ARALIK SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Çıkış Yok

Jason Motlagh

Moises Saman

27.2.2019

 

Çıkış Yok

El Salvador’un başkenti San Salvador’un merkezinde, yoldan geçenler bir cinayet mahallinin çevresinde toplanmış. Şiddet olayları, her gün yüzlerce Salvadorluyu ABD’ye gitmek üzere ülkeyi terk etmeye itiyor. Salvadorlular –Meksikalılar, Porto Rikolular ve Kübalıların ardından– ABD’deki en büyük dördüncü Latin Amerikalı topluluğunu oluşturuyor.

ABD politikasında yaşanan değişimler, binlerce Salvadorluyu çete savaşları ve yoksulluğun pençesindeki ülkelerine dönmek zorunda bırakabilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nden sınır dışı edilenler, kemerleri ve ayakkabı bağcıkları alınmış hâlde, başları öne eğik, akın akın otobüslerden iniyor.

ABD’nin dört bir yanındaki göçmen gözaltı merkezlerinden toplanmış ve Teksas–Meksika sınırı yakınlarında uçağa bindirilerek, neredeyse iki bin kilometrelik bir uçuşla El Salvador’un başkenti San Salvador yakınlarındaki bu havalimanına getirilmişler. Çoğu açısından, üzerinde yıllarca düşünüp planlar yaptıkları ve tamamlamaları haftalar alan “kuzey yolculuğu”, yalnızca dört saat içinde bitmiş. Başladıkları yere geri dönmüş durumdalar şimdi. ABD hükümetinin yardımıyla yapılan yeni kabul merkezindeki Salvadorlu göç bürosu memuru, “Hoş geldiniz,” diyor. “Burası sizin eviniz.” 119 surat, boş bir ifadeyle ona bakıyor.

Yapılı bir vücuda ve güleç bir yüze sahip olan 24 yaşındaki genç adam, üzerine “İnanç, Umut, Sevgi” sözcükleri karalanmış beyaz tişörtüyle arkalarda oturuyor. El Salvador’daki birçok kişi gibi, o da yazıda adının geçmesini istemiyor. El Salvador’un en büyük çetesi Mara Salvatrucha’ya katılması (bu çete MS–13 adıyla da biliniyor) yönünde baskı gördüğünde henüz yeniyetmelik çağlarındaymış. Usulután kırsalında yaşıyormuş. Çeteye katılmak yerine polis akademisine yazılmış ve bunun üzerine ölüm tehditleri almaya başlamış.


MS–13 çetesi üyeleri El Salvador’un kuzeyinde, Chalatenango hapishanesindeki bir hücreyi tıka basa doldurmuş. Yetkililer ölümcül isyanların önüne geçmek için rakip çeteleri ayrı hapishanelerde tutuyor olsa da, aşırı yoğunluk hapishane sisteminin sınırlarını zorluyor.

Sonuçta güneye, Kolombiya’ya kaçmış. Orada kamyon şoförlüğü yapmış, âşık olmuş. Kız arkadaşı ABD vizesi alıp akrabalarının yanında yaşamak üzere bir uçağa atlayıp gittiğinde o da bir coyoteye (insan kaçakçısı) 8 bin dolar ödeyip, bir sonraki ayı Orta Amerika kıstağı boyunca yedi kez sınır geçtiği ve nihayet Teksas’a sızmayı başarıp doğuya, Atlanta’ya ulaştığı uzun bir yolculukla geçirmiş. Orada, ABD’de kalıcı oturma izni bulunan bir akrabası ona ayda 3 bin dolar kazandığı bir iş vermiş. Fıskiye sulama sistemi kuruyormuş. Kazandığı para, El Salvador’da aylık hane geliri ortalamasının beş katından fazlasına karşılık geliyormuş. Her ay El Salvador’a gönderdiği 500 dolarla annesi ve büyükannesine yardımcı olmuş.

Beş yıl boyunca mütevazı bir yaşam sürmüş Georgia’da. Ne bir trafik cezası almış, ne de yasalarla başı derde girmiş; ta ki Eylül 2017’de sıradan bir polis kontrol noktasında durdurulup, ehliyetsiz araç kullanmaktan gözaltına alındığı o talihsiz sabaha kadar. Georgia emniyeti onu Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi yetkililerine teslim etmiş, orada tutuklanmış.

Adı okunuyor. Ayakkabılarını bağlıyor. “Çok korkuyorum,” diye itiraf ediyor. ABD’de yaşadığı yıllarda El Salvador hakkında izlediği haberler onda çetelerin “tüm ülkeyi ele geçirdiği” izlenimi yaratmış. Emin olduğu bir şey var: “Fırsatını bulduğum anda yine ABD’ye gideceğim.”

San Salvador sokaklarına adım attığında bu kez yeni bir işkence başlıyor. Kabul merkezinin bulunduğu yer, MS–13’ün kalelerinden biri; karşı köşedeki duvar yazıları da bunu kanıtlıyor. En yakın ATM iki blok ötede ve orası da MS–13’ün baş düşmanı olan 18. Sokak çetesinin “çöplüğü.”

El Salvador hükümeti, suç çetelerinin komutasında tahminen 60 bin etkin üye bulunduğunu ve aralarındaki üstünlük savaşının 6,4 milyonluk bu ufacık ülkeyi kana bulanmış, görünmez fay hatlarından oluşan ve giderek yayılan bir ağ gibi yardığını söylüyor. 2017’de 100 bin kişide 61 olan cinayet oranı El Salvador’u, savaş hâlinde olmayan tüm ülkeler arasında Venezuela’dan sonra en ölümcül ikinci ülke konumuna getirdi.

Moises Saman

Juan ve Yesenia Valle, ABD doğumlu kızlarıyla birlikte New York eyaletindeki evlerinin önünde poz veriyor. Juan, kendisinden önce ülkeye gelmiş olan annesiyle erkek kardeşine destek olmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne göçeli neredeyse 20 yıl olmuş. Şimdilerde iyi iş yapan bir tabela ve tente firmasının ortağı. Eşiyle birlikte kalıcı olarak ABD’de yaşamayı umuyor: “ABD’yi vatanım olarak görüyorum. El Salvador’da artık benim için bir şey kalmadı. Geri dönersem orada ölürüm.”

Moises Saman

53 yaşındaki Ana Machado ve 29 yaşındaki kızı Kenia Gaitan, Gaitan’ın üç çocuğu Jakob (3), Bridget (6) ve Aviela’yla (9) birlikte Virginia’daki evlerinde. Machado, içsavaştan kaçan bir sığınmacı olarak 1991’de ABD’ye gelmiş ama siyasi sığınma talebi ancak yakın dönemde kabul edilmiş. Ofis temizlikçisi olarak çalışıyor. 2006’da, MS–13 tarafından tehdit edildikten sonra gelen Gaitan ise kayıtsız bir göçmen, ama çocukları ABD vatandaşlığına sahip.

Moises Saman

Adli kriminoloji uzmanı Israel Ticas’ın günlükleri, çete şiddetinin kayıp kurbanlarını bulmak için yılmaksızın gösterdiği çabaları belgeliyor. Ticas, ülkenin dört bir yanındaki gizli mezarlardan yüzlerce ceseti gün yüzüne çıkarmış. Kesilmiş başlar, parçalanmış uzuvlar ve işkence izlerine sık rastlanıyor.

Moises Saman

María Agustina Márquez, kocası ve torunuyla yaşadığı Intipucá yakınlarındaki evinde sivrisineklerden cibinlikle korunuyor. Buralarda birçok insan ABD’deki yakınlarının gönderdiği paralarla yaşıyor. Márquez’in iki oğlu da ABD’de, ama pek para gönderemiyorlar.

Moises Saman

Salvadorlu balıkçı Arnovis Guidos Portillo, Usulután bölgesindeki evlerinde kızı ve oğluyla birlikte. Baba–kız, Mayıs 2018’de ABD’ye ulaşmalarının ardından göçmenlik yetkilileri tarafından tutuklanmış. Bir aydan uzun bir süre ayrı merkezlerde tutulduktan ve ayrı ayrı sınır dışı edildikten sonra El Salvador’da yeniden bir araya gelmişler.

El Salvador solcu gerillaların, köylü alt sınıfların topraklarını ellerinden alan varlıklı seçkin sınıf ve askeri yönetime baş kaldırdığı 1980–1992 içsavaşı sırasında patlak veren toplumsal çatışmanın son aşamasında kilitlenip kalmış durumda. ABD, kendi ifadesiyle, “arka bahçesinde komünizme fırsat vermemek amacıyla” El Salvador’un sağ görüşlü dikta rejimlerini milyarlarca dolarlık ekonomik ve askeri yardımlarla destekleyip, daha da uzun süre kan dökülmesine neden oldu. Hiçbir galibin olmadığı savaş sona erdiğinde, 75 bin kişi ölmüş ve yüz binlercesi ABD’ye kaçanlardan oluşmak üzere bir milyondan fazla insan yerlerinden edilmişti. Salvadorlu sığınmacılar ABD’nin dört bir yanında farklı yerlerde iş bulup yuva kurdu ve memleketlerine para gönderdi.

Yanlarında getirdikleri çocuklar ise bu yabancı topraklarda aidiyet duygusu açlığı çeken, yerlerinden yurtlarından edilmiş gençlerdi. Kimileri Los Angeles sokaklarında MS–13 çetesinin kuruluşunda yer aldı ve ona dahil oldu, kimileri de rakip 18. Sokak çetesinin saflarına katıldı –Los Angeles’ın Pico–Union semtindeki 18. Sokak çevresinde kurulmuş ve ele avuca sığmaz genç Orta Amerikalı sığınmacıları kendine çekmiş, Hispaniklerden oluşan bir çeteydi bu. Hem çeteler arası, hem de çetelere karşı savaş kızıştıkça, sabıkalı göçmenleri sınır dışı etmeyi kolaylaştıran yasalar yürürlüğe koyuldu. Ve 1990’ların sonlarında ABD her yıl binlerce hükümlüyü Orta Amerika’ya geri göndermeye başladı. Anavatanlarındaki zayıf yönetim ve yoksulluğun kıskacındaki çete üyeleri kendi toplumsal yapıları ve taktiklerini yeniden biçimlendirdi ve sayıları katlanarak arttı.

Araba hırsızlığından hüküm giydikten sonra sınır dışı edilen ve 18. Sokak’ın eski barrio (İspanyolcada “mahalle”ye karşılık gelen, ABD’de “varoş” anlamında kullanılan bir kelime) liderlerinden olan Ricardo, “Silah kullanmayı biliyorduk, bomba yapabiliyorduk,” diye anlatıyor. Geri gönderilenlerin “toplumsal bir canavar” yarattığını ve bu canavarla hâlâ uğraştıklarını ekliyor. Çevre yerleşimlerle birlikte bir milyon civarı nüfusa sahip olan San Salvador’un dolup taşmış varoşlarında bölge hâkimiyeti ve statü uğruna girilen rekabet, Ricardo’nun Los Angeles sokaklarından bildiği her şeyi fersah fersah aşan, her şeyin “ya öldürürsün, ya ölürsün” noktasına vardığı bir ortam yaratmış.


Salvadorlu göçmenler, Kasım 2018’de Guatemala’dan Meksika’ya doğru sınırı geçiyor. Buradan ABD’ye ulaşmak için 3 bin 900 kilometre daha yol gidecekler. O tarihte, Başkan Donald Trump’ın emriyle göçmenleri caydırmak için 5 binden fazla ABD askeri Meksika sınırına sevk edilmişti.

O dönemden bu yana El Salvador ve komşuları, had safhadaki şiddet ve ekonomik ümitsizliğin yarattığı cehennemin girdabında. İnsanlar, farklı kuşaklardan onbinlerce Orta Amerikalı göçmenin aileleri için güvenli, onurlu ve yasalara bağlı yaşamlar kurduğu ABD’ye sürükleniyor. Ve bu akın sürerken ABD, binlerce Salvadorluyu kaçtıkları dehşetin içine geri göndermekle tehdit ediyor.

Günümüzde 200 bin kadar Salvadorlu ABD’de geçici koruma statüsünde (GKS). Kendi ülkelerinde silahlı çatışma veya çevre felaketleri nedeniyle risk altında oldukları kabul edilen kayıtsız göçmenlere ABD’de kalma izni veren bir statü bu. Washington’da bakım onarım işlerinde çalışıp her ay memleketine para gönderen, 50’lerinde, sessiz sakin bir adam olan Abel de bu statüye sahip olanlar arasında. ABD’ye “o hayale kavuşmak” için geldiğini söylüyor: dürüst bir iş, güvenlik ve daha iyi bir yaşam. Ancak gerçeklerin tatlı olduğu kadar acı yanları da var. Tam 18 yıldır çocuklarını yalnızca bir kez görmüş; karısı ölüm döşeğindeyken yanında olamamış. “Burada yaşam soğuk,” diyor, soğukkanlı bir gerçekçilikle. “Ama fırsatlar var, o yüzden sabretmeliyiz.”

Ocak 2018’de, Başkan Donald Trump yönetimi ABD’de Salvadorlulara tanınan GKS’nin sonlandırılması direktifini verdi. Statünün 2019’da geçerliliğini yitirmesi kararlaştırılmıştı, ama ABD’deki bir yerel mahkeme bu planı askıya alarak nihai karara kadar Salvadorluların ABD’de yaşama ve çalışmaya devam etmesini olanaklı kıldı. Bu savuşturma hamlesi ise, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza tarafından yapılan bir baskın dalgasıyla ve ABD–Meksika sınırında yeni gelen göçmen aile bireylerinin zor kullanılarak ayrı düşürülmesiyle karşılık gördü. Konuştuğum tüm GKS sahipleri gibi Abel de, GKS’nin son bulması durumunda El Salvador’a dönmeye razı olmaktansa ABD’de yasadışı kalmayı planlıyor. “Vazgeçemeyecek kadar büyük fedakârlıkta bulundum,” diyor.

Bu sırada Trump’ın, ABD’nin güneybatı sınırında ailelerin ayrı düşmesi ve tutuklamaların artmasıyla sonuçlanan “sıfır tolerans” politikasına rağmen, gerek rakip çeteler, gerekse çetelerle yetkililer arasındaki bitmek bilmez intikam döngüsü –yalnızca El Salvador’da değil, Guatemala ve Honduras’ta da– insanları kuzeye itmeyi sürdürüyor. Geçtiğimiz sonbaharda 5 binin üzerinde Orta Amerikalı göçmenden oluşan bir kafile ABD’ye doğru yürümeye başlamış ve dünya gözlerini yeniden bu krize çevirmişti.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Mart 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Moises Saman

Juan ve Yesenia Valle, ABD doğumlu kızlarıyla birlikte New York eyaletindeki evlerinin önünde poz veriyor. Juan, kendisinden önce ülkeye gelmiş olan annesiyle erkek kardeşine destek olmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne göçeli neredeyse 20 yıl olmuş. Şimdilerde iyi iş yapan bir tabela ve tente firmasının ortağı. Eşiyle birlikte kalıcı olarak ABD’de yaşamayı umuyor: “ABD’yi vatanım olarak görüyorum. El Salvador’da artık benim için bir şey kalmadı. Geri dönersem orada ölürüm.”

Moises Saman

53 yaşındaki Ana Machado ve 29 yaşındaki kızı Kenia Gaitan, Gaitan’ın üç çocuğu Jakob (3), Bridget (6) ve Aviela’yla (9) birlikte Virginia’daki evlerinde. Machado, içsavaştan kaçan bir sığınmacı olarak 1991’de ABD’ye gelmiş ama siyasi sığınma talebi ancak yakın dönemde kabul edilmiş. Ofis temizlikçisi olarak çalışıyor. 2006’da, MS–13 tarafından tehdit edildikten sonra gelen Gaitan ise kayıtsız bir göçmen, ama çocukları ABD vatandaşlığına sahip.

Moises Saman

Adli kriminoloji uzmanı Israel Ticas’ın günlükleri, çete şiddetinin kayıp kurbanlarını bulmak için yılmaksızın gösterdiği çabaları belgeliyor. Ticas, ülkenin dört bir yanındaki gizli mezarlardan yüzlerce ceseti gün yüzüne çıkarmış. Kesilmiş başlar, parçalanmış uzuvlar ve işkence izlerine sık rastlanıyor.

Moises Saman

María Agustina Márquez, kocası ve torunuyla yaşadığı Intipucá yakınlarındaki evinde sivrisineklerden cibinlikle korunuyor. Buralarda birçok insan ABD’deki yakınlarının gönderdiği paralarla yaşıyor. Márquez’in iki oğlu da ABD’de, ama pek para gönderemiyorlar.

Moises Saman

Salvadorlu balıkçı Arnovis Guidos Portillo, Usulután bölgesindeki evlerinde kızı ve oğluyla birlikte. Baba–kız, Mayıs 2018’de ABD’ye ulaşmalarının ardından göçmenlik yetkilileri tarafından tutuklanmış. Bir aydan uzun bir süre ayrı merkezlerde tutulduktan ve ayrı ayrı sınır dışı edildikten sonra El Salvador’da yeniden bir araya gelmişler.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA