KASIM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Buz Altındaki Güzellik

Laurent Ballesta

Laurent Ballesta

30.6.2017

Buz Altındaki Güzellik

Donmuş kıtanın altındaki yaşama ender bir bakış, penguenlerin, fokların ve egzotik canlıların buz gibi sularda yaşamlarını sürdürdüğü inanılmaz renkli ve hareketli bir dünyayı gözler önüne seriyor.

Doğu Antarktika’nın Adélie Kıyısı’ndaki Fransız bilim istasyonu Dumont d’Urville’den yürüyerek geldik buraya bu sabah. Bir gün önce açtığımız deliğin üzerini ince bir buz tabakası kaplamış. Kırmak zorundayız. Üç metre kalınlıktaki yüzer buzu aşan delik, ancak tek bir kişinin sığabileceği genişlikte ve altında deniz uzanıyor. Bu kadar küçük bir delikten dalmayı daha önce hiç denememiştik. Önce ben gidiyorum.

Ellerim, dizlerim, topuklarım ve paletlerimin ucuyla itip kakarak zar zor geçiyorum delikten. En nihayet buzlu suya daldığımda, dönüp geri bakıyorum. Ürpertici bir görüntü var karşımda. Delik daha şimdiden arkamdan kapanmaya başlamış.

Taban yüzeyi, yüzen buz kristallerinden oluşan yoğun bir bataklık. İnişimle birlikte hareketleniyor, adeta tepetaklak edilmiş bir tahliye borusuymuş gibi deliğe hücum ediyorlar. Kolumu bu buzlu karışıma daldırma zamanı geldiğinde, kalınlığı neredeyse bir metreye ulaşmış bile. Emniyet halatını kavrayarak kendimi milim milim yukarı çekmeye çalışırken omuzlarım sıkışıyor. Kafama inen hızlı bir darbeyle irkiliyorum: Dalış arkadaşlarımdan Cédric Gentil beni kurtarmaya çalışırken küreği kafama çarpmış. En nihayet bir el uzanıyor ve elimi kavrayarak beni dışarı çekiyor. Bugünkü dalış sona erdi. Bu, yapacağımız 32 dalıştan biriydi.

Yine benim gibi bir fotoğrafçı olan Vincent Munier ile birlikte, 2005 tarihli İmparatorun Yolculuğu adını taşıyan başarılı filminin devamı üzerinde çalışan yönetmen Luc Jacquet’nin daveti üzerine geldik buraya. Jacquet imparator penguenleri filme çekecek, Munier fotoğraflayacak. Benim ekibim ise deniz buzunun altındaki yaşamı belgeleyecek. Kışın burada buz denize doğru 100 kilometre kadar çıkıyor ama biz Ekim 2015’te, ilkbahar başında geldik. Parçalanan buzun kıyıya birkaç kilometre kalacak kadar çekildiği sırada. Tam 36 gün boyunca buzun içinden dalış yapacak ve 70 metreye ulaşan derinliklere ineceğiz.

Laurent Ballesta

Buzun otuz metre altındaki denizlalesi, eğreltiotuna benzer kollarını sallayarak yiyecek partikülü araştırıyor. Bu bir bitki değil hayvan –denizyıldızının akrabası– ve yüzebiliyor. Fotoğrafçı Laurent Ballesta bu fotoğrafları çekebilmek için 70 metre derine daldı.

Laurent Ballesta

Yiyecek arayışındaki imparator penguenler okyanus açıklarına doğru yüzüyor. Üst taraflarında kalan kahverengimsi lekeler, deniz buzuna tutunan ve ilkbaharda fotosenteze başlayan mikro alg. Fotoğrafçının günlük kampı bu yüzer deniz buzlarından birinin üzerindeydi.

Laurent Ballesta

Kendinden ışıklı 36 santimlik bir miğfer denizanası 40 metre derinlikte yüzerken parlıyor ve ardında bir düzine yakıcı dokunaç sürüklüyor. Çan biçimli bu plankton yiyiciler kendilerini ölüme götürecek olan direkt ışıktan kaçınıyor.

Laurent Ballesta

Birkaç haftalık meraklı bir Weddell foku yavrusu yakın plan çekime olanak verecek şekilde yaklaşıyor. Dumont d’Urville’de çalışan deniz biyoloğu Pierre Chevaldonné, bu yavrunun ilk kez yüzüyor olabileceğini söylüyor. Weddell fokları dünyadaki tüm memeliler arasında en güneyde yavrulayanlar.

Laurent Ballesta

Chevaldonné, 60 metreden de derinlerde deniz tabanına tutunan ve yiyecek toplamak için su emen turuncu renkteki bu tulumlular için, “Sünger gibi basit duruyorlar,” diyor. “Oysa oldukça evrilmişler.” Yumuşakça olmalarına rağmen larvalarının omurgası var.

Laurent Ballesta

Yedi buçuk santimetrelik bu buzlu Antarktika deniztarağı olasılıkla 30–40 yaşında. Ama aşırı soğukta büyüme yavaş oluyor.

Laurent Ballesta

Tespihböceğine benzeyen ve tehlike durumunda onun gibi toplanan bu isopodun uzunluğu neredeyse 12 santimetre.

Laurent Ballesta

Solucan dolu ağaç benzeri süngere yaslanmış denizyıldızının uzunluğu bir uçtan bir uca 30 santimetreyi aşıyor.

Laurent Ballesta

Denizörümcekleri esrarengiz “kutup devlerinin” bir başka örneği. Diğer yerlerde çok küçük olmalarına rağmen Antarktika’daki bu örneğin bacakları 18 cm uzunlukta.

Laurent Ballesta

İkircikli bir buz balığı kelp korusunda saklanıyor. Deniz tabanında yaşayan bu hayvanların kanlarında, eksi 1,8 derecelik sıcaklığa dayanmalarını sağlayan antifriz proteinleri var. Antarktika’nın buzlu sularında en az 50 buz balığı türü yaşıyor.

Laurent Ballesta

Bir Weddell foku, yavrusuyla birlikte buz altında yüzüyor. Yavru normal boyutlarına ulaştığında annesi kadar olacak: 3 metre uzunluğunda ve yarım ton ağırlığında. Sahilden fazla uzaklaşmayan bu sakin foklar buzdaki delikler sayesinde nefes alıyor.

Laurent Ballesta

Bedeni yüzer buzun içinde gömülü duran anemonun dokunaçları karanlık suda salınıyor. Deniz biyoloğu Marymegan Daly, buzda yaşadığı bilinen tek anemon türü olduğunu söylüyor. Biliminsanları buzun içine nasıl girdiğini veya orada nasıl yaşadığını bilmiyor.

Laurent Ballesta

Canlı dolu deniz tabanı üzerinden hızla geçen bir ahtapot. Antarktika’da en az 16 ahtapot türü var. Hepsinin kanında bulunan hemosiyanin adlı özel pigment kanı mavileştiriyor ve donma noktası altındaki sıcaklıklarda hayatta kalmasını sağlıyor.

Onlarca yıldır derin dalışlarda fotoğraf çekimleri yapıyorum. İlk dalışımı gerçekleştirdiğim Akdeniz, aynı zamanda 30 yıl önce dalmayı da öğrendiğim yerdi. Daha sonra, yeni gizemlere duyduğum merak beni başka yerlere taşıdı. Güney Afrika açıklarında nadir görülen latimeryaları fotoğraflamak için 120 metreye indim. Fransız Polinezyası’nda, Fakarava açıklarında 17 bin lagos balığının çiftleşmesine tanıklık etmek için 24 saat boyunca durmaksızın daldım. Ancak Antarktika’ya yaptığım bu araştırma gezisi hiçbirine benzemiyor. Antarktika buzunun altına daha önce yapılan dalışlarda erişilmeyen derinliklere ineceğiz ve koşullar zorludan da daha zor olacak.

Ülkemiz Fransa’da iki yıl boyunca hazırlık yaptık. Duvarımda asılı Adélie Kıyısı haritasında, Dumont d’Urville’in 10 kilometre civarında çeşitli derinliklerde dalış yerleri belirledim. Normal dalgıç giysilerinin zayıf noktalarını saptamak için üreticilerle birlikte çalıştık. Su sıcaklığı eksi 1,8 derece olacaktı. (Tuzlu su, tatlı suyun donma noktasının altındaki sıcaklıklarda sıvı halini koruyor.) Dalgıç giysisi olmadan sağ kalabileceğimiz süre olsa olsa 10 dakika gibi kısa bir süreydi. Geliştirilmiş donanımlarımızla ise beş saate kadar dayanabilecektik.

Günlük dalış hazırlıkları da dalışın kendisi kadar zaman alıyor. Weddell foklarının ve becerikli dişlerinin açtığı deliklerin içine giremediğimiz zaman, buz matkabıyla kendi deliğimizi açıyoruz. Foklar, havaya ihtiyaç duyduklarında bir şekilde deliklerine geri dönüyor, bizim en büyük korkumuzsa kaybolup buzun altında mahsur kalmak. Bu nedenle fosforlu sarı bir ipi delikten aşağı sarkıtıyor ve dalış boyunca beraberimizde çekiyoruz. Dalış bittiğinde geri dönmek için bu ipi takip ediyoruz.

Dalgıç giysilerimiz dört katmandan oluşuyor: En altta termal içlik, onun üzerinde elektrikle ısınan bir tulum, kalın bir muflon ve bir santimetreyi aşkın kalınlıkta su geçirmez neopren. Çifte kapüşon, astarı ısıtmalı su geçirmez eldivenler, paletler ve 16 kilogram ağırlık var. Isıtmalı tulumun iki pili, soluk alıp verdiğimizde çıkan karbondioksiti temizleyen bir solunum aleti (daha uzun süre dalış yapmamızı sağlıyor), yedek dalış tüpleri ve bunlara ek olarak bir de fotoğraf ekipmanım var. Balon kaskları olmayan astronotlara benziyoruz. Sadece dalış giysilerimizi giymek bile bir saat sürüyor ve acil durum doktorumuz Emmanuel Blanche’ın yardımını gerektiriyor.

En sonunda dondurucu suya dalmaya hazır olduğumuzda her birimiz üzerimizde 90 kilo giysi ve yük taşıyoruz. Sanki dalmayı yeniden öğreniyor gibiyiz. Hareket etmek çok zor, yüzmek neredeyse olanaksız. Yanaklarımızda açıkta kalan birkaç santimetrekarelik deriyi hemen hissizleştiren soğuk, dalış sürdükçe giysilerimize ve eldivenlerimize nüfuz ederek canımızı giderek daha da artan bir şekilde yakıyor. Dayanılmaz ama dayanmak zorundayız. Dalışın sonuna doğru basıncı azaltmak için mola vererek yukarı çıkarken, dikkatimizi dağıtıp çektiğimiz acıyı unutturacak bir şeyler arıyoruz.

En nihayet dondurucu okyanustan sürünerek –veya çekilerek– çıktığımızda, beynim donanımları çıkarmayı düşünemeyecek kadar körelmiş; derim sertleşip buruşmuş; dudaklarım, ellerim ve ayaklarım şişip hissizleşmiş halde boylu boyunca buz üzerine seriliyorum. Sonra bedenim ısınmaya başlayıp kan dolaşımı hızlandığında, acı iyice dayanılmaz hale geliyor. Öyle yoğun ki, el ve ayaklarımın donmuş halde kalmış olmasını isterken buluyorum kendimi. Dört haftanın ardından, sıcakta bile ayak parmaklarımı hissedemez hale geliyorum. Zarar gören sinirlerimin toparlanması Avrupa’ya dönüşümüzün ardından yedi ay sürüyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Laurent Ballesta

Buzun otuz metre altındaki denizlalesi, eğreltiotuna benzer kollarını sallayarak yiyecek partikülü araştırıyor. Bu bir bitki değil hayvan –denizyıldızının akrabası– ve yüzebiliyor. Fotoğrafçı Laurent Ballesta bu fotoğrafları çekebilmek için 70 metre derine daldı.

Laurent Ballesta

Yiyecek arayışındaki imparator penguenler okyanus açıklarına doğru yüzüyor. Üst taraflarında kalan kahverengimsi lekeler, deniz buzuna tutunan ve ilkbaharda fotosenteze başlayan mikro alg. Fotoğrafçının günlük kampı bu yüzer deniz buzlarından birinin üzerindeydi.

Laurent Ballesta

Kendinden ışıklı 36 santimlik bir miğfer denizanası 40 metre derinlikte yüzerken parlıyor ve ardında bir düzine yakıcı dokunaç sürüklüyor. Çan biçimli bu plankton yiyiciler kendilerini ölüme götürecek olan direkt ışıktan kaçınıyor.

Laurent Ballesta

Birkaç haftalık meraklı bir Weddell foku yavrusu yakın plan çekime olanak verecek şekilde yaklaşıyor. Dumont d’Urville’de çalışan deniz biyoloğu Pierre Chevaldonné, bu yavrunun ilk kez yüzüyor olabileceğini söylüyor. Weddell fokları dünyadaki tüm memeliler arasında en güneyde yavrulayanlar.

Laurent Ballesta

Chevaldonné, 60 metreden de derinlerde deniz tabanına tutunan ve yiyecek toplamak için su emen turuncu renkteki bu tulumlular için, “Sünger gibi basit duruyorlar,” diyor. “Oysa oldukça evrilmişler.” Yumuşakça olmalarına rağmen larvalarının omurgası var.

Laurent Ballesta

Yedi buçuk santimetrelik bu buzlu Antarktika deniztarağı olasılıkla 30–40 yaşında. Ama aşırı soğukta büyüme yavaş oluyor.

Laurent Ballesta

Tespihböceğine benzeyen ve tehlike durumunda onun gibi toplanan bu isopodun uzunluğu neredeyse 12 santimetre.

Laurent Ballesta

Solucan dolu ağaç benzeri süngere yaslanmış denizyıldızının uzunluğu bir uçtan bir uca 30 santimetreyi aşıyor.

Laurent Ballesta

Denizörümcekleri esrarengiz “kutup devlerinin” bir başka örneği. Diğer yerlerde çok küçük olmalarına rağmen Antarktika’daki bu örneğin bacakları 18 cm uzunlukta.

Laurent Ballesta

İkircikli bir buz balığı kelp korusunda saklanıyor. Deniz tabanında yaşayan bu hayvanların kanlarında, eksi 1,8 derecelik sıcaklığa dayanmalarını sağlayan antifriz proteinleri var. Antarktika’nın buzlu sularında en az 50 buz balığı türü yaşıyor.

Laurent Ballesta

Bir Weddell foku, yavrusuyla birlikte buz altında yüzüyor. Yavru normal boyutlarına ulaştığında annesi kadar olacak: 3 metre uzunluğunda ve yarım ton ağırlığında. Sahilden fazla uzaklaşmayan bu sakin foklar buzdaki delikler sayesinde nefes alıyor.

Laurent Ballesta

Bedeni yüzer buzun içinde gömülü duran anemonun dokunaçları karanlık suda salınıyor. Deniz biyoloğu Marymegan Daly, buzda yaşadığı bilinen tek anemon türü olduğunu söylüyor. Biliminsanları buzun içine nasıl girdiğini veya orada nasıl yaşadığını bilmiyor.

Laurent Ballesta

Canlı dolu deniz tabanı üzerinden hızla geçen bir ahtapot. Antarktika’da en az 16 ahtapot türü var. Hepsinin kanında bulunan hemosiyanin adlı özel pigment kanı mavileştiriyor ve donma noktası altındaki sıcaklıklarda hayatta kalmasını sağlıyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA