. Belki de zaten gelmemişlerdi. Deniz buzunun yayılışı paralelindeki yolculuklarında henüz güneye inmemiş, kuzeydeki yazlık mekânlarında dolaşıyorlardı belki de. Nedeni her ne idiyse, Niaqornat’ın avcıları o gün daha küçük avlarla geri dönüyor: Temel gıda maddelerinden halkalı fok... Kısa süre içinde hayvanların derisi yüzülüyor, kesilen et parçalara ayrılıp plastik torbalara dolduruluyor. Bir lokmalık küçük çiğ ciğer parçaları sevinç içindeki çocuklara dağıtılıyor. Kan lekeleriyle kaplı birkaç kaya ve kesik yüzgeçler dışında fokların izleri yok olup gidiyor.

Burada yok olan bir şey daha var: Bir yaşam biçimi. Gençler, Niaqornat gibi avcılıkla uğraşan küçük köyleri terk ediyor. Kimi köyler kendilerini geçindirmekte zorlanıyor. Deniz buzunun yayılması ve geri çekilmesine uyum sağlayarak yüzyıllar içinde gelişmiş bir kültür, buzulların bir daha geri gelmemek üzere geri çekilmesi olasılığıyla karşı karşıya şimdilerde.

Bu tür bir kültür ayakta kalabilir mi? Kalamazsa eğer, yitirilecek olan ne?

Egede sahilde durmuş, narvalların nefes almak için su yüzüne çıktıklarında çıkardıkları sesi taklit ediyor. “Nefes alıp verdiklerini duyabiliyorsunuz,” diyor. Derin bir nefes alıyor, tutuyor ve büyük bir gümbürtüyle bırakıyor. “İşte böyle.”


Ane Løvstrøm’un Saattut adasındaki evinin dışında bir kutup ayısı postu askıda kuruyor. Uzak kuzeyin en büyük yırtıcısının derisinden çizme ve pantolon yapma becerisine sahip birkaç kadından biri o. Avcılar benzersiz bir sıcaklık sunan giysilerini övüyor.

Deniz donduğunda kuzeyin dünyası birden büyüyor. Güneş ışığı azalsa da ufuk genişliyor. 56 bin Grönlandlının tamamı, yaşama elverişsiz iç kesimlere arkasını verip yüzünü denize dönmüş olarak yaşıyor. Buzullar ve derin fiyortlarda, birbirinden uzak kıyı kasabalarını bağlayan yollar yok burada. Günümüzde yerleşimler arasında ulaşım uçak, helikopter ve sürat motorlarıyla sağlanıyor. Ama geleneksel olarak, en azından Uummannaq gibi iyice kuzeyde kalan yerlerde, yalıtılmışlığa ve sonbahara özgü küçük kasaba hüznüne son veren şey deniz buzu. Kış aylarında köpekli kızaklar, kar motorları, hatta taksiler ve yakıt tankerleri bile aslında açık deniz olan bu zeminde geziniyor. İnuitlerin Grönland’da yaşamaya başladığı zamanlardan bu yana kış aylarının anlamı ziyaret, yolculuk ve av.

Uummannaq Fiyordu’nun 2 bin 200 sakininin yarısından fazlası fiyortla aynı adı taşıyan adada, 1170 metrelik Kalp Biçimli (Grönland dilinde Uummannaq) Dağ’ın eteklerinde yaşıyor. Kasabada arabaların dolaştığı dik ve dar yollar, dükkânlar, bir hastane ve barlar var. Burası bölgenin ticari ve sosyal merkezi. Niaqornat dahil civardaki yedi yerleşimde yaşayanların çocuklarını liseye gönderdiği ve alışveriş yapmaya geldiği yer. Uummannaq’ta otomobil tamircisi, sosyal hizmet görevlisi veya öğretmen olarak çalışmak mümkün.

Ciril Jazbec

Deniz buzunun gelişi, 200 kişi ve 500 kızak köpeğini barındıran Saattut gibi ada köylerinin yalıtılmışlığına son veriyor. Teknelerden ve pahalı hava yolculuklarından kurtulan insanlar, kızakları ve kar motorlarıyla ava çıkıyor, akrabalarını ziyarete gidiyor. Grönland’da anakarada dahi kasabaları birbirine bağlayan yollar yok.

Ciril Jazbec

Buzdağına yansıtılarak gösterilen film, Uummannaq ada kenti sakinlerinin yüzlerini aydınlatıyor. Filmin adı "İnuk". Şehirde büyüdükten sonra bölgeye geri dönerek geleneksel avcılığı keşfeden bir İnuit çocuğunun öyküsünü anlatıyor.

Ciril Jazbec

Karl–Frederik Jensen kızak köpeklerine donmuş pisibalığı fırlatıyor. Köpeklerine, yerleşim olmadığı için zincirlenmeleri gerekmeyen bir adada bakıyor. Azalan buz, köpeklerin masraflarını karşılamalarını zorlaştırıyor, bazı avcılar köpeklerini öldürüyor.

Ciril Jazbec

Kuzey Kutbu’nun soğuğuna karşı kutup ayısı kürkünden pantolon ve fok derisi mont giymiş olarak tahtaya gerili beyaz siperin ardına gizlenen Albert Lukassen fok yakalamaya çalışıyor. İklimdeki ısınma sonucu deniz buzu eskisine göre daha geç oluşup daha erken eriyor ve bu da av sezonunu kısaltıyor.

Ciril Jazbec

Fok peşinde geçen dört başarısız günün ardından yorgun ve sinirli Knud Jensen (üzerinde fok derisi olan) ve Apollo Mathiassen, buz parçalarının yüzdüğü Uummannaq Fiyordu’nda av arıyor. Bazı arkadaşlarının aksine 15 yaşındaki Jensen yaşamını bir avcı olarak kazanmak istiyor. Grönland’ın daha büyük kasabalarından birinde işe girmek için yaşadığı yeri bırakmak gibi bir niyeti yok.

Yerleşimlerde halk avcılık ve balıkçılıkla geçiniyor. Balina ve fok eti, beslenmenin önemli bir parçası ama ihraç edilmeleri büyük ölçüde yasak. Temel gelir kaynağı pisibalığı.

Birçok yerleşim yerinde, ihraç etmek üzere pisibalığı işleyip paketleyen devlet kuruluşu Royal Greenland tarafından işletilen balık fabrikası bulunuyor. Pisibalığı avı yıl boyunca süren bir uğraş. Buz olmadığında balıkçılar, uçlarına yem takılmış yüzlerce kancası olan misinalar atıyor fiyordun sularına. Kışları buzda diz boyu delikler açıp yüz metre civarındaki misinalarını suya sarkıtıyor ve yakaladıkları balıkları makarayla çekip çıkarıyorlar. Şansı yaver giden balıkçı, kayığına –ya da köpekli kızağına– bu donuk kahverengi yassı balıklardan çeyrek ton kadarını yükleyip Royal Greenland’e birkaç yüz dolara satabiliyor.

Balıkçılık pek çok aileye iyi bir gelir sağlasa da, cömert devlet desteği olmaksızın küçük yerleşimler ayakta kalamazdı. En ücra yerleşimlerin dahi helikopter iniş alanları, baz istasyonu, marketleri, klinikleri ve ilkokulları var. Tüm bunlar, Grönland’ın gayri safi yurtiçi hasılasının dörtte birini oluşturan yıllık 580 milyon dolarlık Danimarka yardımı sayesinde karşılanıyor. Eski sömürgeci efendilerinden tamamen kurtulmayı hayal eden Grönlandlılar –halihazırda Grönland yalnızca içişlerinin kontrolüne sahip– umutlarını mineral zenginliğine ve açık denizdeki petrole bağlamış durumda. Ancak petrol yatakları henüz geliştirilmiş değil ve yeni bir araştırmaya göre petrol çıkarmak için o kadar çok göçmen işçiye gerek var ki, Grönlandlılar kendi topraklarında azınlık konumuna düşebilir.

İklim değişikliği, yerleşimlerin ekonomisini daha da istikrarsız hale getiriyor. Kış aylarında ve ilkbaharda, buzun teknelerin limanlardan çıkmasına izin vermeyecek kadar kalın ama kızakları ve kar motorlarını taşıyamayacak kadar ince olduğu dönemin uzamasına neden oluyor. Güvensiz buz, balıkçılığı etkiliyor ama bölge avcıları üzerindeki etkisi daha da fazla.

Uummannaq Fiyordu’nun girişindeki küçük Saattut adasının 200 sakininden biri olan 72 yaşındaki ince yapılı avcı Uunartoq Løvstrøm, “1980’lerde kışlar soğuk olurdu,” diyor. “Buz da kalındı,” diyerek oturduğu kanepeden kalkıp eliyle kalça hizasını işaret ediyor. Saattut limanına kısa –ve kaygan– bir yürüyüş mesafesindeki ahşap iskeletli mavi evinin oturma odasındayız. Aramızdaki sehpanın üstünde duran kutup ayısı pençeleri, çok eski bir avdan kalma andaçlar. Düz ekran büyük televizyon sesi kısılmış halde çalışıyor. Dışarıda kızak köpekleri sabahın alacakaranlığında uyukluyor.

Løvstrøm, kışın en soğuk döneminde fiyorttaki buz kalınlığının son yıllarda ancak 30 santimetreyi bulduğunu belirtiyor. Deniz, aralık veya ocak ayında buz tutup haziranda erimek yerine şubatta donuyor ve nisan ayında da çözülmeye başlıyor. Fok, rengeyiği ve balina etinin tüm yıl tüketilmek üzere dondurucularda saklandığı, av etiyle beslenen bir halkın yaşadığı bu topraklarda, buz kaybı av mevsimini kısaltmış. Fokları tekneden vurarak avlamak, köpekli kızakla yapılan geleneksel avın yerini tutamayacak kadar zayıf bir yöntem. Kızaktaki bir avcı aşağı inip avına fark ettirmeden yaklaşabiliyor. Gürültülü bir tekneyle ava o kadar yaklaşamadığı için, açık denizde nefes almak üzere yüzeye çıkan bir foka uzaktan, zor bir atış yapması gerekiyor.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Kasım sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Ciril Jazbec

Deniz buzunun gelişi, 200 kişi ve 500 kızak köpeğini barındıran Saattut gibi ada köylerinin yalıtılmışlığına son veriyor. Teknelerden ve pahalı hava yolculuklarından kurtulan insanlar, kızakları ve kar motorlarıyla ava çıkıyor, akrabalarını ziyarete gidiyor. Grönland’da anakarada dahi kasabaları birbirine bağlayan yollar yok.

Ciril Jazbec

Buzdağına yansıtılarak gösterilen film, Uummannaq ada kenti sakinlerinin yüzlerini aydınlatıyor. Filmin adı "İnuk". Şehirde büyüdükten sonra bölgeye geri dönerek geleneksel avcılığı keşfeden bir İnuit çocuğunun öyküsünü anlatıyor.

Ciril Jazbec

Karl–Frederik Jensen kızak köpeklerine donmuş pisibalığı fırlatıyor. Köpeklerine, yerleşim olmadığı için zincirlenmeleri gerekmeyen bir adada bakıyor. Azalan buz, köpeklerin masraflarını karşılamalarını zorlaştırıyor, bazı avcılar köpeklerini öldürüyor.

Ciril Jazbec

Kuzey Kutbu’nun soğuğuna karşı kutup ayısı kürkünden pantolon ve fok derisi mont giymiş olarak tahtaya gerili beyaz siperin ardına gizlenen Albert Lukassen fok yakalamaya çalışıyor. İklimdeki ısınma sonucu deniz buzu eskisine göre daha geç oluşup daha erken eriyor ve bu da av sezonunu kısaltıyor.

Ciril Jazbec

Fok peşinde geçen dört başarısız günün ardından yorgun ve sinirli Knud Jensen (üzerinde fok derisi olan) ve Apollo Mathiassen, buz parçalarının yüzdüğü Uummannaq Fiyordu’nda av arıyor. Bazı arkadaşlarının aksine 15 yaşındaki Jensen yaşamını bir avcı olarak kazanmak istiyor. Grönland’ın daha büyük kasabalarından birinde işe girmek için yaşadığı yeri bırakmak gibi bir niyeti yok.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA