NİSAN SAYISI BAYİDE!

ABONE OL SATIN AL

Gandhi'nin İzinde

Tom O'Neill

Rena Effendi

29.6.2015

Gandhi'nin İzinde

Artık tarlada çalışması gerekmeyen Geeta Bhen, Gucerat eyaletinde, Sihol’de, Mohandas Gandhi’den esinlenerek kurulan bir kadın kooperatifinde sari dokuyor.

Hindistan’ı dönüştüren “Yüce Ruh” ülkede varlığını hâlâ sürdürüyor. Ama onu görebilmek için her şeyden önce nereye bakacağınızı bilmeniz gerekiyor.

Şafak sökmeden uyandı aşramda her gün yaptığı gibi. Sabarmati Nehri’ne bakan bir alanda karanlıkta toplananlara dua ettirdi. Hazırdı artık. Dhoti denilen uzun bir örtü sarılıydı beline, omuzlarına bir şal atmıştı. Eline bambudan bir sırık alıp kapıya yöneldi. On üç yılını geçirdiği evini, sade bir hayata ve düşünmeye dayalı öğretisine kendisini adamış bir topluluğu terk ediyordu.

Mohandas Gandhi yalnız değildi. Doğduğu yer olan Gucerat Eyaleti’nin en büyük şehri Ahmedabad’da, kentin dış mahallelerindeki toprak yola adımını attığında, ikişerli sıra oluşturmuş beyazlar içinde 78 erkek vardı hemen ardında. İki yandan yola taşan, ağaçlardan sallanan, pencerelerden sarkan on binlerce kişi –kimi destekçi, kimi yalnızca meraklı– “Gandhi ki jai” (“Zafer Gandhi’nin”) diye bağırıyordu.

Takvimler 12 Mart 1930’u gösteriyordu. Gandhi ve beraberindekiler, Britanya’nın uzak topraklardaki bu sömürgesinde tuz toplanmasını engelleyen adaletsiz İngiliz yasasına meydan okumak için 25 gün boyunca 388 kilometre yol kat ederek Umman Denizi’ne kadar yürüdü. Teatral metaforların ustası Gandhi, sahile yakın bir yerde eğilip bir avuç tuzlu çamur aldı eline. Bu ilk kıvılcımdı. Onun peşi sıra yasadışı tuz toplama işlemi tüm ülkeye yayıldı. Bunu tutuklamalar ve şiddet olayları izledi. Gandhi yaklaşık dokuz ay hapiste kaldı. Yetkililerin politik amaçlı teatral bir davranış olarak başlangıçta önemsemedikleri bu olay, ulusal çapta bir bağımsızlık çığlığına dönüşmüştü.

Hint nüfusunun farklı kesimleri –yüksek kast, düşük kast, kadın, erkek, Hindu, Müslüman– ilk kez İngiliz yönetimine karşı bir araya gelmişti. Artık kalabalıkların bir lideri vardı. Eylem temelli felsefesine satyagraha yani “hakikatin gücü” adını verdi Gandhi. Ve “Tuz Yürüyüşü”ne başladığı günden 18 yıl sonraki ölümüne kadar, ülkesine politik ve tinsel bir karışımın ürünü, devrimci bir anlayış aşıladı.

Gandhi’nin etkisi kalıcı oldu. Hindistan’ı bağımsızlığa taşıdı. Ülkesinin insanlarını, kast, din ve şiddet konusundaki en derin önyargılarını sorgulamaya itti. Ve Gandhi, yeni ulusun doğuşundan 5,5 ay sonra, 1948’de, bir suikastçının kurşunlarına kurban gitti. Ölümünün birkaç saat ardından, Hindistan’ın ilk başbakanı Cevahirlal Nehru, “Ulusun Babası”nın geride bıraktığı ışığın bin yıl sonra da yanacağını ilan etti.


Gucerat, Dharasana'da işçiler tuz topluyor. İngilizlerin Tuz Yasası'nı protesto etmek için Gandhi'nin düzenlediği yürüyüşten bir ay sonra, Mayıs 1930'da, pasif direniş eğitimi almış aktivistler yürümüş ve burada vahşice dövülmüştü. Bu, Hindistan'ın bağımsızlık isteğini perçinleyen olaydı.

Peki bugün bu ışık ne kadar güçlü? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için Gandhi’nin izinden gitmeye karar verdim. “Beni yaptığım işlerle ve yetersizliklerimle birlikte değerlendirin, işte o zaman gerçek beni tanımış olursunuz,” demişti Gandhi. Tuz Yürüyüşü güzergâhı boyunca izledim onu. Yaptığı konuşmalar ve yazdığı yazıların bugün hâlâ Hindistan’ın yüz yüze olduğu sorunlara değindiğine, Hintlilerin hâlâ Mahatma (Yüce Ruh) olarak tanınan Gandhi’nin mirasını tartıştığına tanıklık ettim.

Kutsal biri miydi yoksa tam tersi mi? Kahraman mıydı hain mi? Aslında Gandhi’nin tüm dünyaya yayılan etkisi sorgulanamayacak kadar somuttu: Pasif direniş felsefesi, Martin Luther King, Nelson Mandela ve Dalay Lama’nın esin kaynağı olmuştu. Kendi vatanındaki etkisi mi? Artık daha belirsiz. Gandhi hem her yerde, hem de hiçbir yerde. Gözlüklü yüzü banknotlardan size bakıyor. Birçok kentte Mahatma Gandhi adı verilen caddeler var. Ve bir de heykeller... Politikacılar ondan destek alırmışçasına sık sık adına gönderme yapıyor. Ancak yokluğu da aynı derecede belirgin. Gandhi kendine yeterli köylerden oluşan bir Hindistan’ın hayalini kurmuştu. Kast ve din, kimlik belirleyici özelliğini kaybedecekti. Yönetim, eşitliği ve pasifizmi öne çıkaracaktı. Bugün bu sayılanları Hindistan’da bulmak o kadar da kolay değil. Dev, kaotik şehirler (Delhi, Mumbai, Kalküta), büyüyen orta ve üst sınıfın materyalist çılgınlığı, Hindu milliyetçisi Narendra Modi’nin ülkeyi yöneten isim olarak seçilmesi, nükleer silahlar ve kadına karşı şiddet Gandhi’nin hayalinden oldukça farklı bir ulusal kimliğin varlığını ortaya koyuyor.

Rena Effendi

Çocuklar Bapu (“baba” anlamına geliyor) olarak anılan Gandhi’nin 2 Ekim’deki doğum gününü kutlamak için çocukluğunu geçirdiği Gucerat, Rajkot’ta onun kılığına bürünmüş. Gandhi yandaşları, Hindistan’ın kentleşmesi ve materyalizmin yükselişiyle birlikte gençlerin Gandhi’nin talihsiz insanlara yardım öğüdüne uyup uymayacağı konusunda endişeli.

Rena Effendi

Ölmekte olan bir zanaata bağlılığını sürdüren Pramod Shah, Bihar'daki evinde charkha denilen eski tarz bir çıkrıkta pamuk eğiriyor. Gandhi'nin İngiliz mallarını reddederek köy ekonomisini canlandırma vizyonundan etkilenen milyonlarca Hintli, eskiden elde kumaş dokuyordu. Kimi sadık Gandhicilerin üstünden çıkarmadığı khadi adı verilen el dokuması pazarı bugün oldukça küçülmüş durumda.

Rena Effendi

Gandhi’nin eşitliğe dair öğretisinden esinlenen kadınların, elde eğrilmiş iplikten dokunmuş khadi elbiseler içinde Tamil Nadu Eyaleti’ndeki Kodaikanal’da yaptıkları yürüyüş Gandhi’nin fikirlerini onurlandırıyor.

Rena Effendi

Maharaştra Eyaleti’nin ücra bir bölgesinde ebe, hamile bir kadını muayene ediyor. Gandhi’nin Sevagram aşramı tarafından 2013 yılında başlatılan seyyar klinik uygulaması, onun kırsaldaki sağlık ihtiyaçlarına verdiği önemin bir sonucu.

Rena Effendi

Gucerat, Rasnol’da işyerindeki dayanışma köy çeşmesinde de devam ediyor. Burası Gandhi ilkelerine bağlı işçi sendikası Serbest Meslek Sahibi Kadınlar Derneği’nin kök saldığı binlerce yerden biri. Kurucusu Ela Bhatt, kadınları “köy toplumunun temel direği” olarak tanımlıyor.

Rena Effendi

Bihar eyaletindeki Barharwa Lakhansen’de bir bayram günü Hindu rahipler yükselen duman içinde okuyup üflüyor. Hindu olarak yetiştirilen Gandhi, dualarına Kuran ve İncil’den alıntılar ekliyordu. Laik ve demokratik Hindistan vizyonu bugün ülke anayasasında varlığını gösteriyor.

Rena Effendi

Ucuz bilet, Tuz Yürüyüşü yolunda ilerleyen Gucerat treninde yolculuk eden adama dinlenebileceği bir yer sağlıyor. Gandhi ülkeyi baştan sona dolaştığı gezileri sırasında Hindistan’ın yoksullarıyla birlikte üçüncü sınıfta yolculuk yapmakta ısrar etmişti.

Rena Effendi

Doğru düzgün bir iş peşindeki kadınlar Tamil Nadu'nun Dindigul bölgesinde popadam adı verilen (papad olarak da biliniyor) yuvarlak hamurişi yapıyorlar. Malzemesi Gandhigram Vakfı tarafından sağlanan yiyeceği yerel yerleşimlere satan kadınlar günde birkaç dolar kazanıyor. Gandhi savunucuları tarafından 1947 yılında kurulan vakfın amacı kırsal kesimdeki köylülerin durumlarını iyileştirmek.

Rena Effendi

Gandhi, Dalitler (Eskiden Dokunulmazlar olarak biliniyorlardı) için Gucerat, Ahmedabad’da kurduğu okulda öğrencilerin arkasından bize bakıyor. Burası onun “doğruyla yaptığı deneyler”den biriydi.

Gandhi’nin yürüyüşe başladığı aşramın masraflarını üstlenen vakfın başkanı Tridip Suhrud, “Hindistan Gandhi konusunda şizofrenik, onu tüm iyiliklerin ve kötülüklerin kaynağı olarak görüyor,” diyor. “Onunla kavga da edebilirsiniz, ona kucak da açabilirsiniz. Ama Hindistan’ı anlamak istiyorsanız onu görmezden gelemezsiniz.”

Gandhi yaşadığı dönemde de zorlu bir önderdi. Ailesinden, arkadaşlarından ve politik yandaşlarından uzlaşılması zor taleplerde bulunuyor, ahlaki standartlarının yüksek olmasını bekliyordu. Beslenme (kuruyemiş, çiğ sebze ve kurutulmuş meyveyle besleniyordu) ve seks (cinsel perhiz yemini etmiş ve yaşamının son 42 yılında buna uymuştu) konusundaki katı inançları günümüzde olduğu kadar o dönem de halkı ikiye bölüyordu. Ancak yüklendiği roller –politikacı, sosyal reformcu, guru, gazeteci, arabulucu, eğitimci, mucit– epik bir romandaki karakterler kadar çeşitliydi ve bu sayede de herkese farklı bir yönüyle hitap edebiliyordu.

Gandhi, yürüyüşün birinci gününde aşramından üç kilometre kadar ötede duygusal bir mola vermişti. Üstü başı toz toprakla kaplanmış halde İngiliz eğitimine alternatif olarak on yıl önce kurduğu bir okulun önünde durmuştu. Günümüzde Gucerat Vidyapith’in yeşil kampüsüne kumtaşı bir kemerden geçilerek giriliyor. İçeride dolaşan öğrencilerin üzerinde khadiden bol gömlekler ve pantolonlar var. (Yerli malı kumaş khadi, Gandhi devriminin sembolüydü, İngiliz mallarının reddedilmesini ve geleneksel endüstrinin canlanışını simgeliyordu.) Bu noktada, Hindistan’ın diğer kampüslerindeki öğrencilerin, “el dokuması” anlamına gelen khadi giymediklerini, modası geçmiş olarak küçümsediklerini söylemek pek de yanlış olmaz.

Ekonomist Sudarshan Iyengar, okulun zamanın gerisinde kalmış kurallarına ve beklentilerine bahane bulmaya çalışmıyor. Üzerinde beyaz khadisiyle yere oturmuş, “Burada öğrencilerin sırasıyla yüreklerini, ellerini ve kafalarını eğitiyoruz,” diyor. “Gandhi gibi biz de ortak yaşam ve emek yoluyla kişilikleri geliştiriyoruz.”


Gandhi'nin bir zamanlar İngiliz yönetimini protesto etmek için yaptığı Tuz Yürüyüşü sırasında geçtiği Kapletha'daki kadınlar hâlâ yoksulluğun kıskacında. Tuğla ocaklarında günde ancak 78 lira kazanıyorlar.


Iyengar’ın Gandhici fikirleri o kadar derin ki, dizüstü bilgisayarını kullanırken bir yandan da bu hareketinin ortaya çıkardığı sonuçlar konusunda suçluluk duyuyor. “Gandhi bilgisayarı kişiyi güçlendiren bir alet olarak kabul ederdi, bunun farkındayım,” diyor. “Ama peki ya üretim için gereken endüstriyel süreç ve gizli maliyetler?” 


Gandhi olsaydı ne yapardı? Kampüsteki en önemli soru bu. Tanıştığım öğrenciler Gandhi’den saygın bir rol model olarak söz ediyor. Ama ardından sorgusuz sualsiz gitmeyi de düşünmüyorlar. Genç bir kadın, sadece babası Gandhi’yi sevdiği için orada olduğunu söylüyor. “Benim için o kadar da ön planda değil,” derken, öğretmenlerden biri hoşnutsuzlukla kaşlarını kaldırıyor. “Eve gidince kimler khadi giyecek?” diye soruyorum. Ancak birkaçı el kaldırıyor. Bileğinde pembe kayışlı bir saat taşıyan bir kız öğrenci yaklaşıyor yanıma o sırada ve duygularını, “Khadi giydiğim zaman kendimi sıradışı hissediyorum,” şeklinde ifade ediyor.

Zil çalınca konuşmamız kesiliyor. İplik eğirme zamanı. Hintlileri bağımsızlığa hazırlamak için disiplin ve kendine yeterlilik aşılamak isteyen Gandhi, üst düzey yetkililer dahil, kadın–erkek herkesi kendi ihtiyacını karşılamak üzere yılda en az 25 metre ip üretmeye teşvik etmişti. “Çarkın her dönüşü barış, iyi niyet ve sevgi dokur,” diye nasihat etmişti onlara. Bu geleneğe uyan 500 öğrenci seyyar çıkrık kutularıyla konferans salonunu dolduruyor. Bağdaş kurup oturduktan sonra pamuk öbeklerini çıkarıyorlar; kollar bir içe bir dışa gidip gelmeye başlıyor. Duyulan yegâne ses, Gandhi’nin mesajını taşıyan yüzlerce çıkrığın fısıltısı.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Temmuz sayısında veya iPad/iPhone/Android edisyonlarında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 1

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

621 GÜN ÖNCE

şiir yazmak istedim yine....


Ghost is Here

Rena Effendi

Çocuklar Bapu (“baba” anlamına geliyor) olarak anılan Gandhi’nin 2 Ekim’deki doğum gününü kutlamak için çocukluğunu geçirdiği Gucerat, Rajkot’ta onun kılığına bürünmüş. Gandhi yandaşları, Hindistan’ın kentleşmesi ve materyalizmin yükselişiyle birlikte gençlerin Gandhi’nin talihsiz insanlara yardım öğüdüne uyup uymayacağı konusunda endişeli.

Rena Effendi

Ölmekte olan bir zanaata bağlılığını sürdüren Pramod Shah, Bihar'daki evinde charkha denilen eski tarz bir çıkrıkta pamuk eğiriyor. Gandhi'nin İngiliz mallarını reddederek köy ekonomisini canlandırma vizyonundan etkilenen milyonlarca Hintli, eskiden elde kumaş dokuyordu. Kimi sadık Gandhicilerin üstünden çıkarmadığı khadi adı verilen el dokuması pazarı bugün oldukça küçülmüş durumda.

Rena Effendi

Gandhi’nin eşitliğe dair öğretisinden esinlenen kadınların, elde eğrilmiş iplikten dokunmuş khadi elbiseler içinde Tamil Nadu Eyaleti’ndeki Kodaikanal’da yaptıkları yürüyüş Gandhi’nin fikirlerini onurlandırıyor.

Rena Effendi

Maharaştra Eyaleti’nin ücra bir bölgesinde ebe, hamile bir kadını muayene ediyor. Gandhi’nin Sevagram aşramı tarafından 2013 yılında başlatılan seyyar klinik uygulaması, onun kırsaldaki sağlık ihtiyaçlarına verdiği önemin bir sonucu.

Rena Effendi

Gucerat, Rasnol’da işyerindeki dayanışma köy çeşmesinde de devam ediyor. Burası Gandhi ilkelerine bağlı işçi sendikası Serbest Meslek Sahibi Kadınlar Derneği’nin kök saldığı binlerce yerden biri. Kurucusu Ela Bhatt, kadınları “köy toplumunun temel direği” olarak tanımlıyor.

Rena Effendi

Bihar eyaletindeki Barharwa Lakhansen’de bir bayram günü Hindu rahipler yükselen duman içinde okuyup üflüyor. Hindu olarak yetiştirilen Gandhi, dualarına Kuran ve İncil’den alıntılar ekliyordu. Laik ve demokratik Hindistan vizyonu bugün ülke anayasasında varlığını gösteriyor.

Rena Effendi

Ucuz bilet, Tuz Yürüyüşü yolunda ilerleyen Gucerat treninde yolculuk eden adama dinlenebileceği bir yer sağlıyor. Gandhi ülkeyi baştan sona dolaştığı gezileri sırasında Hindistan’ın yoksullarıyla birlikte üçüncü sınıfta yolculuk yapmakta ısrar etmişti.

Rena Effendi

Doğru düzgün bir iş peşindeki kadınlar Tamil Nadu'nun Dindigul bölgesinde popadam adı verilen (papad olarak da biliniyor) yuvarlak hamurişi yapıyorlar. Malzemesi Gandhigram Vakfı tarafından sağlanan yiyeceği yerel yerleşimlere satan kadınlar günde birkaç dolar kazanıyor. Gandhi savunucuları tarafından 1947 yılında kurulan vakfın amacı kırsal kesimdeki köylülerin durumlarını iyileştirmek.

Rena Effendi

Gandhi, Dalitler (Eskiden Dokunulmazlar olarak biliniyorlardı) için Gucerat, Ahmedabad’da kurduğu okulda öğrencilerin arkasından bize bakıyor. Burası onun “doğruyla yaptığı deneyler”den biriydi.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA