TEMMUZ SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Katliamın Öyküsü

Ginger Thompson

Kirsten Luce

30.6.2017

Katliamın Öyküsü

Zeta kartelinin muhbir olduğuna inandığı üyelerinden intikam alma arayışı, 2011’de Allende ve civar kasabaları kana buladı, en az 60 kişi öldürüldü. Meksikalıların atalarını andıkları Ölüler Günü Bayramı, bu acılı toplum için farklı bir anlam daha kazandı.

Dünyanın en acımasız kartellerinden birinin Teksas sınırı yakınlarındaki Meksika kasabasına düzenlediği kanlı saldırı ve bu saldırıyı tetikleyen ABD uyuşturucu operasyonunun içyüzü.

llende’de kelimelere dökülemeyecek kadar korkunç bir şeyler yaşandığına dair göstergeleri kaçırmanız olanaksız. Bir parseldeki binaların tamamı harabeye dönüşmüş. Bir zamanların gösterişli malikâneleri delik deşik duvarları, yanmış tavanları, çatlamış mutfak tezgâhları ve devrilmiş sütunlarıyla kırık dökük birer dış cepheden ibaret. Paramparça olmuş hayatların çamura bulanmış kalıntıları harabelerin her yanında: Ayakkabılar, düğün davetiyeleri, ilaçlar, televizyonlar, oyuncaklar.

Teksas sınırından arabayla sadece 40 dakika uzaklıktaki, hayvancılıkla geçinen yaklaşık 23 bin nüfuslu bu sakin kasaba Mart 2011’de saldırıya uğradı. Uyuşturucu kaçakçılığı alanında dünyanın en kanlı örgütlerinden Zeta kartelinin silahlı adamları, Allende ve civar kasabalarda fırtına gibi esti. Önlerine çıkan evleri, işyerlerini yakıp yıktı. Aralarında kadın ve çocuklar da olmak üzere onlarca –belki de yüzlerce– kişiyi kaçırıp öldürdü.

Meksika’da uyuşturucu savaşlarıyla talan edilen birçok yerin aksine Allende’de yaşananların fitili Meksika’da değil, Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi’nin (DEA) elde ettiği beklenmedik bir başarının peşi sıra ABD’de ateşlenmişti. Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi’nde görevli bir ajan, kartelin aranan liderlerinden Miguel Ángel Treviño ile kardeşi Omar’ın takibi olanaklı ceptelefonu kimlik numaralarını vermesi için Zeta’nın üst düzey üyelerinden birini ikna etmeyi başarmıştı.

Daha sonra, Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi bir kumar oynayıp, dışarıya bilgi sızdırma sorunu olan bir Meksika polis birimiyle bu istihbaratı paylaşmayı seçti. İhanete uğradıklarını anında öğrenen Treviñolar, muhbir olduğunu tahmin ettikleri kişilerden, ailelerinden ve onlarla en ufak bir bağı olan herkesten intikam almaya koyulmakta gecikmeyecekti.

Allende’ye karşı acımasızlıkları özellikle şaşırtıcıydı, çünkü Treviñolar bazı faaliyetlerini –bölgeden her ay on milyonlarca dolar değerinde uyuşturucu ve silah geçiriyorlardı– bu civarda yapmakla kalmıyor, aynı zamanda orada yaşıyorlardı.

Katliamı izleyen yıllarda, Meksikalı yetkililer soruşturma için üstünkörü bir çaba sarf etti ve kurbanların başına neler geldiğini anlamak için araştırma yapmak yerine, onları onurlandırmak üzere Allende’de bir anıt yükseltti. Amerikalı yetkililer sonuçta Treviñoların yakalanmasında Meksika’ya yardım etmişti ama bunun karşılığında korkunç bir bedel ödendiğini kabullenmedi. Ve Allende’de halk, çoğunlukla sessizce, açıkça konuşmaktan kaçınıp korkarak acı çekti.

ProPublica ve National Geographic, Coahuila eyaletindeki bu kasabada yaşananları araştırmak üzere geçtiğimiz yıl harekete geçti. Saldırılarda en çok zarar görenler ve olayın tetiklenmesinde rol oynayanların –kendilerini tehlikeye atma pahasına– başlarına gelenleri anlatmasını sağladılar. Uyuşturucu savaşında bu tür sesler ender duyuluyor: Görevlerini terk eden yetkililer, kartelin ve bizzat komşularının saldırısına hedef olan aileler, DEA’yle işbirliği yaptıkları için ailesi ve arkadaşları gözleri önünde katledilen kartel üyeleri, davaya bakan Amerikan savcısı, soruşturmayı yöneten ve bu yazıdaki birçok kişi gibi sınırın her iki yanında akrabaları bulunan DEA ajanı.

Ajan Richard Martinez’e olaydaki rolünü sorduğumda gözleri yaşararak çöktü sandalyesine. “İstihbaratın sızdırılması üzerine ne mi hissettim? Açık konuşayım, bir şey söylemesem daha iyi. O konuya girmek istemiyorum, bir şey söylemesem daha iyi.”


Kartelin gazabını ateşleyen ihanetle hiçbir ilişkisi olmayan erkek, kadın ve çocuklar, kanlı saldırı sırasında Zeta tarafından toplandı. Ölenler arasında, futbol maçı seyretmek için arkadaşının evine giden Edgar Ávila da vardı. Bu fotoğrafta karısı María Eugenia Vela ve kızı ile görülüyor.

KATLİAM

18 Mart 2011 Cuma günü, günbatımına doğru Zeta kartelinden silahlı adamlar Allende’ye akın etmeye başladı.

Guadalupe García, emekli memur: Los Compadres’te yemek yerken içeri iki adam girdi. Dışarıdan olduklarını hemen anladık. Farklı görünüyorlardı. 18–20 yaşlarında gençlerdi. Paketlenmek üzere 50 hamburger siparişi verdiler. O zaman bir şeyler döndüğünün farkına vardık ve eve gitmemiz gerektiğine karar verdik.

Martín Márquez, sosisli sandviç satıcısı: Olaylar akşam gelişmeye başladı. Silahlı adamlar ortalığı doldurdu. Kapı kapı dolaşarak ispiyoncuları arıyorlardı. Gece saat 23.00’te sokaklarda araba kalmamıştı. Hiçbir hareket yoktu.

Etelvina Rodríguez, kurban Everardo Elizondo’nun eşi, ortaokul öğretmeni: Kocam Everardo akşamları eve genellikle saat 19.00–19.30 gibi gelirdi. Evde onu bekliyordum. Saat yedi oldu; yedi buçuk, sekiz, dokuz oldu. Telefon etmeye başladım. Kapsama alanı dışındaydı. Annesinin evine gittiğini ve şarjının bitmiş olabileceğini düşündüm. Annesini aradım. Görmediğini ve belki arkadaşlarıyla çıkmış olabileceğini söyledi. Ama bu da aklıma yatmadı. Mutlaka telefon ederdi. Sonunda onu aramak için dışarı çıktım. Hava gergindi. Saat daha dokuzdu, Cuma akşamı için çok geç sayılmazdı. Kasaba tümüyle terk edilmiş gibiydi.

Allende halkı için kanunsuzluk yeni bir şey değildi. ABD sınırına yakınlığı nedeniyle –öyle ki, kasabalılar hafta sonu alışverişini Teksas eyaletinin Eagle Pass kasabasındaki alışveriş merkezinde yapıyor– halkın arasında sessiz sakin yaşasalar da, eskiden beri kaçakçılıkla geçinen birçok aile vardı. Ama 2007’de Zeta’nın gelişiyle birlikte bölge her türden suç için bir sığınak haline geldi. Örgüt, rüşvet ve tehdit yoluyla mahalli polis teşkilatı, belediye başkanlığı, hatta sınırdaki gümrük dairesi dahil tüm devlet kurumlarını kontrolü altına aldı.

Yerli ailelerden insanlarla evlenerek veya onlarla iş ortaklığı kurarak toplumda kendilerine yer edindiler. Kasaba halkının bir bölümü, hayvancılık ve madencilikle uğraşan tanınmış Garza ailesinin bazı üyeleri dahil, kartel saflarına katıldı.

Ancak bu bağlantıların ölümcül olduğu ortaya çıkacaktı. Zeta’nın muhbir olduğunu tahmin ettiği kişiler arasında –daha sonra bunun doğru olmadığı anlaşılacaktı– göreceli olarak alt düzey kartel üyesi José Luis Garza, Jr. da vardı. Allende’ye doluşmaya başlayan kamyonlar dolusu silahlı adamın ilk hedeflerinden biri, Garza’nın babası Luis’in kasabanın birkaç kilometre dışındaki, kötü aydınlatılmış iki şeritli bir yoldan ulaşılan çiftliği oldu. Akşam karanlığı çökerken, kartelin öldürdüğü insanların cesetlerini yaktığı briketten yapılma büyük ambardan alevler yükselmeye başlamıştı.



Katliam yaşandığı sırada yerel polis müdahale etmedi. Yıllar sonra, Zeta lider kadrosu hapisteyken, Allende gibi saldırıya uğrayan yine o civardaki Piedras Negras kasabası, teşkilattaki tüm polisleri kovdu, yenilerini işe aldı ve kamu güveninin sağlanması için ordudan, polisle birlikte devriye gezmesini istedi.

Sarah Angelita Lira, kurban Rodolfo Garza, Jr.’ın eşi, eczacı: Kocam Rodolfo eve geldi. “Baş ağrısından ölüyorum. Bir duş alacağım,” dedi. Yeni bir kömür madeni açtığı için üstü başı kömür tozu olmuştu. Bir süre sonra telefonu çalmaya başladı. Yatmaya gitmiş olduğunu düşünüyordum ama yatak odasından giyinmiş olarak çıktı ve gözlerime şimdiye kadar yüzünde hiç görmediğim bir ifadeyle baktı. “Sakın evden dışarı çıkma,” dedi. “Bir şeyler dönüyor. Ne olduğunu tam anlamadım. Ama evden çıkma. Beni bekle.”

Bir süre sonra aradı. “Hemen evden çıkın,” dedi. Kuzenimden, beni ve kızımız Sofia’yı annemin evine götürmesini istememi söyledi.

Amcası Luis’in çiftliği ateşe verilmişti. Ve kapısının dışında bekleşen çok sayıda silahlı adam vardı. Kız kardeşi telefonunu açmıyordu. Babası telefonuna cevap vermiyordu.

Ne olup bittiğini anlamak için çalışanlarından biri olan Pilo’yu çiftliğe gönderdi. Pilo eskiden askerdi. Silahlı adamlar kapıyı açtı. Pilo içeri girdi. Ama bir daha dışarı çıkamadı.

Rodolfo çok endişeliydi. Anne ve babasını bulamıyordu. Kız kardeşini bulamıyordu. Ve şimdi de en iyi işçisi ortadan kaybolmuştu. Arkadan dolanarak çiftliğe gizlice girmeye çalışacağını söyledi.

Bir–iki dakika sonra tekrar aradı. Allende’yi terk etmemi söyledi. “Kuzenine söyle sizi Eagle Pass’e götürsün. Bavul hazırlama. Hemen çıkın.”

Evaristo Treviño (Zeta liderleriyle akrabalığı yok), eski itfaiye amiri: Komutam altındaki görevliler Garza çiftliklerinden birinde yangın çıktığı ihbarı üzerine olay yerine gitmişlerdi. Allende’den 2–3 kilometre uzaklıkta bir yerden bahsediyoruz. Garza ailesi bir araya toplanmış gibi duruyordu. Destek ekibinden bir grup itfaiyeci çiftliğe ilk ulaşanlar arasındaydı. Küfürler savurarak ve silah doğrultarak oradan uzaklaşmalarını söyleyen, suç örgütü üyesi bazı şahıslarla karşılaşmışlardı. O akşam çok olay yaşanacağını söylemişlerdi. Silah sesi, yangın ve benzeri nedenlerle çok sayıda acil telefon alacaktık. Ama müdahale yetkiniz yok dediler bize.

İtfaiye servisinin müdürü sıfatıyla bağlı olduğum amirime, ki bu durumda belediye başkanından söz ediyoruz, durumu ilettim. Ona çözümsüz bir durumla karşı karşıya olduğumuzu, bize yöneltilen tehditlerin yarattığı korkudan dolayı geri çekilmekten başka çaremiz olmadığını anlattım. Silahlı adam sayısı çok fazlaydı. Hayatımız tehlike altındaydı. Mermilere karşı suyla savaşamazdık.

Silahlı adamlar Allende’den sonra, kurak ve düz araziyi takip ederek kuzeye doğru ilerlediler. Rio Grande kıyısındaki kirli montaj fabrikalarından oluşan Piedras Negras kentine kadar olan 55 kilometrelik yol boyunca insanları topladılar. Aralarında 15 yaşındaki Gerardo Heath ve 36 yaşındaki Edgar Ávila’nın da olduğu kurbanlarından çoğunu Garza çiftliklerinden birine götürdüler. İkisinin de kartelle veya kartelin DEA’ye ispiyonculuk yaptığını düşündüğü kişilerle hiçbir ilişkisi yoktu.

Claudia Sánchez, kurban Gerardo Heath’in annesi, kültürel ilişkiler müdürü: O gece eşim saat 22.00 civarında, Gerardo’yu ceptelefonundan aradı. Gerardo cevap vermedi. Tekrar aradı. Yine cevap yok. Biraz sonra kapı çalındı. Gerardo’nun okul arkadaşlarından birkaçı gelmişti. Çok korkmuş görünüyorlardı. “Gerardo nerede?” diye sordum. “Götürdüler,” diye cevap verdi çocuklar. “Ne diyorsunuz siz? Kim götürdü?” diye sordum.

Çocuklar Gerardo’yu komşularımızın evinin önünde, onlarla birlikte gördüklerini söylediler. Bir sürü silahlı adam taşıyan bir kamyon gelmiş. Adamlar, komşularımızı ve Gerardo’yu kamyona bindirip gitmişler.

Çocuklar bana adamları tanımadıklarını söylediler. Silahlı oldukları için karşı çıkmaya cesaret edememişler. Bir–iki dakika içinde Piedras Negras belediye başkanına telefonla ulaştık. Düğündeydi. Başımıza gelen olaydan çok üzüntü duyduğunu ama yapabileceği bir şey olmadığını söyledi. Bir tek polis arabası bile gelmedi.


Claudia Sánchez’in 15 yaşındaki oğlu Gerardo Heath, uyuşturucu ticaretiyle hiçbir bağlantısı olmadığı hâlde saldırı sırasında kaçırılıp öldürüldü. Yetkililer cesedini bulamadılar. Onun yerine Luis Garza’nın çiftliğinden toprak ve kum doldurdukları bir vazoyu Sánchez’e verdiler. Ve Sánchez vazoyu bu mezara yerleştirdi.

María Eugenia Vela, kurban Edgar Ávila’nın eşi, avukat: Edgar arkadaşı Toño’nun kendisini maç seyretmeye çağırdığını haber vermek için aradığında işteydim, yazdığım iki mahkûmiyet raporunu imzalaması için hâkimi bekliyordum. Hamileydim ve eve gittiğimde inanılmaz yorgun hâldeydim. Edgar, kızımızın yemeğini yedirmiş ve banyosunu yaptırmıştı.

Edgar’ın eve dönmediğini ancak sabahın ikisinde uyandığımda fark ettim. Telefonla sürekli aramama rağmen ulaşamadım. “Aramamış olması çok garip, Edgar mutlaka arardı,” diye düşünüyordum.

Gecenin geri kalan kısmını bir koltukta oturup sabah saat 06.30’a kadar bekleyerek geçirdim. Sonra kız kardeşimi aradım. Edgar’ın eve gelmediğini söyledim. Bunun üzerine bize geldiler, üzerimdeki pijamaları bile çıkarmadan kardeşim ve eniştemle birlikte Toño’nun evine gittik. Evde kimse yoktu, ama arbede yaşandığını gösteren izler vardı. Her şey etrafa saçılmıştı.

Ertesi sabah, 19 Mart Cumartesi günü, silahlı adamlar birkaç ağır iş makinesi operatörünü zorla getirerek bölgedeki onlarca işyeri ve evi yıktırdılar. Varsıl mahallelerdeki birçok yer, sadece yoldan geçenlerin değil, hükümet daireleri, polis karakolları ve askeri kışlaların da görüş ve işitme mesafesinde gündüz gözüyle talan edildi. Silahlı adamlar, kasaba halkını istediklerini almaya davet ederek bir yağma çılgınlığı başlattılar.

Rodríguez, kurbanın eşi: Cumartesi her şeyin başladığı gün oldu. Evlerde patlamalar oluyordu. İnsanlar evlere girmeye ve yağmaya başladığında benim tek düşüncem Everardo’nun nerede olabileceğiydi. Cumartesinin tamamını onu aramakla ve tanıdıklara telefon edip sormakla geçirdim, “Bir şeyler duydunuz mu?” Biri, “Silahlı adamlar gördüm,” dedi. Diğeri, “Ambarlar hâlâ yanıyor. Duman simsiyah, sanki biri araba lastiği yakıyor. Ürkütücü siyah bir duman,” dedi.

Kocamla birlikte çalışan biri telefon etti. Kocam dövüş horozu yetiştirirdi. Bu bölgede horoz dövüşü çok yaygındır. José Luis Garza için çalışıyordu ama tam gün değil. Sabahları ve öğleden sonra, hayvanlara yem vermek için çiftliğe giderdi. Adam bana, “Çiftlikte kötü bir şeyler oluyor. Bu kadar insanın başına ne geldi bilmiyoruz,” dedi. Ben de, “Ne demek istiyorsun? Hangi insanlar?” diye sordum.

Kocamla birlikte çalışan birkaç kişinin daha gece evlerine dönmediklerini söyledi. Biri traktör sürücüsüydü. Diğeri tarlaları suluyordu. Hiçbiri evlerine dönmemişti. Ona. “Peki, simdi ne yapacağız? Gidip arayalım,” diye sordum. “Sakın o civara gitme yoksa seni de alırlar,” dedi.

Yaşanan olaylar arasında gözümün önünden hiç gitmeyen bir görüntü var. İnsanların mağazaları yağmalaması ve çuvallarla hayvan yemi, papağan ve kafes yüklenip gitmesi. Lambaları ve yemek takımlarını bile kapıştılar. Beni en çok etkileyen görüntü ise arkada bir kadının oturduğu küçük bir motosikletin geçişiydi. Kadın yatak çarşafından büyük bir çıkın yapmıştı. İçini ağzına kadar doldurmuştu ve torbayı Noel Baba gibi tek eliyle taşıyordu. Diğer elinde bir lamba vardı. Motosiklet her an devrilecekmiş gibi gidiyordu ama onlar, yağmaladıkları eşyalarla mutlu görünüyordu.

Márquez, sosisli sandviç satıcısı: Hırdavat toplayıp satan iki arkadaşım vardı. Çiftliğin yandığını ve sahiplerinin terk ettiğini duymuşlar, işe yarar bir şeyler var mı diye görmek için –bunlar baba ve oğul– yola koyulmuşlar. Bana anlattıklarına göre yolun kenarında büyük bir derin dondurucu görmüşler. Ve arabaya yüklemek istemişler. Ama çok ağırmış. Babası, “İçindekileri boşaltalım,” demiş. Kapağı açtıklarında içinde iki ceset bulmuşlar. Hemen oradan uzaklaşmışlar.

Evaristo Rodríguez, Allende’nin o zamanki belediye başkan yardımcısı, veteriner: Belediye meclisinin tüm üyeleri bir araya geldik, resmi bir oturum olmasa da konsey üyeleri, emniyet müdürü dahil toplandık. Bir sürü soru vardı. En büyük soru, “Neler oluyor?” idi. Aslında herkesin öğrenmek istediği bu yaşananların nedeniydi. O sıralarda, silah sesleri duyulduğunu, kayıplar ve ölüm vakaları olduğunu biliyorduk.

Ne yapmamız gerektiği konusunda çok soru vardı ama kimse sorumluluk almak istemiyordu. Konsey üyelerinden biri, “Başımıza bir şey gelmeden hemen buradan kaçalım,” bile demişti.

Kahraman olmaya niyetim yoktu ama en azından insanlara onları terk etmediğimizi göstermek için ofislerimizde oturmamız gerektiğini düşünüyordum. Ancak tüm personel evlerine gitmek istedi. Herkesin aklında kendi ailesi vardı.

Olayların geldiği noktada hiç kimseye güven duymuyorduk. Hükümetin iki yüzü olduğunun farkına varmıştık: resmi yüzü ve iktidarda olan eşkıya yüzü. Polisin çeteler tarafından kontrol edildiğini zaten biliyorduk.

Emniyet müdürü, “Bu onların iç meselesi,” dedi. Başka da bir şey söylemedi. Aslında söylemesine gerek yoktu. Anladığım şuydu: “Araştırmaya veya engellemeye kalkışmayın, yoksa…”

Lira, kurbanın eşi: Rodolfo ile en son telefon görüşmesini 12.00’ye çeyrek kala yaptım. Bitkinliği sesinden anlaşılıyordu. Anne ve babasından hâlâ haber alamamıştı. Onlar için elinden gelen her şeyi yaptığını, artık Sonia’yı ve beni düşünmesi gerektiğini söyledim. Eagle Pass’e gelip bizi bulması için yalvardım. “Tamam, yola çıkıyorum,” dedi.

Bu onunla yaptığım son konuşma oldu.

Sánchez, kurbanın annesi: Çocuğunuz kaçırıldığında ne yapmanız gerektiğini anlatan bir elkitabı yok. İlk adım diye bir şey yok. Deliriyorsunuz. Nereye olduğunu bilmeden koşmak istiyorsunuz. Kimsenin duyup duymayacağını bilmeden çığlık atmak istiyorsunuz. Kuzenlerimden biri Facebook’a yazmamı önerdi. Yazdım. “Oğlumu geri verin. Nerede olduğunu bilen varsa, onu bana getirsin.”

Vela, kurbanın eşi: Ne hissettiğimi nasıl açıklayabilirim? Sanki o gün beni de kaçırmışlardı. Bir anlamda sanki ölmüştüm. Geleceğimizi, planlarımızı, düşlerimizi, hayallerimizi, huzurumuzu, her şeyimizi yok ettiler. O dönemde Edgar’la yaşadığım süre, onsuz yaşadığım süreden fazlaydı. Bir düşünün. Hamileydim bir de, herhangi bir sakinleştirici almam söz konusu değildi. Kendimi toplamam, sakin olmaya çalışmam gerekiyordu ama ev sanki üzerime geliyordu. Duvarlar üzerime yıkılıyormuş duygusundan kurtulamıyordum. Olanlara anlam veremiyordum. Avukat olmama rağmen yaşananlara anlam veremiyordum.


Zeta’nın Coahuila eyaleti üzerindeki baskısı giderek zayıfladı ve Allende’de gece hayatı yeniden renklendi. Geçtiğimiz sonbaharda yüzlerce kişi, iki veya üç gün süren, civardaki birçok çiftlikte verilen molalarla ilerleyen ve bir akşam rodeosuyla sonlanan renkli kovboy geçidi cabalgata için bir araya geldi.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA