KASIM SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Ruanda'yı Yeniden Yaratmak

Rania Abouzeid

Yagazie Emezi

31.10.2019

 

Ruanda'yı Yeniden Yaratmak

Cynthia Ikirezi (ortada) Ruanda’daki Gashora Kız Akademisi’nde, diğer sınıf başkanlarıyla birlikte neşeyle gülümsüyor. Kız çocuklarını eğitmek ve onları liderlik rollerine hazırlamak, hükümetin kadınları güçlendirmek için belirlediği önceliklerden biri.

Trajediler ve zorunluluklar, önceleri hayal dahi edilemeyen bazı fırsatlar yarattı. Günümüzün meselesi, bu fırsatların sürdürülebilir kılınması.

Soykırım Müzesi, bir kez gördüğünüzde bir daha aklınızdan hiç çıkmayacak yerlerden. Ruanda’da, başkent Kigali’de, 1994 yılında başlayıp yüz gün süren korkunç soykırımın anısına inşa edilmiş.

Dehşet verici olaylar, radikal Hutuların Tutsi isyancıları Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ve Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’yı taşıyan uçağı düşürmekle suçlamasıyla ateşlendi. Habyarimana da, Ruanda nüfusunun yüzde 85’i gibi, Hutu’ydu. Bu ölümcül uçak kazasının yarattığı gerilim, 1 milyon civarında Tutsi’nin öldürülmesiyle sonuçlanan bir cinayetler silsilesiyle doruğa tırmandı. Katliamlar sırasında binlerce Hutu da öldürüldü. En az 250 bin kadının tecavüze uğradığı ve 95 bini aşkın çocuğun yetim kaldığı rapor edildi. Çatışmalar sona erdiğinde, Ruanda’da hayatta kalabilmiş insanların sayısı yaklaşık 6 milyondu ve nüfusun büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyordu.

Soykırımla Mücadele Müzesi’ne gelen ziyaretçiler neredeyse zifiri karanlık bir ortamda yürek parçalayıcı fotoğraflar, videolar ve duvar haritalarının bulunduğu yedi galeriden geçiriliyor ve son iki odada kurtuluşun neon ışıklarına çıkarılıyorlar. Müze, başkentin yönetim merkezinde, bu vahşetin ardından sonsuza dek sürecek değişimler geçiren iki kurumun yanı başında: Parlamento binası hemen bitişiğinde, Anayasa Mahkemesi de tam karşısında yer alıyor.

Bir insan hakları avukatı olarak, 1997 yılında tecavüzün savaş suçu kabul edilmesine ve tecavüzcülerin yargılanmasına öncülük eden, 1999 yılında da Çatışma Yönetimi Merkezi’ni kuran Alice Urusaro Karekezi, böylesi bir vahşet silsilesinden sonra Ruanda’yı nasıl bir geleceğin beklediğine dair iç karartıcı soru işaretleri ile dolu o karanlık günleri çok iyi hatırlıyor.

“Ölenlerin çoğu erkekti,” diyor. “Firar edenlerin çoğu erkekti. Tutsakların çoğu erkekti. Ülkeyi kim yönetecekti?”

Trajedi, zorunluluk ve pragmatizm, hayatta kalan Ruanda nüfusunun neredeyse yüzde 80’ini oluşturan kadınların liderlik boşluğunu doldurmak üzere harekete geçmesini getirdi beraberinde. Kadın sivil toplum gruplarından yardım alan meclis üyeleri dünyanın en “kadın dostu” politikalarından birine geçiş yaptı.


1994 yılındaki soykırımdan sonra, avukat Alice Urusaro Karekezi cinsel şiddetin savaş suçu olarak cezalandırılması için mücadele etti. Karekezi ve daha pek çok kadın, anavatanlarına dönmek için yurtdışındaki yüksek maaşlı işlerini bıraktı. Fotoğrafta Kigali’deki evinde görülen Karekezi, “Buraya yeni bir şeyler inşa etmek üzere geldik biz,” diyor.

1999 yılında gelenekler alaşağı edildi ve vasiyet yokluğunda kadının miras yoluyla mülk edinebilmesine resmi olarak izin verildi. Böylelikle, kırsal kesimlerde erkek kardeşleri karşısında haklarından mahrum edilmiş kız çocukları toprak sahibi kılındı. Bir dizi reformla kadınların kredi alabilmek için topraklarını teminat göstermesine olanak tanındı. Kocalarının izni olmaksızın banka hesabı açma hakkını elde ederek ekonomik bağımsızlık yolunda bir adım daha ilerlediler. Daha çok kız çocuğunun üniversite eğitimi almasını sağlayan çabalar paralelinde kız çocuklarının eğitimine öncelik verildi ve geleneksel olarak erkeklerin baskın olduğu alanlarda eğitim görmeleri için teşvikler oluşturuldu.

Ve Ruanda, kadınlara ana işlevi çocuk doğurmak olan birer mülk gibi davranan bir ülke olmaktan çıkıp, hükümet görevlerinin en az yüzde 30’unun kadınlarca üstlenilmesini anayasal olarak şart koşan bir ülkeye dönüştü. 2003 yılından bu yana Ruanda parlamentosu, dünya genelinde oransal olarak en yüksek kadın temsilciye sahip parlamento olmayı sürdürüyor –bugün alt meclis üyelerinin yüzde 61’ini kadınlar oluşturuyor. Ülkenin –başyargıç vekili dahil– yedi yüksek mahkeme yargıcından dördü kadın.

Başkanlık ise hâlâ erkeklerin egemenliğinde. Başkanlık görevi, 2000 yılından bu yana, askerleriyle soykırıma son veren eski komutan Paul Kagame’de –ama Ruanda kabinesindeki 26 koltuktan 13’ü kadınlara ait. Bazılarınca otoriter, bazıları tarafından da vizyoner bir lider olarak görülen Kagame, önderlik ettiği Ruanda Vatansever Cephesi’yle birlikte, Hutu–Tutsi ikiliğini ortadan kaldıran yeni bir ulusal kimlik yarattı ve cinsiyet eşitliği konusunda dev adımlar attı.

1959 yılında Tutsi zulmünden kaçıp sığınmacı olarak Tanzanya’ya giden bir aileye doğan Emma Furaha Rubagumya’nın hafızasına, dedesinin onu evlendirmek yerine liseye başlamasına izin veren babasını azarladığı günler kazılı. Dedesi, onun evlenip çocuk sahibi olmak yerine eğitim hayatına devam ettiği takdirde “iyi bir kadın olmayacağından” endişeleniyormuş. Bugün 52 yaşında ve artık bir parlamenter. 2018’de girdiği parlamentoda Siyasi İşler ve Toplumsal Cinsiyet Komitesi’ne liderlik ediyor.

Eğitime devamı konusunda yaşanan tartışmalar sırasında, annesinin araya girip onu savunmadığını, çünkü “o zamanların toplum yapısında, kayınpederinin karşısına çıkıp çocuğu için kavga etmesinin” imkânsız olduğunu anlatıyor. “Ama bugün,” diyor, “ben çocuklarımın eğitim alması için tartışmaz mıyım sanıyorsunuz? Çocuklarımın eğitim almak için kendileri adına mücadele etmeyeceklerini mi sanıyorsunuz? Artık köylü kadınların birçoğu da size, önceliklerinin çocuklarının eğitim aldığını görmek olduğunu söyleyecektir.”

Justine Uvuza, Toplumsal Cinsiyet ve Aile Teşviki Bakanlığı’nın hukuk bölümüne liderlik eden ve diğer birçok şeyin yanı sıra, kadınların geceleri çalışmasını yasaklayan örnek ve benzeri, düzeltilmesi ya da yürürlükten kaldırılması gereken ayrımcı yasaları belirlemekle görevlendirilen isim. Ele aldığı yasalardan biri de, kadınların yalnızca kordiplomatik mensubu olmalarını yasaklamakla kalmayıp, ayrıca kadının diplomat olan erkeğin “mülkünün bir parçası” olduğunu söyleyen yasa.

Yagazie Emezi

Ruanda anayasası, 2003 yılından bu yana, seçimle meclise gelen temsilcilerin yüzde 30’unun kadınlardan oluşmasını şart koşuyor. Günümüzde parlamentodaki 49 kadınla (fotoğrafta 33’ü görülüyor) bu oran yüzde 61 –dünya genelinde parlamentodaki en yüksek kadın oranı. Ayrıca, yedi yüksek mahkeme yargıcının dördü kadın.

Yagazie Emezi

Toplumsal cinsiyet uzmanı olarak UNICEF’te görev yapan, iki çocuk annesi (Aaron, solda ve Abel) Redempter Batete’nin de açıkladığı gibi, “Ruanda toplumu çalışan kadından ev içi görevleri üstlenmeyi sürdürmesini bekliyor.”

Yagazie Emezi

Ruanda Kadın Ağı, birlikte vakit geçirmeleri ve mesleki becerileri edinmeleri için kadınlara güvenli alanlar sunuyor. Mugesera bölgesinde, Nyirabizeyimana Immaculee (en sağda) sandalet yapımını öğreniyor.

Yagazie Emezi

Toplumsal Cinsiyet ve Aile Teşviki Bakanı Solina Nyirahabimana, “Kadınlar Ruanda’nın ekonomik gelişim çabalarına öncülük ediyor,” diyor. “Kadınlar öykünün gidişatını değiştirdi.”

Yagazie Emezi

Anne Mazimhaka (solda), Illume Yaratıcı Stüdyo’nun kurucu ortaklarından. Amaç, Ruanda’nın imajını –özellikle de internet arama motorlarında çıkan sonuçları– içerik pazarlama, film yapımı ve etkinlik düzenleme aracılığıyla değiştirmek.

Ruanda, yalnızca bu ve benzeri ayrımcılığa yol açan yasalarda düzenlemeler yapmakla kalmadı; ayrıca, cinsiyet eşitliği girişimlerini teşvik edip denetleyen Toplumsal Cinsiyet Gözlem Dairesi’nin kurulmasını da sağladı. Parlamentodaki kadınlar evlilik içi tecavüzün suç olarak kabul edilmesini ve cinsiyete dayalı suçlara yaptırım uygulanmasını sağlayan yasalar konusunda kulis yaptı. 2016 yılında da çocuksuz dul kadınların, eşlerinin mülklerini miras edinmesine olanak tanımak üzere veraset yasalarına düzenleme getirildi.

Soykırım sonrası yaşanan bu değişimlerin en büyük nedeni erkeklerin yokluğuydu, ama insan hakları avukatı Karekezi’nin de söylediği gibi, bunun bir diğer nedeni ise “politik vizyondu”. Kadınlar –akrabaları dahil olmak üzere– soykırıma karışmış tüm erkekleri barındırmayı reddettikleri ve tecavüzcülerin aleyhine tanıklık ettikleri için ödüllendirildiler.

“Kadın hakları yanlısı politikalar,” diyor Karekezi, “kralların annelerinin danışmanlığına başvurduğu, köylü halktan erkekler besi hayvanlarını otlatmaya gittiğinde kadınların toplulukları bir arada tuttuğu koloni öncesi dönemde, karar alma süreçlerinde kadınların oynadıkları rollerin tanınmasını da sağladı.”

Ruanda’nın kadına yönelik değer ve beklentileri, en azından kamusal düzeyde, tek bir nesil içinde değişime uğradı. Kadınlar yönetim kadrosuna girdikçe, yarattıkları etki yasaların ve politikaların biçimlendirilmesine yaramanın yanı sıra esin kaynağı da oldu. 39 yaşındaki Agnes Nyinawumuntu, doğuda, Kayonza bölgesinin verimli tepelerinde yer alan bir kadın kooperatifinin başkanı. 160 kişiye iş sağlayan kooperatifte kahve yetiştiriciliği yapılıyor. “Soykırımdan önce, kadınların yapamayacağı şeylerin (kahve yetiştiriciliği dahil) listesi çok uzundu,” diyor. “Kadınları parlamentoda görmek,” diye devam ediyor sözlerine, “bize özgüven kazandırıyor ve gurur veriyor. Eğer çalışırsam ilerleyebileceğimi görüyorum. İşte bu sayede bazılarımız yerel liderlere dönüştü.”

Ruanda’nın cinsiyete duyarlı yasal ve politik çerçevesi ile ülkedeki iktidar sahibi kadın sayısı etkileyici, ama bu sayısal verilerin arka planında yasal değişimin sınırları konusunda çok daha derin ve karmaşık bir gerçek yatıyor.

Ruandalı kadınlar hakları için sokaklarda mücadele vermedi; bu hakları yasaların değişimiyle elde ettiler ve reformun yasalardan süzülüp toplumun içine işleyeceğini umdular. Ancak, toplumun artık parlamentoda kadınların varlığını sağlamak için yüzde 30’luk kotaya gereksinim duymayacak kadar değiştiğine ne parlamento üyesi Rubagumya, ne de Toplumsal Cinsiyet ve Aile Teşviki Bakanlığı hukuk bölümünün eski başkanı Uvuza inanıyor. “Henüz o noktaya yüzde 100 gelebilmiş değiliz,” diyor Rubagumya. “Düşünce yapısı bir gecede değişebilecek bir şey değil.” Bu gerçek, Uvuza’nın hükümet politikası kadar köklü bir şekilde değişmediğini söylediği aile içi cinsiyet ilişkilerinde gözlemlenebiliyor. Doktora tezinde ülkedeki kadın parlamenterlerin kamusal ve özel yaşamlarını inceleyen Uvuza, kamusal alanda ne kadar engin olursa olsun, Ruandalı kadının gücünün evinin giriş kapısında tükendiğini söylüyor. “Erkekler eski davranışlarından vazgeçmiyor.”

“Kadın parlamenterlerin kocaları bile,” diyor Uvuza, “eşlerinden ayakkabılarını cilalamasını, gömleklerini ütülemesini bekliyor. Çoğu kadından duyduğum şeyler bunlar.” Ruanda Kadın Ağı’nın kurucusu ve yöneticisi Mary Balikungeri’ye göre de, cinsiyet evriminin bir sonraki adımı erkeklere ve kendi ailelerini, kendi kocalarını nasıl dönüştüreceklerine odaklanmak.


Vestine Mukeshimana on yılı aşkın bir süredir Kigali’de motosikletiyle insan taşıyor. Bu işi başlattığında, erkek meslektaşları onu yüreklendirmiş ve kendisine müşteri yönlendirmiş. “Ruanda’da kadın girişimcilerin desteklenmesi çok normal bir şey,” diyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Aile Teşviki Bakanı Solina Nyirahabimana, kadınlara yapmaya muktedir oldukları şeyleri anlatarak klişeleri yıktıkları 25 yıl boyunca, “erkeklerin tartışmaya dahil edilmediği” görüşüne katılıyor. Bakanlığının çok daha iddialı bir planı var: cinsiyet eşitliği ilkelerini çocuklara aşılamakla başlayıp, ayrımcılık tohumlarının atılmasını engellemek.

Güneydeki Kamonyi bölgesinde bir okul–sonrası kulübünde, ergenlik çağındaki kız ve erkekler cinsiyet klişeleriyle mücadele etme konusunda öğrendiklerini temel alan oyunlar sergiliyor. Bu oyunlardan birinde, genç bir delikanlı annesinin kız kardeşinin eğitimi yerine onun eğitimine öncelik verme kararını sorguluyor ve ev işlerine kendisinin de yardım edebileceğini, bu görevin yalnızca kız kardeşine düşmemesi gerektiğini söylüyor.

Ruanda uzun yıllardır, başlangıcının (soykırımın) bir daha hiçbir yerde tekrarlanmayacağını umduğumuz bir deney yürütüyor. Kigali, kadınların yükselişine yardımcı olan yasal köprüyü inşa etti ve şimdilerde kadınlar ve kız çocuklarını evlerinde de güçlendirmek için çalışıyor, ama değişim, yaptırım olmaksızın, tepeden inme güçlü bir uygulama ile yaratılabilir mi?

Parlamenter Rubagumya, haklarından mahrum edilmiş ve güçsüz bir konumda olmanın acısını iyi biliyor. “Genç bir kızsanız, bir sığınmacıysanız, nereye giderseniz gidin size oraya ait olmayan biri gibi bakıyorlar,” diyor, kendini “hiçliğin içinden gelen ve Ruanda’da güç sahibi olan ilk jenerasyonun” bir parçası olarak tanımlarken. Ailesi Ruanda’ya 1997 yılında dönmüş. Üniversite diploması ve nihayet kendini evinde hisseden bir kadının coşkusuyla, önce Eğitim Bakanlığı’nda cinsiyet eşitliği ve kız çocuklarının eğitim olanaklarına erişimi üzerine çalışan bir yönetici olarak görev almış; şimdiyse bir parlamenter olarak ülkesini değiştirme faaliyetine girişmiş durumda. Ruanda’dan ve kadınlarının kat ettiği mesafeden gurur duyuyor ve gözlerini ülkesinin ulaşmasını istediği noktadan ayırmıyor: “Çerçevemiz var, politikamız var, yasalarımız var, yaptırım mekanizmalarımız var… Bir yolculuğa çıktık, güzel başarılar elde ettik, ama bir noktada tüm dengesizliklerden kurtulacağımızı garantilemek için daha çok yol kat etmeliyiz.”

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Yagazie Emezi

Ruanda anayasası, 2003 yılından bu yana, seçimle meclise gelen temsilcilerin yüzde 30’unun kadınlardan oluşmasını şart koşuyor. Günümüzde parlamentodaki 49 kadınla (fotoğrafta 33’ü görülüyor) bu oran yüzde 61 –dünya genelinde parlamentodaki en yüksek kadın oranı. Ayrıca, yedi yüksek mahkeme yargıcının dördü kadın.

Yagazie Emezi

Toplumsal cinsiyet uzmanı olarak UNICEF’te görev yapan, iki çocuk annesi (Aaron, solda ve Abel) Redempter Batete’nin de açıkladığı gibi, “Ruanda toplumu çalışan kadından ev içi görevleri üstlenmeyi sürdürmesini bekliyor.”

Yagazie Emezi

Ruanda Kadın Ağı, birlikte vakit geçirmeleri ve mesleki becerileri edinmeleri için kadınlara güvenli alanlar sunuyor. Mugesera bölgesinde, Nyirabizeyimana Immaculee (en sağda) sandalet yapımını öğreniyor.

Yagazie Emezi

Toplumsal Cinsiyet ve Aile Teşviki Bakanı Solina Nyirahabimana, “Kadınlar Ruanda’nın ekonomik gelişim çabalarına öncülük ediyor,” diyor. “Kadınlar öykünün gidişatını değiştirdi.”

Yagazie Emezi

Anne Mazimhaka (solda), Illume Yaratıcı Stüdyo’nun kurucu ortaklarından. Amaç, Ruanda’nın imajını –özellikle de internet arama motorlarında çıkan sonuçları– içerik pazarlama, film yapımı ve etkinlik düzenleme aracılığıyla değiştirmek.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA