EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Muhteşem Akarlar

Rob Dunn

Martin Oeggerli

30.1.2015

Muhteşem Akarlar

Kuştüyü akarının büyük boy ayak yastıkçıkları, uçar konakçılarına sıkı sıkıya tutunmasına olanak veriyor. Bu türün yön ve eş bulmaya yarayan sensör kılları var. (AlleustathIa sp.)

Yatağınızda saklanır, yüzünüzde çoğalırlar. Bu cümlenin sonundaki noktadan bile ufaktırlar. Karşınızda muhteşem akarlar!

Birkaç yıl önce yüz akarları üzerine bir iddia ortaya attım... Kıl foliküllerinde (kıl kökünü kapsayan kapsülümsü yapılar) yaşayan bu hayvanlar öyle küçüktür ki, bir düzinesi topluiğne başında dans edebilir. Ama yüzünüzde dans etme olasılıkları çok daha fazladır.

Zaten geceleri çiftleştikleri sırada da aynen böyle yaparlar, sonrasındaysa –gündüzleri beslenmek üzere– kıl köklerine geri dönerler. Bu girintilerdeki akar anneler, akar biçiminde –görece büyük– yumurtalar yumurtlar. Sonra bu yumurtalar çatlar ve tüm akarlar gibi bu bebekler de dış iskeletlerini geride bıraktıkları bir değişim sürecinden geçerek biraz daha büyürler. Tam boyuta ulaştıktan sonraki yetişkin yaşamlarıysa ancak birkaç hafta sürer. Ölüm, anüsleri olmayan akarların dışkı dolmasıyla çıkagelir ve akar ölüleri kafanızda çürür.

Halihazırda yüz akarlarının bilinen iki farklı türü var ve bunların en az birinin tüm yetişkinlerde bulunduğu göze çarpıyor. Benim iddiam ne miydi? Yetişkinler arasında yapılacak ılımlı bir örneklemede dahi bilime tamamen yabancı yeni akar türlerinin ortaya çıkacağı idi (iddiam, evrim ve insan eğilimlerini anlamaya dayanıyordu).

Biyologlar sık sık bu tür iddialarda bulunur ve daha tumturaklı gözükmeleri için de bunlara öngörü adını verir. Evrim, büyük zenginliğini küçük biçimlerde ortaya çıkarma eğilimi gösterir. İnsanlar ise küçük şeyleri görmezden gelme eğilimindedir. Örneğin su akarları, çoğu gölde, gölette ve hatta su birikintisinde, genelde her bir metreküpe yüz binlercesi düşecek miktarlarda bulunur. Hatta içme suyunda dahi yaşamalarına rağmen ancak çok az sayıda kişi su akarlarının varlığından haberdardır. (Ki mesleği minik yaratıkları incelemek olan bu satırların yazarı da bir süre öncesine kadar bu insanlar arasında yer almıştır!)

Akarlar tozda da yaşar. Gittiğimiz her yerde arkamızda bıraktığımız ölü deri parçalarını yiyerek kazandıkları sevimsiz bir ünleri de var. (Evet biz, atılmış yaşam kalıntılarımızla akar yığınlarını besleriz.)

Martin Oeggerli

Bilim insanları, akarların doğanın tüm girintilerine özel olarak adapte olduklarını keşfediyor. Bir örnek: Su geçirmez cilanın renkli boncukları, karayosunu akarının ıslak dünyasında kuru kalmasını sağlıyor. (Eobrachychthonius sp.)

Martin Oeggerli

Tavşan kulağında yaşayan akarlar varlıklarından habersiz konakçılarını kemiriyor. Tavşan kaşınıyor, kulağından bir sıvı sızıyor ve akar bu sıvıyla kendine ziyafet çekiyor. (Psoroptes cuniculi)

Martin Oeggerli

Fotoğrafçı Martin Oeggerli, “Oribatid toprak akarının ağzı, İsviçre çakısından daha fazla aletle donanmış,” diyor. Kıskaç benzeri kısa uzantılar ve yiyecek toplamakta kullanılan minik bacaklar da donanımının parçası. (Hermanniella sp.)

Martin Oeggerli

Yüzlerce kez büyütülmüş olan bu yırtıcı toprak akarı, içinde yaşadığı mikroskobik dünyada terör estiriyor. (Parazercon sp.)

Martin Oeggerli

Kalın zırhlı Scutacaridae akarı, yiyecek arayışında kendisinden daha büyük eklembacaklıların (diğer akarlar da dahil olmak üzere) sırtında yolculuk ediyor, taze mantar ve başka mikropların kaynağına ulaşınca da yuvarlanıp aşağı iniyor.

Akar dünyasının gerçek canavarları ise toprakta yaşar. Ortaçağ silahları misali ağızlarla donanmış yırtıcı akarlardır bunlar. Bazılarının köpekbalığı dişi gibi sivri çeneleri vardır. Bazıları müthiş bir güçle kapanan yalın bıçaklarla donanmıştır. Bazıları da keskin ve öldürücü kılıçlarını saplar. Solucan tünellerinde ve kum tanecikleri arasındaki küçük boşluklarda kol gezerler.

Kimi akarlar yağmur ormanlarındaki ağaçların tepelerinde, yapraklarda, dalların gövdeyle birleştiği oyuk ve çatlaklarda biriken toprakta ve epifit bitkilerin çanaklarında yaşar.

Akarların dünyayı değiştirdiğini söylemek hiç de abartılı olmaz. Toprağın hızlı ya da yavaş altüst olması, çürüme hızının artıp azalması, ürünlerin hastalıklı ya da sağlıklı büyümesi onların elindedir. Yani akarlar, küçük boylarından umulmayacak kadar büyük yeteneklere sahiptir.

Günümüzde dünyada ne kadar akar türü bulunduğu tam olarak anlaşılmış değil. Belki de sayıları bir milyon civarında. Ancak ne kendinden emin olacak kadar bilgiye sahip biri var bu konuda, ne de daha onlarca yıl bilgisi olabilecek biri. Müze koleksiyonları, henüz hiç kimsenin araştırma şansı bulamadığı akar türleriyle dolu. Bazılarının ilginç evrim öyküleri var kuşkusuz. Bazıları –otçul böcekleri yedikleri için– tarıma ve tıbba yararlı. Bazıları da belki öldürücü patojenlerin taşıyıcısı.

İddiamın bir başka nedeni de şu: Akarlar, arıların trakeleri, kuşlarda tüylerin sap bölümü, kaplumbağaların anüsü, böceklerin koku bezleri, denizkestanelerinin sindirim sistemi, yılanların akciğeri, güvercinlerin yağı, meyve yarasalarının gözü, vampir yarasanın penisi etrafındaki kürk gibi akla gelebilecek tüm girintilere yerleşen birer uzmandır. Bu ortamlarda yaşamak ise, özel kıllara, kimyasallara, ayak tabanına, ağız biçimine ve hünerlere sahip olmayı zorunlu kılar. Ayrıca iyi bir yaşam ortamından diğerine geçmenin bir yolunu bulmayı da gerektirir.

Bazı akarlar kolibrilerin burun deliklerinde çiçekten çiçeğe geçer. Kuşun üzerinde dolandığı çiçeği koklayan akar, taçyaprakları arasında kendine uygun eş bulunduracak bir tür olup olmadığını kontrol eder. Öyle olduğuna karar verirse, boya göre alınan yol açısından dünyanın en yüksek hızlarından biriyle kuşun burnundan aşağı koşar gider.

Kimi akarlar kınkanatlı böceklerin ve karıncaların sırtında dolaşır, bazıları güvelerin kulaklarında uçarak yolculuk yapar. Bir akar türü ise ordu karıncası Eciton dulcius’un arka ayağına tutunur ve kendi arka bacakları karıncanın pençesi görevini üstlenir. Kimileri de bulutlar ya da üretip rüzgâra saldıkları ipek iplikçikler sayesinde havada süzülür.

Yani demem o ki, olabilecek en dar yaşam ortamını hayal edin, akarlar oradadır.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Şubat sayısında veya iPad-iPhone edisyonunda okuyabilirsiniz. 

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Martin Oeggerli

Bilim insanları, akarların doğanın tüm girintilerine özel olarak adapte olduklarını keşfediyor. Bir örnek: Su geçirmez cilanın renkli boncukları, karayosunu akarının ıslak dünyasında kuru kalmasını sağlıyor. (Eobrachychthonius sp.)

Martin Oeggerli

Tavşan kulağında yaşayan akarlar varlıklarından habersiz konakçılarını kemiriyor. Tavşan kaşınıyor, kulağından bir sıvı sızıyor ve akar bu sıvıyla kendine ziyafet çekiyor. (Psoroptes cuniculi)

Martin Oeggerli

Fotoğrafçı Martin Oeggerli, “Oribatid toprak akarının ağzı, İsviçre çakısından daha fazla aletle donanmış,” diyor. Kıskaç benzeri kısa uzantılar ve yiyecek toplamakta kullanılan minik bacaklar da donanımının parçası. (Hermanniella sp.)

Martin Oeggerli

Yüzlerce kez büyütülmüş olan bu yırtıcı toprak akarı, içinde yaşadığı mikroskobik dünyada terör estiriyor. (Parazercon sp.)

Martin Oeggerli

Kalın zırhlı Scutacaridae akarı, yiyecek arayışında kendisinden daha büyük eklembacaklıların (diğer akarlar da dahil olmak üzere) sırtında yolculuk ediyor, taze mantar ve başka mikropların kaynağına ulaşınca da yuvarlanıp aşağı iniyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA