TEMMUZ SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Etiyopya’nın Ot Yiyen Maymunları

Craig Welch

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

31.3.2017

Etiyopya’nın Ot Yiyen Maymunları

Yeleli erkek gelada, Doğu Afrika’da, Büyük Rift Vadisi’nin kayalık tepelerindeki sabah tırmanışı sırasında mola vermiş. Dünyanın ot yiyen yegâne maymun türünün yüzlerce üyesi, köylülerin bitki örtüsünü asırlardır korudukları Orta Etiyopya’nın dağlık bölgelerinde yaşamaya devam ediyor.

Koruma altındaki bir savana, “kanayan yürek” geladaların varlığını sürdürmesini sağlıyor. Ama şimdilik.

Üç bin 300 metrede gün ağarırken, aşağılarda bir yerlerde maymunlar uyanıyor.

Admassu Getaneh, Orta Etiyopya Dağları’ndaki bir platonun kıyısında çiçekli bitkilerin ve sık çimenlerin yanından geçiyor. Kalaşnikofundan sabah güneşi yansıyor. Üzerinde yürüdüğü bazalt sütunlar, uçurumdan aşağı, Doğu Afrika’nın Büyük Rift Vadisi’ne doğru iniyor. Yüzlerce primatın kayalıklardaki gece uykusundan uyanması ve tüylü sirk göstericilerinden oluşan bir ordu gibi hoplaya zıplaya platoya akın etmesiyle birlikte müthiş bir gürültü başlayacak. Ama Getaneh’in burada bulunma nedeni bu görüntüyü izlemek değil.

Kamuflaj giysileri içindeki ufak tefek Getaneh sırtını kayalara veriyor. Dürbününü gözüne dayıyor. “Tüm olup biteni böyle görüyorum,” diye açıklıyor. “Kanayan yürek maymunu” olarak da adlandırılan Theropithecus gelada, ilgisini çekmiyor olabilir. Ama burada oluşu, geladaların hayatta kalmasının nedenine açıklık kazandırıyor.

Kırsal kesimlerdeki görevliler, ara sıra kesintiye uğrasa da, yaklaşık beş yüz yıldır bugün onun yaptığı şeyi yapıyorlar: Kısaca Guassa olarak bilinen Menz–Guassa Bölge Koruma Alanı adlı 100 kilometrekarelik yüksek savananın etrafında devriye geziyorlar. Silahlı koruma ve eski asker Getaneh’in burada olma nedeni, otların çalınmasını ve zarar görmesini engellemek.

Dünyanın ot yiyen yegâne maymununu korumak istiyorsanız, işe çayırlık alanları koruyarak başlamak hiç fena bir fikir değil. Ama Getaneh’in ataları bu işe geladaları düşünerek girişmemişlerdi. Onlar kendilerini kurtarmaya çalışıyordu. Dağlık bölgede yöreye özgü bitki örtüsüyle çok şey yapılıyor. İnce ve dayanıklı saplar örülüp çatı yapmakta kullanılıyor. Erkekler otları örüp ip haline getiriyor. Kadınlar ve çocuklar yaprakları, kabukları ve gövdeleri bağlayıp süpürge ve meşale yapıyor. Ot yığınları yatak içlerine dolduruluyor. Dikenli saplar böcekleri uzaklaştırıyor.


Küçük bir derenin üzerinden atlayan geladanın sırtına yapışmış yavrunun sadece kuyruğu gözüküyor. Geladalar yalnızca Etiyopya’da yaşıyor ama günümüzde soyu tükenmiş olan akrabaları bir zamanlar Güney Afrika’dan Güney Avrupa’ya ve hatta Hindistan’a kadar farklı coğrafyalarda varlık gösteriyordu.

Ancak Etiyopyalıların yüzde 80’inin yaşadığı puslu dağlık bölgelerde otlaklar, çayırlar, çalılıklar, bozkırlar ve bataklıklar yok oluyor; yerlerini kayalar ve ölü toprak alıyor. Nüfus patlaması yaşanıyor. (100 milyonluk Etiyopya, Nijerya’nın ardından Afrika’nın en büyük nüfuslu ikinci ülkesi.) Nemli ve bereketli araziye yayılan tarım alanları, toprağı nemli tutan yöresel bitkileri yerinden ediyor. Erozyon her yıl 1,5 milyar ton üst toprak tabakasını sürüklüyor, geçimlerini sağlamak için çiftçilik yapanları daha da marjinal alanlara itiyor. Çiftlik hayvanları toprağı eziyor. 49 milyon sığır, 47 milyon kuzu ve keçinin yaşadığı Etiyopya’da tüm Afrika ülkelerinden daha çok besi hayvanı var. Bu da, yerel flora ile kemirgenler arasındaki narin dengeyi bozuyor, Habeş tavşanından sarkık gerdanlı çeltikçiye dek her türlü hayvanın yiyecek miktarını azaltıyor.

Tüm Etiyopya’da aynı şey yaşanıyor; bu topraklar dışında neredeyse her yerde durum aynı. Guassa’da ise otlar dalgalanacak kadar uzun, meşale zambakları ve dev lobelyalar yıllar boyunca büyümeye bırakılıyor. Burası bir park değil. Köylüler tarafından yönetiliyor. Besi hayvanlarının nerede otlayacağı, otları kimin ne zaman keseceği karmaşık bir komün sistemi tarafından belirleniyor. Ve bunun sonucu olarak da, Nairobi’nin altıda biri boyutundaki bu coğrafya Doğu Afrika’nın en sağlıklı yerleri arasında yer alıyor. Ülkenin endemik memeli türlerinin yaklaşık dörtte biri burada yaşıyor. Burada, dünyada soyu tükenme tehlikesi en fazla olan kurtgil türlerinden biri olan kızıl kürklü Etiyopya kurdunun 20–25 kadar bireyi var. Guassa, kaya antilobu, misk kedisi, Afrika kurdu ve sırtlanların sıcak noktası. Etiyopya’daki diğer yerlerin aksine, 800 civarında geveze gelada maymunu binlerce yıldır olduğu gibi burada yaşamaya devam ediyor.

Bir başka deyişle bu küçük ama muhteşem yaban hayatı başarı öyküsü mutlu bir tesadüf. Etiyopya’ya gelmemin nedeni Guassa’nın bir korumacılık modeli olup olamayacağını görmek. Karşıma öylesine çabuk değişen bir bölge çıkıyor ki, kafamda soru işaretleri beliriyor; Guassa’nın maymunları ve çiftçileri gelecek baskılarla başa çıkabilecek mi?

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Erkek geladaların dev köpekdişleri av amaçlı kullanılmıyor. Kavga sırasında, diğer erkekleri korkutma veya kendilerini yırtıcılara karşı korumada işe yarıyor. Geladaların diğer primatlardan farklılık gösteren uzmanlaşmış azıdişleri ot çiğnemeye yarıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Geladalar, çok çeşitli bir bitki örtüsüne sahip Menz–Guassa Bölge Koruma Alanı’nda iyi besleniyor. Guassa olarak bilinen alanı yöneten eski asker Admassu Getaneh, yasalara aykırı olarak hayvanlarını otlatan çiftçilere ve otları kesen hırsızlara karşı devriye geziyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Kavga oyunu genç geladalara güçlerinin sınırlarını öğrenme ve geliştirme olanağı veriyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Yavrular anneleriyle ilişkilerini koruyor. Küçük bir maymun annesinin sırtına biniyor, arkasına saklanıp diğer primatlarla saklambaç oynuyor ya da göğsünün altında sığınak buluyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Geladalar ısınmak için birbirine sokulmuş. Çimen, ot ve tohumlardan yeterli kalori almak çok çalışmayı gerektirdiği için geladalar zamanlarının çoğunu popoları üzerinde oturmuş halde etrafta dolaşarak geçiriyor. Bu da, daha fazla ot toplamak için ellerinin serbest kalmasını sağlıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Doğum zamanı geldiğinde, Guassa’nın normalde son derece sosyal geladaları diğer maymunlardan gelecek saldırgan davranışlardan kaçınmak için kendilerini izole ediyor ve yırtıcıları uzakta tutma çabasıyla sessiz kalıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Bazı genç geladalar hastalıklara ve agresif bekârların uyguladığı yavru katliamlarına maruz kalıyor. Anneler ölü yavrularını haftalarca taşımaya devam ediyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Yaban kedisinin kaçırdığı bebek dünyaya henüz geldiği için göbek kordonu ve plasentanın bir parçası hâlâ düşmemiş. Kedi yeşillikler arasında kaybolurken gelada sürüleri çılgınca düzlüklere kaçışıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Guassa’ya karanlık çökerken geladalar geceledikleri kayalıklara doğru yamaç aşağı koşturuyor. Geceyi dar kaya çıkıntılarında geçirerek leopar, sırtlan ve yabandomuzlarından korunmaya çalışacaklar.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

İki yetişkin erkek manzarayı izliyor. Tarım Etiyopya’nın çayırlıklarını ele geçiriyor, iklim değişikliği yükseklerdeki arazileri tarıma daha elverişli hale getiriyor. Guassa gibi koruma altındaki alanlar bunca baskıya rağmen varlıklarını sürdürebilecek mi?

Getaneh ile tanışmadan haftalar önce, başkent Addis Ababa’nın kalabalığından ve tozundan kaçıp bulutların içindeki virajlı yoldan Guassa’ya doğru ilerliyoruz. Bilimci ve fotoğrafçı Jeffrey Kerby ile birlikteyiz. Kurumuş tarlalardan ve kayalardan örülmüş kulübelerin yanından geçiyoruz. Sırtlarına saman yüklenmiş eşeklerin ardından giden kadınlar görüyoruz. Erkekler uzun değneklerle keçi güdüyor. Etiyopya denilince insanın aklına develer ve çorak tuzlalar geliyor olabilir ama aslında çoğunluğu dağlardan oluşuyor. Mavi Nil bu toprakların dağlık kesimlerinden doğuyor. Peter Fashing ile Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nden (Fullerton) antropolog Nga Nguyen tarafından kurulup yönetilen ve Kerby’nin de içinde yer aldığı on yıllık araştırma projesinin sürdüğü yere, Afrika’nın çatısına çıkıyoruz.

Son dönemeçten sonra, kurak toprağın ve ağaçların yerini bereketli ve canlı bir yeşil alıyor. Ev sahiplerimiz bizi hemen karşılıyor. Kaçışan üç gelada yoldan geçerken, en küçükleri ritmik yan taklalar atıyor. Biri üç metre ötedeki kayanın üzerine çıkıyor. Yanından geçerken gözleriyle bizi takip ediyor. Omuzlarından aşağı saman rengi bir yele dökülüyor. Kolları ve yumrukları siyah gece eldivenleri içindeymiş izlenimi veriyor. Adeta bir soylu gibi görünüyor. Afrika’nın dağlık çayırlıklarının en önemli türlerinden biri olan geladalar sadece Etiyopya yaylalarında yaşıyor. Milyonlarca yıl önce Güney Afrika’dan İspanya’ya ve Hindistan’ın içlerine yayılan bir cinsten kalan tek tür onlar. Bir zamanlar en önemli primatlardan olan bu hayvanlar –bir türün boyutu goril kadardı– olasılıkla iklim değişikliği, daha kolay uyum sağlayan babunlarla rekabet ve kendilerini katleden atalarımız yüzünden yok oluşa geçmişlerdi. Günümüzde Theropithecus’lardan geriye bir tek geladalar kaldı ve atalarımızın yaşadığı dünyaya dair kusursuz olmasa da anlamlı bir bakış açısı sunuyorlar. Onlar gibi başka hayvan yok.

Yedi çadır, nadiren kullanılan kova banyosu ve koruma kulübesi olarak hizmet veren çamurlu bir Yerli çadırından oluşan araştırma kampına gelişimden birkaç saat sonra Kerby ile birlikte yola koyuluyoruz. Gizlenmiş bir foto kapanın yanından geçiyoruz. Altmış beş maymun bir çayırda oturuyor. Havada kekik kokusu var. Çayırın ortasından geçtiğimiz sırada bize bakmıyorlar bile.


Tımar, sadece parazitleri ayıklamak için değil, aile bağlarını güçlü ve stres derecesini düşük tutmak açısından da faydalı.

Geladaların en dikkat çekici özelliği göğüslerindeki kılsız, kırmızı deri parçası. Dişilerde bu bölgenin rengi değişiyor ve etrafındaki minik torbacıklar sıvıyla dolarak çiftleşmeye hazır olduğunu gösteriyor. Dominant erkeklerde pembe renk koyulaşarak kırmızılaşıyor. Diğer primatlar cinsel yönden hazır olduklarını gerileriyle belli ederken, bu maymunlar günlerinin büyük bölümünü popoları üzerinde kayarak yer değiştirip yemek yiyerek geçiriyor. Çoğu primat meyve ve yaprak yemek için ağaçlara tırmanır. Oysa geladalar kıvrılabilen başparmaklarını kullanarak çimen ve ot koparıyor. Zebralar gibi onlar da yiyeceklerini azıdişleriyle çiğniyor. “Teorik olarak,” diye konuşuyor Kerby, “primatların ot yememesi gerekir.” Besleyicilik açısından bakıldığında otta çok az enerji var. Yeterli besin almak için çaba ve zaman gerekiyor. Bu tür verimsiz bir yiyeceğin büyük beyne geçişi sağlayan evrimi harekete geçirmesi zor. Oyuncak veya lastik top gösterilen geladaların, örneğin Botsvana’daki Güney Afrika babunlarından daha az meraklı olması bu durumla açıklanabilir. Ama bu özellik geladaların becerikli olmadıkları anlamına gelmiyor.

Kerby ile birlikte çömelip dinliyoruz. Her yanda çiğneme sırasında çıkan diş gıcırtısı sesi var. Hayvanlardan biri boğazdan gelen bir martı sesi çıkarıyor. Dalaşan kargaları anımsatan çığlık sesleri duyuyorum. Bir dişi “Uh, uh, uh,” diye homurdandığında, Kerby bunun kabaca, “Hey ahbap, buradayım,” diye tercüme edilebileceğini söylüyor. Geladalar seyyar primat yerleşimleri kuruyor ve birkaç yüz bireyden oluşan sürüler halinde gruplaşıyorlar. İnsanlar dışındaki primatlarda görülen en geniş ses repertuvarı yoluyla iletişim kuruyorlar. Dudaklarını çarparak çıkardıkları “titreşme” sesi, yüzde çıkarılan seslerin insan konuşmasının öncüsü olduğuna dair bir kanıt dahi olabilir. Davranış ve aile dinamiklerini belgelemek isteyen araştırmacılar, geladalara akılda kolay kalan isimler takmışlar. Bu da platodaki hayatı bir televizyon dizisine dönüştürüyor.

Örneğin Tiny Astral’ın en büyük özelliği kavga başlatmak, daha büyük maymunlara vurmak ve sonra da kötü yürekli şımarık bir kız gibi annesi Autumn’un arkasına saklanmak. Lydia, her zaman iyi bir anne olmadığı için yavrusu Lobelia’ya bakma işini arada Lydia’nın ablası Lox üstleniyor. Lydia sık sık yaptığı gibi yavrusunu tek başına bırakınca Lobelia’yı Lox sırtında taşıyor. Five Dollar Footlong (adını bir sandviçten alıyor) bir defasında arka bacakları üzerinde oturup kollarını kucaklanmak istercesine ileri uzattığında annesi Frodo’dan şaplağı yiyor.

Dişiler bir kardeşlik bağı oluşturarak bir ya da birkaç erkekle birlikte üreme birimleri halinde dolaşıyor. Geladalar tek eşli olmadığı için, erkeklerin karşılaşmaları genelde gerilimli geçiyor. Reverend Lovejoy’u ele alalım. Bu lider, gür otlar arasında rakiplerinden birinin yavrusunu fark edince bağırıyor. Gözkapaklarını oynatıp dudaklarını geri çekerek hançer gibi etkileyici azıdişlerini ortaya çıkarıyor. Geladalar bu dişleri avlanırken kullanmıyor. Onlar, sadece göstermek ve kavga etmek için varlar. Reverend Lovejoy yavruyu korkutmak için koşturuyor ama bu arada rakibi araya giriyor. Birkaç santimetre kalacak şekilde karşı karşıya gelip birbirlerine gözdağı verdikten sonra rakip geri çekiliyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Nisan 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Erkek geladaların dev köpekdişleri av amaçlı kullanılmıyor. Kavga sırasında, diğer erkekleri korkutma veya kendilerini yırtıcılara karşı korumada işe yarıyor. Geladaların diğer primatlardan farklılık gösteren uzmanlaşmış azıdişleri ot çiğnemeye yarıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Geladalar, çok çeşitli bir bitki örtüsüne sahip Menz–Guassa Bölge Koruma Alanı’nda iyi besleniyor. Guassa olarak bilinen alanı yöneten eski asker Admassu Getaneh, yasalara aykırı olarak hayvanlarını otlatan çiftçilere ve otları kesen hırsızlara karşı devriye geziyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Kavga oyunu genç geladalara güçlerinin sınırlarını öğrenme ve geliştirme olanağı veriyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Yavrular anneleriyle ilişkilerini koruyor. Küçük bir maymun annesinin sırtına biniyor, arkasına saklanıp diğer primatlarla saklambaç oynuyor ya da göğsünün altında sığınak buluyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Geladalar ısınmak için birbirine sokulmuş. Çimen, ot ve tohumlardan yeterli kalori almak çok çalışmayı gerektirdiği için geladalar zamanlarının çoğunu popoları üzerinde oturmuş halde etrafta dolaşarak geçiriyor. Bu da, daha fazla ot toplamak için ellerinin serbest kalmasını sağlıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Doğum zamanı geldiğinde, Guassa’nın normalde son derece sosyal geladaları diğer maymunlardan gelecek saldırgan davranışlardan kaçınmak için kendilerini izole ediyor ve yırtıcıları uzakta tutma çabasıyla sessiz kalıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Bazı genç geladalar hastalıklara ve agresif bekârların uyguladığı yavru katliamlarına maruz kalıyor. Anneler ölü yavrularını haftalarca taşımaya devam ediyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Yaban kedisinin kaçırdığı bebek dünyaya henüz geldiği için göbek kordonu ve plasentanın bir parçası hâlâ düşmemiş. Kedi yeşillikler arasında kaybolurken gelada sürüleri çılgınca düzlüklere kaçışıyor.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

Guassa’ya karanlık çökerken geladalar geceledikleri kayalıklara doğru yamaç aşağı koşturuyor. Geceyi dar kaya çıkıntılarında geçirerek leopar, sırtlan ve yabandomuzlarından korunmaya çalışacaklar.

Jeffrey Kerby ve Trevor Beck Frost

İki yetişkin erkek manzarayı izliyor. Tarım Etiyopya’nın çayırlıklarını ele geçiriyor, iklim değişikliği yükseklerdeki arazileri tarıma daha elverişli hale getiriyor. Guassa gibi koruma altındaki alanlar bunca baskıya rağmen varlıklarını sürdürebilecek mi?

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA