EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Koyunlar Göç Yollarını Birbirinden Öğreniyor

Jason G. Goldman

Robbie George, National Geographic Creative

27.9.2018

 

Koyunlar Göç Yollarını Birbirinden Öğreniyor

ABD, Montana’daki Yellowstone Ulusal Parkı’nda fotoğraflanmış bu koç gibi kalınboynuzlu yabankoyunlarının annelerinden en iyi göç stratejilerini öğrenmeleri gerekiyor.

Kalınboynuzlu yabankoyunları, yeşeren bitkilerden oluşan izleri takip ettikleri göçleri sırasında uzun yollar kat ediyor. Ancak bu bir içgüdü değil, bir kültür.

Büyük göçler doğanın en göz alıcı gösterilerinden bazıları. Gnular ve zebralar her yıl Mara ekosistemi içerisinde yağmuru takip ediyor, kral kelebekler Meksika’dan Kanada’ya giden bir rotada gidip geliyor ve küçük ötücü kuşlar hiç durmadan günlerce uçuyor. Ve biliminsanları, nereye ne zaman gideceklerini nasıl bildiklerini çözmeye başlıyor.

Bu hayvanlardan bazılarının göç rotalarının genlerine işlenmiş olduğunu keşfetmişler. Yumurtadan laboratuvarda çıkan bir ötücü kuş, doğal dünyayı hiç görmemiş olmasına rağmen, göçüne yılın doğru zamanında ve doğru yöne doğru hareket ederek başlamaya çalışıyor.

Ama söz konusu kalınboynuzlu yabankoyunları veya sığınlar gibi büyük memeliler olduğunda işler değişiyor. Yaban hayatı araştırmacıları, bu hayvanların efektif biçimde göç etmek için deneyime gereksinim duyduğundan ve yıllık yolculuklarının genetik bir miras olmadığından, rotayı birbirlerinden öğrendiklerinden kuşkulanıyordu uzun zamandır. Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bu önsezilerin doğru olabileceğine işaret ediyor –bazı hayvanların nasıl göç edeceğini öğrenmesi gerekiyor.

Araştırmacılar, daha yaşlı hayvanlardan daha gençlere aktarılabilen kolektif bilginin varlığını bir tür “kültür” olarak tanımlıyor. Ve hayvanlar sosyal etkileşim ve bu bilginin aktarımı sonucu bir şeyi öğrendiklerinde, genetikle ilgisi olmayan bir tür kültürel alışveriş gerçekleşmiş oluyor.

Kuzey Amerika’nın dağları ve ovalarında, karibu, Kanada geyiği, sığın ve kalınboynuzlu yabankoyunu gibi toynaklılardan oluşan muazzam sürüler, çetin kış mevsimi sırasında yeni yeşeren bitkileri takip ederek yüksek rakımlardaki üreme alanlarından, daha düşük rakımlardaki daha sıcak alanlara göç ediyor. Çevrebilimciler buna “yeşil dalgada sörf yapmak” diyor ve yeni araştırma kalınboynuzlu koyunlar ile sığınların sörf yapmayı öğrenmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.


Kalınboynuzlu yabankoyunları gruplar oluşturabiliyor, bu da kültürel bilgi alışverişine olanak sağlıyor. Bu grup, Yellowstone Ulusal Parkı’nda, bir dağa çıkarken fotoğraflanmış. [Fotoğraf: Robbie George, National Geographic Creative]

Kalınboynuzlu yabankoyunu popülasyonları 1800’lerin sonlarında, ticari amaçlı avlanma ve evcil koyunlardan geçen hastalıklar nedeniyle büyük ölçüde küçüldü. 1970’lerin başlarında kolları sıvayan yaban hayatı yetkilileri ve av grupları ise, mevcut sürülerden aldıkları bireyleri bir zamanlar türün yayılım alanı içerisinde yer almış bölgelere taşıyarak yabankoyunu popülasyonlarını yeniden oluşturmaya başladı.

Bu taşımaların tarihçesi, yeni GPS takip teknolojisiyle beraber Wyoming Üniversitesi çevrebilimcisi Matthew Kauffman ile ekibinin göç davranışlarının gelişimini takibe almasını mümkün kıldı. Lisansüstü öğrencisi Brett Jesmer liderliğinde yapılan bir çalışmada ekip, en az iki yüz yıldır varlık gösteren oturmuş popülasyonlardan 129 kalınboynuzlu koyunun yanı sıra yeni taşınmış 80 koyun ve 189 sığına da GPS vericili tasmalar taktı.

“Toynaklılarla ilgili genel kanı genetik programları olmadığı. Onun yerine bunu nasıl yapacaklarını öğrenmeleri gerekiyor yalnızca,” diyor Kauffman. Ve eğer durum buysa, taşınmış hayvanların göç etmemesi gerektiğini, çünkü henüz herhangi bir göç rotası öğrenmemiş olacaklarını da ekliyor.

Ekibin gözlemi tam da bu yönde olmuş.

“Kalınboynuzlu yabankoyunları ve sığınlarda gençler büyük ölçüde annelerine muhtaç oluyorlar. Bu durum geyikler ve Kanada geyikleri için de geçerli. Doğumlarından sonra neredeyse bütün bir yıl boyunca, annelerinin peşinde geziyorlar yalnızca,” diyor Kauffman. “Ve böylece annelerini izleyerek göç rotasını uzamsal hafızalarına işlemiş oluyorlar.”

Ve yeniden yerleştirilen 80 koyundan yalnızca yedi tanesi bir göç gerçekleştirmeye kalkışmış –bunlar da göç eden yüzlerce koyundan halihazırda meydana gelen sürülere entegre edilmiş bireylermiş. Bu da göç bilgisinin yalnızca dikey olarak kuşaktan kuşağa değil, yatay olarak yetişkinler arasında da aktarılabildiğine işaret ediyor.

Bu, toynaklıların onları yeni fırsatlar aramaya iten, doğuştan gelen bir tür motivasyona sahip olmadıkları anlamına gelmiyor. İşin sırrı, bunu nasıl güvenli biçimde yapacağını bilmek. “A noktasından B noktasına nasıl gidileceğini bilmek sıklıkla, yırtıcılara av olma riski daha yüksek olan, belki de otlama koşullarının pek iyi olmadığı bölgelerden geçmek demek olduğu için hayvanların nereye gideceklerini bilmeleri gerekiyor,” diyor Sherbrooke Üniversitesi’nde biyolog olan Marco Festa-Bianchet. “Öğrenilmesi gereken kısım da bu.”


Alaska’daki Denali Ulusal Parkı’nda fotoğraflanmış bu erkek gibi sığınlar, daha yalnız hayatlar sü-rüyor; bu yüzden de bilginin bir popülasyon içerisinde yayılması daha çok zaman alıyor. [Fotoğraf: Bob Smith, National Geographic Creative]

“Sörf Yapmayı” Öğrenmek

İdeal bir göç, yeşil dalganın zirvesine tam denk getirilen, yani hayvanların yeni bölgelere bitkiler büyümeye başlar başlamaz geldiği ve bu sırada da yırtıcı dolu riskli bölgelerden uzak durduğu bir göç oluyor. Yeni araştırma yabankoyunları ile sığınların zaman içinde yeni rotaları mükemmelleştirmeyi öğrendiğini gösteriyor; bir popülasyon yeni bir yaşam alanında ne kadar uzun süre hayatta kalırsa, popülasyonun bireyleri de bir o kadar başarılı “sörfler” gerçekleştiriyor.

Daha etkili bir göç stratejisine denk gelen hayvanlar daha uzun süre hayatta kalıyor ve geride daha çok yavru bırakıyor. Bu gençler de nasıl göç edeceklerini annelerinden öğreniyor ve göç stratejilerini daha da iyileştirmek için yol boyunca yeni bilgiler de ediniyorlar. “Tüm bunlar birlikte ele alındığında, toynaklı göçünün bir tür kümülatif kültür olduğu ortaya çıkıyor,” diyor Kauffman; kuşaktan kuşağa aktarılan ve her grubun bir öncekilerin bilgisi üzerine eklediği bir davranış sistemi bu.

Ancak, yeni taşınmış bir kalınboynuzlu yabankoyunu sürüsü söz konusu olduğunda, sürünün yarısı yeşil dalgada sörf yapmakta becerikli hâle gelene kadar 50 veya 60 yıl gibi bir süre geçebiliyor. Sığınlarda ise –belki de daha yalnız hayatlar süren, daha az sosyal öğrenme fırsatı yakalayan hayvanlar oldukları için– bu, bir yüzyıl, belki de daha fazla sürebiliyor.

“Yaban hayatı yeniden yerleştirmeleri, her türlü hayvan için, sıklıkla başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu araştırma, bize neden başarısız oldukları konusunda bir fikir veriyor,” diyor Kauffman. “Hayvanların yeni bölgelerini kendi çıkarları için kullanacak bilgiden yoksun olması, başarısız olmalarında rol oynuyor.”

Yani bir yol, bir çit veya yeni bir site oturmuş bir memeli göç rotasını bozduğunda, bunun sonuçları yalnızca sürünün hayatta kalma şansını değil, kolektif bilgiyi de etkiliyor. Ve eğer yaban hayatı dostu çitler ve otoyol alt ve üst geçitleri gibi hafifletme stratejileri yeterince hızlı uygulanmazsa, bir popülasyonun kendini toparlayabilmesi on yıllar, hatta bir yüzyıl alabiliyor.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA