MAYIS SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Beslenme Çılgınlığı

Virginia Morell

Paul Nicklen

30.6.2015

Beslenme Çılgınlığı

Norveç, Andfjorden’de orkalar ringa avlıyor. Sürü üyeleri koordineli bir şekilde hareket ediyor, ringa sürüsünü kontrol edilmesi kolay bir yumak biçimini alacak şekilde güdüyor. Sonra kuyruklarıyla vurup balıkları sersemletiyor ya da öldürüyorlar.

Birlikte yemek yiyen orkaların farklı avlanma teknikleri ilk bakışta yalnızca görsel bir şölen gibi duruyor. Perde arkasındaysa çok daha etkileyici bir şey var: Deha.

Batı edebiyatında orkaların varlığına pek rastlanmıyor. Gösterişli bedenleri, pandayı çağrıştıran renkleri ve sivri dişlerini ortaya koyan gülümseyişleriyle mitolojik yaratıkları andırıyor olsalar da, ünlü roman kahramanları olarak çıkmıyorlar karşımıza. Büyük beyaz balina Moby Dick’in edebiyatta bir orka karşılığı yok örneğin.

Yine de çoğumuzun kafasında bir orka imajı var. Ve bu imaj da, genellikle, SeaWorld’deki gibi akvaryum şovlarında gösteri yaptıkları sırada çekilen filmlerden edinilmiş oluyor: Steril küçük havuzlarda durmaksızın daireler çiziyor ya da bizi eğlendirmek için sudan dışarı zıplıyorlar. Ancak, esaret altındaki orkaların, acınacak derecede küçültülmüş bu yapay dünyaları nedeniyle büyük bir psikolojik travma yaşadıklarını düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Evet, hüzünlü bir tablo aslında bu. Çünkü orkalarla doğada bir araya gelme şansı yakaladığınızda, dünya üzerinde hiçbir şovun yaşatamayacağı duygularla altüst oluyorsunuz; kişiliklerini, zekâlarını, mutluluklarını, oyuncu yanlarını, engin denizlere, avlanmaya ve yaşama karşı duydukları aşkı görüyorsunuz.

Soğuk bir ocak günü, dört bir yanım yüzlerce siyah–beyaz katil balinayla çevrili. (Orcinus orca aslında bir balina değil. O, yunusların en irisi.) Norveç’te, Kuzey Kutup Dairesi’nin 320 kilometre kuzeyindeki Andfjorden sularında bir kurt sürüsü gibi hızla ilerliyorlar. Gümüşi ringa balıklarını kuşatıp sersemletmek için ekip halinde çalışırken hızla suya dalıp çıkıyorlar. Sırtları ve uzun sırt yüzgeçleri bu hummalı faaliyet sırasında Kuzey Kutbu’nun alacakaranlığında ışıldıyor. Arada bir orkalardan biri kuyruğuyla su yüzeyini dövüyor. Sualtında da benzer şekilde kuyruklarını vuruyorlar. Norveç’teki orka araştırmalarının öncülüğünü yapan deniz memelisi biyoloğu Tiu Similä, bu vuruşların ringalar açısından ölüm çanları anlamına geldiğini söylüyor. Similä, “atlıkarınca tarzı beslenme” denilen bir orka avlanma metodu konusunda da uzman aynı zamanda. Bu vuruşların şiddetiyle balıkların her zaman ölmediğini söylüyor. Ama en azından çoğu sersemliyor ve böylece de kolay yakalanır hale geliyorlar. “Yüzeyde gördüklerimiz aşağıda olup bitenlere dair sadece bir ipucu,” diyor. “Her balinanın ayrı bir rolü var. Bir bale gösterisi gibi düşünün bunu. Son derece planlı hareket etmek, iletişim halinde olmak ve bir sonraki adımda ne yapılması gerektiğine karar vermek durumundalar.”

Ergin erkek orka, Andfjorden'in derin sularında ringa sürüsünü gütme çalışmasına katılıyor. Erkek orkalar, uzun sırt yüzgeçleriyle dişilerden ayrılıyor. Sürünün bazı üyeleri ringaları bir araya toplarken diğerleri karınlarını doyuruyor.

Ringalar bol olmasına bol, ama orkaların kendilerinden daha hızlı yüzen ve savunma amacıyla kale duvarı gibi uzayan sürüler oluşturan bu balıkları yakalaması düşünüldüğü kadar kolay bir iş değil. Orkalar, dişsiz balinaların yaptığı gibi balıkların üzerine atılıp deniz suyuyla birlikte bol miktarda hayvanı mideye indirmiyor. Daha çok, bir çoban köpeği gibi davranıyor ve balık sürülerini önlerine katıp, kontrol edilmesi kolay küçük gruplar halinde sürüyorlar. “Orkaların balıkların derine dalmasını engellemesi gerekiyor,” diyor Similä. “Bu amaçla balıkları yüzeye doğru çıkmaya zorluyor ve çevrelerinde dönerek onları bir yumağa dönüştürüyorlar.”

Sırayla balıkların altına dalıp çevrelerinde dönen sürü üyeleri –orkalardan oluşan bir atlıkarınca da denebilir– bir yandan da ringaları korkutmak için baloncuklar çıkarıyor, sesleniyor, beyaz karınlarını gösteriyorlar. Balıkların karşı tepkisi ise daha da sıkı bir yumağa dönüşmek oluyor. Dönüş tam hızına ulaştığında ringalar kaçmak için su yüzeyine sıçrıyor. Ve Similä’nın ifadesiyle, “Deniz kaynıyormuş gibi bir görüntü çıkıyor ortaya.”

Ringaların kontrolünü ellerine geçirdiklerinde orkalardan biri balık sürüsünün sınırına vuruyor ve yemek servisi başlıyor.

Ancak izlediğimiz bu orkalar normal bir atlıkarınca tarzı avlanma yapmıyor. Büyük bir balık sürüsünün en baş ve en son noktalarına dalıyor olsalar da sürünün altında daireler çizmiyorlar. Deniz yüzeyi balık kaynamıyor. Buna rağmen orkalar büyük bir ziyafet çekiyor. Kuyruk vuruşlarından, sersemlemiş –ya da ölü– ringalardan ve suda gümüş sikkeler gibi yüzen balık pullarından anlıyor Similä bunu.

Paul Nicklen

Orkalar Andfjorden’in soluk renkli sığlıkları gibi ringaları yüzeye sürebilecekleri yerlerde avlanmayı tercih ediyor.

Paul Nicklen

Ringa yumağını yüzeye doğru itelemek için bir orka pozisyon alıyor. Kenarlardaki ringaları sersemleten orkalar, bir defada pek çok balığı yutacak şekilde büyük lokmalar halinde beslenmiyor, onları tek tek yiyor.

Paul Nicklen

Bir ringa sürüsünün etrafına konuşlanan orkalar kendilerine özgü ses, ıslık ve ekolokasyon klikleri yoluyla iletişim kuruyor. Çoğu kışını Norveç orkalarını ve ringaları izleyerek geçiren Finlandiyalı biyolog Tiu Similä, “Her balinanın rolü ayrı,” diye açıklıyor.

Aralarında Similä'nın da yer aldığı bazı bilim insanları, atlıkarınca tarzı beslenmeyi belirli tür avlar için stratejiler içeren “orka kültürü”nün karakteristik özelliklerinden yalnızca biri olarak kabul ediyor. Farklı stratejiler de var. Örneğin Arjantin sularındaki orkalar, dünyadan habersiz denizaslanı yavrularını yakalamak amacıyla sahile doğru atılıyorlar ve bunu yaparken de kıyıya vurmuş halde uzun süre kalmamak için avlanma zamanlarını dalgalar ve gelgitlere göre ayarlıyorlar. Antarktika’da yaşayan sürülerin bireyleriyse, yüzer buz üzerindeki fokları düşürmek için işbirliği içinde büyük dalgalar yaratıyor. Genç orkalar da bu sayılan teknikleri büyüklerinden öğreniyor.

Bu arada, orkaların balinalarla işbirliği içinde avlandıkları gibi bir saptama söz konusu değil. Aksine orkalar kaşalot, gri balina, uzun balina ve kambur balinaları ve daha pek çoklarını da avlıyor. Balina avcıları tarafından katil balina olarak adlandırılmalarının nedeni bu. Similä’nın şaşırmasının nedeni de. Normalde orka sürüleri bu sularda tek başına balık avlıyor. Oysa o gün kambur balinalar ve uzun balinalar da orkalarla birlikte yüzüyor, ringalarla besleniyor. Farklı biçimlerde ve renk tonlarında sırt yüzgeçleri çevremizdeki suyu yarıp dışarı çıkıyor. Orkalar yıldırım gibi yüzerek ringaları toparlarken, kambur balinalar ağızları açık halde havaya doğru atılıp orkalara meydan vermeden balıkları mideye indiriyor. Uzun balinalar da kıvrık yüzgeçlerini bir anlığına su yüzeyinde gösterip hızlıca bir nefes aldıktan sonra şölene katılmak üzere yeniden derinlere dalıyor.

Daha fazlasını National Geographic Türkiye'nin Temmuz sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Paul Nicklen

Orkalar Andfjorden’in soluk renkli sığlıkları gibi ringaları yüzeye sürebilecekleri yerlerde avlanmayı tercih ediyor.

Paul Nicklen

Ringa yumağını yüzeye doğru itelemek için bir orka pozisyon alıyor. Kenarlardaki ringaları sersemleten orkalar, bir defada pek çok balığı yutacak şekilde büyük lokmalar halinde beslenmiyor, onları tek tek yiyor.

Paul Nicklen

Bir ringa sürüsünün etrafına konuşlanan orkalar kendilerine özgü ses, ıslık ve ekolokasyon klikleri yoluyla iletişim kuruyor. Çoğu kışını Norveç orkalarını ve ringaları izleyerek geçiren Finlandiyalı biyolog Tiu Similä, “Her balinanın rolü ayrı,” diye açıklıyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA