TEMMUZ SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Muhteşem Traianus Sütunu

Andrew Curry

Kenneth Garrett

30.3.2015

Muhteşem Traianus Sütunu

İS 98’den hastalanarak öldüğü 117 yılına kadar hüküm süren Traianus, Roma İmparatorluğu’nun sınırlarını en uç noktalarına kadar genişletti. Bu mermer heykelde, zafer geçitlerinde giyilen bir zırhla betimlenmiş.

Mermer gövdesi 155 sahneden oluşan sarmal bir frizle süslü 38 metrelik muhteşem Traianus Sütunu, Roma üzerinde yükselen bir savaş güncesi. Bir imparatorun saldırgan ama asil bir düşmanı nasıl alt ettiğini anlatan bir öykü. 

İmparator Traianus İS 101–106 yılları arasında birbirini izleyen savaşlarda on binlerce Roma taburu topladı, antik dünyanın gördüğü en uzun köprülerden ikisi üzerinden Tuna Nehri’ni geçti, güçlü bir imparatorluğu kendi dağlık topraklarında iki kez yendi ve sonra da sistematik bir şekilde Avrupa’dan sildi.

Traianus’un, günümüz Romanya topraklarında yaşayan Dacialılara karşı açtığı savaş 19 yıllık hükümdarlığının dönüm noktası oldu. Ele geçirdiği ganimetler olağanüstüydü. Dönemin vakanüvislerinden biri, fethin çeyrek milyon kilo altın, yarım milyon kilo gümüş getirdiğiyle övünüyordu, bereketli topraklara sahip yeni bir bölge de cabasıydı.

Ganimet, Roma’nın coğrafyasını değiştirdi. Traianus, zaferini kutlamak için büyük bir forum inşa edilmesini emretti. Foruma, sütunlarla çevrili bir meydan, iki kütüphane, Bazilika Ulpia olarak bilinen büyük bir resmi bina ve hatta muhtemelen bir tapınak da dahildi. O dönemlerde yaşamış bir tarihçi foruma hayranlığını belirtirken, “Gökler altında tek,” diyordu, “tarifi zor ve fani insanoğlu tarafından taklit edilmesi imkânsız.”

Forumda, İmparator Traianus’un bronz heykeliyle taçlandırılmış 38 metrelik bir sütun yükseliyordu. Bu sütunun etrafını günümüzün çizgi romanları gibi saran bir öykü, Dacia seferlerini anlatıyor: İncelikle yontulmuş binlerce Romalı ve Dacialı, 155 sahnede uygun adım yürüyor, inşaatta çalışıyor, savaşıyor, yelken açıyor, sinsice sokuluyor, müzakere yapıyor, savunmaya geçiyor ve ölüyor. Yapımı İS 113 yılında biten sütun bin 900 yılı aşkın süredir ayakta duruyor.

Rönesans döneminde bir papa tarafından tepesine Aziz Petrus heykeli dikilen Traianus Sütunu, Traianus Forumu’nun kalıntıları arasında yükseliyor. Forumda bir zamanlar iki kütüphane ve Dacia’dan getirilen savaş ganimetleriyle inşa edilen kamusal bir açık alan vardı. Sağ taraftaki büyük modern anıt, birleşik İtalya’nın ilk kralı II. Vittorio Emmanuele’ye adanmış.

Günümüzde, rehberler tarihini anlatırken turistler boyunlarını uzatıp üstündekileri görmeye çalışıyor. Öykünün ilk birkaç sarmalından sonra aşınmış yontuları seçmek zor. Sütunun dört bir yanı harabelerle dolu. Boş kaideler, çatlak döşeme taşları, kırılmış sütunlar ve parçalanmış heykeller Traianus Forumu’nun ihtişamına dair ipuçları veriyor. Günümüzde halkın fazla yaklaşmasını önlemek üzere etrafı çevrilerek kapatılmış olan sütun, imparatorluğun geçmişteki görkemine tanıklık ediyor. Sütun, Roma’nın çöküşünden sağlam çıkan en özgün anıtsal heykellerden biri. Klasik tarihçiler yüzyıllar boyunca, Traianus’un kahraman, Dacia kralı Decebalus’un da ona yaraşır bir düşman olduğunu yansıtan yontuları bu savaşların görsel tarihi olarak kabul etti. Arkeologlar, Roma Ordusu’nun kullandığı üniformaları, silahları, donanımları ve taktikleri öğrenmek için sahneleri mercek altına aldı.

Traianus Dacia’yı harabeye çevirdiği için, Romanyalılar Dacialı atalarının görünüş ve giyinişine dair ipuçları veren bu sütuna ve bir zamanlar forumu süsleyen yenik asker heykellerinin kalıntılarına çok değer veriyor.

Sütunun etkisi büyük olmuş, Roma’da ve imparatorluğun başka yerlerinde daha sonra yapılan anıtlara esin vermişti. Yüzyıllar içinde şehrin önemli yapıları yok olurken sütun merak ve hayranlık uyandırmaya devam etti. Rönesans dönemindeki papalardan biri, antik kalıntıyı kutsamak için Traianus heykelinin yerine Aziz Petrus heykeli diktirdi. Sanatçılar sütunu incelemek için kendilerini küfe içinde tepeden aşağı sarkıtıyorlardı. Daha sonra turistlerin favori ziyaret yeri haline geldi: Alman şair Goethe, bu benzersiz manzaranın tadını çıkarmak için 1787 yılında sütunun içindeki 185 basamağı tırmandı. 1500’lerden başlayarak sütunun alçıdan kalıplarının çıkarılması sayesinde, asit yağmuru ve hava kirliliği nedeniyle aşınan detaylar korunmuş oldu.

Sütunun nasıl inşa edildiği, anlamı ve en önemlisi de tarihsel doğruluğu konusundaki tartışmalar hâlâ devam ediyor. Bazen sanki yontu figürler kadar çok yorum varmış gibi duruyor. Ve bu figürlerin sayısı 2 bin 662.

Romanya Ulusal Tarih Müzesi

Sütunun kaidesinden tepesine kadar sarmal olarak yükselen görsel anlatımda, Traianus ve askerleri Dacialılara karşı zafer kazanıyor. 1939–1943 yılları arasında anıt üzerinden alınan kalıba alçı ve mermer tozu dökülerek elde edilen bu sahnede, Traianus (en solda) savaşı izlerken, destek birliğinden iki kişi kendisine kesilmiş düşman kafalarını sunuyor.

Romanya Ulusal Tarih Müzesi

Bu sahnede, Dacia kralı Decebalus’u yenilgiye uğratan Romalı askerler yağmaladıkları malları hayvanlara yüklerken görülüyor. Traianus Sütunu üzerinden alınan kalıplarla elde edilen bunun gibi kopyalar, hava şartları ve kirlilik yüzünden aşınan detayları korumuş.

Kenneth Garrett

Roma’nın zaferinden sonra imha edilen Sarmizegetusa kutsal alanındaki yuvarlak sunağın yakınında, bir bölümü yeniden ayağa kaldırılmış bir tapınak var. Traianus bu yeni eyaleti savaş gazilerini yerleştirerek Roma kolonisi haline getirmişti. Bu miras ülkenin günümüzdeki adı olan Romanya’ya yansıdı.

Yetmişlerinin sonlarındaki kibar İtalyan arkeolog ve sanat tarihçisi Filippo Coarelli bu konuda bir kitap yazmış. Roma’daki evinin güneşli salonunda sütunun resimli tarihini kalabalık bir kitaplıktan çekip alıyor. “Sütun muhteşem bir çalışma,” derken, yontuların siyah–beyaz fotoğraflarıyla dolu sayfaları çevirip etkileyici sahnelerde durarak hayranlıkla bakıyor. “Romalı askerlere işkence yapan Dacialı kadınlar mı istersiniz? Esir düşmemek için zehir içerken ağlayan Dacialılar mı? Aynen bir televizyon dizisi gibi!”

“Ya da,” diyor Coarelli, “Traianus’un anıları gibi.” Sütun, ilk inşa edildiğinde, asker–imparatorun savaş anılarını da olasılıkla içinde barındıran iki kütüphane binasının arasında yükseliyordu. Coarelli, yontuları antik bir parşömene benzetiyor, Traianus’un bir tür savaş güncesi olarak görüyor. “Sanatçı –o zamanlar sanatçıların istediklerini yapma özgürlükleri yoktu– Traianus’un isteği doğrultusunda hareket etmiş olmalı,” diyor.

Bir usta gözetimindeki heykeltıraşların, plan dahilinde çalışarak en kaliteli Carrara mermerinden 17 silindir üzerinde Traianus’un parşömeninin gökdelen versiyonunu yarattıklarını söylüyor.

Bu öykünün kahramanı imparator. İradeli kumandan, başarılı devlet adamı ve saygın hükümdar olarak 58 kere betimlenmiş. Bir yerde birliklere nutuk atıyor, bir başka yerde ciddiyetle danışmanlarıyla görüşüyor, biraz üstte tanrılara kurban adama törenine başkanlık ediyor. “Traianus’un sadece asker değil, aynı zamanda bir kültür adamı olma girişimi bu,” diyor Coarelli. Elbette ki tahmin yürütüyor. Traianus’un hangi formda olursa olsun, tüm anıları çoktan yok olmuş. Sütundan ve Dacia başkenti Sarmizegetusa’daki kazılardan elde edilen ipuçları, yontuların tarihsel gerçeklerden çok Romalıların uğraşlarını anlattığını ortaya koyuyor.

İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nden Jon Coulston’un uzmanlık alanı Roma ikonografisi, silahları ve donanımları. 1980’ler ve 90’larda yapılan restorasyon çalışmaları sırasında kurulan iskeleden sütunu aylarca yakından incelemiş. Doktora tezini bu anıt üzerine yazdığı günden bu yana da tutkunu –ve hırçın bir muhalif– olmaya devam ediyor. “Sütun ısrarla bir haber organına ya da bir filme benzetilmek isteniyor,” diyor. “Her zamanki gibi yorumlarda aşırıya kaçılıyor. Bunların hepsi genel geçer. Tek bir sözüne bile güven olmaz.”



Coulston yontuların gerisinde tek bir beyin olduğu yönündeki görüşlere katılmıyor. Tarzdaki hafif farklılıklar, sahnelerin üzerine pencerelerin denk gelmiş olması ve yüksekliklerinin tutarsızlığı gibi belirgin hatalar nedeniyle heykeltıraşların sütunu doğaçlama bir şekilde, savaşlar hakkında duyduklarına dayanarak yaptıklarına inanıyor. “Sanat tarihçilerini mutlu edecek bir büyük usta ve yaratıcı beyin yoktu,” diyor. “Kompozisyon, atölyedeki çizim tahtasının başında değil işçiler tarafından taş üzerinde oluşturulmuştu.”

Eserin, bir şeyleri “temel almaktan” çok, bir şeylerden “esinlenmiş” olduğunu düşünüyor. Sütundaki önceliklere bir bakalım. İki savaşın betimlemelerinde pek fazla çarpışma sahnesi göze çarpmıyor. Frizin dörtte birinden azı çarpışma ve kuşatma sahnelerine ayrılmış ve Traianus savaşırken hiç gösterilmemiş. Roma silahlı kuvvetlerinin belkemiğini oluşturan son derece eğitimli lejyonerler kaleler ve köprüler inşa etmekle, yol açmakla ve hatta hasat toplamakla meşguller. Bu sütunda lejyonerler, yıkımların ve fetihlerin değil düzenin ve medeniyetin gücü olarak betimleniyor. Bu betimlemeler, tek bir ölü Romalı askere yer vermediği için onların yenilmez olduklarını da düşündürüyor.

Sütun, Roma İmparatorluğu'nun büyüklüğünün altını çiziyor. Traianus’un ordusundaki rasta saçlı Afrikalı süvariler, sapanla taş atan İberyalılar, sivri miğferli Batı Asyalılar, üstleri çıplak altları pantolonlu Germenler, toga giyen Romalılara ilginç gelmiş olmalı. Hep birlikte Dacialılara karşı savaşıyor olmaları, saçları ne kadar yabanıl ya da giysileri ne kadar çılgın olursa olsun herkesin Romalı olabileceğini ortaya koyuyor. (Traianus günümüzün İspanya topraklarında Romalı anne–babadan dünyaya gelmişti.)

Bazı sahneler muğlak ve yorumları tartışmalı. Kuşatma altındaki Dacialılar, fetihçi Romalıların elinde aşağılanmaktansa zehir içerek intihar etmek için mi uzanıyorlar kupaya yoksa sadece susuzluklarını mı gidermek istiyorlar? Birbirini izleyen sahnelerde Traianus’un etrafını saran Dacialı soylular teslim mi oluyorlar yoksa müzakere mi yapıyorlar?

Peki ya üstleri çıplak bir şekilde bağlanmış esirlere meşalelerle işkence yapan kadınları gösteren şok edici betimlemeler? İtalyanlar bunları “barbar” kadınların elinde acı çeken esir Romalılar olarak görüyor. Romanya Ulusal Tarih Müzesi başkanı Ernest Oberländer–Târnoveanu aynı fikirde değil. “Bunlar kesinlikle ölen Romalı askerlerin öfkeli dullarının işkence yaptığı Dacialı esirler.” Sütunun tamamında, gördüğünüz şeyler Romalılar ve Dacialılar konusunda ne düşündüğünüze bağlı olarak değişiyor.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Nisan 2015 sayısında veya iPad, iPhone ve Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Romanya Ulusal Tarih Müzesi

Sütunun kaidesinden tepesine kadar sarmal olarak yükselen görsel anlatımda, Traianus ve askerleri Dacialılara karşı zafer kazanıyor. 1939–1943 yılları arasında anıt üzerinden alınan kalıba alçı ve mermer tozu dökülerek elde edilen bu sahnede, Traianus (en solda) savaşı izlerken, destek birliğinden iki kişi kendisine kesilmiş düşman kafalarını sunuyor.

Romanya Ulusal Tarih Müzesi

Bu sahnede, Dacia kralı Decebalus’u yenilgiye uğratan Romalı askerler yağmaladıkları malları hayvanlara yüklerken görülüyor. Traianus Sütunu üzerinden alınan kalıplarla elde edilen bunun gibi kopyalar, hava şartları ve kirlilik yüzünden aşınan detayları korumuş.

Kenneth Garrett

Roma’nın zaferinden sonra imha edilen Sarmizegetusa kutsal alanındaki yuvarlak sunağın yakınında, bir bölümü yeniden ayağa kaldırılmış bir tapınak var. Traianus bu yeni eyaleti savaş gazilerini yerleştirerek Roma kolonisi haline getirmişti. Bu miras ülkenin günümüzdeki adı olan Romanya’ya yansıdı.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA