EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Küçük Ülkeden Büyük Atılım

Frank Viviano

Luca Locatelli

28.8.2017

Küçük Ülkeden Büyük Atılım

Hollanda’nın Westland bölgesindeki bir çiftlik evi seralarla çevrilmiş. Açlıkla mücadelede yeni ufuklar açan Hollandalılar, tarımsal keşiflerde dünya lideri oldular.

Yeni tarım devi Hollanda, çiftçilik yöntemlerimizi değiştiriyor.

Hollanda’nın Belçika sınırı yakınlarında bir patates tarlası. Hollandalı bir çiftçi olan Jacob van den Borne dev bir hasat makinesinin kabininde, yıldız gemisi Atılgan’a yakışacak kadar karmaşık bir kontrol paneli önünde oturuyor.

Yerden 3 metre yükseklikteki koltuğunda, toprağın kimyasal durumu, nem oranı, besin değerleri ve bitkilerin büyüme hızı üzerine ayrıntılı veri sağlayan iki drone’u –tarlada dolaşan sürücüsüz traktör ve bir de, havada dört pervaneli bir robot helikopter– kontrol ediyor, tek tek her patatese kadar tüm bitkilerin gelişimini ölçüyor. “Hassas tarım” olarak bilinen bu uygulamanın başarısı, van den Borne’un üretim rakamlarıyla doğrulanıyor. Dünya genelinde hektar başına ortalama patates randımanı 20 ton civarında. Van den Borne’un tarlaları ise düzenli olarak 47 tonun üzerinde ürün veriyor.

Bu ürün bereketliliği, bilançonun diğer yanına, yani girdilere baktığımızda daha da çarpıcı bir hâl alıyor. Yirmi yıl kadar önce, “yarısı kadar kaynakla iki katı gıda,” sloganıyla yola çıkan Hollandalılar, sürdürülebilir tarıma geçmek için ulusal bir yükümlülük ilan etti. Ve 2000 yılından bu yana, van den Borne ve onun gibi daha pek çok çiftçi temel ürünlerde suya bağımlılığı yüzde 90’a varan oranlarda azalttı. Seralarda yetişen bitkilerde kimyasal böcek ilacı kullanımı neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı, 2009’dan bu yana Hollandalı kümes hayvanları ve büyükbaş hayvan üreticileri antibiyotik kullanımını yüzde 60’a varan ölçüde azalttı.

Hayranlık uyandıran bir başka neden daha var: Hollanda küçük ve kilometrekare başına 500 kişiyle nüfus yoğunluğu yüksek bir ülke. Büyük ölçekli tarım için gerekli olduğu düşünülen neredeyse tüm kaynaklardan yoksun. Buna rağmen, yüzölçümü kendisinden 270 kat büyük Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından, değer bazında dünyanın en büyük ikinci gıda ürünleri ihracatçısı. Peki ama Hollandalılar bu başarıya nasıl ulaştı?

Yukarılardan bakıldığında, Hollanda belli başlı diğer gıda üreticisi ülkelerden hiçbirine benzemiyor. Kalabalık kentler ve mahallelerle kesintiye uğrayan, birçoğu tarım endüstrisi standartlarına göre çok küçük boyutta, yoğun olarak işlenmiş yama misali tarlalar göze çarpıyor. Ülkenin ana tarım bölgelerinde, gökdelen, fabrika veya kentsel yerleşim manzarası olmayan patates tarlası, sera veya domuz ahırı neredeyse yok gibi. Ülke topraklarının yarıdan fazlası tarım ve bahçecilik amaçlı kullanılıyor.


Yapay ışıklar Hollanda’nın sera başkenti olarak anılan Westland’a uhrevi bir hava veriyor. İklim denetimli bu gibi çiftliklerde, her türlü hava koşulunda 24 saat ürün yetiştiriliyor.

Kırsal kesimlerde geniş alanlar kaplayan dev ayna görünümlü yükseltiler, güneş çıktığında parlarken gece çöktüğünde içeriden sızan esrarengiz bir ışıkla aydınlanıyor. Bunlar, Hollanda’nın, bazıları 70 hektarı kaplayan muhteşem sera tesisleri.

Kuzey Kutup Dairesi’ne sadece bin 600 kilometre mesafedeki bir ülke, iklim denetimli bu tarlalar sayesinde ılıman iklimde yetişebilen domates gibi bir meyvenin ihracatında dünya lideri hâline gelebiliyor.

Hollandalılar ayrıca, patates ve soğanda dünyanın en büyük ihracatçısı ve değer olarak hesaplandığında genel sebze ihracatında dünya ikincisi. Dünyada ticareti yapılan sebze tohumlarının üçte biri Hollanda kaynaklı.

Bu inanılmaz rakamların arkasındaki beyin gücü, Amsterdam’ın 80 kilometre güneydoğusundaki Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nde (WUR) üslenmiş. Dünyanın en iyi tarım araştırma kurumu olarak kabul edilen WUR, yeni kurulan tarım teknolojisi şirketlerinin ve deneysel çiftliklerin gruplaştığı “Gıda Vadisi”nin düğüm noktası olma özelliğini taşıyor. Kaliforniya’daki Silikon Vadisi’ne özel olarak gönderme yapan bu adlandırmayla Wageningen, akademik çevrelerle girişimcileri bir araya getirmesiyle ünlü Stanford Üniversitesi’nin rolünü üstleniyor.

WUR’a bağlı Bitki Bilimleri Grubu genel müdürü Ernst van den Ende, Gıda Vadisi’ndeki kaynaşma yaklaşımının somut bir ifadesi. Tarz bir kafede barmen olacak kadar rahat tavırlı bu ünlü akademisyen, bitki patolojisi konusunda dünya çapında bir otorite. “Sadece bir fakülte dekanı değilim. Bir yarım Bitki Bilimleri’ni yönetiyor, diğer yarım ticari kuruluşların araştırmalarına ait dokuz ayrı iş birimini denetliyor,” diye konuşuyor. “Bilim güdümlüyle pazar güdümlünün yan yanalığı sayesinde” gerçekleşen bu tür bir birliktelik, “önümüzdeki zorlukları aşmamızı sağlayacak tek şey,” diye belirtiyor.

Ne tür bir zorluk? “Kıyamet günü bakış açısıyla açıklamak istersek,” diye devam ediyor, “önümüzdeki 40 yıl içinde, tarihteki tüm çiftçilerin geçen 8 bin yılda ürettiğinden daha fazla gıda üretilmesi gerekiyor.”

Luca Locatelli

Tavuk talebinin yükselmesine bağlı olarak tavuk üretimini artıracak teknolojiler geliştiren Hollandalı şirketler, bir taraftan da koşulları olabildiğince iyileştiriyor. Bu yüksek teknoloji kesimlik tavuk barınağı, yumurtadan çıkma aşamasından kesim aşamasına kadar 150 bin hayvana ev sahipliği yapıyor.

Luca Locatelli

Domatesler LED ışık tepeden geldiğinde mi daha çok ürün veriyor, yandan geldiğinde mi? Yoksa doğru seçim bu ikisinin karışımı mı? Bleiswijk’deki Delphy İyileştirme Merkezi’nde, bitki bilimci Henk Kalkman bu sorunun yanıtını arıyor. Akademisyenlerle girişimciler arasındaki işbirliği, Hollanda’daki yeniliklerin temel itici güçlerinden biri.

Luca Locatelli

Jan ve Gijs van den Borne, ailelerine ait –dünya ortalamasının iki katı ürün alınan– süper verimli çiftlikte yetişen patateslerden oluşan tepenin üzerinde oyun oynuyor. Başarının sırrı mı? Drone’lar ve diğer araçlar tek tek her bitkinin sağlığını değerlendiriyor ve gelişmek için ne kadar suya ve besine gereksinim duyduğunu saptıyor.

Luca Locatelli

Domates üreticisi Jasper Oussoren, doğalgazı aydınlatma amaçlı elektriğe dönüştüren jeneratörü kontrol ediyor. Yan ürünler –ısı ve karbondioksit– bir yerde toplanarak, seraların ısıtılması ve bitkilerin büyümesinin hızlandırılmasında kullanılıyor.

Luca Locatelli

Ruud Veloo, WUR’daki AlgaePARC’ta deneysel bir “fotobiyoreaktörü”nü gözlemliyor. Işık, birçok gıda zincirinin temeli olan protein ve yağ üretiminde kullanılan mikroalglerin gelişimini hızlandırıyor.

Luca Locatelli

Lahey’de eski bir fabrika binasının çatısında kurulmuş çiftlikte, kendi kendine yeterli bir döngü içinde sebze ve balık üretiliyor: Bitkiler suyu süzerek balıklar için temiz bir ortam yaratırken, balık atıkları da bitkileri gübreliyor. Yerel restoranlar sebzeleri ve “kent balıklarını” müşterilerine gururla sunuyor.

Çünkü, bugün 7,5 milyar nüfusa sahip Dünya, 2050’ye gelindiğinde 10 milyar insanı barındırır hâle gelecek. Ve tarımsal randımanı büyük oranda artırmayı ve bir taraftan da su ve fosil yakıt kullanımını ciddi olarak azaltmayı başaramamamız hâlinde belki de 1 milyarı aşkın insan açlıkla karşı karşıya kalacak. Açlık 21. yüzyılın en ciddi problemi hâline gelebilir ama Gıda Vadisi’nin vizyonerleri yenilikçi çözümler buldukları inancında. Van den Ende de açlık felaketini önleme yolunun bulunduğu konusunda ısrarlı. İyimserliği, 140’ı aşkın ülkede binden fazla WUR projesinden sağlanan verilere ve altı kıtada gelişmeleri paylaşıp uygulamaya koyma konusunda devletler ve üniversitelerle yaptıkları resmi anlaşmalara dayanıyor.

Van den Ende ile sohbet, beyin fırtınası, istatistikler ve öngörü sağanağında nefes kesen bir lunapark trenine binmeye benziyor. Afrika’daki kuraklık? “Asıl sorun su değil. Toprağın kalitesiz olması,” diyor. “Besin yetersizliği, belli bakterilerle birlikte hareket ederek kendi gübresini üreten bitkilerin ekimi yoluyla giderilebilir.” Peki, hayvan yemi olarak kullanılan tahıl fiyatlarının giderek artması? “Çekirgeyle besleyin,” diye yanıtlıyor. Bir hektarlık arazide, en yaygın kullanılan hayvan yemi soya proteininden yılda bir ton üretiliyor. Oysa aynı boyutta bir araziden 150 ton böcek proteini elde etmek mümkün.

Sohbetimiz, iklim denetimli seralarda 24 saat tarıma olanak veren LED aydınlatma kullanımına kayıyor. Sürdürülebilir tarımın, doğaya insan müdahalesinin en aza indirgenmesi şeklinde yanlış anlaşılması konusuna yöneliyoruz sonra.

“Bali’ye bakın!” diyor heyecanla. Oradaki çiftçiler en az bin yıldır, çeltik tarlalarında aynı zamanda ördek ve balık da yetiştiriyor. İnsan eliyle biçimlenmiş taraçalı yamaçlarda, karmaşık kanal sistemiyle sulanan, bütünüyle kendine yeterli bir gıda sistemi var.

“Al sana sürdürülebilirlik modeli,” diyor van den Ende.

Hollanda’da, baktığınız her yerde, sürdürülebilir tarımın geleceği şekilleniyor. Ama bu, büyük şirketlerin yönetim kurulu odalarında değil de ailelerin işlettiği binlerce çiftlikte gerçekleşiyor. Bunun en canlı örneğini, Ted Duijvestijn ve kardeşleri Peter, Ronald ile Remco’nun bir yeryüzü cenneti olarak nitelendirilebilecek çiftliğinde görüyorsunuz. Balililer gibi Duijvestijn ailesi de, insan yaratıcılığıyla doğanın gücü arasında mükemmele yakın bir denge oluşturan kendine yeterli bir gıda sistemi kurmuş.

Duijvestijn kardeşlerin, tarihi Delft kenti yakınlarındaki 14,5 hektarlık sera tesislerini ziyaret edenler, domateslerin 6 metreye ulaşan koyu yeşil asmaları arasında dolaşıyor. Kökleri topraktan değil, bazalt ve kireçten oluşan liflerden çıkan bitkilerin dalları, en müşkülpesent damakları bile tatmin edecek –toplam 15 cins– domatesle yüklü. 2015’te bahçecilik uzmanlarından oluşan uluslararası bir jüri, Duijvestijn kardeşleri dünyanın en yaratıcı domates üreticileri olarak seçmişti.

70 yıllık çiftliklerini yeni yerine taşıdıkları ve yeniden kurdukları 2004’ten bu yana, Duijvestijn’ler tüm cephelerde kaynak bağımsızlığı ilan etmiş. Gerekli enerji ve gübrenin hemen hepsi ve hatta, ürün dağıtımı ve satışı için gerekli paketleme malzemelerinin de bir bölümü çiftlikten sağlanıyor. Ürünlerin yetiştirildiği ortam, Hollanda’nın en az yarısının altını kaplayan jeotermal akiferlerden sağlanan ısıyla yıl boyunca en uygun sıcaklıkta tutuluyor.

Ürün yetiştirme programını yöneten Ted, kullandıkları yegâne sulama kaynağının yağmur olduğunu söylüyor. Açık tarlalarda yetişenlerin tükettiği 60 litre suya karşılık, Ted’in lifte kök salmış bitkilerinden alınan her bir kilogram domates 14 litre kadar suya gereksinim duyuyor. Yılda bir kez, tüm ürün tohumlardan yeniden yetiştiriliyor ve eski asmalar paketleme kasası olmak üzere işleniyor. Duijvestijn seralarına girmeyi başaran az sayıdaki zararlı böcek ise, Phytoseiulus persimilis gibi açlıktan gözü dönmüş bir muhafız birliği tarafından karşılanıyor. Domateslere hiç ilgi duymayan bu yırtıcı akar, zararlı kırmızı örümceklerin yüzlercesini oburca tüketiyor.

Duijvestijn tesislerini ziyaret etmeden birkaç gün önce, Ted çiftçiler ve araştırmacılar için Wageningen’de düzenlenen bir toplantıya katılıyor. “Bizi ileriye götürecek, geliştirecek yaratıcı yöntemler burada ortaya çıkıyor,” diyor. “Değişik bakış açılarını ve ortak amaçları tartışmak için tüm Hollanda’dan insanlar bir araya geliyor. Hiç kimse tüm sorulara tek başına yanıt bulamaz.”

Devamını National Geographic Türkiye'nin Eylül 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Luca Locatelli

Tavuk talebinin yükselmesine bağlı olarak tavuk üretimini artıracak teknolojiler geliştiren Hollandalı şirketler, bir taraftan da koşulları olabildiğince iyileştiriyor. Bu yüksek teknoloji kesimlik tavuk barınağı, yumurtadan çıkma aşamasından kesim aşamasına kadar 150 bin hayvana ev sahipliği yapıyor.

Luca Locatelli

Domatesler LED ışık tepeden geldiğinde mi daha çok ürün veriyor, yandan geldiğinde mi? Yoksa doğru seçim bu ikisinin karışımı mı? Bleiswijk’deki Delphy İyileştirme Merkezi’nde, bitki bilimci Henk Kalkman bu sorunun yanıtını arıyor. Akademisyenlerle girişimciler arasındaki işbirliği, Hollanda’daki yeniliklerin temel itici güçlerinden biri.

Luca Locatelli

Jan ve Gijs van den Borne, ailelerine ait –dünya ortalamasının iki katı ürün alınan– süper verimli çiftlikte yetişen patateslerden oluşan tepenin üzerinde oyun oynuyor. Başarının sırrı mı? Drone’lar ve diğer araçlar tek tek her bitkinin sağlığını değerlendiriyor ve gelişmek için ne kadar suya ve besine gereksinim duyduğunu saptıyor.

Luca Locatelli

Domates üreticisi Jasper Oussoren, doğalgazı aydınlatma amaçlı elektriğe dönüştüren jeneratörü kontrol ediyor. Yan ürünler –ısı ve karbondioksit– bir yerde toplanarak, seraların ısıtılması ve bitkilerin büyümesinin hızlandırılmasında kullanılıyor.

Luca Locatelli

Ruud Veloo, WUR’daki AlgaePARC’ta deneysel bir “fotobiyoreaktörü”nü gözlemliyor. Işık, birçok gıda zincirinin temeli olan protein ve yağ üretiminde kullanılan mikroalglerin gelişimini hızlandırıyor.

Luca Locatelli

Lahey’de eski bir fabrika binasının çatısında kurulmuş çiftlikte, kendi kendine yeterli bir döngü içinde sebze ve balık üretiliyor: Bitkiler suyu süzerek balıklar için temiz bir ortam yaratırken, balık atıkları da bitkileri gübreliyor. Yerel restoranlar sebzeleri ve “kent balıklarını” müşterilerine gururla sunuyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA