EYLÜL SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Denizkaplumbağaları küresel ısınma nedeniyle çoğunlukla dişi doğuyor –hayatta kalabilecekler mi?

Craig Welch

7.5.2019

 

Denizkaplumbağaları küresel ısınma nedeniyle çoğunlukla dişi doğuyor –hayatta kalabilecekler mi?

St. Croix’teki Buck Adası’nın lagünündeki koruma altındaki sularda, yeşil denizkaplumbağaları çiftleşiyor. Tür, ısınan sulardan ciddi derecede etkileniyor.

İklim değişikliği denizkaplumbağalarının cinsiyet oranında krize neden oluyor. Ancak umut vaat eden işaretler de var.

Camryn Allen işe ağaçlara tırmanan keseli hayvanlar üzerine çalışarak başlamış; bildiklerini deniz sürüngenleri hakkındaki çalışmalarına uygulayınca ise endişelenmeye başlamış.

Hawaii’deki Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nde çalışan bir biliminsanı olan Allen, kariyerinin başlangıcını koala gebeliklerini takip etmek için hormonlar kullanarak geçirmiş. Sonra ise benzer teknikler kullanarak, meslektaşlarına şaşırtıcı biçimde zor bir soruyu –bir denizkaplumbağasının dişi mi erkek mi olduğu sorusunu– hızlıca yanıtlamalarında yardımcı olmaya başlamış.

Bu, her zaman yalnızca bakarak anlaşılamıyor. Ve sıklıkla laparoskopi yapılması, yani kaplumbağanın iç organlarının ince bir kamerayla incelenmesi gerekiyor. Allen ise cinsiyet belirleme işlemini kan örnekleri kullanarak yapmanın yolunu bularak birçok kaplumbağanın cinsiyetinin hızlıca belirlenmesini kolaylaştırmış.

Yumurtaların gömüldüğü kumun sıcaklığının bir denizkaplumbağasının erkek mi dişi mi olacağını belirlemesi, Allen’ın sağladığı bu kolaylığı önemli kılıyor. İklim değişikliği sıcaklıkları küresel çapta yükselttiği için, dişi yavrulara biraz daha sık rastlayan araştırmacılar pek de şaşırmıyordu.

Pasifik Okyanusu’ndaki en büyük ve en önemli yeşil denizkaplumbağası yumurtama alanı olan Avustralya, Raine Adası’nda yaptığı araştırmanın sonuçlarını gören Allen ise bu orantısızlığın ne kadar ciddi bir hâl alabileceğinin farkına varmış. Raine Adası’ndaki kum sıcaklıkları o kadar yükselmiş ki Allen ve biliminsanlarından oluşan ekibin elde ettiği rakamlar, adadaki yavru dişi denizkaplumbağalarının yavru erkeklere oranının 116’ya 1 olduğunu ortaya koyuyor.

“O sonuçları görmenin ödümü kopardığını yalanlayamam,” diyor Allen. Bir denizkaplumbağalasının yaşamı halihazırda yeterince zor. Ve insanlar da bu yaşamı zaten daha da zorlaştırıyordu.

Azalan hayatta kalma şansı

Tropikal ve ılıman okyanuslarda yedi farklı denizkaplumbağası türü yaşıyor. Onların dünyası yaşamlarının en başından itibaren riskli bir yer.

Denizkaplumbağaları yumurtalarını kumluk plajlarda bırakıyor, ancak birçoğu hiçbir zaman çatlamıyor. Yumurta içerisinde kuluçka hâlinde olan hayvanlar mikroplar nedeniyle ölebiliyor, yabanıl köpekler yumurtaları kazıp çıkarabiliyor veya yumurtalar yeni yuvalar kazan diğer kaplumbağalar nedeniyle açıkta kalabiliyor. Yumurtalarının narin kabuklarını kırıp çıkabilenler ise akbabalar ve rakunlar tarafından yenmeden okyanusa ulaşmaları gereken bir yarışa girişiyor. Okyanusta ise balıklar, yengeçler ve her türlü deniz canlısı, hevesle bir sonraki öğününü bekliyor. Yumurtadan çıkan kaplumbağaların yalnızca yüzde biri erişkinliğe ulaşabiliyor.

Olgunlaştıklarında yetişkinleri tehdit eden yalnızca birkaç yırtıcı oluyor. Yetişkin bir Sargasso denizkaplumbağasının ağırlığı çoğu genç insandan az olabiliyor, derisırtlı denizkaplumbağasının ağırlığı ise bir bizonunkini aşabiliyor. Her hâlükârda, kaplan köpekbalıkları, parslar ve orkalar dışında çok az yırtıcı onları yemeye çalışıyor.

Ancak insanlar hayatta kalma şanslarını önemli ölçüde düşürdü.

Yumurtladıkları kumsallarda kat mülkiyetleri inşa ediyoruz. Karaborsada satmak üzere yumurtalarını –kaçak olarak– topluyoruz, yetişkinleri etleri için kesiyoruz ve derilerinden botlar ve el çantaları yapıyoruz. Şahingagalıların ateş gibi parlayan altın ve kırmızı kabuklarını bileziklere, gözlüklere, saç fırçalarına ve mücevher kutularına dönüştürüyoruz.

Ağ atan veya paragat avcılığı yapan balıkçı tekneleri kaplumbağaları yanlışlıkla yakalıyor. Yük gemileri onlara çarpıyor ve kabuklarını kırıyor.

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin Tehlikede Olan Türlerin Kırmızı Listesi için denizkaplumbağalarının durumunu değerlendiren bir komiteyi yöneten Bryan Wallace, “Genel gidişat tüm deniz kaplumbağası türlerinin küresel çapta tükenmeye başladığı yönünde,” diyor. “Durumu yüz yıl öncesine kıyasla daha iyi olan bir popülasyon bulmak için uzun uzun düşünmem gerekir.”

Şu anda, yedi türün altısı tehlikede kabul ediliyor. Avustralya düzsırtlı denizkaplumbağası olan yedinci tür hakkında bir değerlendirme olmamasının tek nedeni ise biliminsanlarının bir karar vermesi için yeterli veri olmaması yalnızca.


St. Croix’teki Sandy Point Ulusal Yaban Hayatı Koruma Alanı’nda, bir derisırtlı denizkaplumbağası yumurtluyor. [Fotoğraf: Brian Skerry, Nat Geo Image Collection]

Yeni bir araştırma yeni bir umut mu?

Allen ve NOAA’da çalışan meslektaşı Michael Jensen denizkaplumbağalarında görülen dişileşmeyi incelemeye başladığında, tüm bunların kaplumbağaları büyük çapta veya hemen etkileyeceğinden korkmak için pek neden yoktu. Allen, daha önceki bir araştırmasında ABD, San Diego açıklarındaki küçük bir yeşil denizkaplumbağası popülasyonundaki dişi oranın yumurtladıkları kumların zamanla ısınmasıyla yüzde 65’ten 78’e yükseldiğini ortaya koymuştu. Batı Afrika’dan ABD, Florida’ya uzanan bir bölgedeki iribaşlı denizkaplumbağalarında (caretta caretta) da benzer bir trend gözlenmiş.

Ama daha önce kimse Raine Adası’ndaki kadar önemli veya büyük bir popülasyonu incelememişti.

Büyük Set Resifi’nin –ısınan sulardan en çok etkilenen yer olan– kuzey sınırında yer alan yaklaşık 30 hektarlık kumluk bir alan olan Raine ve civarında 200 bini aşkın denizkaplumbağası yumurtluyor. Bu denizkaplumbağası popülasyonunun bir diğer kısmıysa Ekvator’dan daha uzakta, sıcaklık artışının o kadar çarpıcı olmadığı Brisbane yakınlarında yumurtluyor.

Allen ve Jensen kayda değer bir şey keşfetmişti. Yumurtalarından 30 ila 40 yıl önce çıkmış olan daha yaşlı kaplumbağaların da çoğu dişiydi; ama yalnızca 6’ya 1’lik bir oranla. Ancak en azından son 20 yıldır, doğan denizkaplumbağalarının yüzde 99’u aşkın bir miktarı dişiydi. Brisbane yakınlarındaki daha serin kumlarda doğan kaplumbağaların yalnızca üçte ikisinin dişi olmasıysa bu durumda yükselen sıcaklıkların bir etkisi olduğunu kanıtlıyor.

Allen ve Jensen’ın araştırmalarını yayımlamalarından altı hafta sonra, Florida’da iribaşlı denizkaplumbağalarını inceleyen başka bir araştırma sıcaklığın tek faktör olmadığını ortaya koydu. Kum nemli ve serinse orada daha çok erkek, sıcak ve kuruysa da daha çok dişi doğuyor.

Ancak geçtiğimiz yıl yapılan araştırma umut da sunuyordu.

Uzun süreli direnç?

Denizkaplumbağaları –o ya da bu formda– 100 milyon yılı aşkın bir süredir dünyada. Ve buzul çağlarından ve hatta dinozorların yok oluşundan sağ çıktılar. Uyum sağlamak için birçok mekanizma geliştirmiş olabilirler. Görünen o ki bunlardan biri de çiftleşme biçimlerini değiştirmek olabilir.

Allen ile çalışan ve kaplumbağalar üzerine uzmanlaşmış bir biliminsanı olan Alexander Gaos, El Salvador’da yüksek tehlike altında olan şahingagalılardan oluşan küçük bir popülasyonu genetik testler kullanarak inceledi ve erkek denizkaplumbağalarının birden çok dişiyle çiftleştiğini keşfetti. Popülasyondaki yavru dişi oranı yüzde 85’ti.

“Bu stratejinin küçük, tehlike altında ve büyük ölçüde azalmış popülasyonlarda kullanıldığını gördük,” diyor Gaos. “Dişiler için başka pek bir seçenek olmadığı için böyle yaptıklarını düşünüyoruz.”

Bu stratejinin zaman içerisinde daha çok uygulanan bir yöntem olup olmadığı veya kaplumbağa krizini popülasyon bazında bertaraf edip edemeyeceği belli değil.

“Bunun daha çok dişi doğmasının telafi edilmesinde yardımcı olma potansiyeli var mı?” diye soruyor Gaos. “Bilmiyoruz. Tek bildiğimiz erkeklerin bunu yapabilmesinin oldukça yeni bir şey olduğu. Yalnızca başlangıca şahit oluyor olabiliriz.”

Bu sırada, Karayip Hollandası’nda çalışan diğer araştırmacılar, yumurtlama kumsallarına palmiye ağaçlarıyla daha çok gölge sağlanmasının kumu soğuttuğunu keşfetti. Bu, yavru kaplumbağaların erkek–dişi oranını hatırı sayılır derecede değiştirebilir.

Allen yeni gelişmeleri güven verici buluyor. Denizkaplumbağaları bir zamanlar düşünülenden daha dirençli olabilir.

“Bazı daha ufak popülasyonları kaybedebiliriz ama denizkaplumbağaları hiçbir zaman tam olarak yok olmayacak,” diyor Allen. “Tüm türler arasından kaplumbağaların oldukça iyi bir şansı olduğunu düşünüyorum.”

Bizden biraz daha yardıma ihtiyaç duyabilirler yalnızca.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA