MAYIS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Borneo'nun Dev Yeraltı Dünyası

Neil Shea

Carsten Peter

27.2.2019

 

Borneo'nun Dev Yeraltı Dünyası

Günbatımında, bir yarasa sürüsü Gua Rusa’yı (Geyik Mağarası) çevreleyen yağmur ormanında avlanmak üzere çevreye dağılıyor. Dünyanın en büyük yeraltı geçitlerinden biri olan bu mağarada iki milyonu aşkın yarasa barınıyor.

Kâşifler dünyanın en büyük ve en gizemli mağaralarının sırlarını açığa çıkarıyor.

Bunaltıcı bir nisan sabahı, iki İngiliz mağaracı Borneo yağmur ormanının derinliklerindeki ıslak ve kaygan çukura iniyor.

Çok eskilerden kalma guano yığınının yanından aşağıya yöneliyor ve sararmış kemik rengi parlak sütunlardan oluşan bir galerinin içinde güçlükle ilerliyorlar. Amaçları, tarih yazmak. Frank ve Cookie adını taşıyan bu ikilinin sürünerek girdiği Winds Mağarası, Clearwater olarak bilinen mağaralar sisteminin derinliklerinde yatıyor. Buraya geliş nedenleri, Racer–Easter sistemi içinde yer alan Racer Mağarası’na giden bir geçit bulmak.

Söz konusu iki mağara sisteminin birbirine bağlanması, gezegenimizdeki en uzun yeraltı labirentleri arasına girecek bir “süper sistem” oluşturulmasını sağlayacak. Ve görünen o ki, tırmanış iplerini tutması için dübelleri kaygan kayaya çakarak inen ikilinin başarı şansı yüksek.

Clearwater’ın 226 kilometreye yayıldığını, mağaraların bazılarından çalkantılı nehirler geçtiğini, Racer–Easter sisteminde ise bir uçağın –üstelik de etrafında yer kalacak biçimde– rahat rahat içine sığabileceği dev salonlar bulunduğunu biliyorlar. Yani özetle, Malezya’nın Gunung Mulu Ulusal Parkı’nın altındaki kireçtaşı, yeryüzünün en büyük çukurları, en geniş tünelleri ve akıllara durgunluk veren boşluklarından bazılarıyla dopdolu.


Bir yağmur fırtınasının ardından Geyik Mağarası’nın tavanından aşağı 120 metrelik şelaleler akıyor. Gunung Mulu mağaralarından bazılarında nehirler, şiddetli yağışlar sırasında vahşi seller yaratacak ölçüde kabarıyor.

Islak ve sıcak karanlıklar bulmak amacıyla ıslak ve sıcak karanlıklara sürünerek girmeyi seven türden bir kâşifseniz eğer, Borneo sizin için tam bir masal dünyası. Şimdi aşağıda bir yerlerde, çamura bulanmış hâldeki Frank ile Cookie’nin, yüzlerinde kocaman gülümsemelerle, iki ayrı mağara sistemini tek bir devasa bütüne dönüştürmek üzere olduklarını getirin gözünüzün önüne. Size pek bir şey ifade etmedi mi? Ama mağaracılar için bu, her şey demek. Ayrıca böylesi benzersiz bağlantılar nadiren oluşturuluyor. Ve “en uzun, en geniş, en derin” gibi sıfatları seven uluslararası kurumlar tarafından yönetilen yeraltı keşiflerinin fazla bilinmeyen dünyasında bu tür bir başarı çok önemli.

Yeryüzünün çok altındaki bir başka yerde, Racer Mağarası’nın içlerinde, bir başka ekip daha sürünerek ilerliyor. Onların da yanlarında çekiç ve matkap var. Bir süre sonra her iki ekip de mağara duvarlarına vurmaya ve kayada delikler açmaya başlayacak. Ve çıkardıkları gürültünün kendilerini bir bağlantı noktasına ve rekora götürmesini umut ederek birbirlerinin sesini dinleyecekler.

Bense onların biraz üzerindeki bir galeride oturup, kulağımı matkap seslerine vermiş durumdayım. Bu galeri daha birkaç gün önce keşfedildi; dolayısıyla el değmemiş bir yer ve ben, buraya giren ilk kişilerden biriyim. Yine de, uzun dikitler ve mantar biçimli dev kayalarla çevrelenmiş olarak oturduğum yerde, mağara farklı seslerle yaşam buluyor. Dirseğimin yanında berrak bir birikintinin içine su damlıyor; tepemde binlerce kara sağancık –ömürlerinin büyük bir bölümünü zifiri karanlık mağaralarda geçiren minik siyah kuşlar bunlar– cıvıldaşıp takırdıyarak, çıkardıkları seslerle ekolokasyon yapıyor ve tükürük, yosun ve çamurdan yapılmış yuvalarının yolunu buluyor.

Carsten Peter

Sivri kireçtaşı kuleler, Malezya’da yer alan Gunung Mulu Ulusal Parkı’nın merkezi civarında sık bitki örtüsünü delip geçmiş. Kireçtaşı ana kayanın yüzbinlerce yıl boyunca aşınmasıyla ortaya çıkan bu karst oluşumları, yeraltında yatan uhrevi mağaralara işaret ediyor.

Carsten Peter

Onlarca flaş ışığıyla bir anlığına aydınlanan Sarawak Odası dünyanın bugüne dek keşfedilmiş en büyük mağarası ve binlerce kara sağancığa ev sahipliği yapıyor. Burası, İngiltere’deki ünlü Wembley Stadyumu’nun iki katını aşkın bir büyüklüğe sahip.

Carsten Peter

Geyik Mağarası’nın 150 metre yüksekliğe sahip geniş ağzındaki mağaracı, küçük bir nokta gibi görünüyor. İçeriye sızan günışığı, mağara ağzı çevresinde yosun, eğrelti otu ve alg yetişmesine olanak veriyor. Zeminde ise yengeçler, böcekler ve bakteriler, kuş ve yarasa guanosu ile besleniyor.

Carsten Peter

Yeraltı nehirlerinin biçimlendirdiği Credence mağara sistemini yukarı doğru iten tektonik kuvvetler, mağarayı sudan uzaklaştırarak kuru kalmasını sağlamış.

Carsten Peter

Geyik Mağarası’nın tavanına doğru tırmanan keşif ekibi üyelerinden biri, Abraham Lincoln’e benzeyen siluet üzerinde boşlukta sallanıyor. ABD eski Başkanı’nın profilini çağrıştıran, bu kireçtaşı doğal oluşum mağara sisteminin ilginç noktalarından.

Frank ve Cookie ayaklarımı bastığım yerin altında bir yerlerde tarih yazıyorsa bile onları duyamayacağım. Ama sorun değil. Mağaracılık, tüm sporlara oranla sırlara ve bu sırları ortaya çıkarmak için aşmamız gereken engellere en bağlı olanı. Ve bazen yapılacak tek şey, karanlıkların ortaya neler çıkaracağını bekleyip görmek. Ben de kendimi rahat bırakıyor, ışığı kapatıyor ve kara sağancıklar kanat çırparken yanağıma dokunacak kadar yakınıma geldikleri sırada sesleri dinliyorum.

“Burası çok heyecan verici bir yer. Dünyanın başka neresinde keşfedilmemiş bu kadar çok alan bulabilirsiniz?”

Keşif lideri Andy Eavis’in yüzüne geniş bir gülümseme yayılıyor. Ardından kaşları çatılıyor. “Yani muhtemelen birkaç yer vardır,” diyor kendi sorusunu yanıtlayarak. “Aklıma Papua Yeni Gine geliyor. Ve elbette bir de denizin dibi var. Neyse, hayır. Mağara keşfi söz konusu olduğunda Borneo tek. Yeraltında onun gibi başka bir yer yok.”

Yetmiş yaşındaki sağlam ve dinç yapılı Eavis bu iddiada bulunurken rahat. Dünyanın en ücra ve muhteşem yeraltı sistemlerinden bir bölümünü keşfetmek için 50 yılını vermiş ve bu sporun hemen tüm idari kurullarında görev alarak mağaracılık rekorlarının tutulmasına, “en büyük” ve “en derin” gibi unvanların veriliş kararlarına katkıda bulunmuş biri o. Bu arada, mağaraları korumak ve onlara tutkun mağaracılara açık tutulmalarını sağlamak için de uzun yıllar çabalamış. Özetle, hangi açıdan bakarsanız bakın, Eavis yeraltı dünyasının bir elçisi.

Yağmur ormanında sabah saatleri. Park yönetim merkezi yakınlarındaki araştırma istasyonunun verandasında dikilen Eavis yeraltına girmeye hazırlanıyor. Orman kubbesinden gelen sıcak esinti böceklerin cırıltısını kesiyor.

Yürüyüş yollarının kenarındaki salyangozlar ve kurbağalar gölgeliklere doğru seğirtirken, kuşlar giderek artan sıcağa karşı uğulduyor. Eavis üzerine siyah bir koşu taytı geçiriyor. Borneo’dakiler gibi havanın 26 dereceye kadar yükseldiği “sıcak” mağaralarda keşfe çıkanlar için standart giysi bu.

“Elbette ilk başlarda bu tür donanımımız yoktu,” diyor Eavis taytı işaret ederek. “Ya da bunun gibi.” Üzerine fincan kadar bir kafa lambası takılı yıpranmış kırmızı kaskı gösteriyor. “Aslında eskiden karanlıkta dolanıyorduk. Keşfettiğimiz şeylerin büyüklüğü hakkında hiçbir fikrimiz yoktu.”

Devamını National Geographic Türkiye’nin Mart 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Carsten Peter

Sivri kireçtaşı kuleler, Malezya’da yer alan Gunung Mulu Ulusal Parkı’nın merkezi civarında sık bitki örtüsünü delip geçmiş. Kireçtaşı ana kayanın yüzbinlerce yıl boyunca aşınmasıyla ortaya çıkan bu karst oluşumları, yeraltında yatan uhrevi mağaralara işaret ediyor.

Carsten Peter

Onlarca flaş ışığıyla bir anlığına aydınlanan Sarawak Odası dünyanın bugüne dek keşfedilmiş en büyük mağarası ve binlerce kara sağancığa ev sahipliği yapıyor. Burası, İngiltere’deki ünlü Wembley Stadyumu’nun iki katını aşkın bir büyüklüğe sahip.

Carsten Peter

Geyik Mağarası’nın 150 metre yüksekliğe sahip geniş ağzındaki mağaracı, küçük bir nokta gibi görünüyor. İçeriye sızan günışığı, mağara ağzı çevresinde yosun, eğrelti otu ve alg yetişmesine olanak veriyor. Zeminde ise yengeçler, böcekler ve bakteriler, kuş ve yarasa guanosu ile besleniyor.

Carsten Peter

Yeraltı nehirlerinin biçimlendirdiği Credence mağara sistemini yukarı doğru iten tektonik kuvvetler, mağarayı sudan uzaklaştırarak kuru kalmasını sağlamış.

Carsten Peter

Geyik Mağarası’nın tavanına doğru tırmanan keşif ekibi üyelerinden biri, Abraham Lincoln’e benzeyen siluet üzerinde boşlukta sallanıyor. ABD eski Başkanı’nın profilini çağrıştıran, bu kireçtaşı doğal oluşum mağara sisteminin ilginç noktalarından.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA