MAYIS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Mozambik'te Yeni Bir Başlangıç

David Quammen

Charlie Hamilton James

30.4.2019

 

Mozambik'te Yeni Bir Başlangıç

Mozambik’in Gorongosa Ulusal Parkı’nda bir erkek fil akşam atıştırmalığı peşinde. Parktaki fillerin çoğu, 15 yılın ardından nihayet 1992’de sona eren içsavaş sırasında silah alımına sermaye sağlamak üzere dişleri için öldürülmüştü. Yasadışı avlanmanın kontrol altına alınması sonucunda nüfusları toparlanıyor.

Gorongosa Ulusal Parkı’nın yıllar süren içsavaş sonucu önemli ölçüde zarar gören yaban hayatı parka geri dönüyor. Bu hayvanların yarınları, civar halklara aşılanacak umuda bağlı.

Kasım başlarında sıcak bir sabah. Kurak sezonun son günleri. Kırmızı–siyah Bell Jet Ranger helikopter, Mozambik’te, Gorongosa Ulusal Parkı’nın palmiye ovası üzerinde doğuya yöneliyor.

Helikopterin kumandası, Zimbabveli deneyimli pilot Mike Pingo’da. Yaban hayvanlarını yakalama konusunda uzman olan Güney Afrikalı Louis van Wyk, içinde ilaçlı ok bulunan uzun namlulu tüfeğiyle sağ arka taraftan belinin yarısına kadar dışarı sarkmış durumda. Pingo’nun yanında, parkın fil yöneticisi olarak görev yapan Mozambikli genç ekolojist Dominique Gonçalves oturuyor.

Gorongosa’da yaşayan fil sayısı günümüzde 650’nin üzerinde. Bu sayı, ülkede 1977–1992 arasında yaşanan içsavaş sırasında silah ve cephane almak amacıyla dişleri ve etleri için katledildikleri dönemden bu yana nüfuslarında güçlü bir artış olduğuna işaret ediyor. Ve Gonçalves, yaşanan bu artış nedeniyle, her anaerkil grupta yetişkin bir dişiye GPS vericili tasma takılmasını istiyor.

Pingo helikopteri ağaçların izin verdiği ölçüde alçaktan uçururken Gonçalves de palmiyeler arasında koşturan gruptan bir hayvanı hedef olarak belirliyor. On fil –yanlarında yavruları olan yetişkin dişiler ve onlara yakın duran yeniyetmeler– pervanelerin kulakları sağır eden gürültüsünden kaçıyor. Normalden daha uzun bir atış yapmak zorunda kalan van Wyk, her şeye rağmen oku seçilen dişinin kaba etine saplamayı başarıyor.

Pingo helikopteri indirdiğinde diğer ikili dışarı atlıyor. Ezilmiş otların arasından zar zor ilerleyerek uyuşturulmuş file doğru yürüyorlar. Yanlarında daha ağır donanımlar, teknik elemanlar ve silahlı bir bekçiyle saha ekibi de birkaç dakika içinde bölgeye geliyor. Gonçalves rahat nefes alabileceği bir yol açmak için filin hortumunun ucuna küçük bir çubuk sokuyor. Sağ yanına doğru yığılıp kalmış olan hayvan gürültüyle horlamaya başlıyor. Teknisyenlerden biri sol kulağındaki bir damardan kan örneği almaya çalışırken, bir diğeri de tasmayı filin boynuna geçiren van Wyk’e yardım ediyor.


Afrika yabanköpekleri savaş sırasında Gorongosa’dan tamamen silinmişti. Yiyecek olarak avladıkları hayvan nüfuslarında yaşanan patlama nedeniyle, parkta yerel yırtıcılara ihtiyaç var. 2018’de doğaya salınan 14 yaban köpeğinden oluşan sürü, ekosistemin dengesini bulmasına katkı sağlıyor.

Gonçalves’in ellerinde ameliyat eldivenleri var. Hayvanın ağzından salya ve rektumundan örnekler alıyor ve onları küçük şişelere koyuyor. Sonra da sol koluna uzun, plastik bir kolluk geçiriyor. Amacı, rektumun derinliklerine ulaşmak. Ve çok geçmeden, filin yiyecek alışkanlıklarının analizinde kullanılmak üzere bir avuç dolusu sarı renkte lifli dışkıyı çıkarıyor. Hayvanın böğrü, hortumundan çıkan trombonumsu sese uygun biçimde inip kalkıyor.

“Hamile mi acaba?” diye soruyor Gonçalves.

Filin şişkin memelerinden süzülen sulu sütün farkına varan van Wyk, “Yakında doğuracak,” diye yanıtlıyor onu.

Fil popülasyonundaki büyüme, Gorongosa’dan gelen iyi haberlerden yalnızca biri. Aslan, Afrika mandası, suaygırı ve gnu dahil büyük hayvanların çoğunun sayısı, 1994 rakamlarına oranla önemli oranda artmış durumda. Göstergelerin genelde olumsuzluk ve çaresizlik haberlerine işaret ettiği korumacılık dünyasında, bu denli büyük ölçekli bir başarıya oldukça nadir rastlanıyor.

Van Wyk tasma takma işini bitiriyor, Gonçalves aldığı örnekleri paketliyor. Van Wyk’in, fili uyandırmak için kulak damarına ilaç enjekte etmesinin ardından, ekip hayvanla aralarında güvenli bir mesafe bırakmak için geri çekiliyor. Bir dakika içinde ayağa kalkıyor fil; kafasını uyku sersemi bir hâlde sallayıp sürüsüne katılmak üzere ağır ağır yürüyerek uzaklaşıyor. Tasmadan gelecek veriler, Gonçalves ve meslektaşlarına fillerin arazide nerelere gittiği hakkında veri aktaracak. Sürü park sınırlarını aşıp tarlalara yöneldiğinde çiftçiler uyarılacak ve böylece ürünlerini korumak için önlem alabilmeleri sağlanacak.

Mozambik hükümeti ile ABD merkezli Gregory C. Carr Vakfı ortaklığında 2004’te başlayan Gorongosa Restorasyon Projesi’nde işler işte bu şekilde yürüyor. Filler, suaygırları ve aslanların park sınırları içinde iyi yaşamaları için park civarındaki insanların da iyi yaşamalarının garanti altına alınması gerekiyor.

Afrika’nın Büyük Rift Vadisi’nin güney ucu boyunca uzanan ve ovalar, ağaçlık araziler ve sulakalanların yanı sıra Urema Gölü adıyla anılan geniş su örtüsünü de içine alan Gorongosa, geçmişte bir av rezerviydi. Bu coğrafyayı yaban hayatı ile paylaşan halkı kapı dışarı eden Portekizli sömürge yöneticileri, 1921’de söz konusu av rezervini spor amaçlı olarak oluşturmuştu. Ulusal park ilan edildiği 1960 yılında bu topraklar 2 bin 200 civarında fil, 200 aslan, 14 bin Afrika mandası ve ayrıca suaygırı, impala, zebra, gnu, boğa antilobu ve de diğer ikonik Afrika hayvanlarına ev sahipliği yapıyordu.

Charlie Hamilton James

Afrika’da, Büyük Rift Vadisi’nin güney ucunda bulunan Gorongosa’nın 4 bin kilometrekarelik yüzölçümü dağlık alanları, platolardaki ormanları, dik kanyonları, palmiye ovalarını ve sulakalanları içine alıyor. Yumuşak arazinin erozyona uğramasından sonra geride kalan eski çağlara ait volkanik kaya çıkıntıları olan Bunga monadnokları da ormanlık alanlarda yer yer kendini gösteriyor.

Charlie Hamilton James

Jacinta Sainet Miquirosse, Gorongosa Dağı’ndaki evinde, yemek pişirmek üzere yaktığı ateşle ilgileniyor. Dağlarda yaşayanlar, ana besin maddeleri mısırı yetiştirmek amacıyla yıllar boyunca ağaç kesti ve elde ettikleri düşük gelirle yaşamlarını sürdüregeldi. Şimdilerde ise Miquirosse ve komşuları, kahve bitkisini tarlalarına bol kazançlı bir ürün olarak katan ve bu süreçte dağı gölge yapan türlerle yeniden ağaçlandıran bu park projesi içinde yer alıyor.

Charlie Hamilton James

Gorongosa Kızlar Kulüpleri, park civarındaki yerleşimlerde her gün okul öncesinde veya sonrasında buluşuyor ve 2 binin üzerinde kız çocuğa erişiyor (Fotoğraf, Mussinha köyü Kızlar Kulübü’nde çekildi). Kulüp aktiviteleri okuma–yazma, cinsel sağlık ve oyun üzerinde yoğunlaşıyor; kızların okula devam etmesi sağlanıyor. Şarkıları eğitimi, çocuk haklarını ve HIV/AIDS’ten uzak durmanın yollarını teşvik ediyor.

Charlie Hamilton James

Parkın korucu ekibinde –günümüzde 261 kişi– 11 kadın var ve yenileri de işe alınıyor. Ekip üyeleri her sabah mesaj yoluyla komut alıyor, kapanları araştırmak ve yasak avlananları engellemek üzere devriye geziyor.

Charlie Hamilton James

Kurak sezonun sonlarına doğru, Mussicadzi Nehri’nin kolunda göle dönüşen su; leylek, balıkçıl ve çekiçkafa dahil bir grup kuşu ve bir çift susamış su antilobunu cezbetmiş. Gorongosa’nın kanatlı hayvanlar açısından zenginliği, göçmen kuşların beslenmek üzere buraya geldiği sulak sezonda daha da artıyor.

Charlie Hamilton James

Çitle çevrili bir alanda birkaç yıl süren alıştırma ve üreme sürecinin ardından, zebralar yabanıl doğanın özgürlük ve tehlikelerini deneyimleyecekleri salınma alanına götürülmek üzere kamyona yükleniyor. Savaş sırasında parktaki nüfus neredeyse tamamen yok edilmişti.

Ancak bu ücra konumu Gorongosa’nın felaketini de getirdi. Ülkenin 1975’te bağımsızlığa kavuşmasını izleyen süreçte başlayan 15 yıllık yıkıcı içsavaş sırasında, komşu Rodezya (günümüzde Zimbabve) ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nden askeri destek alan sağcı isyancı grup RENAMO’nun (Resistência Nacional Moçambicana) sığınağı hâline geldi Gorongosa. Hükümet güçlerinin her müdahalesinde park alanı içinde çatışmalar yaşandı, parkın merkez ofisi roket saldırısına maruz kaldı, ovada katliamlar gerçekleştirildi. Fillerin katledilmesinin yanı sıra, binlerce zebra ve daha pek çok büyük hayvan sırf zevk olsun diye sorumsuzca öldürüldü. 1992’deki ateşkes savaşı sonlandırsa da profesyonel avcıların yasadışı avı devam etti. Civar köylerde yaşayan halk kaostan sağ kurtulan yenebilir hayvanları yakalamak üzere kapanlar kurdu. Yüzyılın başına gelindiğinde Gorongosa Ulusal Parkı bir enkazdan ibaretti.

Park çevresindeki durum da aynı oranda kötüydü. Planlamacıların şimdilerde tampon bölge adını verdiği yerde 100 bin kişi yaşıyordu. Çoğu, mısır ve diğer bazı temel ürünleri yetiştiren, kendilerini zar zor doyuran, çocukları eğitim ve sağlık hizmetlerinden yoksun ailelerdi.

Toprak verimsizleşip mısır yetişmez hâle gelince ormanı kesiyor, geriye kalan ağaç köklerini yakıyor ve bu yeni arazide yine aynı şeyi yapmaya çalışıyorlardı. Sonuçta kesip yakma ve ekim faaliyetleri, parkın batı sınırında 1863 metreye yükselen Gorongosa Dağı’nın eteklerinden, daha yükseklerdeki nemli bölgelere doğru genişledi. (Bir zamanlar sık yağmur ormanlarıyla kaplı olan bu dağ, parka ve onun zengin taşkın ovasına su taşıyan Vunduzi Nehri’nin de kaynağı.) 21. yüzyılın başlarına gelindiğinde gerek dağdaki, gerekse 5 bin 400 kilometrekarelik tampon bölgenin içindeki geniş ormanlık alanlar yok edilmişti.

Bu çaresizlik ve kayıp döngüsü, Mozambik Devlet Başkanı Joaquim Chissano’nun, Amerikalı Greg Carr’ın daveti üzerine bir konuşma yapmak için 2004’te Harvard Üniversitesi’ni ziyaretiyle sona erdi. 1986’da bir arkadaşı ile Boston Technology şirketini kurmuştu Carr; telefon sistemlerini bilgisayarlara bağlama yöntemleri üretiyorlardı. Peşi sıra başarılı bir şirket daha gelmiş ve 1998 yılında, o tarihte henüz 40 yaşına girmemiş olan Carr, kendisini 800 milyon dolarlık bir anlaşmanın alıcı tarafında bulmuştu. “Hobim kitap okumaktı,” diyor Gorongosa’da konuştuğumuz sırada. “İhtiyacım olandan fazla bir paraydı bu.”


Mozambikli genç ekolojist ve National Geographic araştırmacısı Dominique Gonçalves, Gorongosa fil programını yönetiyor. Parkın biliminsanları ve yöneticileri farklı uluslardan olsa da giderek daha fazla sayıda Mozambikli de önemli pozisyonlar üstleniyor. Gorongosa, Mozambiklilerin yönetip dünyayla paylaştığı, doğaya ve insanlara hizmet veren bir “insan hakları parkı” vizyonuna doğru değişim geçiriyor.

Sonuçta, daha amacının tam olarak ne olacağına dahi karar vermeden, Carr Vakfı adında bir hayır kurumu kurmuştu. İzleyen dönemde Edward O. Wilson’ın çalışmaları, korumacılık konusuna büyük ilgi duymasına neden olacak, yine aynı sıralarda insan hakları –ve Nelson Mandela gibi büyük savunucuları– hakkında araştırmalar yapmaya başlayacaktı. Ve en sonunda, artık Güney Afrika devlet başkanı olan Mandela’nın, “barış parkları” (yaban hayatın korunması ve yörede yaşayanların yararı için kurulan sınır aşan ulusal parklar) oluşturmak amacıyla sınırın öte yanındaki Mozambik’in devlet başkanı ile işbirliği yaptığını öğrenmesi sonucu bu iki farklı ilgi alanı bir araya gelecekti.

“Başkan Chissano ulusal parkları çok seviyordu,” diyor Carr. “Ve 2004’teki ilk ziyareti sırasında beni Gorongosa’yı iyileştirmeye davet etti.”

Üç yıl sonra Carr, hükümetle uzun dönemli bir anlaşma imzalamıştı bile. Bu çalışmaya yalnızca finansal kaynaklarını ve yöneticilik sezgisini katmakla kalmıyor, aynı zamanda Gorongosa’nın bir “insan hakları parkı” hâline gelmesi yönündeki ortak vizyonu da paylaşıyordu.

Bunun anlamı; coğrafyasını, sularını, her türden biyolojik çeşitliliği korumanın yanı sıra, yerli halka –sağlık hizmetleri, eğitim, agronomi, ekonomik gelişme gibi alanlarda– yarar sağlayacak olmasıydı. National Geographic Society de parkın içi ve civarında, korumacılığa ve bilimsel çalışmalara, ayrıca toplumsal gelişmeye, kadınların eğitilmesi ve güçlendirilmesine fon sağlıyor.

Nisan ayında yağmurlu bir perşembe sabahı. Parka 30 kilometre uzaklıktaki Mecombezi Ponte köyünde, dokuz küçük kız sığındıkları bir ağacın altında ip atlıyor. Arkasında “Rapariga do Clube” (Kulüp Kızı) yazısı, önünde “Parque Nacional da Gorongosa” logosu bulunan lacivert tişörtler giymişler. Kızların etrafında madrinhalar var; yarım ay biçiminde dizilmiş bu 10 “cicianne”, zaman ayırıp nezaret ederek, onları karşı karşıya oldukları –küçük yaşta zorla evlendirilmek, art arda ve çok sayıda hamilelik, sağlık sorunları ve yarım kalan eğitim vb.– risklerden korumaya çalışıyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Mayıs 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Charlie Hamilton James

Afrika’da, Büyük Rift Vadisi’nin güney ucunda bulunan Gorongosa’nın 4 bin kilometrekarelik yüzölçümü dağlık alanları, platolardaki ormanları, dik kanyonları, palmiye ovalarını ve sulakalanları içine alıyor. Yumuşak arazinin erozyona uğramasından sonra geride kalan eski çağlara ait volkanik kaya çıkıntıları olan Bunga monadnokları da ormanlık alanlarda yer yer kendini gösteriyor.

Charlie Hamilton James

Jacinta Sainet Miquirosse, Gorongosa Dağı’ndaki evinde, yemek pişirmek üzere yaktığı ateşle ilgileniyor. Dağlarda yaşayanlar, ana besin maddeleri mısırı yetiştirmek amacıyla yıllar boyunca ağaç kesti ve elde ettikleri düşük gelirle yaşamlarını sürdüregeldi. Şimdilerde ise Miquirosse ve komşuları, kahve bitkisini tarlalarına bol kazançlı bir ürün olarak katan ve bu süreçte dağı gölge yapan türlerle yeniden ağaçlandıran bu park projesi içinde yer alıyor.

Charlie Hamilton James

Gorongosa Kızlar Kulüpleri, park civarındaki yerleşimlerde her gün okul öncesinde veya sonrasında buluşuyor ve 2 binin üzerinde kız çocuğa erişiyor (Fotoğraf, Mussinha köyü Kızlar Kulübü’nde çekildi). Kulüp aktiviteleri okuma–yazma, cinsel sağlık ve oyun üzerinde yoğunlaşıyor; kızların okula devam etmesi sağlanıyor. Şarkıları eğitimi, çocuk haklarını ve HIV/AIDS’ten uzak durmanın yollarını teşvik ediyor.

Charlie Hamilton James

Parkın korucu ekibinde –günümüzde 261 kişi– 11 kadın var ve yenileri de işe alınıyor. Ekip üyeleri her sabah mesaj yoluyla komut alıyor, kapanları araştırmak ve yasak avlananları engellemek üzere devriye geziyor.

Charlie Hamilton James

Kurak sezonun sonlarına doğru, Mussicadzi Nehri’nin kolunda göle dönüşen su; leylek, balıkçıl ve çekiçkafa dahil bir grup kuşu ve bir çift susamış su antilobunu cezbetmiş. Gorongosa’nın kanatlı hayvanlar açısından zenginliği, göçmen kuşların beslenmek üzere buraya geldiği sulak sezonda daha da artıyor.

Charlie Hamilton James

Çitle çevrili bir alanda birkaç yıl süren alıştırma ve üreme sürecinin ardından, zebralar yabanıl doğanın özgürlük ve tehlikelerini deneyimleyecekleri salınma alanına götürülmek üzere kamyona yükleniyor. Savaş sırasında parktaki nüfus neredeyse tamamen yok edilmişti.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA