EYLÜL SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Latinleşen Amerika

Héctor Tobar

2.7.2018

 

Latinleşen Amerika

Kaliforniya Whittier Üniversitesi’nde, Palmer Society adlı kampüs içi kadın topluluğunun üyeleri mezuniyetlerini kutluyor. Mezunları arasında Richard Nixon’ın da yer aldığı bu okul bugün ABD’nin etnik çeşitliliği en yüksek üniversiteleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Whittier kenti ise ağırlıklı olarak Latinlerden oluşuyor ve refah seviyesi giderek yükseliyor.

ABD’deki Latinler ülkenin geleceğini nasıl şekillendiriyor?

Ismael Fernandez upuzun şerbetçiotları ve yonca tarlalarının ortasında, bin 700 kişinin yaşadığı Wilder’da (Idaho) büyümüş. Vietnam Savaşı gazisi olan büyükbabasının bir zamanlar pancar ve soğan topladığı araziye kurulmuş evde büyükanne ve büyükbabasıyla yaşamış.

19 yaşına geldiğinde kent konseyine seçilmiş Fernandez. 2015’te göreve başladığı ilk gün, Wilder Kent Meclisi’ndeki kürsüye çıkmış ve diğer dört konsey üyesinin yanına oturmuş. Yerel bir muhabir başka kimsenin fark etmediği bir ayrıntıyı, konsey üyelerinin adlarının yer aldığı kartların beşinde de İspanyolca soyadların yer aldığını fark etmiş: Almazan, Rivera, Godina, Garcia, Fernandez. Nüfusun %82’sinin Hispanik olmayan beyazlardan oluştuğu bir eyalet olan Idaho’da, seçmenlerin ilk defa bütünüyle Latin Amerika kökenlilerden oluşan bir kent konseyi seçtiği haberi kısa sürede ülke geneline yayılmış.

1996’da, kökleri Meksika’ya dayanan tarım işçisi bir ailenin çocuğu olarak doğan Fernandez, insanların onu Latin diye tanımladığını duyarak büyümüş. Bu terim, 20. yüzyılın ikinci yarısında yaygınlaştı ve farklı etnik kimlikler taşıyan Hispanik kökenli halkları tek bir grup hâlinde tanımlamak için kullanılır oldu: Küba ve Guatemalalı göçmenler, kökleri Porto Riko ya da Peru’ya uzanan ABD doğumlu vatandaşlar ve daha pek çokları.

Fernandez, kent dışından gelen bazı muhabirlere “Wilder hem küçük, hem de sessiz bir kent,” diye anlatıyor. “Sabahın erken saatlerinde de, akşamın geç saatlerinde de... Kuzey, güney, doğu, batı, ne yöne giderseniz gidin, tarlaları ve (…) çalışan insanları görürsünüz. Çoğu Latin, çoğu da Meksika kökenlidir.”

Şimdilerde nüfusunun dörtte üçü Latinlerden oluşan Wilder, ülke genelinde yükselen Latin etkisinin beklenmedik bir simgesine dönüşmüş. ABD’nin geri kalanı da Wilder’a giderek daha çok benziyor. ABD Nüfus Sayım Bürosu’na göre ülkedeki Latin nüfus, 1970’ten bu yana altı kat arttı ve 2016’da tahminen 57,4 milyona, yani toplam nüfusun yaklaşık yüzde 18’ine ulaştı. Diğer pek çok yerde de kent sakinleri, topluluklarının önceki nesillerin dönemine oranla farklı bir “his verdiğini” dile getiriyor; çoğu yerde de bunun nedeni Latinler. Ülkedeki demografik değişimlerde Latinler diğer tüm gruplardan daha fazla paya sahip.


Babasının Meksika’nın Nayarit eyaletinden getirdiği bir şapkayı takan Elvis Navarrete, soğan tarlasında yabani ot arayarak yürüyor. Wilder’a göçmen tarım işçisi olarak gelenlerin çocukları da günümüzde aynı tarlalarda çalışıyor –ancak onlar açısından bu, yazın harçlıklarını çıkarmak için yaptıkları bir iş yalnızca.

Bu artış nedeniyle ABD bu yüzyılın ortasından itibaren hiçbir etnik grubun çoğunlukta olmadığı bir ülkeye dönüşecek. Ülkenin demografik yapısının bu çapta yeniden biçimlenişi, beyazları çeşitliliğin arttığı söz konusu yeni ABD’nin mağdurları gibi resmeden bazı fırsatçı politikacılar ve medya yorumcularının da alevlendirilmesinde rol oynadığı bir öfke ve çatışma hâlini tetikledi. Bu eleştiriyi dile getirenler (aralarında Başkan Donald Trump da var) birçok kez Latinleri şiddet yanlısı çete üyeleri, İngilizce öğrenmeye niyetsiz, başkalarının işlerini çalan ve ABD’ye gelip, doğuştan ABD vatandaşı sayılan çocuklar doğuran kayıtsız göçmenler olarak yaftaladı. (Bu çocukların ebeveynlerine ülkede kalma hakkı sağlamaları için dünyaya getirildiklerini düşünen insanlar onları “çıpa bebek” diye adlandırıyor.) Göçmenlere –ABD’deki tahmini 11 milyon kayıtsız göçmenin çoğu Latin– yönelik öfke, Trump’ı Beyaz Saray’a taşıyan siyasi değişimlerin tetiklenmesinde rol oynadı.

Wilder’daki çoğu Latin, size beyaz komşularıyla hep iyi geçindiklerini anlatacaktır. Trump’ın 2016’da seçilmesinden bu yana da pek bir şeyin değişmediğini söylüyorlar. Meksika kökenliler burada sevilip sayılıyor, çünkü çiftçiliğe dayalı ekonomi onlar olmadan ayakta kalamaz.

40 yaşındaki Adrián González, “Burası Meksikalıların kenti olarak bilindi hep,” diyor, Wilder’da, V biçimli çubuklara sarılmış şerbetçiotu bağlarının kapladığı tarlanın yakınındaki bahçesinde. Teksas’ta doğmuş; evde İspanyolca, okulda İngilizce konuşarak büyümüş ve tarlalarda çalışan Meksika kökenli Amerikalı akrabalarının yanına, Idaho’ya gelmiş: “Soğan toplar, mısır püskülü ayıklar, şekerpancarı tarlalarında seyreltme yapardık.”

Benzer bir işçi gereksinimi ülkenin her yanındaki kırsal bölgelerde demografik yapı ve kültürü yeniden biçimlendiriyor. Miami, New York, Houston, Şikago ve Los Angeles gibi büyük kentler de şimdilerde geniş bir ekonomik sınıf yelpazesine yayılan ve –Wilder’da olduğu gibi– yaşadıkları topluluklara liderlik eden milyonlarca Latin’e mesken olmuş.

Ben de Guatemalalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak, günümüzde en büyük etnik grubu Latinlerin oluşturduğu Los Angeles’ta büyüdüm. Kentin Latin kökenli sakinleri de –Wilder’dakiler gibi– anadilleri İngilizce olsa da konuşmalarını İspanyolca sözcüklerle çeşnilendiriyor. Fasulye ve mısır masasıyla ev yemekleri yapıyor, kilisede Dios’a dua ediyor ve kızlarına mija (“kızım” anlamındaki mi hijanın kısa söylenişi) diye sesleniyorlar.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Törensel danslar, Anahuacalmecac Uluslararası Üniversite Hazırlık Okulu’nun Los Angeles kent merkezindeki mezuniyet kutlamalarının bir parçası. K–12 düzeyindeki özel izinli bu devlet okulu, Yerli halka özgü kültür öğretimini öne çıkarıyor. Öğrenciler, İngilizce ve İspanyolca’nın yanı sıra Nahuatl (Aztek) dilini de öğreniyor. Matematik derslerinde "nepohualtzintzin" adlı geleneksel bir hesaplama sistemi de öğretiliyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Hayırsever çift Rebecca (ortadaki) ve cerrah Richard Zapanta (soldaki), Los Angeles Çocuk Hastanesi’ne destek veren yardım vakfı Los Compadres’i kurmuş. Her yıl, ağır hastalar için yapılan etkinliklere, çoğunlukla da kız çocuklarının 15. yaş günü için yapılan "quinceañeras" gibi yaş dönümü partilerine destek oluyorlar.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

La Puente’deki (Kaliforniya) ilk komünyon törenleri için yapılan uzun ayin boyunca oturan küçük kızlar, sonunda dışarıda oynayabilmenin tadını çıkarıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Latinlerin yarıya yakını kendilerini Roma Katoliği, beşte biri ise Evanjelist Protestan olarak tanımlıyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Mariachi Negrete grubu Compton’da (Kaliforniya) bir doğumgünü partisinde müzik yapıyor. Meksika’nın Michoacàn eyaletinden Guillermo Negrete’nin kurduğu, şimdiyse oğlu Rodrigo’nun yönettiği grup, yirmi yıldır birlikte çalıyor. Bazı günler Los Angeles bölgesinde birden fazla ev partisinde sahne aldıkları oluyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Laura Sermeño ve oğlu, annenin "cuarentena"sını –kırkının çıkması– kutluyor. Latin Amerika genelinde yaygın olan gelenekte anne, doğumu izleyen kırk gün boyunca yakınlarının bakımı altında dinleniyor. Kırk çıkarmada anne ve bebek çeşitli bitkilerin koyulduğu suyla yıkanıyor; kutlama bir masajla son buluyor.

Los Angeles’taki Latinler de oy kullanıyor ve göçmenleri savunan temsilciler seçerek (bir zamanlar Ronald Reagan gibi bir Cumhuriyetçiyi vali seçmiş bir eyalet olan) Kaliforniya’nın, ABD’nin 50 eyaletinin en Demokrat Parti yanlısı olanlarından biri hâline gelmesinde rol oynuyor. Los Angeles’ın belediye başkanı da, yasama organının her iki meclisinin liderleri de Latin Amerika kökenli. Onyıllar içinde Cinco de Mayo (İspanyolca’da “5 Mayıs” anlamına gelen, Meksika’nın Fransa’ya karşı elde ettiği zaferin kutlandığı bayrama verilen ad) gibi geleneklerin Garden City (Kansas), Lexington (Nebraska) ve Wilder (Idaho) gibi merkezi kentlere kadar, tüm ülkeye yayılmasına tanıklık ettim.

Wilder kent konseyi, kent meclisi olarak kullanılan eski bir banka binasında toplanıyor. Konsey üyeleri, kültürel kimlik sorunları konusunda neredeyse hiç tartışma yaşanmadığını söylüyorlar.

Babasının yanında Idaho tarlalarında çalışarak büyümüş bir kuaför olan Belediye Başkanı Alicia Almazan, “İnsanlar bana ‘Bir Hispanik olarak Hispaniklere nasıl yardımlarda bulunacaksınız?’ diye soruyor,” diyor. “Bizim meselemiz bu değil.” Tüm Wilder sakinlerine yardımcı olmayı misyon edindiğini anlatıyor Almazan.

Ama Almazan kültürel mirasıyla da gurur duyuyor. İspanyolca konuşan babası ona “ne olursa olsun kendisini savunmayı ve asla geri adım atmamayı” öğretmiş. Babasından İspanyolca duyduğu bir cümleyi tekrarlıyor: “Nunca se va a rajar, ninguno de mis hijos.” Benim çocuklarım asla yılmaz, hem de hiçbiri.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diğer birçok yer gibi Idaho’nun batısı da kültürlerin buluşma noktası. Soyadları İspanyolca olup, Meksika ve Güney Teksas’tan yola çıkıp Wilder’a yerleşenler, buraya büyük kalabalıklar hâlinde ilk kez 20. yüzyılın ikinci yarısında gelmişler. Mevsimlik göçmen işçilerin izlediği yolları izliyorlarmış ve her yıl kar yağmaya başlayınca çoğu geri dönüyormuş. Küçük bir bölümünün kalmaya karar vermesiyle de yerel bir Latin toplumu biçimlenmiş.

Kırk yaşındaki Alejandro Bravo, “Çok üşüyorduk. Karavanda yaşıyorduk, ısıtma sistemi yoktu ve oğlumuz daha bebekti,” diye anlatıyor ailesiyle Wilder’da geçirdiği ilk kışı. Bravo, hafta içi tam zamanlı olarak yerel bir çiftçinin yanında çalışmanın yanı sıra, hafta sonları da Wilder’daki Metodist Kilisesi’nde İspanyolca yapılan ayine papaz olarak önderlik ediyor. Guadalajara’dan (Meksika) Idaho’ya uzanan yolculuğunda aldığı dersler vaazlarına yansıyor. “Suffrimos, batallamos,” diyor. Acı çektik, savaş verdik.

ABD’nin ana etnik ve ırksal kimlikleri –beyaz, siyahi, Asyalı, Amerika Yerlisi– içinde tanımlanması en zor olanı Latinler. Afrikalı, Orta Amerikalı, Asyalı ya da beyaz olabiliyorlar. Aralarında Evanjelistler, Roma Katolikleri ve Museviler var. Ben Maya Yerlilerinin mirasını taşıyorum ama 50 yaşın üzerindeki pek çok Latin gibi benim de doğum belgemin ırk hanesinde “beyaz” yazıyor.

“Latin” her şeyden çok, sizi kökleri güneyde bir yerlerde olan diğer insanlara bağlayan bir öykünün parçası olduğunuz anlamına geliyor: Örneğin Ekvador veya El Salvador. Ya da belki New Mexico’daki Española gibi İspanyollar tarafından kurulmuş eski bir Güneybatı ABD kenti. Bu öyküde, bir göçmenin iş ve imkân arayışıyla yaptığı yolculuğun da yer bulacağı neredeyse kesin.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Törensel danslar, Anahuacalmecac Uluslararası Üniversite Hazırlık Okulu’nun Los Angeles kent merkezindeki mezuniyet kutlamalarının bir parçası. K–12 düzeyindeki özel izinli bu devlet okulu, Yerli halka özgü kültür öğretimini öne çıkarıyor. Öğrenciler, İngilizce ve İspanyolca’nın yanı sıra Nahuatl (Aztek) dilini de öğreniyor. Matematik derslerinde "nepohualtzintzin" adlı geleneksel bir hesaplama sistemi de öğretiliyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Hayırsever çift Rebecca (ortadaki) ve cerrah Richard Zapanta (soldaki), Los Angeles Çocuk Hastanesi’ne destek veren yardım vakfı Los Compadres’i kurmuş. Her yıl, ağır hastalar için yapılan etkinliklere, çoğunlukla da kız çocuklarının 15. yaş günü için yapılan "quinceañeras" gibi yaş dönümü partilerine destek oluyorlar.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

La Puente’deki (Kaliforniya) ilk komünyon törenleri için yapılan uzun ayin boyunca oturan küçük kızlar, sonunda dışarıda oynayabilmenin tadını çıkarıyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Latinlerin yarıya yakını kendilerini Roma Katoliği, beşte biri ise Evanjelist Protestan olarak tanımlıyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Mariachi Negrete grubu Compton’da (Kaliforniya) bir doğumgünü partisinde müzik yapıyor. Meksika’nın Michoacàn eyaletinden Guillermo Negrete’nin kurduğu, şimdiyse oğlu Rodrigo’nun yönettiği grup, yirmi yıldır birlikte çalıyor. Bazı günler Los Angeles bölgesinde birden fazla ev partisinde sahne aldıkları oluyor.

Karla Gachet ve Ivan Kashinsky

Laura Sermeño ve oğlu, annenin "cuarentena"sını –kırkının çıkması– kutluyor. Latin Amerika genelinde yaygın olan gelenekte anne, doğumu izleyen kırk gün boyunca yakınlarının bakımı altında dinleniyor. Kırk çıkarmada anne ve bebek çeşitli bitkilerin koyulduğu suyla yıkanıyor; kutlama bir masajla son buluyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA