KASIM SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Gecenin Kanatları

Virginia Morell

Anand Varma

29.6.2018

 

Gecenin Kanatları

Yünlü yalancı vampir yarasalardan biri, ay ışığıyla aydınlanan gecenin içinde ilerliyor. Görevi akşam yemeği bulmak. Meksika’nın Yucatán Yarımadası’nda kemirgenler ve diğer küçük canlılar için, etçil yarasaların av arayışıyla tüneklerinden çıktığı gece saatleri özellikle tehlikeli oluyor.

Maya tapınağının taşla örülü soğuk tavanından yünlü, gri birer meyve gibi sarkıyor, kafa lambalarımızın kırmızı ışığında altın gibi parlayan gözlerle bizi izliyorlar.

Bu keskin dişli aç yarasaların şeffaf denebilecek uzun kulakları ve burunlarının üzerinde de mızrak biçimli bir burun yaprağı –yarasaların ekolokasyon, yani yankı ile yön bulmak için kullandıkları çıkıntı– var. Kırışık suratları kurtları andırıyor.

Bağımsız Meksika Üniversitesi’nden uçan memeliler konusunda ülkenin önde gelen uzmanı Rodrigo Medellín, Yucatán Yarımadası’nda, Calakmul Biyosfer Koruma Alanı’nın hemen dışında yaşayan bu gizemli yarasaların –diğer bazı türlerin aksine– sayıları binleri bulan kalabalıklar hâlinde yaşamadıklarını söylüyor. “Hep küçük gruplar hâlindeler –birbirlerini koruyup kolluyorlar,” diyor.

Medellín, kelebek yakalama ağını altı yarasadan birine doğru savurup yakalıyor onu. Hayvanı tuttuğu eline deri eldiven giymiş; böylelikle hem onu şirin ve okşanası gösteren kabarık, yumuşak kürkünü, hem de bunun tam aksi bir görüntü çizen çıkıntılı burnu ve keskin dişlerini inceleyebiliyoruz. Bu bir dişi ve tepkisini bize doğru dişlerini birbirine vurarak gösteriyor. Medellín, yavaşça kanatlarından birini açarak yarasanın, ucu kanadın kenarından dışarı kıvrılan başparmağını gösteriyor. Hançer biçiminde –ve keskinliğinde– dikkat çekici bir tırnağı var.

“Avlarını bununla kıstırıyorlar,” diyor. Bu gece avcılarının sinek gibi küçük avların peşinde olmadığını bu silahın boyutundan anlıyorsunuz –onlar kemirgenlerin, ötücü kuşların ve hatta diğer yarasaların peşinde.


Kafeste tutulan hayalet yarasanın hedefinde masadaki yaprak yığınının üzerinde duran fare var. Meksika’daki bu etçil yarasaları inceleyen biliminsanları henüz onları doğada avlarını yakalarken görmüş değil, bu nedenle videolarını çekiyor ve avlanmaya ilişkin sesleri kaydediyorlar. Bu kontrollü avı ngm.com/Jul2018 adresindeki videoda izleyebilirsiniz.

Gerçek vampir yarasaların yaptığı gibi hayvanların kanını içmedikleri için yalancı vampir yarasa adıyla bilinen bu etobur yarasalar, tropikal kuşak boyunca görülebiliyor; ancak sayıca azlar. Diğer omurgalıları yiyen yarasalar, tüm yarasa türlerinin yüzde birinden azını oluşturuyor.

Güney Meksika’dan Bolivya ve Brezilya’ya kadar görülen iki tür var: yünlü yalancı vampir yarasa (Chrotopterus auritus; Maya tapınağındakiler) ve Linnaeus yalancı vampir yarasası adıyla da bilinen hayalet yarasa (Vampyrum spectrum). İlki Paraguay ve Arjantin’in bazı bölgelerine kadar güneye yayılıyor. İkincisi, bir metreyi bulabilen kanat açıklığıyla Yeni Dünya yarasalarının en büyüğü. Yaşam alanları olan yağmur ormanlarının tehdit altında olması Meksika’nın yarasalarını zora sokuyor –ve davranışlarını anlamaya yönelik çalışmalara aciliyet kazandırıyor.

Yünlü yalancı vampir yarasalar hakkında bilinenler oldukça az, bu nedenle Medellín altısını da yakalıyor ve yumuşak, beyaz pamuk torbaları içinde tapınağın dışına çıkarıyor ve onları tartıp ölçüyor. Dördü erkek; biri gebe olan diğer ikisiyse dişi. Yarasaların birbirleriyle ilişkisi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen araştırmacılar, gen analizi için laboratuvara göndermek üzere her yarasanın kanadından küçücük bir deri örneği alıyor. Yarasalardan üçünün (gebe olan dişi dahil) sırtına, avlanma alışkanlıkları hakkında bilgi edinmek üzere küçük GPS izleme cihazları takılıyor.


Bir hayalet yarasa araştırmacılardan birini eldivenin üzerinden ısırıyor. Bu yarasalar yaklaşık 170 gram ağırlığında ve açıklığı bir metreye varan incecik kanatlara sahipler. Başparmaklarındaki kanca biçimli keskin tırnakları avlarına geçiriyorlar.

Yarasaların bulunduğu alanda bir fare ölüsü yarısı yenmiş hâlde yerde yatıyor. “Şuna bak –taze bir yemek, olasılıkla gecenin son avıydı,” diyor Medellín. “Bazı avlarını dışarıda yediklerini, doydukları zaman da son avlarını eve götürdüklerini düşünüyoruz.” Bu son av, genellikle, emziren anneler gibi avlanamayacak durumdaki yarasalara gidiyor. “Tünekten ne zaman ayrıldıklarını, nereye gittiklerini, kimin kimi beslediğini ve kiminle dolaştığını öğrenmek istiyoruz,” diyor.

Yarasaların beslenme alışkanlıkları hakkındaki ipuçları, tapınakta bulunan yemek artıkları ve dışkılardan ediniliyor. “Baksanıza,” diye sesleniyor yine Medellín, yavru bir farenin çürümekte olan küçük cesedini tutarak. “Tamamını yememiş olmalarına şaşırdım, çünkü genelde her tarafını yerler –hatta bazen kemiklerini, tırnaklarını ve kuyruğunu bile.” Kanatlarını bıraktıkları sarı bir kelebeği, bir ağustosböceğini ve bir de, kızıl tüy öbeğine bakılırsa olasılıkla ağaçtırmaşıkları (Dendrocolaptinae) altailesinden bir kuşu yemişler. “Başka yarasaların kanatlarını buluyoruz sık sık.” Kolay bulunmayan, nadir görülen bir türü ise özellikle çok tüketiyorlar. Medellín şimdilerde yünlü yalancı vampir yarasaların bu türü neden bu kadar sevdiklerini ve onları nasıl bulduklarını araştırıyor.

Medellín’e göre yünlü yarasalar ile hayalet yarasaların, Mayaların yaratılış destanı Popol Vuh’ta anlatılan yarasalar olma olasılığı yüksek. Bu öyküde, ikiz Maya kahramanları bir “yarasa evine” –Mayaların Camazotz adını verdiği ölüm yarasalarıyla dolu bir mağaraya– koyulur. Yarasaların, insanları ve hayvanları öldürdükleri, bıçak gibi bir burunları vardır. İkizler korunmak için üfleyerek ok attıkları boruların içine kıvrılırlar; yarasalarsa gece boyunca onları taciz edip dehşet saçar. Şafak sökmeye yaklaşırken, ikizlerden biri dışarı çıkmak için güvenli olup olmadığını görmek üzere etrafı kolaçan edeceğini söyler. Başını dışarı uzatır uzatmaz da bir Camazotz kafasını koparır.

“Bu yarasalar da aynı şeyi yapıyor,” diyor Medellín. “Avlarını taciz ediyor, yarı açık kanatlarla üzerlerine biniyor, başparmaklarındaki tırnaklarıyla kıstırıyor ve avlarına, başın arkasından ya da üstünden ölümcül bir ısırık atıyorlar. Camazotz bir hayal ürünü değil yani.”


Biyolog Rodrigo Medellín (soldaki) ve araştırmacı Ivar Vleut, bir yünlü yarasadan topladıkları veri ve genetik örnekleri aldıktan sonra onu mağarasına geri bırakacak. GPS cihazları biliminsanlarının yarasaların avlanmak için tercih ettiği doğal yaşam alanları hakkında bilgi edinmelerine yardımcı oluyor.

Kurtlar, aslanlar, çoğu kuş türü, bazı deniz memelileri, böcekler ve aralarında bizim de bulunduğumuz primatlar gibi, yünlü yarasalar ve hayalet yarasalar da yiyeceklerini paylaşıyor, ancak yalnızca tünek arkadaşlarıyla. Biliminsanları yiyecek paylaşımını bir özgecilik göstergesi olarak değerlendiriyor, ancak bu davranış en çok birbiriyle yakın akraba olan hayvanlar arasında görülüyor. Böyle olduğunda da yüce gönüllülükten çok, yakın genetik ilişkiye işaret ediyor. İnsanların sıkça yaptığı gibi, kendi genetik akrabalarının dışındakilere yiyeceğini vermek, diğer türlerde ender rastlanan bir durum. Medellín ve öğrencilerinin yünlü yarasalar arasındaki genetik ilişkileri açıklığa kavuşturmak isteme nedenlerinden biri de bu. Yarasaların avladıkları hayvanları tapınaktaki tüneklerine taşıdığını biliyorlar. “İşte bu da kişiliklerinin yumuşak yanı,” diyor Medellín; ama hangilerinin ikram eden, hangilerinin alıcı olduğundan henüz emin değiller. Besleme anlarını kaydetmek üzere Medellín’in doktora üstü araştırma asistanı Ivar Vleut tarafından tüneklere yerleştirilen video kayıt cihazları sayesinde bu konuda yanıtlara ulaşmayı umuyorlar.

Vleut, yiyecek paylaşma videolarından bazılarını dizüstü bilgisayarında bana izletiyor. “Şurada anne ile yavrusunun asılı durduğunu görebilirsin, şimdi de başka bir yarasa bir fare getiriyor,” diyor. Yarasa (olasılıkla erkeklerden biri) içeri uçuyor ve tavan kirişlerinden birini ayaklarıyla tutup dişinin yakınlarına tünüyor. Baş aşağı asılı duran dişi, yavru kuşların anne babalarından yiyecek isterken yaptıkları gibi, kürklü kollarını ona doğru sallıyor. Avı ısırıp avcıdan alıyor; farenin kafası zaten yok, büyük olasılıkla erkek onu yemiş bile. Farenin gövdesini boynundan tutup iştahla çiğniyor ve yere düşen kuyruk hariç hepsini silip süpürüyor. Avcı yarasaysa dişinin yanında tünemiş, sakince yalanarak kanatlarını düzeltiyor. “Olağan davranışları bu,” diyor Vleut. “Geri döndüklerinde genelde tok, doyasıya yemiş görünüyorlar. İşte bu nedenle önce bir süre avlandıklarını, son yakaladıklarını da paylaşmak üzere tüneğe getirdiklerini düşünüyoruz.”


Hormiguero arkeolojik alanındaki bir tapınağın kalıntılarına, akşam yemeği için avlanmaktan dönen bir yünlü yalancı vampir yarasanın gölgesi düşmüş. Yarasalar, gruplarının –yavrulamış dişiler gibi– avlanamayan üyelerine yiyecek getirebiliyor.

Biliminsanları henüz yarasaları doğada avlanırken görmüş değil, ama iki yünlü yalancı vampir yarasa erkeğini iki hafta boyunca kendi otel odasında tutan ve saldığı fareleri avlamalarına izin veren Medellín sayesinde kullandıkları teknik hakkında fikir edinmişler. Medellín etrafa bu kemirgenlerin hışırdatarak aralarında dolaştıkları yapraklar serpiştirmiş. Avlarını tespit etmek için devasa kulaklarını çanak anten gibi döndüren yarasalar bu hışırtıları hemen fark etmiş. “Yarasalar kafesin içine uçup tellere ya da bir dala asıldılar,” diyor Medellín. “Orada öylece, hiç kıpırdamadan durdular. Ama farelerin ufacık bile olsa bir ses çıkardıklarını duyar duymaz üzerlerine çullandılar.”

Medellín, doğadaki yünlü yarasaların avlanırken ağaçlara asılıp, kemirgen ya da sürüngenlerin sağa sola seğirtirken çıkardığı ayak seslerini ya da başka bir yarasanın kanat çırpışını dinlediğini tahmin ediyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA