TEMMUZ SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Kırkayak Yavruları Yürümeyi Nasıl Öğreniyor?

Robert Krulwich

Robert Krulwich

26.10.2015

Kırkayak Yavruları Yürümeyi Nasıl Öğreniyor?

Birçok bacağınız varken yürümekte zorluk çekmezsiniz gibi geliyor, değil mi? Peki ya kırkayak yavruları için bu işi başarmanın hiç de kolay olmadığını söylesek?

Korkunç Ivan? Epey korkunçtu, evet. Büyük İskender? Gerçekten de büyük bir adamdı. Unvanları kişilikleriyle uyum içinde. Peki kişiliğe hiç uymayan bir isim duymak ister misiniz? Kırkayaklar. Şu arada sırada orman tabanında gördüğünüz, yaprakları kemiren, rahatsız ettiğinizde tortop olan bol ayaklı küçük hayvanlardan bahsediyorum.


Endonezya, Kalimantan'da bir Glomerida takımına ait bir kırkayak (Glomeris sp) korunaklı bir topa dönüşmüş. [Fotoğraf: Cyril Ruoso, Minden Pictures]

Kırkayakların adı bu yaratıkların hakkını vermiyor. Evet, ayakları var, hem de bir sürü. Muhtemelen o yüzden kırk deyip geçmişler. Fakat böylece bu böcekleri bir hayli küçümsemişler.

Kırkayaklara Yapılan Haksızlık

Görünüşe göre kırkayaklar arasında en çok bacağa sahip olma rekoru, zoolog Rowland Shelly'in anlattığı kadarıyla, 1920'lerde Kaliforniya'nın San Benito Bölgesi'nde bulunan bir hayvana aitmiş. Söz konusu hayvanın tam 750 bacağı varmış. Nerede 40, nerede 750.

Yine de şunu söylememiz gerekir ki kırkayakların çoğu bu kadar çok bacağa sahip değil. Çoğunun yüzden az bacağı var. Yine de, şu aralar hayli meşgul olan bu hayvanlar (yılın bu zamanı bahçelerimizdeki yapraklarla tıkınarak etrafı temizliyorlar) daha şaşaalı bir ismi hak ediyor. Ancak sürekli kırkayakları düşünürseniz, ki ben bugün böyle yaptım, kırkayakların hayatlarının başlarında 40 tane bile ayağı olmadığını, hatta ne kadar çok değil, ne kadar az ayağı olduğunu fark edip şaşırırsınız.

Kırkayak yavrularının doğduğu gün neye benzediğinden bahsediyorum: yumurtadan çıkıp standart yavru bacaklarıyla dünyamıza giriş yaptığı andan. Bebek kırkayağımıza merhaba deyin:


Bütün çizimler Robert Krulwich'e aittir.

Kırkayaklar parçalardan meydana gelir. Tıpkı birbirine takılan Lego parçaları gibidirler. En baştaki farklı birkaç parçadan sonra gelen her parça, birbirine kaynaşmış iki çift bacaktan oluşan basit bir parçadır. Şunun gibi:

Bunları bir araya getirirseniz çalışan bir hayvanınız olur.


Kırkayak büyüdükçe deri değiştirir, dışındaki sert kabuğunu -veya derisini- atar ve yeni parçalar ekler. Yani yaşadıkça hep daha fazla parçası ve bacağı olur.


[Fotoğraf: Bill Hilton Jr., Hilton Pond Center]

Ancak yumurtadan yeni çıktığında, bebek kırkayak yalnızca bir kafaya (bacaksız bir parça), miğfer benzeri bir parçaya (bu da bacaksız bir parça), sonrasında belki başlangıç parçasına (bir çift bacak) ve oldukça az sayıda temel parçaya sahip oluyor -bu da doğduğunda şaşırtıcı derecede az sayıda bacağı olduğu anlamına geliyor.

Şu doğum günü çocuğuna bakın örneğin (teşekkürler Chicago Field Museum'den zoolog Petra Sierwald); göreceksiniz ki bacaklarının sayısı 6 veya 8'i geçmiyor.


Fazla bacağı da yok.

Kırkayaklar hoplayıp sıçramaz. Yılan gibi kayıp gitmez. Biz insanlar gibi bir ayağını diğerinin önüne atarak da yürümez. "Birkaç ayağını birlikte, aynı anda hareket ettiriyor," diyor Sierwald. "Koordineli bir hareket bu" ve bacakların takım halinde hareket etmesi gerekiyor. Üç bacak ileri, üç bacak geri, böyle bir iş.

Peki altı ila sekiz ayaklı bir bebek nasıl bacaklarını takım takım ayırıyor? Hareket edebilmek için yeteri kadar bacağı var mı, yoksa ilk haftalarını koyuldukları yerde kıpırdamadan bekleyerek ve dünyayı izleyerek mi geçiriyorlar? "Bilmiyorum," diyor Sierwald. "Müzede birkaç tane bebeğimiz var ama bunu hiç yakından gözlemlemedik. Belki de gözlemlememiz gerekiyor."

Bence de gerekiyor. Sierwald, Danimarkalı zoolog Henrik Enghoff tarafından yazılmış eski bir makale buldu. Enghoff bebek kırkayakların ilk haftalarda hareketsiz durduğunu ve bir sonraki deri değiştirmeyi beklediğini söylüyor. Sekiz bacağı olan bazı bebeklerse etrafta dolaşıyor; fakat şunu söyleyebiliriz ki bol bacaklı olmasıyla ünlü olan bu hayvan hayatına bacak açığıyla başlıyor. Merak ediyorum; acaba bebek kırkayaklar tökezleyip düşüyor mu? Köklere çarpıyorlar mı? Düğün çiçeklerinin altında kalıyorlar mı? İnsan bebekleri gibi davranıyorlar mı, bir yerden bir yere gitmeyi öğrenmeleri mi gerekiyor?

Düşünmesi bile gülümsememe neden oluyor.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA