TEMMUZ SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Ölümsüz Ceset

Cathy Newman

Lynn Johnson

27.12.2018

 

Ölümsüz Ceset

MART, 2015. Potter ölümden sonraki yaşamının ilk evresinde, eksi 26 santigrat derecede dondurulup 27 bin kez dilimlenmesi ve dijital bir kadavra olarak tekrar yaşama döndürülmesinin öncesinde polivinil alkol içinde laboratuvarda yatıyor. Öğrencilere yardım etme amacıyla, bedenini Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü’ne bağışladı.

Susan Potter bedenini bilime bağışladı. Donduruldu, 27 bin kez dilimlendi ve fotoğraflandı. Sonuç mu? Tıp öğrencilerine mezardan seslenecek sanal bir kadavra.

Susan Potter, ölümünden sonra bedenine neler olacağını en ince ayrıntısına kadar biliyordu. Yaşamının son 15 yılında, üzerinde şu sözlerin yazılı olduğu bir kart taşıdı: “Cesedimin fotografik görüntülerinin tıbbi eğitim adına internet ortamında, Görünür İnsan Projesi’nin amaçlarıyla örtüşen amaçlar için kullanılması vasiyetimdir (…) Ölümüm gerçekleştiğinde (…) Dr. Victor M. Spitzer’ı arayın (…) Cesedin alınması için 4 saatlik bir zaman dilimi mevcuttur.”

Potter ayrıntıları biliyordu, çünkü cesedinin götürüleceği odayı ziyaret etmiş, görüntüleme amacıyla dokularını kâğıt inceliğinde parçalar hâlinde kesecek makine aksamını görmüş ve Colorado Üniversitesi, Anschutz Tıp Kampüsü’nde yer alan İnsan Simülasyon Merkezi’nin müdürü Spitzer’ın on yılı aşkın bir süre önce kendisine görüntüleme sürecini anlatışını dinlemişti. Spitzer ona odayı göstermeyi kendiliğinden istememişti; bunu Potter bizzat talep etmişti.

Colorado Üniversitesi’nin Denver yakınlarında bulunan Tıp Fakültesi’nin sınırları içindeki eski bir askeri hastane olan Fitzsimons’ın, NG 004 adı verilen odasını kast ederek, “Et dolabını görmek istiyorum,” demişti ona. “Bedenimi ancak odayı baştan aşağıya gördükten sonra bağışlarım.”

Vic Spitzer, Potter ile olan işbirliğini konuşmak üzere 2004 yılının Mart ayında kendisiyle tanıştığımda, “Bu, ölüme dair bir öykü,” diye özetlemişti konuyu bana. “Ama bu vakada müstakbel bir ölüden bahsediyoruz.” Aslına bakılırsa, yaşayan iki insanın arasındaki ilişkiyle alakalı bir hikâyeydi bu: Gray’s Anatomi kitabının sınırları zorlayan 21. yüzyıl versiyonunu yaratma hayalini kuran bir biliminsanıyla, yalnızca öldüğü zaman gerçekleşebilecek bir proje için gönüllü olan bir kadının öyküsü. Yani bir anlamda, Susan Potter son 15 yılını Vic Spitzer için yaşayacaktı.


Almanya’da doğan Potter bu fotoğraf çekildiğinde anavatanında ve henüz üç yaşındaydı. Kısa süre sonra ailesi Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ederek onu siyasi istikrarsızlık, Hitler’in yükselişi ve bunları izleyen II. Dünya Savaşı karşısında sarsılmış bir hâlde akrabalarının yanında bıraktı. Arka plandaki uhrevi CT taraması, 87 yaşındaki ölümünden sonra gerçekleştirildi. Yıllar öncesinde başına gelen trafik kazasının ardından boyun omurları tellerle sabitlenmişti.

Potter 16 Şubat 2015 günü, saat 05.15’te, zatürreeden öldüğünde 87 yaşındaydı. Cesedi bir hafta önce yatırılmış olduğu Denver Bakımevi’nden alındı. Baştan topuğa 1,55 metre, arkadan öne 25 santimetre ve dirsekten dirseğe 48 santimetre olan kadavra bir dondurucuya koyuldu ve eksi 26 dereceye kadar soğutularak donduruldu.

Yaklaşık iki yıl sonra Spitzer ile asistanı, yıllar sürecek olan işlemin ön hazırlığı için, iki kişilik bir testere yardımıyla Potter’ın donmuş cesedini dört parçaya böldü. Spitzer, tıp öğrencileriyle konuşabilecek ve yaşarken nasıl bir fizyolojik yapıya sahip olduğunu anlamalarına yardımcı olabilecek bir tür dijital avatar olarak Potter’ın bedenini hayata döndürüp yeniden biçimlendirecek.

Sağlık Bilimleri Birleşik Hizmetler Üniversitesi’nde fahri profesör olan Robert Joy’un ifadesiyle, “Anatomi, tıbbın temel taşı. Bedenimiz, hekimimize sunduğumuz şey.”

“Doktor, ‘Nerede ne oluyor?’ diye sorar. Hastalarıyla ilgilenebilmek için bir doktorun öncelikle bedenin mimarisini biliyor olması gerekir,” diyor Joy.

Ve tıp öğrencileri, bu “nerede” sorusunun yanıtını öğrenebilmek için eğitimlerinin ilk yılını bir kadavrayı parçalarına ayırarak geçiriyor. Nitekim, tıbbın ilkelerinden biri de “Ölüler dirileri eğitir” deyimi.

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2005. Bir trafik kazası nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Susan Potter hız yapmayı seviyordu; üstelik bazen umursamazca. Bir defasında doktorlardan birine, “Bu tekerlekli sandalye değil; bu benim Cadillac’ım,” diye çıkışmıştı. Denver’ın banliyölerinden birinde mütevazı bir dairede yaşıyordu.

Lynn Johnson

OCAK, 2017. İnsan Simülasyon Merkezi’nin müdürü Vic Spitzer, Potter’ın kalça protezindeki titanyum çubuğu çıkarmaya hazırlanıyor. Orada bırakılsaydı kesici bıçağı tahrip edebilirdi. Potter dondurulmuş olduğu için, protezin çıkarılmasından önce kalça bölgesinin çözülmesi gerekti.

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2006. Bağımsızlığına fazlasıyla düşkün olan Potter alışverişini kendi yapıyordu. Tekerlekli sandalyesine yapıştırdığı “Tanrı Amerika’yı Korusun” etiketiyle etrafa yurtseverliğini duyuruyordu.

Lynn Johnson

NİSAN, 2004. “Görünür insan” adaylığı hakkında tıp öğrencileriyle konuşma olanağı yakaladığında keyfi yerine geliyordu.

Lynn Johnson

NİSAN, 2003. Potter kendisiyle ilgilenen çok sayıda doktordan biri tarafından, tıbbi geçmişi hakkında temel bilgi edinme amacıyla kapsamlı bir fiziksel muayeneye tabi tutuldu. Daha önce meme kanseri nedeniyle çift mastektomi geçirmişti.

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2005. Spitzer ara sıra Potter’ı evinde ziyaret ediyor ya da öğle yemeği için hastanenin kafeteryasında buluşuyorlardı.

Lynn Johnson

ŞUBAT, 2015. Spitzer, Potter’ın laboratuvardaki dondurucuda dinlenen bedenini inceliyor. Başta Potter’ın bedenini bağışlama önerisini reddetmiş, ancak daha sonra, ölmeden önce yapacakları ses ve video kayıtlarının öğrenciler için ne kadar değerli olabileceğini fark etmiş. İleri tıbbi eğitim ve araştırma uygulamaları için kullanılmak üzere bağışlanmış diğer kadavralar da yine bu odada korunuyor.

Lynn Johnson

ŞUBAT, 2015. Spitzer ve araştırma asistanı Jim Heath (sağdaki), onu “görünür insana” dönüştürmek üzere Potter’ın kadavrasına, cildini buz yanığına karşı koruyacak ve dokularla etraflarındaki maddeler arasında karşıtlık yaratacak bir polivinil alkol katmanı uyguluyor.

Lynn Johnson

OCAK, 2017. Laboratuvar yöneticisi Rachel Klaus (soldaki) ve Spitzer, kesici bıçağın zarar görmesini engellemek üzere Potter’ın kalçasındaki titanyum çubuğu çıkarıyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Kadavra ölçülüp kesim yerleri işaretleniyor. Bölme makinesine en fazla 36×56×51 santimetre ölçülerinde bir anatomi bloğu yerleştirilebiliyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Spitzer, bedeni saç teli inceliğinde dilimlemeden önce dört büyük parçaya ayıracak iki kişilik bir testereyle uğraşıyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Kadavraların öğrenim ya da araştırma amacıyla kullanılması, donör kimliğinin gizli kalması esasına dayanıyor ama Spitzer, Potter’ı 15 yıldır tanıyor. “Onu kesmeye başladığınızda ne hissettiniz?” diye sorulduğunda, “Benden yapmamı istediği şeyi yaptığımı düşünüyordum,” diye yanıtlıyor.

Lynn Johnson

NİSAN, 2018. Bu kesit Potter’ın stabil kalması için polivinil alkole yatırılmış kafasına ait. Kafatası kriyo mikrotom cihazında ya da Spitzer’ın deyimiyle “frezeleme tezgâhında” üstten aşağıya doğru dilimlendiği sırada Potter’ın beyni, gözleri ve burnunu gösteriyor. Potter’ın 27 bin dilime bölünmesi 60 işgünü sürdü.

Touch of Life Technologies; Vic Spitzer, John Magby, Rachel Klaus

Potter’ın kafa ve gövdesinin 6 bin 900 ayrı dijital görüntüden oluşturulmuş katmanlı, soyulabilen sanal diseksiyonu anatomik bir gövde gösterisi –gerçek bir kadavrayla edinilmesi olanaksız bir başarı. Yapıların birbirleriyle olan ilişkilerinin görülmesine olanak tanıyan birçok şekilde manipüle edilebilir. Atardamarlar kırmızı, toplardamarlar mavi, sinirler sarı ve iskelet yapısı beyazla vurgulanmış. Kaslar ve deri ise kendi renklerinde. Sanal kadavralar, tıp eğitiminde gerçek diseksiyonların eşliğinde yaygın biçimde kullanılıyor ve bazı durumlarda gerçek kadavraların yerini dahi alabiliyor. İnsan kadavraları sınırlı sayıda; hazırlık aşamaları da oldukça masraflı. Sanal versiyon ise sonsuz biçimde yenilenebilir bir kaynak.

Tarihte, beden bütünlüğünün bozulmasının tabu sayılması nedeniyle, tıp eğitiminde on dördüncü yüzyıla dek kadavra kullanılmadı. Diseksiyonlar genellikle halka açık bir alanda yapılırdı, ama öğrenciler bu işleme katılmazdı. Kıdemli bir fakülte üyesi bir sandalyeye oturup İtalyan hekim Mondino de Luzzi’nin eserlerini okurdu. Kıdemsiz bir öğretim görevlisi de izleyenlere beden yapılarını gösterirdi. Kesme işlemini bir berber veya cerrah gerçekleştirirdi. 1500’lü yıllarda öğrencileri diseksiyon masasına getiren kişi ise, Padova Üniversitesi profesörü Andreas Vesalius oldu.

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Tarihi Bölümü’nde profesör olan Mary Fissell, “Diseksiyon, Vesalius ile birlikte tıp okullarının bir parçası hâline geldi,” diyor. Aslında, Yunan hekim Galenus daha önceleri domuzları, köpekleri ve maymunları parçalarına ayırıp incelemişti. “Vesalius ise,” diye açıklıyor Fissell, “1500’lü yıllarda hekimlere insan anatomisini en iyi kadavraların öğretebileceğine ve hatta diseksiyon işlemini öğrencilerin yapması gerektiğine dair, kendi zamanının çok ilerisinde bir görüşe sahipti.”

Bir kadavranın diseksiyonu, arkeolojik bir kazıya benziyor. En derin katmanlara ulaşabilmek için, yukarıdan aşağıya doğru çalışılması gerekiyor. Kesme işlemi insanı geriyor ama aynı zamanda büyülüyor da. Tıp okulu için neredeyse dinsel tınılara sahip bir kabul töreni bu.

Günümüzde öğrenciler anatomi laboratuvarında eskisinden daha az zaman geçiriyor, çünkü dikkatlerini vermeleri gereken çok daha fazla sayıda bilimsel alan var –örneğin moleküler genetik gibi. Colorado Üniversitesi anatomi bölümünün eski başkanı olan merhum David Whitlock’un aktardığına göre, yirminci yüzyıl başlarında tıp öğrencileri binlerce saatlerini anatomi öğrenimine ayırıyorlardı. “Oysa şimdi,” diyor Hücre ve Gelişim Biyolojisi Bölümü başkanı Wendy Macklin, “bu süre 150 saatten fazla değil.”


NİSAN 2013. Spitzer ve Potter arasındaki ilişki duygusallıktan yoksun değildi. Potter ona “hortlak” diyor ve yeterince sık aramadığı için onu azarlıyordu. Spitzer usanmış bir ifadeyle, “Sanırım onu her gün ziya-ret etmemi istiyordu,” diyor. Bunun tıp öğrencilerinin daha şefkatli doktorlar hâline gelmesine yardımcı olacağını söyleyen Potter bedenini projeye bağışlamakta, Spitzer ise onun isteğini yerine getirmekte kararlıydı.

Ulusal Tıp Kütüphanesi’nde yüksek performanslı bilgi işlem ve iletişim alanında müdür yardımcılığı yapan Michael J. Ackerman bir aydınlanma anı yaşamış. 1987 yılında Washington Üniversitesi’nde, tıp okullarındaki bilgisayar tabanlı dersler hakkında bir konuşma yapıyormuş. “Konuşma bittikten sonra anatomi bölüm başkanı bana, ‘Ders verirken bilgisayar kullanmak istiyorsan bunu anatomi için yapmalısın,’ dedi,” diye anlatıyor. “Anatomik diseksiyon ince bir iştir,” denmiş ona. “Eğer bir taraftan başlarsan, anatomik yapıların diğer tarafta birbirleriyle nasıl bir ilişki içinde olduklarını göremezsin.” Ackerman için “evreka” anı olmuş bu.

Sonsuz bir şekilde parçalayabildiğiniz, sonra da tek tuşla yeniden bir bütün hâline getirebildiğiniz sanal bir kadavranız olduğunu düşünün. Ulusal Tıp Kütüphanesi’ne ait Görünür İnsan Projesi’nin başlangıcında yer alan temel düşünce işte tam da bu. 1991 yılında Colorado Üniversitesi’nden Vic Spitzer ve David Whitlock tarafından yönetilen bir ekibe, “donmuş hâldeki kadavraları (…) parçalarına ayırarak (…) tamamen normal birer yetişkin kadın ve erkek bedenini gösteren veriler” sağlayan dijital görüntüler elde ettikleri için 720 bin dolar tutarında devlet destekli bir hibe verildi. (ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından finanse edilen proje için toplamda 1,4 milyon dolar harcandı.) Özet olarak, Spitzer’ın ekibinden insan anatomisine dair dijitalleştirilmiş bir derleme oluşturmak üzere, erkek ve kadın kadavraları milimetrik incelikte dilimlemeleri ve her bölümü fotoğraflamaları istendi.

1,93 metre boyundaki Spitzer, genellikle karakışın ortasında dahi ayağına sandalet geçiren, ayaklarının önlerine basarak hafif kambur yürüyen biri. İnce ve kemikli bir yüzü, belirgin biçimde çıkık bir altçenesi ve hızlı bir konuşma tarzı var.

Uzmanlık alanı anatomik görüntüleme –yani bedeni mecazen tersyüz etmeye yarayan MRI ve CT taramalarının kullanımı. Belki de dünyada yalnızca bir avuç insanla paylaştığı becerisi ise, kadavraları bütüncül bir beden taramasından geçirerek, tıpta bir eğitim aracı olarak kullanılmak üzere görüntülemesi. Dâhili insan coğrafyası onun için bir tutku. Çocukluğunda, 1950’lerde ayakkabıcıların kullandığı bir görüntüleme cihazı olan floroskop karşısında büyüleniyormuş. Ayaklarını aletin tahta kutusuna sokuyor ve insanların dik yürümesine olanak tanıyan zarif kemik düzenini inceliyormuş. Öyle ki, annesinin onu aletin başından zorla kaldırması gerekiyormuş.

Yıllar sonra, Güney Colorado Üniversitesi’nde fiziksel kimya okuduktan sonra, kendisi de Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Kampüsü’nde profesör olan eşi Ann Scherzinger’le tanıştığı Illinois Üniversitesi’nde, nükleer mühendislik ve fiziksel kimya alanında lisansüstü çalışmalar yapmış. Sonra da yolu, beden görüntüleme bilimini de içeren medikal fiziğe çıkmış. Tam da çıkması gereken yere.

Spitzer’ın Görünür İnsan Projesi için kesilmeye uygun bir erkek bedeni bulması iki yılını almış. “1,83 metreden kısa, hiçbir travma ya da ameliyat geçirmemiş, normal bir beden arıyorduk. Cesedin taze olması gerekiyordu,” diyor bana. “Belirlenmiş bir zamanda gerçekleşecek ölümünü bekleyen birinden daha tazesi ne olabilirdi ki? Bunun için bir kaynağa gereksinimimiz vardı. Bu kaynak da idam mahkûmlarının tutulduğu ölüm hücresi oldu.”

Devamını National Geographic Türkiye Ocak 2019 Özel Tıp Sayısı’nda okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2005. Bir trafik kazası nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Susan Potter hız yapmayı seviyordu; üstelik bazen umursamazca. Bir defasında doktorlardan birine, “Bu tekerlekli sandalye değil; bu benim Cadillac’ım,” diye çıkışmıştı. Denver’ın banliyölerinden birinde mütevazı bir dairede yaşıyordu.

Lynn Johnson

OCAK, 2017. İnsan Simülasyon Merkezi’nin müdürü Vic Spitzer, Potter’ın kalça protezindeki titanyum çubuğu çıkarmaya hazırlanıyor. Orada bırakılsaydı kesici bıçağı tahrip edebilirdi. Potter dondurulmuş olduğu için, protezin çıkarılmasından önce kalça bölgesinin çözülmesi gerekti.

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2006. Bağımsızlığına fazlasıyla düşkün olan Potter alışverişini kendi yapıyordu. Tekerlekli sandalyesine yapıştırdığı “Tanrı Amerika’yı Korusun” etiketiyle etrafa yurtseverliğini duyuruyordu.

Lynn Johnson

NİSAN, 2004. “Görünür insan” adaylığı hakkında tıp öğrencileriyle konuşma olanağı yakaladığında keyfi yerine geliyordu.

Lynn Johnson

NİSAN, 2003. Potter kendisiyle ilgilenen çok sayıda doktordan biri tarafından, tıbbi geçmişi hakkında temel bilgi edinme amacıyla kapsamlı bir fiziksel muayeneye tabi tutuldu. Daha önce meme kanseri nedeniyle çift mastektomi geçirmişti.

Lynn Johnson

AĞUSTOS, 2005. Spitzer ara sıra Potter’ı evinde ziyaret ediyor ya da öğle yemeği için hastanenin kafeteryasında buluşuyorlardı.

Lynn Johnson

ŞUBAT, 2015. Spitzer, Potter’ın laboratuvardaki dondurucuda dinlenen bedenini inceliyor. Başta Potter’ın bedenini bağışlama önerisini reddetmiş, ancak daha sonra, ölmeden önce yapacakları ses ve video kayıtlarının öğrenciler için ne kadar değerli olabileceğini fark etmiş. İleri tıbbi eğitim ve araştırma uygulamaları için kullanılmak üzere bağışlanmış diğer kadavralar da yine bu odada korunuyor.

Lynn Johnson

ŞUBAT, 2015. Spitzer ve araştırma asistanı Jim Heath (sağdaki), onu “görünür insana” dönüştürmek üzere Potter’ın kadavrasına, cildini buz yanığına karşı koruyacak ve dokularla etraflarındaki maddeler arasında karşıtlık yaratacak bir polivinil alkol katmanı uyguluyor.

Lynn Johnson

OCAK, 2017. Laboratuvar yöneticisi Rachel Klaus (soldaki) ve Spitzer, kesici bıçağın zarar görmesini engellemek üzere Potter’ın kalçasındaki titanyum çubuğu çıkarıyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Kadavra ölçülüp kesim yerleri işaretleniyor. Bölme makinesine en fazla 36×56×51 santimetre ölçülerinde bir anatomi bloğu yerleştirilebiliyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Spitzer, bedeni saç teli inceliğinde dilimlemeden önce dört büyük parçaya ayıracak iki kişilik bir testereyle uğraşıyor.

Lynn Johnson

MART, 2017. Kadavraların öğrenim ya da araştırma amacıyla kullanılması, donör kimliğinin gizli kalması esasına dayanıyor ama Spitzer, Potter’ı 15 yıldır tanıyor. “Onu kesmeye başladığınızda ne hissettiniz?” diye sorulduğunda, “Benden yapmamı istediği şeyi yaptığımı düşünüyordum,” diye yanıtlıyor.

Lynn Johnson

NİSAN, 2018. Bu kesit Potter’ın stabil kalması için polivinil alkole yatırılmış kafasına ait. Kafatası kriyo mikrotom cihazında ya da Spitzer’ın deyimiyle “frezeleme tezgâhında” üstten aşağıya doğru dilimlendiği sırada Potter’ın beyni, gözleri ve burnunu gösteriyor. Potter’ın 27 bin dilime bölünmesi 60 işgünü sürdü.

Touch of Life Technologies; Vic Spitzer, John Magby, Rachel Klaus

Potter’ın kafa ve gövdesinin 6 bin 900 ayrı dijital görüntüden oluşturulmuş katmanlı, soyulabilen sanal diseksiyonu anatomik bir gövde gösterisi –gerçek bir kadavrayla edinilmesi olanaksız bir başarı. Yapıların birbirleriyle olan ilişkilerinin görülmesine olanak tanıyan birçok şekilde manipüle edilebilir. Atardamarlar kırmızı, toplardamarlar mavi, sinirler sarı ve iskelet yapısı beyazla vurgulanmış. Kaslar ve deri ise kendi renklerinde. Sanal kadavralar, tıp eğitiminde gerçek diseksiyonların eşliğinde yaygın biçimde kullanılıyor ve bazı durumlarda gerçek kadavraların yerini dahi alabiliyor. İnsan kadavraları sınırlı sayıda; hazırlık aşamaları da oldukça masraflı. Sanal versiyon ise sonsuz biçimde yenilenebilir bir kaynak.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA