EKİM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Uçuş Dersi

Brendan Borrell

Anand Varma

29.6.2017

Uçuş Dersi

Kolibri uçuş biçiminin hayvanın görsel algısına bağlı olduğunu ortaya koyan bir deneyin tekrarında, esaret altındaki Anna kolibrisi optik illüzyonun önünde havada asılı halde nektar içiyor. Sarmal, kuşun ileri doğru uçtuğu illüzyonunu yaratacak şekilde döndüğünde, hayvan “geri vitese” takıyor. Ve gagası yemlikten dışarı çıkıyor.

Öylesine hızlı hareket ediyorlar ki, havada asılı renkli bir nokta ve flu kanatlardan başka bir şey görülmüyor. Kolibriler, ancak kamerayla zamanda dondurulduklarında sırlarını ele veriyor.

En küçük kuşun (dünyanın en küçük kuşu o) peşindeki arayışımızda Küba, Palpite’de, flamingo pembesi bir evin bahçesindeyiz. Kuşbilimci Christopher Clark’ın arabası boşaltılması gereken donanımla yüklü: Kameralar, ses ekipmanları, küp biçimli şeffaf bir kafes. Aylardan mayıs, sabah saatleri. Gelişimizden birkaç dakika sonra Clark etrafta dönmeye başlıyor. Bir grup turuncu ateş çalısı çiçeğinden diğerine kanatlı bir kurşun gibi son sürat dolaşan bir kolibrinin izini sürme telaşında. Kuş, çiçeklerden şekerli yakıtını almak için durduğunda, insan gözünün ayırdına varamayacağı kadar hızlı çırptığı kanatları grimsi bir fluluk oluşturuyor.

Sinekkuşu olarak da bilinen kolibrilerin Lilliput standartlarına göre dahi arı kolibrisi (Mellisuga helenae) bir cüce, kelimenin gerçek anlamıyla o dünyanın en küçük kuşu. Fosfor yeşili bedeni ortalama bir bademden az bir şey daha ağır çekiyor. Çıkardığı sesten dolayı yöresel olarak zunzuncito –vızvızcık– olarak bilinen kuş, zunzun adı verilen Küba zümrüdünden bile daha küçük.

Boydan kaybeden kuş, alanına bir konuk girdiğini fark ettiğinde gösterdiği coşkuyla bu açığı kapatıyor. Bu konuk, Clark’ın yanında getirip oluklu metal çatıya koyduğu şeffaf kafesin içindeki güzel bir dişi. Eğer bu erkek, dişinin içinde durduğu kutuyu fark ediyorsa bile bu durum tutkusunu azaltmıyor. Daldaki tüneğinden helikopter gibi kalkıp havada asılı duruyor ve dişiye doğru şakıyor.


Vancouver’daki İngiliz Kolimbiyası Üniversitesi’nden araştırmacılar, tünele yansıtılan farklı fonlar ve renkler önünde uçan Anna kolibrisinin rotasını ve hızını gözlemleyerek kolibrilerin uçuş sırasında dünyayı nasıl değerlendirdiğini öğrenmeyi amaçlıyor. Tüm kuşların, görüş alanlarına giren bu dikey çizgiler gibi nesnelerin yüksekliklerini gözlemleyerek havadaki çarpışmalardan kaçındıkları düşünülüyor.

Bulutlu gökyüzünde nokta gibi kalana kadar yukarılara tırmanıyor. Sonra da en yüksek noktasına erişen bir lunapark hız treni gibi bir hamle yapıp hızlı bir dalışa geçiyor. Gözüpek kuş bir an sonra aynı şeyi tekrarlıyor: Tırman, pike yap, alçal. Bu dalışlar ancak bir saniye sürüyor. Sonra gözden yitiyor ve bu uçuşlarından geriye kalan yegâne iz, ardından titreşen yapraklar oluyor.

Kur gösterisini son derece dikkatle izlememe rağmen hiçbir şey göremiyorum.

Clark da göremiyor ama daha iyi bir şey yapıyor. Her saniyeyi 500 kareye bölen yüksek hızlı bir kamerayla bu gösteriyi kaydediyor.

Pikenin videosunu yükledikten sonra –türün bu kadar yüksek hızda bir kamerayla ilk kaydı– emek isteyen karelere tek tek tıklayarak dizüstü bilgisayarında çekimi bana izletiyor. Ancak o zaman kolibrinin hızı nedeniyle gözümüzden kaçan soluk kesici manevraları görüyoruz.

Clark, son sekiz yıldır Arizona çöllerinden Ekvador yağmur ormanlarına ve Küba kırsalına yolculuk yaparak kolibri kur gösterilerini kaydediyor. Öğretim görevlisi olduğu Kaliforniya Üniversitesi’nin Riverside kampüsündeki laboratuvarında videoları inceleyerek kolibri uçuşu üzerine bilgi ediniyor. Elde ettiği bulgular, genelde hayvan uçuşları ve özelde kolibri çiftleşme sistemlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.

Hızlı hareketleri ve değerli taşları andıran tüyleriyle kolibriler birer et, tüy ve havai fişek karışımı gibi duruyor.

Bazı türlerin kanat çırpma hızı saniyede yüze çıkıyor. Kalp atışları dakikada bin vuruşu aşıyor, nektar içerken dilleri neredeyse görülmeyecek bir hızla hareket ediyor.

Parklarda ve evlerin bahçelerindeki yemliklerde geçici güzelliğin tanımı onlar. Devinimlerini yavaşlatma, hareketlerini bölme ve çok kısa bir anlığına bile olsa kolibrinin dünyasına girme arzusuna kim karşı gelebilir ki?

Anand Varma

Küba’daki erkek arı kolibrilerinin çiftleşme gösterisi üzerinde çalışan biliminsanları, kuşları yakalayarak beden ağırlığını ve kanat boyutunu ölçüyor (üstte). Fotoğraftaki kuş tartının üzerinde hareketsiz duruyor, çünkü kolibriler sırtüstü yatırıldıklarında geçici bir süre oryantasyonlarını kaybediyor ama ayakları üzerine kalkar kalkmaz etrafta uçmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bu çekimler sırasında hiçbir kuşa zarar verilmedi.

Anand Varma

Çoğu kuş, kanatlarını sadece aşağı doğru çırparak büyük bir güç –bir başka deyişle kaldırma kuvveti– üretiyor. Kolibrinin havada asılı kalma yeteneği, hem aşağı hem de yukarı çırpıldığında kaldırma kuvveti ortaya çıkartan kanat hareketinin simetrisinde yatıyor. Ultrasonik sis makinesiyle havayı puslandıran araştırmacılar, fotoğraftaki Anna kolibrisinin yarım tur kanat çırpması –kanadı 90 derece oynatıp sonra geri çevirmesi– sonucu ortaya çıkardığı hortum benzeri girdapları gözlemleyebiliyor.

Anand Varma

Kolibrileri rüzgâr tüneline salan araştırmacılar, saatte 56 kilometreye varan hızlardaki uçuşlarının mekanizmasını inceliyor. Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünde karagerdanlı kolibriyle yapılan deneyde, havada yapılan kur gösterilerinin kuşun fiziksel yeteneğini gerçek anlamda yansıtıp yansıtmadığı inceleniyor. Bir başka deyişle, dişileri etkilemek için en akrobatik dalışları gerçekleştiren erkek kuşlar aynı zamanda en hızlı uçanlar mı? Kanat hareketini görünür kılmak için fotoğraf çekilirken su buharından sis kullanıldı.

Anand Varma

Anna kolibrisinin çatallı dili yapay nektar içtiği cam şişenin içinden görülüyor. Enerjik uçuşuna yakıt sağlayabilmek için kolibri her gün beden ağırlığından daha fazla nektar tüketiyor. Dili, içme hareketini saniyede 15 kez tekrarlıyor. Kuşların sağlıklı olmasını sağlamak için, esaret altındaki kuşlara verilen yapay nektara, fotoğrafta beyaz benekler olarak görülen protein tozu ve diğer bazı besinler eklendi.

Anand Varma

Kolibriler aç kalmamak için sıklıkla sağanak yağışlara meydan okuyarak nektar topluyor. Fotoğrafta görülen Anna kolibrisi, aynen köpeklerin yaptığı gibi kafasını ve bedenini sallayarak yağmuru üzerinden silkeliyor. UC Berkeley’deki araştırmacılara göre, her dönüş saniyenin dört yüzde biri kadar sürüyor ve kuşun kafasını 34 kat daha fazla çekim kuvvetine maruz bırakıyor. Daha da olağanüstü durum: Kolibriler bunu tünedikleri durumda olduğu gibi uçarken de yapabiliyor.

Anand Varma

Yoğun bitki örtüsü olan yerlerde uçan kolibriler, dalların ve sarmaşıkların arasından dolaşıyor. UC Berkeley’den Marc Badger, bu fotoğrafta görüldüğü gibi kuşları dar aralıklardan geçirerek akrobatik hareketleri laboratuvarında canlandırıyor. Oval biçimli bir delikten geçmek için, Anna kolibrisi yan dönüyor ve kenarlara çarpmamak için kanat çırpışlarını düzenliyor. Bu hareketi tek bir karede yakalamak için, 0,4 saniyelik pozlama sırasında üç kez flaş patlatılmış.

Kolibriler yalnızca Amerika kıtasında yaşıyor. Güney Alaska’dan Tierre del Fuego’ya kadar uzanan bölgede bilinen 340 kadar tür var. Bunların 27 tanesi –oldukça yaygın yakut boyunlu kolibri dahil– Amerika Birleşik Devletleri’nde gözlemlenmiş. Kolibri çeşitliliğinin merkezi, 290 türün alçak kesimlerdeki yağmur ormanları, dağların tepesindeki bulut ormanları ve bu ikisi arasındaki tüm ekosistemlerde yaşadığı kuzey Andlar. En küçükleri ancak iki gram kadar. En büyükleri olan ve Peru ile Şili’de bulunan dev kolibri, 20 gramlık cüssesiyle olaya ağırlığını koyuyor. ABD’de bu ağırlıkta bir zarfın postalanması için tek bir pul yetiyor.

Dünyanın en küçük kuşu olmak, kolibri türlerinin ayırt edici özelliklerinden sadece biri. O, olduğu yerde kanat çırparak 30 saniye kadar havada asılı kalabilen yegâne kuş. “Geri vitesi” olan, yani gerçek anlamda geri doğru uçabilen tek kuş yine o. Yeryüzündeki omurgalı hayvanlar arasında en hızlı metabolizmaya sahip olma rekorunu da ellerinde tutuyorlar. 2013 yılında Toronto Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, kolibriler o kadar çok şeker yakıyor ki, eğer normal bir insan boyutunda olsalardı havada durdukları her dakika için 330 mililitreden fazla gazoz içmek zorunda kalacaklardı.

Bu nedenle nektar dolu çiçeklerin bulunduğu bir alanı kontrol altında tutmak için dalaşa girişmelerine şaşmamak gerek.

Çiçeklerden nektar çeken dili çok özel bir organ. Selofan tabakası gibi kıvrılmış şeffafa yakın iki borudan oluşuyor. Kuş nektar içerken dili hızlı bir şekilde hareket ediyor ve İngiliz doğacı William Charles Linnaeus Martin’in 1852’de belirttiği gibi sıvı, “belki de kılcal çekim yoluyla son hız yok oluyor.”

Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsünde çalışan doktora sonrası araştırmacı Alejandro Rico–Guevara, yemliklerden ve çiçeklerden nektar içen kolibrileri hızlı kamerayla filme aldığında, çatallı dillerinin sert bir pipetten çok bir beyzbol eldivenine benzediğini fark etmiş. Dildeki her iki boru da açılıp saniyenin yüzde biri kadar zamanda nektarı alıyor. Ardından kuş gagasını sıkarak sıvıyı boğazından aşağı itiyor. 19. yüzyılda yaşamış bir biliminsanının ancak tahmin edebildiği durumu, 21. yüzyıla ait bir kamera en ince ayrıntısına kadar ortaya koyuyor.

Kolibri uçuşunu analiz etmeye yönelik ilk girişimin, 1930’ların sonunda Nazi Almanya’sında gerçekleştirildiğine inanılıyor. Nazi Eğitsel Film Dairesi’nden destek alan iki Alman kuşbilimci, bir askeri araştırma enstitüsünden saniyede bin 500 kare kaydeden bir kamera ediniyorlar. Ve bununla Berlin Hayvanat Bahçesi’ndeki iki Güney Amerika kolibri türünü filme alıyorlar. Bonn’daki Alexander Koenig Hayvan Araştırma Müzesi’nin eski kuş küratörü Karl Schuchmann, “Rejim ilk helikopterleri geliştiriyordu,” diyor. “Kuşların havada nasıl asılı kaldıklarını anlamak istemişlerdi.”

Görüntüler kolibrilerin diğer kuşların aksine daha çok arı veya sineğe benzediğini ortaya koyuyor. Çünkü onlar gibi, kanatlarının hem aşağı hem de yukarı vuruşunda taşıma kuvveti üretiyorlar. 1939’da raporlarını yayımlayan kuşbilimciler, kolibrileri Alman Focke–Wulf helikopteriyle kıyaslıyor.

Crawford Greenewalt ise ABD’de, savaş çabalarının diğer tarafında bilime hizmet etmiş bir isim. ABD’nin önderlik ettiği ve ilk nükleer silahları ortaya çıkaran Manhattan Projesi’nde çalışan mühendislerden biri. Alman kuşbilimcilerin raporlarını yayımlamasından on yıl kadar sonra, Greenewalt araştırmalarını onların kaldığı yerden devralıyor. Karısı Margaretta, Delaware’deki evlerinde kuş gözlemine merak salmış ve Greenewalt de kendi deyimiyle “kolibri tutkusunu” ondan kapmış. Çektiği kolibri fotoğrafları ilk kez National Geographic’in Kasım 1960 sayısında yayımlanıyor.

Dönemin hızlı film kameralarından tatmin olmayan Greenewalt kendi kamerasını inşa ediyor. Evde yaptığı bir rüzgâr tüneli içinde kolibri uçuşunu filme alıp, saatte 43 kilometre hızla uçmalarını görüntülüyor. Kuşlar havada asılı kalma pozisyonundan uçuşa geçtiklerinde, kanat yüzeylerinin yataydan dikeye dönerek itkilerini yönlendirdiğini belgeliyor.

Yeni görüntüler çığır açıcı olsa da kolibrilerin kanatlarını nasıl bu kadar hızlı çırptıklarının gizemini çözemiyor. Normalde bir kas ne kadar hızlı kasılırsa o kadar az güç ortaya çıkarıyor. Öyleyse kolibriler havada asılı kalmak için gerekli enerjiyi nasıl üretiyor?

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Anand Varma

Küba’daki erkek arı kolibrilerinin çiftleşme gösterisi üzerinde çalışan biliminsanları, kuşları yakalayarak beden ağırlığını ve kanat boyutunu ölçüyor (üstte). Fotoğraftaki kuş tartının üzerinde hareketsiz duruyor, çünkü kolibriler sırtüstü yatırıldıklarında geçici bir süre oryantasyonlarını kaybediyor ama ayakları üzerine kalkar kalkmaz etrafta uçmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bu çekimler sırasında hiçbir kuşa zarar verilmedi.

Anand Varma

Çoğu kuş, kanatlarını sadece aşağı doğru çırparak büyük bir güç –bir başka deyişle kaldırma kuvveti– üretiyor. Kolibrinin havada asılı kalma yeteneği, hem aşağı hem de yukarı çırpıldığında kaldırma kuvveti ortaya çıkartan kanat hareketinin simetrisinde yatıyor. Ultrasonik sis makinesiyle havayı puslandıran araştırmacılar, fotoğraftaki Anna kolibrisinin yarım tur kanat çırpması –kanadı 90 derece oynatıp sonra geri çevirmesi– sonucu ortaya çıkardığı hortum benzeri girdapları gözlemleyebiliyor.

Anand Varma

Kolibrileri rüzgâr tüneline salan araştırmacılar, saatte 56 kilometreye varan hızlardaki uçuşlarının mekanizmasını inceliyor. Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünde karagerdanlı kolibriyle yapılan deneyde, havada yapılan kur gösterilerinin kuşun fiziksel yeteneğini gerçek anlamda yansıtıp yansıtmadığı inceleniyor. Bir başka deyişle, dişileri etkilemek için en akrobatik dalışları gerçekleştiren erkek kuşlar aynı zamanda en hızlı uçanlar mı? Kanat hareketini görünür kılmak için fotoğraf çekilirken su buharından sis kullanıldı.

Anand Varma

Anna kolibrisinin çatallı dili yapay nektar içtiği cam şişenin içinden görülüyor. Enerjik uçuşuna yakıt sağlayabilmek için kolibri her gün beden ağırlığından daha fazla nektar tüketiyor. Dili, içme hareketini saniyede 15 kez tekrarlıyor. Kuşların sağlıklı olmasını sağlamak için, esaret altındaki kuşlara verilen yapay nektara, fotoğrafta beyaz benekler olarak görülen protein tozu ve diğer bazı besinler eklendi.

Anand Varma

Kolibriler aç kalmamak için sıklıkla sağanak yağışlara meydan okuyarak nektar topluyor. Fotoğrafta görülen Anna kolibrisi, aynen köpeklerin yaptığı gibi kafasını ve bedenini sallayarak yağmuru üzerinden silkeliyor. UC Berkeley’deki araştırmacılara göre, her dönüş saniyenin dört yüzde biri kadar sürüyor ve kuşun kafasını 34 kat daha fazla çekim kuvvetine maruz bırakıyor. Daha da olağanüstü durum: Kolibriler bunu tünedikleri durumda olduğu gibi uçarken de yapabiliyor.

Anand Varma

Yoğun bitki örtüsü olan yerlerde uçan kolibriler, dalların ve sarmaşıkların arasından dolaşıyor. UC Berkeley’den Marc Badger, bu fotoğrafta görüldüğü gibi kuşları dar aralıklardan geçirerek akrobatik hareketleri laboratuvarında canlandırıyor. Oval biçimli bir delikten geçmek için, Anna kolibrisi yan dönüyor ve kenarlara çarpmamak için kanat çırpışlarını düzenliyor. Bu hareketi tek bir karede yakalamak için, 0,4 saniyelik pozlama sırasında üç kez flaş patlatılmış.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA